{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1961 Esas<br>KARAR NO: 2023/1468<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/12/2019<br>NUMARASI: 2014/883 E. - 2019/919 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkilleri hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibini başlattığını, takip gereğince 18/04/2012 tarihli 524,00-Euro tutarlı bono, 18/05/2012 tarihli 3.665,00-Euro tutarlı bono, 18/06/2012 tarihli 3.665,00-Euro tutarlı  bono, 18/07/2012 tarihli 3.665,00-Euro tutarlı bono (4 adet)  nedeniyle alacağın tahsilinin istendiğini, ancak bu bonolardan birinci ve ikinci sıradaki bonoların tamamen, üçüncü sıradaki bononun ise 2.335,00-EURO'luk kısmının takipten önce ödendiğini, böylece takip tarihi itibariyle kalan bono borcu tutarının 4.995,00-EURO olduğunu, bu kısmın ise söz konusu icra takibinin başlamasından sonra ancak ödeme emrinin kendilerine tebliğinden önce TL karşılığı olmak üzere 11.740,25-TL ve 2.098,25-TL olarak ödendiğini ve hacizlerin fekkedildiğini, bono bedellerinin bir kısmının tamamen bir kısmının ise kısmen takip öncesi ödenmiş olmasına rağmen davalı tarafından kötüniyetli olarak iki bononun tam bedelle, ikisinin de kısmi bedelle takibe konmuş olduğunu, takip dosyasında 11.04.2013 tarihli kapak hesabında hesaplanan 8.170,53 TL bakiye borç hesabının doğru olmadığını belirterek, anılan kapak hesabındaki bakiye borç yönünden müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili 27.11.2013 tarihinde sunduğu ve dava dilekçesini kısmen ıslah mahiyetindeki beyan dilekçesinde, takip dayanağı bonolara karşılık yaptığı ödemeleri, ödeme tarih ve tutarlarını açıklayarak, takip konusu bonolar karşılığının çoğunlukla ödenmesine rağmen takibe konmuş olduğu gerekçesiyle, davadaki taleplerini 18/04/2012 tarihli bononun takibe konan  524 Euro'luk kısmı yönünden (ödenmiş olması nedeniyle) 1.193,46 TL, 18/05/2012 tarihli  bono yönünden (ödenmiş olması nedeniyle) 8.501,33 TL, 18/06/2012 tarihli bono yönünden ise takibe konan bononun 2.335,00 Euro'luk kısmının ödenmiş olduğu gerekçesiyle 5.416,27 TL olmak üzere toplam 15.111,06 TL asıl alacak (ana para) yönünden takibin iptaline, 11.04.2013 tarihli kapak hesabındaki 8.170,53 TL borç yönünden müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, ödenmiş olan miktarın da (6.940,53 TL) davalıdan istirdadına, ayrıca takip öncesi işlemiş faiz ile takip sonrası işleyecek faiz oranının iptaline, davalının ödenmiş bonoları takibe koyması nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında finansal kiralama sözleşmesi olduğunu, davalının bu sözleşme gereğince yapması gereken taksit ödemelerini ve faiz ile masraf ödemelerini aksattığını, bunun üzerine davacıdan alınan bonoların tahsile konduğunu, takipten sonra kısmi ödemeler yapıldığını, bunlar mahsup edildiğinde kalan kısım kadar alacaklı olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; \"taraflar arasında akdedilen FKS, ödeme planı ve kesin vadeler uyarınca davalı şirketin akdi temerrüt faizini talep etme ve kiracı şirketin yaptığı ödemeleri \"senet ödemesi\" açıklamasıyla yapılsa bile öncelikle faiz ve masrafa mahsup etme hakları bulunduğu, akdedilen sözleşmede davalı şirket kayıtlarının kesin delil kabul edildiğine dair hüküm olsa da davacı kiracı defterleri de incelendiği ve kayıtların, faturaların, açık hesap borç/alacak/ödeme/takip tarihi itibariyle Euro cinsi ve TL cinsi bakiyelerinin takip tarihi itibariyle tamamen mutabık olduğu, ifa yerine alınan bonolar nedeniyle davalı şirketçe başlatılan takip ve istenen temerrüt faizinin doğru olduğu, bu nedenle davacı şirketin haricen ve takip dosyasına yaptığı ödemelerin yersiz ödeme/haksız tahsilat sayılamayacağı, icra müdürlüğünce 11.04.2013 tarihinde