{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2040 Esas<br>KARAR NO: 2023/1686<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 18/09/2019<br>NUMARASI: 2017/443 E. - 2019/779 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Finansal Kiralama Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında finansal kiralama sözleşmesinin akdedildiğini, davalı ...'nın müteselsil kefil, müşterek borçlu sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, finansal sözleşme kapsamında; 1 Adet 2016 Model ... tescil plakalı, ... pilot tipi, ... şasi seir nolu, ... marka kanal kazıcı ve yükleyicinin satıcıdan temin edildiğini, 30.03.2016 tarihinde davalı ... tarafından diğer davalı ...'ya T.C Kula .... Noterliğinden verilen 02.04.2016 tarihli ... yevmiye numaralı vekaletname verilmesine istinaden ...'ya imza karşılığında verildiğini, davalı ...'nın okuryazar olmadığını belirterek Finansal Kiralama Sözleşmesine ve sözleşmede akdedilen bonolara mühür ve parmak bastığını, davalıların sözleşmede üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi, mevcut süreçte haksız olarak zilyetliklerinde bulundurdukları mülkiyeti müvekkili şirkete ait ekipmandan faydalanmaya devam ettiklerini, 30.03.2016 tarihinde davalılara teslim edilen ekipmanın ancak 26.10.2016 tarihinde hasarlı olarak geri alınabildiğini, davalıların ekipmanı ellerinde bulundurdukları süre kapsamında müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, ekipmanda oluşan hasarın 12.327,22 TL masraf  ile giderildiğini,  30.03.2016 tarihinde davalılara teslim edilen ekipmanın 26.10.2016 tarihine kadar kullanımına ilişkin belirsiz alacağın tespiti için şimdilik  50.000,00 TL  alacak, hasar onarımı için ise 12.327,22 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;  davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Uşak Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu iddialarının tamamının gerçek dışı olduğunu, müvekkilleri ile davacı şirket arasındaki sözleşmede herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, müvekkilinin okuma yazma bilmediğini belirtmesine rağmen davacıların noter huzurunda sözleşme imzalamadığını, davacının ekipmanı kullanıma ilişkin bedel taleplerinin kabulünün taraflarınca mümkün olmadığını belirterek öncelikle davanın yetki itirazının kabulüne karar verilerek dosyanın Uşak Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"Huzurdaki davada davalı ... ile davacı finansal kiralama şirketi arasında 29/03/2016 tarihli finansal kiralama sözleşmesinin akdedildiği, diğer davalı ...'nın ise akitte müteselsil kefil olarak yer aldığı, sözleşmeye konu emtianın davalılara teslim edildiği hususları sabit olup uyuşmazlığın davalı ...'nın okur yazar olmadığının ortaya çıkması nedeni ile finansal kiralama işlemlerinin tamamlanamaması iddiası ile uğranılan zarar ve sözleşmeye konu emtianın 30/03/2016- 26/10/2016 tarihleri arasında davalı tarafça haksız olarak kullanımına ilişkin kullanım bedeline dayalı şimdilik 50.000TL ile emtiadaki hasar onarım bedeli 12.327,22-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile tahsili isteminin yerinde olup olmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Kural olarak 6361 sayılı Kanunun 22. maddesi gereğince finansal kiralama sözleşmesinin (adi) yazılı şekilde yapılması yeterli iken okur yazar olmayan şahısların hukuki muamelelerine ilişkin tatbiki gereken HMK’nın 206. maddesine göre okuma-yazma bilmeyen, imza atamayan kişilerin yapacağı sözleşmelerin noterler tarafından düzenlenmesi şart kılınmıştır. Kanunen öngörülen şekil şartına aykırılığın yaptırımı ise TBK’nın 12. maddesinin gereği mutlak butlandır. (kesin hükümsüzlüktür.) Mutlak butlan halinde yapılan hukuki işlem/ sözleşme başlangıçtan itibaren geçersiz işlem olup, zaman içerisinde geçerlilik kazanamayacağı gibi hukuki sonuç  da doğurmayacaktır. Anılı yasal düzenleme gereğince somut olayda sözleşmenin noter huzurunda yapılmaması nedeni ile geçersiz olduğu anlaşılmış olup geçersiz olan sözleşmelerin, tarafları yönünden herhangi bir hak ve borç doğurmayacakları, tarafların sözleşme ile aldıklarını iade etmek durumunda olup kural olarak, geçersiz bir sözleşme nedeniyle verdiğini geri isteyen tarafın sözleşmeden dolayı elinde bulundurduğunu iadeyle yükümlü olduğu; yine kural olarak, bu iadenin aynı anda ve karşılıklı olmasının gerektiği sonucu doğmuştur. Davalı taraf okur yazar olmadığını sözleşmenin imzalanması sırasında beyan ettiğini kabul etmiş olup emtianın davalı tarafça teslim alınmasına rağmen geçerli bir sözleşmenin emtianın davacı tarafından davalıdan iade alındığı tarihe kadar yapılmaması, davalı tarafça emtianın