{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO 2020/2001 Esas<br>KARAR NO\t 2023/1513<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/03/2020<br>NUMARASI\t: 2019/943 E. - 2020/264 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde; Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı dosyaları ile müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı çeklerdeki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, bu hususun İcra Hukuk Mahkemesi'nde yapılan yargılamalar sonucunda tespit edildiğini, çekler üzerindeki mizaya ve borca müvekkili tarafından itiraz edildiğini, imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilerek icra takiplerinin durdurulmasına karar verildiğini, kararların Yargıtay tarafından onandığını, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası için Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/1414 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası için Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/1415 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, her iki davada öncelikle mahkemece red kararı verildiğini, ancak kararların Yargıtay tarafından bozulduğunu, bozma sonrasında her iki yargılamada mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini ve kararların onanarak kesinleştiğini, ancak icra takiplerinde ihtiyati haciz kararı alınarak müvekkilinin araçları üzerine haciz konulması nedeniyle takip borçlarının ödenmek zorunda kaldığını, bu nedenle davalının sebepsiz olarak zenginleştiğini belirterek, davacının her iki icra takibinde borçlu olmadığının tespiti ile icra tehdidi altında ödenmiş olan bedelin ödeme tarihinden itibaren en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  icra takiplerinde dosya borcunun 26/08/2011 tarihinde davacı tarafından ödendiğini, dava istirdat davası olup 1yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu nedenle davanın yasal süresinde açılmadığını belirterek davanın reddine ve %20 oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"DAVANIN KABULÜNE, 2-49.797,62 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alacağın 2.500,00 TL kısmına ödeme tarihi olan 22/07/2011 tarihinden itibaren, 47.297,62 TL kısmına ise ödeme tarihi olan 26/08/2011 tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, 4-Koşulları oluşmadığından davacının tazminat isteminin reddine,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi ,gerekçeli kararında istirdat davasının İİK 72/7.Maddesinde düzenlendiğini, istirdat davası açılabilmesi için borçlunun borçlu olmadığı bir parayı takibe itiraz etmemiş veya itirazın kaldırılması nedeniyle icra tehdidi altında ödemiş olması gerektiğini, somut olayda davacı imzaya itiraz ettiği için takibin kesinleşmediğini ,takip kesinleşmeden borcun ödendiğini ,dolayısıyla icra takiplerine ödenen paranın icra tehdidi altında ödendiğinin kabulünün mümkün olmadığını açıklamış  ve dolayısıyla iş bu davanın istirdat değil sebepsiz zenginleşme davasından kaynaklanan tazminat davası olduğunu değerlendirdiğini, davacı şirket dava dilekçesinde bir kaç yerde  icra tehdidi altında ödeme yaptıklarını,  davaya konu edilmiş olan icra takipleri kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipler olduğunu, kambiyo senetlerine özgü icra takiplerinde ödeme emrinin tebliğ edilmesinden sonra borçlunun İİK 170 maddesine göre imzaya itiraz etme hakkı bulunduğunu, davacı tarafından paralar dosyaya yatırıldıktan sonra bu paranın tarafa ödenmesi icra müdürlüğünden talep edilmiş ve taleple alakalı icra müdürlüğü 26.08.2011 tarihinde \"ödeme yapan borçluya tebligat yapıldığını bu borçlu yönünden takibin kesinleştiğinin anlaşıldığını, talep gibi işlem yapılmasına karar verdiğini,\" Dolayısıyla dosyaya yatan parayı alacaklı şirkete gönderdiğini, Bu nedenle  takiplerin  kesinletiğini, ve dosyadaki paralar davalı alacaklı şirkete ödendiğini, dava konusu icra takip dosyalarında ödeme emirleri 04.08.2011 tarihinde davacı şirkete tebliğ edilmiş ve takipler kesinleştikten sonra yani 26.08.2011'de davacı borçlu dosya borçlarını ödediğini, davacı  ne davalı faktoring şirketi ile ne de dava dışı ... Ltd. Şti. İle aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını ileri sürdüğünü, yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda davacı ile dava dışı ... ile aralarında ticari ilişki bulunduğu ve uzun süre ticaret yaptıkları görüldüğünü, çekler ...  