{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   31. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/854 - Karar No:2024/31<br>                   T.C.<br>                ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        31. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t  \t\t     \t(İnceleme Aşamasında Esastan Red HMK 353/1-b.1  md)\t<br>\t                                                                 <br>ESAS NO\t: 2022/854 <br>KARAR NO\t: 2024/31<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...\t\t    (...)<br>ÜYE\t\t: ...\t    (...)<br>KATİP\t\t: ...\t   (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/305 E-2022/178 K<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 11/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16/01/2024<br>\t<br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 01.11.2018 tarihli “yapı müteahhitliği sözleşmesi” akdedildiğini, anılan sözleşmenin imzalanmasını müteakip müvekkili şirket. yetkililerince sözleşmenin 4. Maddesinde hüküm altına alınan “yapı müteahhitliği görev ve sorumlulukları” başlıklı bölümünde yer alan tüm yükümlülüklerin mevzuat ve sözleşme hükümlerine ve sektörde tartışılmaz bilgi ve tecrübesine uygun olarak yerine getirildiğini, davalıdan s7. Maddede kararlaştırılan ücretin ödenmesini talep ettiğini, sözleşmenin 7. Maddesine göre müteahhitlik sözleşme ücreti, vergiler, harçlar, malzeme, ekipman, kira bedelleri ve işçilik bedelleri vs. olarak arsa payı hariç inşaata yapılan tüm harcama KDV hariç bedelinin %13 olarak belirlendiğini, buna göre müteahhitlik ücretinin KDV hariç; 1-Belediye harçları, mimari projeler, firmalardan alınan hizmet bedelleri, Aski, Mühendislik Hizmet alım bedelleri ve diğer ödemelerden oluşan : 688.579,11 TL %13=89.515,28 TL(KDV Hariç), 2-... Ltd. Şti harcamaları: 483.814,88 TL %13=62.895,93 TL (KDV Hariç), 3-Prefabrik Beton Elemanları Sözleşme Ödemesi (... A.Ş. ,07.2019 tarihli sözleşme bedeli) : 2.300.000,00 TL %13= 299.000,00 TL (KDV Hariç), 4-Hafriyat Ödemesi (...): 1.085.000,00 TL %13= 141.050,00 TL (KDV Hariç), 5-Çevre Güvenliği alınması için tel örgü ödemesi (... İnş. San.Tic. Ltd. Şti.) 18.615,00 TL %13=2.419,95 TL (KDV Hariç) şeklinde oldugunu, sözleşme kapsamında ki işlerden dolayı müvekkili şirketin yine sozleşmeye göre hak ettiği ücret tutarı 594.881,17 TL + KDV=701.959,78.TL olduğunu, bu tutar üzerinden müvekkili şirketçe 03.12.2019 tarihinde fatura tanzim edilip davalı firmaya teslim edildiğini, müvekkili tarafından inşaatın önemli işleri tamamlandıktan sonra müvekkili şirket yetkilisinin inşaat. sahasına geldiğinde bir başka inşaat şantiye konteynırının kurulmuş olduğunun görülmesi karşısında, davalının haksız ve kötü niyetli olarak ve de fiilen ilişkileri koparmak istediği ve ödeme yapmaktan imtina edeceğinin anlaşıldığını, yapılan şifahi görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, müvekkili tarafından davalıya Ankara 2. Noterliğince tanzim edilen 15.01.2020 tarihli ve 01331 yevmiye sayılı ihtarnamede alacağın ödenmesini aksi halde yasal yollara müracaat edeceğinin ihtar edildiğini, ancak davalı tarafından müvekkili şirketin alacağı ödenmediği gibi davalı tarafından gönderilen cevabi ihtarname ile müvekkilinin borçlu gösterilmeye çalışıldığını ve devamla da müvekkilinin \"Düzenleme Şeklinde Azilname \" ile azledildiğini, müvekkili şirketin yukarıda belirlenen KDV dahil 701.959,78 TL alacağından, davalı tarafça müvekkiline yapılan ödemelerden müvekkilimin uhdesinde kalan tutar olan KDV dahil 355.180,00.TL nin mahsubu ile ortaya çıkan 346.779,78 TL. tutarında alacağının bulunduğunu  belirterek ve  fazlaya ilişkin baklarını saklı tutarak; sözleşmeden doğan 346.779,78 TL alacağın, davalının temerrüde düştüğü fatura tarihi olan 03.