bakiye borca ilişkin yapılan kapak hesabının da doğru olduğu, dosyada alınan ilk kök ve  ek raporların hükme esas alınabilir, denetime ve hüküm kurmaya elverişli, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine ve taraf ticari defter ve kayıtlarına uygun olduğu, diğer raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı, takip öncesi ödenen borç nedeniyle takip başlatılması gibi bir durum sözkonusu olmadığından, yanlış takip başlatılması nedeniyle davacıların fazla/yersiz ödemesinden bahsetmenin mümkün olmadığı, bu nedenle dava tarihi itibariyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitini-istirdadı gerektirir hukuken geçerli-dinlenebilir bir gerekçe ve durum da bulunmadığı, doğru alacak nedeniyle başlatılan takip sırasında yapılan ödeme üzerine sırf ödeme nedeniyle dava tarihi itibariyle borç/alacak tespiti gibi bir talebin menfi tespit davası yoluyla mahkemece tespitinin istenmesinde hukuki yarar da bulunmadığı anlaşılmakla, davacıların asıl borçlu keşideci ve avalist-müteselsil kefil sıfatıyla takip konusu borçtan sorumlu oldukları tespit edildiğinden davanın reddine, ayrıca ihtiyati tedbir kararının infaz edilmiş olması nedeniyle İİK md.72/4 uyarınca davacılar aleyhine, davalının aldığı ihtiyati haciz kararı ve uygulanan hacizlere rağmen tahsil edemediği bakiye takip dosyası borcu (8.170,53 TL) üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine, inkâr edilen alacağın %20'si oranında (8.170,53x%20=) 1.634,10-TL icra inkâr tazminatının davacılardan alınarak davalıya verilmesine,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın konusunun Finansal Kredi Sözleşmesinden doğan borç dolayısıyla borçlu olmadıklarının değil,  kambiyo senedine dayalı yapılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadıklarının tespiti, fazla ödenen paranın istirdatı davası olduğunu, davalının sunduğu Finansal Kredi Sözleşmesinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine konu edilen  bonoların yer almadığını, yani icra takibine konu bonolar için taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığını,  davanın taraflar arasındaki cari hesap dolayısıyla borçlu olmadıkları değil, bonolar dolayıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadıklarının tespiti olduğunu,Tartışılması gereken hususun, icra takibine konu bonolar için ödenen paranın dosya borcunu karşılayıp karşılamadığı olup, icra takip dosyasına yapılan ödemelerin genel cari hesaptan kaynaklanan faiz miktarına mahsup edilmesinin, davanın konusu olmadığını, Davalının da ikrar ettiği gibi takibe konu bonoların \"teminat bonosu\" olduğunu, teminat bonolarına dayalı kambiyo takibi yapılamayacağı açıkça ortada iken, davanın konusu olmaması dolayısıyla  buna yer verilmediğini, Davanın konusunun dava tarihi itibarıyla müvekkili davacının davalıya sadece bu 4 adet bono bedellerinden  borçlu olup olmadığının ve borçlu ise ne kadar borcu olduğunun tespiti olduğunu, dolayısıyla  yapılması gereken  incelemenin çok basit olduğunu, bu 4 adet bonoya dayalı dövize endeksli takipte, alınan döviz kurunun ne olması gerektiği, ödeme günündeki kurun ne kadar olduğu,  takipte yer alan 1.318,32 EURO'nun işlemiş gecikme faizin doğru olup olmadığı, davacı ile davalı arasında  takibe konu bonoların tanzim tarihini, ödeme tarihini ve ödenecek miktarını içeren bir sözleşmenin olup olmadığı ve dolayısıyla sözleşme olmaması halinde %25 faiz uygulayıp uygulayamayacağı, ödenen miktarların ne kadar olduğu şeklindeki hususlara açıklık getirilmediğini,Taraflar arasında takibe konu bonoların tanzim tarihini, ödeme tarihini ve ödenecek miktarını içeren bir sözleşme olmadığını, akdi faiz uygulanamayacağını,Dosyada bilirkişi ... imzalı kök ve 3 adet ek rapor, bilirkişi  ...  