{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2021/1283 - 2023/1766<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2021/1283 \t\t                                        ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2023/1766<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/05/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2018/790 E 2021/307 K<br><br>DAVACI\t:    <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 21/12/2023<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 17/01/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili, müvekkilinin 09/07/2013 tarihinde  ... plaka nolu ... marka karat tipi otobüsü davalı ....A.Ş. 'den satın aldığını, aracı satın alırken ...'tan kredi kullandığını, satıma konu aracın gerçekte yapılan tanıtım ve reklamlara uymadığını, gizli ayıpların bulunduğunu, 3 kez üretici ....AŞ. tarafından motorunun değiştiğini, birçok kez arıza yaptığını, toplamda 50 kezden fazla servise girdiğini, gizli ayıpların bulunduğunu, davalı satıcı şirketin aracın vasıfları hakkında yanlış bilgilendirdiğini belirterek aracın davalı şirkete iadesine, araç bedeli olan 430.000-TL nin davalılardan müteselsilen tahsiline, aracın ayıplı olması ve diğer satın alacakların yanıltılmaması bakımından ülkede yayınlanan trajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, ayıp bakımından ihbar sürelerinin geçtiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece; davacıya söz konusu otobüs 09/07/2013 tarihinde satımı yapılarak teslim edilmiş olup, 14/12/2013 tarihinde ilk motor arızası ile araç servise getirilmiş ve aracın motoru tamir edilerek tekrar takılmış, aracın ikinci arızası ise 18/12/2014 tarihinde olup ....A.Ş.  tarafından bu arıza garanti dışı kabul edilmesine rağmen aracın motoru yeni motor ile değiştirilmiş,  bu dava ise 19/11/2015 tarihinde açıldığı, her ne kadar bilirkişiler raporlarında ayıbın gizli ayıp olduğu belirtmiş ve süresinde de yapılan tamirlerden dolayı ayıp ihbarında bulunulmuş ise de; yukarıda belirtilen ihtilafta uygulanması gerekli Türk Borçlar Kanununun 231.maddesine göre ayıptan dolayı açılacak davaların aracın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, aracın satımı yapılıp, tesliminden sonra iki yıldan fazla sürenin geçtiği, bu arada da Türk Borçlar Kanununun 154.maddesine göre zamanaşımını kesen bir işlemin olmadığı kanaatine varılmakla açılan davanın zamanaşımının geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili; dava konusu araç dahil o tarihte sattığı bütün araçların imalat hatalı olduğunu bile bile bu hususu alıcılardan saklayarak, ayıplar ortaya çıktıktan sonra da sürekli tamirlerle geçiştirip, kilometreleriyle oynayıp kilometre garantisinden çıkarmak için hileli davranışlarda bulunmak suretiyle sürekli müvekkilini oyalama yoluna gitmiş ve kötü niyetli satıcı olduğunu ortaya koyduğunu, MK 2. Maddesi ile MK. 3. Maddesine aykırı hareket ederek kötü niyetli davranan karşı taraf, iyi niyet iddiasında bulunamayacağı gibi, dürüstlük ilkesi gereğince 2 yıllık zamanaşımından da yararlanamayacağını, belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık;  dava konusu araçtaki ayıbın, hileli ayıp olduğu konusunda bir tespitin yapılıp yapılmadığı, varılacak sonuca göre,  özellikle ayıbın hileli olup olmadığı konusunda rapor alınmasının gerekip gerekmediği ve dava zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince  ayıplı araç satışına dayalı araç  bedelinin  iadesi  istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Öncelikle uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır.<br>Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır.  Düzenleme “Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.  Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur” şeklindedir.<br>Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.<br>Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir.<br> Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK  23’de  malın muayene ve ihbar yükümlülüğü düzenlenmiştir. Eğer alıcı iğfal edilmiş ise  yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı gibi 231. maddesine göre 2 yıllık zamanaşımı süresinden de yararlanamayacaktır.<br>Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde ise alıcı TBK’nın 227. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanabilecektir. <br>Alıcının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması halinde TBK’nın 229. maddesi uyarınca, alıcı satıcıdan, ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi, satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi, ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesini isteyebileceği gibi ayrıca satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür.<br>Buna göre dosya içeriği ve toplanan delillerden dava konusu aracın 09/07/2013  tarihinde davacı tarafça satın alındığı, iş emirleri, servis bakım kayıtları incelendiğinde aracın üç kez motorunun değiştiği  ilk revizyon işlemi yapılan motor araca 29/01/2014 tarihinde araç 75.122 km de iken takıldığı, ikinci arıza 18/12/2014 tarihinde 151.751 km de iken oluşan motor arızası garanti dışı kabul edilerek ancak mağduriyet yaşanmaması için iyi niyet çerçevesinde değiştirildiği,   üçüncü kez 16/02/2018  tarihinde 498.097 km oluşan arıza ile motor arızası davalı tarafından tamir edilerek giderilmediği ancak motor değişimi yapıldığı davanın ise 27/10/2015 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>Bu ilkeler gereğince her kim, alıcının sözleşme yapılırken ayıpları henüz bilmeyeceği ve yalnız bu nedenden onun için zarar verici olan tekeffül görevinin kaldırılmasına razı olacağı üzerine spekülasyon yaparsa, hileli davranıyor demektir. Satıcının hilesi durumunda, tekeffül borcunu sınırlayan ya da kaldıran sözleşme kayıtları sonuç doğurmaz.