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br> Davalı vekili, dava dilekçesinde yapılan açıklamaların mesnetsiz olduğunu, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında konusu müvekkil şirkete ait ... Parselde kayıtlı arsa üzerine idaresinden onaylatılacak proje ve inşaat ruhsatına uygun olarak yapılması planlanan inşaatın; davacı tarafından plan, mevzuat, fen, sanat ve sağlık kurallarına ve bünyesindeki mimar, mühendis ile diğer uzmanların gözetimi altında bina inşa edilmesi olan bir sözleşme imzalandığını, davacı tarafından yalnızca 01.11.2018 tarihli yapı müteahhitliği sözleşmesinin sunulduğunu, sözleşmenin eklerinin sunulmadığını, sözleşmenin eklerinden görüleceği üzere davacı şirket tarafından yapılacak işler iki gruba ayrıldığını; Birinci grup işlerin yapı ruhsatı alınmasına kadar olan bütün işleri kapsamakta iken ikinci grup işlerin ise inşaatın yapımı ile iskan ruhsatının alınmasını kapsadığını, sözleşmenin 6/2.2 maddesinde de ise ikinci grup işlerin yapımına başlanması için tarafların bu konuda mutabık kalması gerektiğinin kararlaştırıldığını, ancak sözleşmenin imzalanması ve yapı ruhsatının alınmasından sonra davacı firma ile anlaşılarak sözleşme feshedildiğini, sözleşmenin ikinci aşamasına hiç geçilmediğini, sözleşmenin feshedilmesinin nedeninin ise, davacı firmanın uzmanlık alanına giren bir konuda dahi müvekkili şirkete maddi külfet getirecek dikkatsiz ve özensiz davranışlarda bulunması olduğunu, davacı firmanın yönlendirmesi sonucunda, müvekkili şirket tarafından bina ve proje harçları adı altında toplam 309.483,35.TL Yenimahalle Belediyesi'ne ödendiğini, ancak sonradan bu harçların müvekkili şirket tarafından boş yere ödendiğinin anlaşıldığını, zira müvekkili şirketin yatırım teşvik belgesi sahibi olduğundan anılan harçlardan muaf olduğunu, hal böyle olmasına rağmen, yapı ruhsat başvuru işlemleri esnasında davacı şirket tarafından yatırım teşvik belgesi idareye ibraz edilmediği için müvekkili şirketin boş yere 309.483,35.TL harç ödemek durumunda kaldığını, ödenen harcın iadesini sağlamak maksadıyla Ankara 5. Vergi Mahkemesi'nin 2020/1241  E. sayılı dosyasıyla dava  açıldığımı, halihazırda yargılamanın devam ettiğini, davacı firmanın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğinden, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığından sözleşmenin müvekkili şirket tarafından feshedilmiş olup, taraflar arasında karşılıklı mutabakata varılamadığından sözleşmenin ikinci aşamasına geçilmediğini, sözleşmenin feshedilmesini takiben müvekkil şirketin kendi adına müteahhitlik belgesi alarak, kendi adına yapı ruhsatını çıkarttığını, sözleşmenin feshedilmesinden sonra davacı şirket tarafından Ankara 2. Noterliği'nin 01331 yevmiye numaralı 15.01.2020 tarihli ihtarnamesinin müvekkili şirkete gönderildiğini, işbu ihtarnameye karşılık olarak taraflarınca davacıya Ankara 10. Noterliği'nin 01861 yevmiye numaralı 22.03.2020 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnamede davacının herhangi bir imalatı olmamasına rağmen müvekkili şirket tarafından 1.058.300,00 TL ödendiği, müvekkiline belgelendirilen harcamaların 661.879,29 TL olduğu hususunun ihtar edildiğini, dava dilekçesinde, alacaklı olduğu bedele ilişkin olarak fatura