imzalı Kök rapor, bilirkişi  ... imzalı kök ve ek rapor ve bilirkişi ...  imzalı Kök ve Ek rapor aldırıldığını, davacıların mahkemenin esas hükme teşkil ettiği  ... imzalı kök ve 3 adet ek raporlarına itiraz ettiğini ve  diğer raporlar alındığını, Mahkeme hakiminin davacıların itirazlarını haklı bularak bu raporları aldırdığını, dosya hakimi değiştikten sonra  ne olduysa sadece ilk rapora itibar edildiğini, halbuki bilirkişi ... imzalı Kök ve Ek raporu, bilirkişi  ... raporlarına zıt tespitler içerdiğini, iki bilirkişi raporları birbirlerine tam zıt tespitler içerdiğini, Davacıların borçlu olmadığı bir yana, 111,12 Euro alacaklı olduğunun .... tarafından tespit edildiğini, bu nedenle davanın istirdat davasına dönüştürülmesini ve borçlu olmadıklarının tespiti yanında fazladan ödenen 111,12EURO tutarın ödeme tarihinden başlayacak  3095  sayılı  kanunun  gereğince, dosyada EURO oranlarından ... Bankasının oranlarına göre  istirdadına karar verilmesi gerekirken  davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır.Davalı yanca, Euro bedelli dört adet senede dayalı olarak takip başlatıldığı, davacı yanca eldeki davada; senet bedellerinin gerek takipten önce ve gerekse takipten sonra ve fakat davadan önce ödendiğinin iddia edildiği görülmektedir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava ve takip konusu senetlerin taraflar arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesi kapsamında kira bedellerine ilişkin olarak düzenlenip düzenlenmediği, bu senetler teminat amacıyla verilmiş ise, teminat fonksiyonunun gerçekleşip gerçekleşmediği, takip konusu borç nedeniyle gerek takipten önce ve gerekse takipten sonra ve fakat davadan önce ödeme yapılıp yapılmadığı, ödemelerden sonra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle davacıların davalıya borçlu olup olmadığı, alacağa akdi faiz yürütülüp yürütülemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.Dosyaya aldırılan bilirkişi raporlarında farklı hesaplamalar yapıldığı görülmüş ise de; bilirkişi ... tarafından dosyaya sunulan kök ve ek raporların bilimsel ve teknik yönden denetime elverişli olup, dosya kapsamına uygun düştüğü, söz konusu rapor ve mevcut delillere göre; davalı alacaklı tarafça 18/04/2012 tarihli senetten bakiye 524,00 Euro borcun takibe konu edildiği anlaşılıyorsa da, davacı borçlu tarafça bu senet için 26/06/2012 tarihinde 3.664,44 TL ödendiği, senet vadesi ile ödeme tarihi arasında 69 gün için bilirkişi tarafından ek raporda ... Bankası Euro faizinin %4 olarak tespiti ile gecikilen 69 gün için 28,09 Euro faiz hesabı ile yapılan ödemeden öncelikle mahsup edildiğinde, davacıların bu senetten ötürü takip tarihinde 28,65 Euro bakiye borcunun bulunduğu, davacıların takipten önce diğer senetlerden dolayı ödeme yapmadıklarının anlaşıldığı, takipte 11.023,65 Euro asıl alacak ile, 201,26 Euro işlemiş faiz, 33,07 Euro %0,3 komisyon talep etmesi gerekirken davalı alacaklının  495,35 Euro asıl alacak, 1.117,06 Euro işlemiş faiz, 1,49 Euro  % 0,3 komisyon alacağı olmak üzere, 29/11/2012 icra takibi tarihi itibarıyla;toplam 1.613,90 Euro (dava tarihindeki Euro kuru 2,3310 x 1.613,90TL=3.762,00TL) tutarında fazla alacak talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı alacaklının davaya konu icra takibinin sözleşmeye dayalı olmadığı, döviz cinsi senede dayalı kambiyo takibi yapıldığı, senet bedellerinin yıllık %25 sözleşme faizi ile tahsilinin istenemeyeceği, sözleşmeden kaynaklanan varsa talebinin ayrı bir dava yada takip konusu edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Takip tarihi itibarıyla durum bu olmakla birlikte, takipten sonra, 02/05/2013 dava tarihinden önce, 04/12/2013 tarihinde 6.000 Euro ve 08/04/2013  tarihinde 5.396,53 Euro davacı borçlu tarafça