<br>Sorumsuzluk anlaşmasına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 115. maddesi, satıcının ayıptan sorumluluğunu kaldıran anlaşmalarda da uygulanır. Bu nedenle ayıplı mal tesliminde ağır ihmali bulunan satıcı, sorumsuzluk anlaşmasından yararlanamaz. Bu duruma göre, satıcının sadece ayıbı hile ile gizlemiş olması durumunda değil, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu sayıldığı her durumda sorumsuzluk anlaşması geçersiz sayılır.<br>Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değildir. Fakat onları meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir . <br> 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 225. maddesine göre,  alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.<br>Bile bile aldatma yani hile varsa satıcı ne tam zamanında ayıpların ihbar edilmediğine ne de kısa zamanaşımı süresine dayanabilir.<br>Bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. ve 147. maddeleri uygulanır. Hileli davranış, ayıpları aldatıcı olarak söylememede ya da alıcının malı muayene etmemesine ya da ayıpları bildirmeden ya da tekeffül talep haklarını korumak için zorunlu olan başka önlemlerden vazgeçmesine aldatıcı eylemleriyle sebebiyet vermede bulunur.<br>Uyuşmazlığın niteliği gereği biraz da bilirkişi incelemesi üzerinde durulmasında fayda vardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 266. maddesine göre bir davada çözümü hakim tarafından bilinmeyen, özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde oy ve görüşüne başvurulan üçüncü kişiye bilirkişi denir. Bilirkişi, kendisine verilen görevi, mahkemenin sevk ve idaresi altında yürütür, mahkemece tespit edilmiş vakıalar hakkında görüş bildirir.<br>HMK’nın 281/2-3. maddesine göre, mahkeme kendiliğinden, bilirkişi raporunda noksan veya müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması için bilirkişiye yeni sorulara sorarak ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada sözlü açıklamalarda bulunmasını da isteyebilir, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni bilirkişi seçerek tekrar inceleme de yaptırabilir.<br>Somut olay bu ilke ve kavramlar ışığında değerlendirildiğinde:<br>Davaya konu aracın üç kez  motor yakmak suretiyle arızalandığı iddia edilmiş, toplamda 78 kez servise gittiği mahkemece görevlendirilen bilirkişi kurulu tarafından araçta bulunan ayıbın niteliği hakkında görüş bildirilmiş,  mahkemece alınan ek rapor dışında başka bir araştırmaya gidilmeden, mevcut raporlarla yetinilerek ayıbın hileli olup olmadığı  olduğu hususu üzerinde durulmadan davanın zaman aşımı nedeniyle reddi kararı verilmiştir.<br>Ticari satımlarda TTK 23 madde atfıyla TBK 223 maddesi uygulanacaktır. TBK 225 maddesine göre ağır kusurlu satıcı satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu da ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Bu gibi hallerde alıcının tıpkı haksız fiillerde olduğu gibi hasara ıttıla tarihinden itibaren bir ve tesellüm tarihinden itibaren de herhalde on sene içinde dava açması gerekecektir. (Yargıtay 11HD. 2014/15978 E 2015/5437 K 17.04.2015 T.)<br>Yine TBK'nın 231. maddesinde, satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak 2 yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan defi hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, 2 yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz hükmü düzenlenmiştir.<br>Mahkemece hükme esas alınan alınan bilirkişi raporda; motor değişimine neden olan arızanın sebebi teknik olarak tespit edilmemiştir. Davacı tarafça, araca ait garanti belgesi dosyaya ibraz edilmemiştir. Öte yandan, her durumda gizli ayıp tek başına olayda ağır kusur ya da iğfal bulunduğunu göstermeyecektir. Somut olayda davalının ağır kusuru yada iğfal sonucu doğurabilecek nedenler bulunup bulunmadığı tartışılmamıştır.<br>Bu durumda mahkemece; Belgeler, tespitler ve aracın üç kez motorunun değiştiği ve 78 kez yetkili servise gidişi yapılan işlemler gözetilerek dosyada mevcut bulunan bilirkişi raporu da incelenmek suretiyle, arızanın teknik olarak sebebi, buna göre aracın gizli ayıplı olup olmadığı, söz konusu arızanın meydana gelmesinde davalının ağır kusurunun ya da iğfal durumunun bulunup bulunmadığı hususlarında, ayrıca  tarafların  rapora itirazlarının da değerlendirilerek yeni bir heyetten rapor alınarak, dosya kapsamına göre davalı tarafın zamanaşımı def'i de gerekçesi açıklanmak suretiyle tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>HMK.nın (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a .6 maddesinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir.<br>Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı yanın istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>  HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br>Ankara 10.  Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/790 Esas, 2021/307 Karar ve 26/05/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 21/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip<br>   e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b02cf809e44be6c2","SID":"1fd77b9e22586f6b"}}