kullanımına ilişkin herhangi bir ödemenin de yapılmamış olması karşısında  6 ay 25 günlük emtia kullanımından sonra tespiti yapılan hasar onarım masrafları (11.083-TL), delillendirilmiş sözleşme masrafları (4.208,40-TL) ve emtianın kullanım bedeli (41.000-TL) olmak üzere toplam 56.291,40-TL'nin tahsili isteminin yerinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; davanın kısmen kabulüne\"  karar verilmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin kiralamış olduğu ürünün hasarlı olduğunun ilk aydan  tespit edildiğini ve sözlü olarak Davacıya bildirdiğini, eksikliğin giderilmesinin beklenildiğini, makinayı kullanımını durdurduklarını,  eksikliği gidermesini ve makinadaki  hasarın onarılmasını beklediklerini, bu sebeple her hangi bir ödeme yapılmadığını, belirsizliğin 6 ay boyunca devam ettiğini, malın iade alındığı güne kadar sanki kullanılmışcasına tespit yapıldığını, tespitin usul ve yasaya aykırı olduğunu,Sözleşme masrafları adı altında hükmedilen 4.208,40 TL'nin taraflarınca ödenmesine hükmedilmesinin yanlış olduğunu,  kusurun müvekkilinden kaynaklanmadığını, Davacı Kurumdan kaynaklandığını, ... aleni olarak okuma yazma bilmediğinin belirtildiğini, Davacıların basiretli olarak noter huzurunda yapılması gereken şekil şartlarını aramadıklarını, müvekkillinin mürekkep yardımıyla parmak basarak imza attığını, davacı Şirketin  Müvekkillerinin davranışlarını kötü yansıtmasının hukuki ayıp olduğunu, makinadaki arızayı tespit edip ve Davacıya ileten Müvekkiline ısrarla gelip makinayı alacaklarını belirten Davacının, makinayı 7 ay sonra gelip teslim aldığını,  teslim tutanağında \" Müvekkillerimin kendilerini ibra ettiklerini, servisçe yapılacak detaylı inceleme sonucu diğer arızalar hakkında Müvekkilime bilgi verileceğini,(kullanımdan 1 ay sonra ortaya çıkan) teslim edenin isterse 15 gün içinde kendisinin arızları giderebileceğini ,makinanın satış bedeli  konusunda Müvekkilin bilgilendirileceği ..\" vs belirtilmiş ise de, iş bu tutanaktaki hiç bir anlaşmaya itibar edilmediğini, sözleşmenin  feshedilmesine sebebiyet veren yanın Davacı taraf olması nedeniyle davanın reddine   karar verilmesini talep etmişlerdir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket tarafından davalılar ile davalıların talebi üzerine bir finansal kiralama sözleşmesi kurulmaya çalışıldığını ancak davalıların müvekkilini yanlış yönlendirmeleri ve akabinde hiçbir aramaya geri dönmemeleri ve noterlikte sözleşmenin yapılması taleplerine cevap vermemeleri neticesinde finansal kiralama sözleşmesi kurulamadığını, sözleşmenin davalıların kötü niyetli nedeni ile kurulamamasına rağmen, müvekkil sözleşmenin kurulacağına inancı ile ve davalıların seçip beğendiği sözleşme konusu makineyi davalılara teslim ettiğini, makine teslim edildiği ve davalılar tarafından aylarca kullanıldığı halde müvekkiline ne bir ödeme yapıdığını ne de sözleşmenin kurulması için herhangi bir gayret gösterdiklerini, müvekkilinin bir finansal kiralama şirketi olup makine değerleme ya da tamir gibi hususlarla bir alakası olmadığını,  her ne kadar geçerli olarak kurulamamış bile olsa taraflar arasında imzalanmış olan finansal kiralama sözleşmesinde de açıkça yazdığı üzere malın ayıbından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, 6361 sayılı kanunun 24. Maddesinin 6. Fıkrası \"(6) Kiracının seçimi ve talebi üzerine üçüncü kişiden sağlanan malın ayıplı olmasından kiralayan sorumlu tutulamaz. Aynı hüküm, malın bizzat kiracıdan sağlanması hâlinde de uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiş olup ayıba karşı sorumluluğun kimde olduğunun açık ve net bir şekilde hüküm altına alındığını,  Müvekkilinin finans kuruluşu olup makine satıcısı olmadığını, malın ayıbına ilişkin tüm taleplerin satıcı firmaya yapılması gerektiğini, ortada kurulamamış bir sözleşme mevcut olduğunu, 6361 sayılı kanunun sözleşmenin sona ermesi başlıklı maddesine göre;  \"MADDE 32 – (1) Sözleşme sona erdiğinde, sözleşmeden doğan satın alma hakkını kullanmayan veya bu hakkı bulunmayan kiracı finansal kiralama konusu malı derhâl geri vermekle mükelleftir.