ödendiği, bilirkişi ek raporuna göre ödeme tarihine kadar döviz cinsi paraya uygulanması gereken faiz oranı üzerinden, işlemiş faizi de dikkate alınarak ödenen miktarlar takip konusu asıl alacak ve işlemiş faiz miktarından düşüldüğünde dava tarihinde, davalı alacaklı tarafın asıl alacak ile işlemiş faiz alacağının kalmadığı anlaşılmıştır.Davacı taraf dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde icra dosyasında yapılan kapak hesabına göre borçlu bulunmadığının tespiti talebinde bulunmuştur. Dosya kapsamında mahkemece dava tarihi olan 02/05/2013 tarihi itibarıyla yapılan kapak hesabında, takip çıkışı döviz cinsi alacağın TL karşılığı olarak, 29.840,88 TL üzerinden hesaplama yapılmışsa da; yukarıdaki açıklamalara göre fazla talep edilen 3.762 TL'nın mahsubundan sonra, takibe konu asıl alacak ve işlemiş faizinin 26.078,88 TL olarak hesaplandığı, ana para, takip tarihine kadar ve takipten sonra işlemiş faizin davacı borçlu tarafından ödendiği, davacılar tarafından fazla ödenen 111,12 Euro' karşılığı 259,02 TL'nın, takibe konu toplam alacak miktar üzerinden hesaplanan icra vekalet ücreti 3.036 TL, tahsil harcı 1.295,21 TL, başvurma harcı 21,15 TL ve 183,90 TL masraf olmak üzere toplam 4.536,26 TL'dan mahsubu üzerine (4536,26-259,02 TL=4.277,24 TL) davacı tarafın takip tarihi itibarıyla yapılan kapak hesabına göre (7.717,11 TL-4.277,24 TL= 3.439,87 TL) miktarınca borçlu bulunmadığı anlaşılmıştır.Mahkemece davacının davasının kısmen kabulü gerekirken reddine karar verilmesi, yerinde görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına,  menfi tespit davasının kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kısmen kabulüne, takip tarihinde borçlu bulunulmayan kısım yönünden kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne, dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin  KISMEN KABULÜ ile,2-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2019 tarih, 2014/883 E., 2019/919 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, bu kapsamda;3-DAVANIN KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,Davacıların, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı  icra dosyasında, 02/05/2013 dava tarihi itibarıyla, takibe konu asıl alacak, takip tarihinden önce ve takipten sonraya ilişkin işlemiş faiz borcunun bulunmadığı, dava tarihi itibarıyla icra harç, masraf ve vekalet ücreti dahil, kapak hesabına göre 3.439,87 TL borçlu bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,Davalı tarafça borçlu bulunmadığı halde takibe konu edilen 495,35 Euro asıl alacak, 1117,06 Euro işlemiş faiz, 1,49 Euro %0,3 komisyon alacağı toplamı 1.613,90 Euro karşılığı 3.762,00 TL yönünden kötüniyetli kabul edilmekle, bu kısım üzerinden %20 oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 234,98TL karar harcından peşin alınan 258,10 TL'nin mahsubu  ile fazla alınan 23,12 TL harcın talebi halinde davacıya ödenmesine,4/b-Davacılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 24,30 TL başvurma harcı, 234,98  peşin harç+ tamamlama harcı, 4,30 TL vekalet harcı, 2.600,00 TL bilirkişi ücreti, 276,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.140,08 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, %40 oranında 1.256,03 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, bakiye giderin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,  4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 3.439,87 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, red edilen kısım üzerinden hesaplanan 4.730,66 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 140,10 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 288,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e9bcc3ea42bbf69f","SID":"8f2b31e46e5f1677"}}