{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ\t\t         TÜRK MİLLETİ ADINA <br>DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ\t\t              İSTİNAF KARARI <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ : 21/02/2023<br>DAVANIN KONUSU : Tazminat <br>KARAR TARİHİ : 18/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ : 18/12/2023<br><br>Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;<br>Asıl dosyada davacı vekili; 21.09.2012 günü yaya olarak yoldan karşıya geçmekte olan davacıya davalı ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile kendi kusuruyla çarparak yaralanmasına, hastane, tedavi gideri yapmasına ve maddi-manevi zarara uğramasına sebebiyet verdiğinden bahisle 80.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 120.000 TL manevi tazminatın ise davalı gerçek kişilerden tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen dosyada davacı vekili; aynı kazada yaya olan ve yaralanan davacının yaralanması nedeniyle oluşan zararlarına karşılık 40.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan 100.000 TL manevi tazminatın davalı gerçek kişilerden faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... ; davanın zamanaşımından reddini istemiş,  tazminatın sigorta tarafından karşılanması gerektiğini savunarak davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... sigorta vekili; davadan önce müvekkiline başvurulmadığını, kusur ve zararın ispatı gerektiğini, tedavi giderinden sigortanın sorumlu olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... ; kaza yapan aracı 5 yıl önce haricen satarak devrettiğini ve araçla bir ilgisinin kalmadığından bahisle işletenlik sıfatı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Mahkemece; asıl dosyada; maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 24.049,75 TL SGK dışı tedavi giderinin davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden,  sigortadan ise dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının yol ve konaklama gideri yönüyle yaptığı 3.233,25 TL'nin davalı ... ve ...'dan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine ve 20.000 TL manevi tazminata hükmolunmuştur.<br>Birleşen dosyada; maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 1.107,02 TL SGK dışı tedavi gideri, 1.881 TL bakıcı gideri, 6.366,54 TL geçici, 54.241,43 TL sürekli işgöremezlik zararı olmak üzere toplam 63.595,99 TL maddi tazminatın  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yol gideri olan 1.524,46 TL'nin yargılama gideri içinde değerlendirilmesine, fazlaya dair kısmın reddine ve 20.000 TL manevi tazminata hükmolunmuştur.<br>A-Asıl dosya davacısı ... ile birleşen dosya davacısı ... vekilleri istinafında; <br>Asıl dosya yönüyle; davacı ...'ın Almanya'da ikamet ettiğinden yargılama sırasında ulaşılamadığını ve ATK'ya sevk edilemediğini, ancak davacının dosyaya sunulan tedavi evrakları ve faturalardan yurt dışında da tedavi gördüğü, kazada sol uyluk şaft kırığı, sol femur kırığı olduğunu, 07.05.2014 tarihli makbuzun dosyada olduğunu, bakım gideri, geçici ve sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması gerekirken eksik araştırma ile karar verildiğini, hükmolunan manevi tazminatın çok düşük olduğunu,<br>Birleşen dava yönüyle; davacı ...'in Almanya'da bir pastane ve fırında vardiyalı çalıştığını, kazada sol ön kolda parçalı kırık oluştuğunu, sol radius ve dirsek kemiği kırığının kaynamadığı kolda kısalık oluştuğunun, estetik olarak da zarar gördüğünü (kalıcı) işini kaybettiği ve işsiz kaldığını, Antalya'da 3 ay süreyle bakıcıya ihtiyaç duyduğu, Almanya'da bakıcı tuttuğu, yol, tedavi vs. masrafları olduğunu, bunların eksik hesaplandığını, gelirinin düşük belirlendiği, manevi tazminatın çok düşük kaldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>B-İstinaf eden davalı ... ; istemin tümden reddi gerekirken dosyada yeterince inceleme yapmadan davacıların talebinin kısmen kabul edildiğini, manevi tazminat miktarının kendisinin mağduriyetine neden olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>Dava; trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Duruşma açılmasını gerektiren gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. Ve 355. Maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür.<br>Buna göre;<br>1-Davacıların yaya geçidi üzerinden kurallara uygun şekilde karşıdan karşıya geçişleri sırasında davalı sürücünün idaresindeki otomobil ile yaya geçidinin olduğu yerde tehlikeli ve hızlı şekilde geçiş yapmasıyla meydana gelen kazada asli ve tam kusurludur.