\" şeklinde düzenlendiğini,  ilgili maddeden de anlaşılacağı üzere, sözleşmenin sona ermesi halinde (ki davaya konu olayda sözleşme hiç kurulamamıştır.) finansal kiralama konusu malı derhal geri verme yükümlülüğü kiracıya yüklendiğini, ortada geçersiz bir sözleşme mevcut olup davalıların aldıkları makineyi iade etmekle yükümlü olduklarını ve  aylarca makineyi kullanarak kazanç sağladıklarını, HMK 368. maddesi yollaması ile 329/2. maddesi gereğince hakkında disiplin cezası uygulanması gerektiğini talep etmişlerdir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı ile davalılar arasında 6361 sayılı yasa kapsamında 29.03.2016 tarihli 659 sözleşme nolu Finansal Kiralama Sözleşmesinin akdedilmesi konusunda anlaşmaya varıldığı,  davalının okur yazar olmaması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK 206/1. madde gereğince noter tarafından düzenleme şeklinde yapılması  gereken sözleşmenin yapılmadığı, ancak davacı tarafça sözleşmeye konu  kanal kazıcı ve yükleyicinin davalı tarafa teslim edildiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça malın tesliminden sonra ayıplı olduğunun ortaya çıktığı, sözlü olarak davacıya bildirildiği ileri sürülmüşse de, ayıp iddiası ve ihbarı konusunda delil sunulmadığından davalı tarafın bu yöndeki iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Davacı Finansal Kiralama şirketi tarafından, malın teslimi sırasında tutanak tutularak, hasar ve arızaların tutanağa bağlandığı, ilk derece mahkemesince makinedeki hasar bedeli konusunda bilirkişi raporu alındığı, davacı Finansal Kiralama şirketinin makineyi fatura karşılığı satıcıdan aldığı ve 6361 Sayılı Kanun'un 23/1 maddesi gereğince malik sıfatıyla, makinedeki 11.083-TL hasar onarım bedelini davalıdan  talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Sözleşmenin noterde düzenleme şeklinde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğu her iki tarafın kabulünde olup, taraflar geçersiz sözleşme nedeniyle, TBK 77 ve devamı Maddeleri gereğince zenginleştikleri oranda geri vermekle yükümlü oldukları, makinenin davalı tarafta 6 ay 25 gün süre ile kaldığı, kullanılan süre için davalı tarafça başka bir makine kiralanacakken, ödemesi gereken kira bedeli miktarınca pasifinin azalarak zenginleştiği anlaşılmakla, bilirkişi tarafından tespit edilen emtianın kullanım bedeli 41.000-TL'nın  davalı tarafça iadesinin gerektiği anlaşılmıştır. Ancak davacı Finansal Kiralama Şirketi finans kurumu ve tacir olmakla, basiretli davranarak, sözleşmenin noterde yapılması gerektiğini bilmesi gerektiğinden, sözleşmenin yapılması için yapılan 4.208,40-TL masrafı talep edemeyeceğinden, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne, yukarıda açıklandığı üzere, onarım ve emtia kullanım bedeli toplamı 52.083 TL'nın, dava tarihinden itibaren faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilerek, kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/09/2019 tarih, 2017/443 E., 2019/779 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davalı tarafça emtianın kullanımına ilişkin herhangi bir ödemenin de yapılmamış olması karşısında 6 ay 25 günlük emtia kullanımından sonra tespiti yapılan hasar onarım masrafları (11.083-TL), ve emtianın kullanım bedeli (41.000-TL) olmak üzere toplam 52.083,00 TL'nin   dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.557,79 TL karar harcından peşin alınan 1.064,40 TL'nin mahsubu  ile 2.493,39 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 1.064,40 peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 1.600,00 TL bilirkişi ücreti, 176,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.876,40 TL'nin,  davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 2.387,41 TL'nin  davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 10.244,22 TL vekalet ücretinin davacıdan thsiliyle davalılara verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kısmen kabul edildiğinden davalılarca yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi. 21/12/2023 <br>Muhalefet şerhi: Geçersiz sözleşmeye dayalı olarak elde edilen kazanımlar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebilir. Geçersiz satışlarda herkes aldığını aynen iade ile yükümlü olup, alıcının aldığı malı satıcıya iade etmesi ile, malın satış bedelinin de alıcıya iadesi gerekmektedir. Davacı sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde verdiğini geri isteyebileceğinden, eldeki davada davacının talebinin kullanım bedeline ilişkin olduğundan, kullanım bedelinin de malın rızaya dayalı olarak verilmesi nedeniyle geçersiz sözleşmeye dayanarak talep edilemeyeceği göz önünde bulundurularak davanın bu istem yönünden reddine karar verilmesi ayrıca malın mülkiyetinin davacıda olmadığı, davacının sadece kiralayan olduğu, sözleşmenin kurulmamış olduğu, bu nedenle hasara ilişkin talep hakkının da geçersiz sözleşmedeki hükümlere göre istenemeyeceği, sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle sözleşme kaynaklı masrafların da istenemeyeceği bu nedenlerle davanın tamamen reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin yerinde olmadığı görüşüm nedeniyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"07fd9fa858e2bda1","SID":"d76297b3e53d0d01"}}