faturadan kaynaklanan alacağına karşılık davacı tarafından verildiğini,. bilirkişi raporuna göre ... alacağına karşılık davacı şirketten aldığı çekleri temlik işleminin ödemesi olarak davalı müvekkil şirkete vermiş ve müvekkil şirket de bunun karşılığında ... ödeme yaptığını, dolayısıyla somut olayda nedensi bir durum olmadığı gibi herhangi bir zenginleşme de söz konusu olmadığını, müvekkil şirketin  zenginleştiği iddiasının da yasal dayanağı bulunmadığını, bahse konu sözleşme kapsamında davalı müvekkil dava dışı  ... fatura ödemesi olarak dava konusu iki adet çek dahil toplamları 54.750,00 TL olan 3 adet çek almış (18.250,00 TL, 17.500,00 TL ve 19.000,00 TL tutarlarında) ve bunun karşılığında dava dışı şirkete 47.275,00 TL ödeme yaptığını, dava konusu iki adet çek için oranlama yapıldığında 36.500,TL ye karşılık  31.516,66 TL ödeme yaptığını, davacı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak çeklerdeki imzalara itiraz etikleri dava dosyası içinde bulunan bilirkişi heyeti raporu ile sabittir. Davacı şirketin imzasına itiraz ettiği çekler ,ticari defterlerinde fatura ödemesi olarak kayıtlıdır. Şayet söz konusu çekleri davacı şirket keşide etmediyse  o zaman neden ödeme olarak ticari defterine kaydetsin ,bu durum dahi davacı şirketin borca yaptığı itirazda ve iş bu davasında haksız ve kötü niyetli olarak hareket ettiğini açıkça ortaya koyduğunu, bu sebeplerle yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkil şirket  aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine, takibe konu çek üzerindeki imza ve borca itirazlarımız sunularak Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2011/1415 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, Davanın reddi kararı verilmesine müteakip tarafımızca işbu karar temyiz edilmiş, Yargıtay 12. H.D. 2013/15124 E., 2013/24155 K., 17/06/2013 T. Kararı ile Yerel Mahkeme kararı bozulmuştur. Yargıtayın bozma ilamı doğrultusunda da Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2013/971 E., 2014/439 K., 10/04/2014 T. kararı ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... E. dosyasına yapılan itirazın kabul edilerek  davanın kabulüne karar verildiğini, davalı tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 12. H.D. 2014/17109 E., 2014/20743 K. 09/09/2014 T. kararı ile Yerel Mahkeme kararı onandığını, davalı tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmadığını, bu davalar ile imzaya itirazın kabul edilerek icra takibi müvekkilim şirket açısından durdurulmuş ve iptal edildiğini,  müvekkilim şirket  her iki icra  takip dosya  tutarlarını ihtiyati haciz aşamasında  ödendiğini, yerel mahkemece,  davalının  dava dışı ...  temlik almış olduğu  faturalar  müvekkilin şirket ticari defter ve kayıtlarında bulunmadığını, durum mahkemece yaptırılmış olan bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, davalının iddiasının aksine   defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış , ayrıca , icra hukuk  Mahkemesinde  dava konusu çekler için yapılan imza incelemesinde  imzanın müvekkilim şirkete ait olmadığına ilişkin rapor düzenlenmiş dosya karara çıkmış ve kesinleştiğini,  yerel mahkemece de  çeklerde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, ve çekler üzerindeki imzanın ... eli ürünü olmadığına kanaat getirildiğini, bu sebeplerle davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Gerekçe ve Sonuç: Dava,  icra takibi nedeniyle ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.  Davacı, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün... Esas ve ... Esas sayılı icra takip dosyalarında takibe konu çeklerdeki imzaya, borca ve ferilerine icra mahkemesinde  itiraz ettiklerini , takibe   konu 2 adet çek bedellerini icra tehdidi altında ödenmek zorunda kalındığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini beyanla ödenen bedelin tahsilini talep etmiştir. Mahkemece 2014/1192-2018/331 sayılı kararla davanın İİK 72/7 maddesi kapsamında açılmış istirdat davası olduğu ve davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar İstanbul BAMi 16. Hukuk Dairesi'nin 04/10/2019 tarihli,2019/1027 - 2019/1970 K. Sayılı   kararı ile, \"12/09/2014 tarihli celsede  davanın İİK 72. maddesindeki istirdat davası olmadığı nedenle hak düşürücü süre itirazını reddedildiği, yargılamanın bu kabulü göre devam ettiği,  son celse ara karardan rücu edilmeden  ve taraflara bu rücu üzerine olası beyan ve hukuki işlemlere ilişkin talep ve işlem hakkı tanınmadan  davanın istirdat davası olduğu ve hak düşürücü sürede açılmadığı  gerekçesi ile davanın  reddinin usule aykırı olduğu \" gerekçesi ile kaldırılmış,  mahkemece  yargılamaya devam olunmuştur.  Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında 17.500,00 TL asıl alacak ile işlemiş faizin tahsili istemiyle kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında  19.000,00 TL asıl alacak ile işlemiş faizin tahsili istemiyle kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, her iki dosyada da davacı borçlu ... tarafından 26/08/2011 tarihinde  ödeme yapıldığı görülmektedir.  Davacı borçlunun süresi içinde imzaya ve borca itiraz ettiği, Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/971 Esas sayılı ve Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/1021 Esas sayılı dosyalarında  davanın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği, kararların 09/09/2014 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.  Hakim dava dilekçesindeki  hukuki nitelendirme ile bağlı olmayıp, ileri sürülen vakıalarla  bağlıdır. Davacı vekilinin  dava dilekçesindeki maddi vakıaya ilişkin  anlatımı ile yapılan ödeme ile davacının mal varlığında meydana gelen azalma ile  davalının malvarlığında sebepsiz zenginleşme olduğunu beyan etmiş ve davasını  sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı alacak davası olarak nitelendirmiş ise de, esasen İİK 72/7. maddesinde,\" Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir .\" şeklinde düzenlenen  istirdat davasının hukuksal dayanağı da esasen  sebepsiz zenginleşmedir.  Ancak bu yasa maddesi  ile takip konusu edilen alacaklar yönünden   borçlunun borçlu olmadığı bir parayı takibin devamı esnasında icra tehdidi altında  ödemiş olması hali için ayrı ve özel bir düzenleme getirilmiştir.  Dosya kapsamına göre; davalı tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı dosyalarında  davacının keşidecisi olduğu 2 adet çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı,  icra takibi sırasında davacının  her iki  takip dosyasında toplam 49.797,62 TL ödeme yaptığı, borcun tamamının ödendiği tarihin 26.08.2011 tarihi olduğu, icra takibi devam ederken yapılan ödemenin istirdadının İİK'nın 72/7 maddesinde düzenlendiği, bu nedenle somut olayda davacının icra takibi nedeniyle yaptığı ödemenin istirdadı talebinin bu yasal düzenleme çerçevesinde çözümlenmesinde zorunluluk bulunduğu, yasalarda ön görülen hak düşürücü sürelerin kamu düzenine ilişkin olduğu mahkemelerce resen dikkate alınması gerektiği bu konuda İİK'da özel düzenleme mevcut olduğundan davacının talebinin TBK'nın genel hükümleri çerçevesinde olduğu değerlendirmesinde bulunulmasının mümkün olmadığı  açıktır.   Bu nedenlerle icra dosyasına ödemenin 26.08.2011 tarihinde tamamlandığı, imza inkarına dayalı itiraz ve takibin durdurulması talepli davada verilen kararın 09/09/2014 tarihinde kesinleştiği,  İİK 72/7 Maddesi gereğince borçlunun takibin durdurulmaması nedeniyle ödeme yapması halinde 1 yıl içerisinde dava açması gerektiği, eldeki davanın ise 26.12.2014 tarihinde ödeme tarihinden  itibaren  1 yıllık  hak düşürücü süre içinde açılmadığından  reddi gerektiği anlaşılmıştır.Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca, kararın kaldırılmasına;  İİK 72/7 maddesi gereğince 1 yıllık  hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın  reddine dair kesin olmak üzere hüküm kurulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;-Davalı vekilinin istinaf isteminin  KABULÜ ile,2-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/03/2020 tarih, 2019/943 E. 2020/264 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan  istirdat davasının hak düşürücü süre içinde açılmamaış olması nedeniyle  REDDİNE,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 268,85 TL karar harcından peşin ve fazla yatırılan 850,45 TL'nin mahsubu ile kalan 580,60 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 53,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 202,10 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/11/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e7f03493c4400d62","SID":"39cdc67ba8524897"}}