<br>2-Davacı ... yönüyle A.Ü'den alınan ve davacıda %3,3 maluliyet oluştuğu ve 50 günde iyileşeceğine dair rapora davalıların itirazı olmadığından sadece davacı vekilinin itirazı üzerine ATK'dan rapor alındığı, davacı lehine maluliyet yönüyle usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesi ile mahkemece ilk rapor hükme esas alınmış, Akdeniz Üniversitesinden alınan ve Çalışma Gücü Yönetmeliğine göre düzenlenen 09.01.2017 tarihli raporda, tespit edilen 19 yaşa göre %3,3 maluliyet ile 50 gün iyileşme süresinin belirlendiği, ATK 2. İhtitas Kurulunun 27.02.2019 tarihli ve ATK 2. Üst kurulunun 28.11.2019 tarihli raporlarında ise davacıdaki yaralanmanın araz bırakmadan iyileştiği, maluliyet bulunmadığı, 3 ayda iyileşeceği belirtilmiş, davacı vekilinin itirazı üzerine 24.12.2020 tarihli 2. raporda, maluliyet bulunmadığı ancak iyileşme sürecinin radial sinir etkilenmesi nedeniyle 12 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edildiği anlaşılmıştır. ATK raporu kaza tarihindeki yönetmeliğe göre hazırlanmış olup, son raporda geçici iş göremezlik süresinin davacıdaki sinir etkilenmesi nedeniyle değiştiği görülmekle, raporlar arasında çelişki bulunduğundan bahsedilemez. Her ne kadar Adli Tıp 2. Üst Kurulu raporu ile davacı ...'den sürekli iş göremezlik (maluliyet) bulunmadığı belirlenmiş ise de, davacının maluliyete ilişkin raporlarına davalı ... tarafından itiraz edilmediğinden, davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan mahkemece maluliyet zararına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, davacının uğradığı iddia edilen diğer zararları yönüyle daha fazla zarar oluştuğu hususu davacı tarafça dosya kapsamında ispat edilemediğinden maddi zararın miktarına ve mahiyetine yönelik tarafların istinafları yerinde görülmediğinden tümden reddi gerekir.<br>3-Davacı ... yönünden, yargılama sırasında kati raporunun alınması için Akdeniz Üniversitesi Adi Tıp Anabilim dalı başkanlığına dosya üzerinden inceleme ile rapor tanzimi için müzekkere yazılmış ancak şahsın bizzat muayene ve tetkiki ile rapor düzenleneceği belirtilmekle, mahkemece 08.02.2019 tarihli celsenin (2) no'lu ara kararı ile davacının celbinin sağlanmasına karar verilmiş, 05.07.2019 tarihli celsede davacı vekiline (1) no'lu ara karar ile kesin süre verilmiş, ihtarat yapılmış, 08/10/2019 tarihli celsede davacı vekili müvekkiline ulaşamadığını belirterek takdiri mahkemeye bıraktığı görülmüştür. Davacının yurtdışında yaşadığı ve davacı vekilince kendisine ulaşılamadığı anlaşılmakla maluliyet iddiasını ispat yükü davacı üzerinde olup, dosyaya temin edilen tedavi evrakları ile kesin raporun düzenlenemediği dikkate alındığında ispat edilemeyen maluliyet zararına ilişkin istemin reddinde bir isabetsizlik yoktur. <br>4-Manevi tazminatlar yönüyle; davacılarda meydana gelen yaralanmanın niteliği, kazada kusurlarının bulunmayışı ve davalı sürücünün tam kusurlu oluşu, davacıların yaşı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, yükselen enflasyon karşısında paranın alım gücünün düşmesi, tatmin duygusu ile HMK'nın 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminat unsurları göz önüne alındığında hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları dosya içerisinde bulunan delillere göre makul görülmekle taraf vekillerinin itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>5-Açıklandığı üzere davacılar vekili ile davalı ...'ın tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 madde ve fıkrası uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Asıl/birleşen dosya davacılar vekili ve asıl/birleşen dosya davalısı ...'in tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Bakiye 89,95 TL istinaf karar harcının asıl dosya davacısından; 89,95 TL bakiye istinaf karar harcının birleşen dosya davacısından tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>3-Asıl ve birleşen dosya yönüyle davalı ...'den alınması gereken 8.940,35 TL istinaf karar harcından, peşin yatırdığı (1.427,65 + 807,50) 2.235,15 TL istinaf karar harcının mahsubuna, bakiye 6.705,20 TL'nin anılan davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>4-Yapılan istinaf giderlerinin başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 18/12/2023 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.\t\t  \t\t<br><br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e068b39e40fbf39e","SID":"84f1e6e89542b51e"}}