tanzim edilerek müvekkili şirkete gönderildiği iddia edilmişse de bu iddianın doğru olmadığını, nitekim müvekkili şirket yetkililerinin beyanına göte, davacı tarafından tanzim edilen faturanın, 25.01.2020 tarihinde doğrudan müvekkili şirketin. mali müşavirine görsel olarak gönderildiğini, davacı şirket tarafından, KDV beyannamesinden bir gün önce müvekkili şirketin mali müşavirine usulsüz bir şekilde fatura gönderilmesinin davacı şirketin kötü niyetinin diğer bir göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin talimatı doğrultusunda faturanın kabul edilmediğini, konuya ilişkin olarak mali müşavir ... tarafından davacı şirkete gönderilen mailde \"Gönderilen faturanın kabulünün kendi yetkisi dışında olduğu, düzenlenen fatura ile ilgili olarak öncelikle ... Ltd. Şti. yetkilileri ile mutabık kalınması gerektiği\"nin belirtildiğini, usulüne uygun düzenlenip tebliğ edilen bir fatura bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmede, yapılan işlerin ücretine ilişkin düzenlemeyi içeren 7. madde \"Müteahhitlik sözleşme ücreti her ayın sonunda tamamlanan iş için yapılacak geçici teslim tutanağına mahsuben kesilecek fatura karşılığında bir hafta içerisinde müteahhit firmanın hesabına nakden ödenecektir.\" Şeklinde olduğunu, davacı müteahhit firmanın ücret talep edebilmesi için inşaat ile ilgili olarak işlerin yapılması, geçici teslim tutanağının düzenlenmesi, davacı şirket tarafından yapılan iş kadar fatura düzenlenmesi ve faturaların müvekkile şirkete teslim edilmesi gerektiğini, ancak davacı tarafından şu ana kadar müvekkili şirkete herhangi bir fatura keşide edilmediği gibi herhangi bir teslim tutanağı da düzenlenmediğini, buna rağmen müvekkili şirket tarafından, davacıya parça parça olmak üzere toplam 1.058.300,00.TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirket bakımından ödeme şartlarının oluşmadığı hususunun yanı sıra davacının taleplerinin ikinci aşamadaki işlere yönelik olduğundan, talep edilen meblağın kendisine ödenmesinin mümkün olmadığını, zira davacının ikinci aşamaya yönelik olarak herhangi bir iş yapmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"...Tüm dosya kapsamına göre; 2. Grup işlere geçilmeden, 1. Grup işler aşamasında  sözleşmenin  fiilen/zımnen sonlandırıldığı  anlaşılmaktadır. Nitekim  davalı tarafça sözleşmenin feshedilmesini takiben davalı şirketin kendi adına müteahhitlik belgesi alarak, kendi adına yapı ruhsatını çıkartıldığı  savunulmuştur. Sözleşmenin fiilen feshedilip zımnen taraflarca benimsenmesi nedeniyle  sözleşmenin benimseme suretiyle feshedildiği tarihe kadar davacının  sözleşme hükümleri uyarınca hak ettiği  ücreti  talep edebileceği  kanaatine varılmıştır.<br>Davacı yanın dosya kapsamına sunduğu, tahsilat fişleri, tahsilat makbuzları, dekontlar, ASKİ ödeme dekontları ve taahhütname incelendiğinde;  sözleşmenin sonlandığı 1. aşamada davacının hak ettiği hizmet bedeli: 613.980,22.TL.  x %13  = 79.817,43 TL dir. Yine tarafların defterlerine göre davalının davacıya 1.058.300,00 TL avans ödemesi yaptığı hususunda  uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 7. Maddesinde müteahhitlik sözleşme ücretinin yapılacak tüm harcamaların %13’ü olarak kararlaştırılmıştır.<br> Bu durumda; davacının davalıdan aldığı avans tutarından, yaptığı harcamalar ile %13 hizmet bedeli tenzil edilmek suretiyle  davacının bakiye hizmet bedeli alacağı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.   -   1.058.300,00 TL davacının aldığı avans, +  688.579,11.TL. davacının yaptığı toplam harcama, + 79.817,43 TL davacının %13 hizmet bedeli = 289.903,46 TL davacıda kalan bakiye avans. Sonuç olarak, davacının hizmet bedelinden dolayı bakiye bir alacağı bulunmamaktadır. Aksine davacı uhdesinde davalının bakiye 289.903,46.TL.   avans alacağı söz konusudur. <br>Davacı kayıtlarına göre alınan avanstan resmi ve özel kişi ve kurumlara (belediye) yapılan harcama toplamı 688.579,11 TL’dir. Davalı kayıtlarına göre ise davacıya verilen avanstan davacının yaptığı ve mahsup edilen harcama bedeli toplamı  635.767,91  TL’dir. Harcama belgeleri yönünden karşılaştırma yapıldığı durumda davacı şirketin davalı şirkete kıyasla (688.579,11 – 635.767,91=) 52.811,20 TL  fazla yaptığı hesap edilmiştir. Yukarıdaki davacı alacağı yönünden yapılan hesaplamada davacı defterlerinde kayıtlı bulunan harcama bedeli 688.579,11 TL esas alındığında dahi  bir alacağı oluşmamaktadır. <br>Belirtilen gerekçelerle; Davacının sözleşme hizmet bedeli ücretinin 79.817,43 TL olduğu, ancak davalı tarafından davacıya yapılan 1.058.300,00 TL avans ödemesi, davacının kendi defterlerine göre yaptığı harcama bedeli dikkate alındığında dahi bakiye bir alacağının bulunmadığı, aksine davalı tarafa 289.903,46 TL avans borcunun bulunduğu, dolayısıyla davacının bakiye bir alacağının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine...\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetinin davalının cevap dilekçesini esas alarak ve kesin hükümler vererek rapor düzenlendiğini, 22/01/2020 tarihli davalı ihtarına kadar hesaplama yapılsa dahi, bu tarihten önceki tüm harcamaların dikkate alınması gerektiğini, bilirkişilerin sadece bir kısmın harcamaları dikkate aldığını, davalının gönderdiği avansın yapılacak masraflar için olduğunu, ücretin avanstan mahsup edilemeyeceğini, davacının prefabrik beton elemanları için ödemesinin 2.300.000,00 TL, hafriyat ödemesinin 1.085.000,00 TL, tel örgü ödemesinin 18.615,00 TL olduğunu, bilirkişilerce bunların değerlendirilmediğini, bu iş kalemlerindeki tutarların ciddi olup, müvekkilinin oldukça emek harcadığı ve bilfiil kendisinin yaptığı işler olduğunu, sözleşmenin feshedildiğine dair fesih bildirimi ya da azilname bulunmadığını, sözleşmenin hangi tarihte feshedildiğine ilişkin açıklama bulunmadığını, buna rağmen bilirkişilerin sözleşmenin ikinci aşamaya geçilmeden feshedildiği yorumunda bulunduklarını, müvekkilinin fesih bildirimi olmadığından işe devam ettiğini ve ikinci aşamadaki bir kısım işleri yaptığı halde, bilirkişilerin sözleşmenin fiilen feshedildiğinden bahisle, müvekkilinin bu işleri yapmadığını belirtmesinin yanlış olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>GEREKÇE:<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>\t HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;                    <br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70  TL harcın mahsubu ile bakiye  346,90  TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına.<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere  11/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.   <br><br>Başkan ...\t                        Üye ...                         Üye ...                  Katip ...<br>¸e-imzalıdır                       ¸e-imzalıdır                    ¸e-imzalıdır              ¸e-imzalıdır     <br><br>¸e-imzalıdır                   ¸e-imzalıdır                   ¸e-imzalıdır              ¸e-imzalıdır<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2044aeff62ffe9bb","SID":"09e8ceb296ed47ec"}}