{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2242 - 2023/1110<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2021/2242 <br>KARAR NO\t: 2023/1110<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/491 Esas 2021/340 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 22/12/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 26/12/2023<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>Davacı vekili, 12.07.2009 tarihinde davalının Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı olduğu, dava dışı ... yönetimindeki ... plakalı aracın park etmeye çalıştığı sırada, davacının aracın kasasına çıkmaya çalıştığını, merdivenden yere düştüğü bunu fark etmeyen sürücünün davacının ayağından geçerek onun yaralanmasına neden olduğu trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek HMK'nın 107.maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; kalıcı iş göremezlik tazminatı için 5.100,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili, dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketince 08.02.2009-04.09.2009 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 22771934 nolu trafik sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu ve sorumluluklarının da sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, davacının kendilerine başvuru yaptığını, gerekli belgeleri sunmadan, ödeme süresini beklemeden dava açtığını, davanın usulden reddi gerektiğini, ATK’dan kusur ve maluliyet raporu alınması gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceğini, davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI;<br>Mahkemece toplanan delillere göre, davanın trafik kazasından kaynaklanan daimi iş göremezlik nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, kaza nedeniyle zarar gören davacı meydana gelen zararını kazaya sebep olan araç sürücüsünün kusuru oranında ZMM Sigortası kapsamında, sigorta limiti sınırlarında kalmak kaydıyla 2918 Sayılı Yasanın 85, 90,91, 98 maddeleri, Poliçe Genel Şartnamesi ve ekindeki düzenleme ve TBK hükümleri çerçevesinde talep edebileceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 91/1 maddesine göre işletenlerin bu kanunun 85/1 maddesine göre sorumluluklarının karşılanmasının sağlanmak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılındığı, aynı yasanın 85/1 maddesinde motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veyahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işleteninin sorumlu olacağı, aynı yasanın 85/son maddesinde ise işleten veya araç işleticisi teşebbüs sahibinin, araç sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olacağının öngörüldüğü, davacının talebi yaralanması nedeniyle, kazaya sebep olan araç sigortasına karşı açılan tazminat istemi olup, 2918 Sayılı Yasanın 91. Maddesi çerçevesinde, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olması halinde, zarar gören kişilerin zararları ZMMS sigorta teminatı kapsamında bulunduğundan, davacının zararını talep edebileceğini, davanın dayanağı bir haksız fiil olup haksız fillerin meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğuracağı, davaya konu kaza 12.07.2009 tarihinde meydana gelmiş olup Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın 23.02.2021 tarih ve 305 sayılı raporunda, davacı ...’in Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre  12.07.2009 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası neticesinde kişinin Vücut genel çalışma gücünden kaybetmediğinin belirtildiği, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre  düzenlenen maluliyet raporuna itibar edilmesi gerektiği, davacı yan davacının 17.11.2016 tarihli engelli raporunu sunarak dosya içerisindeki maluliyet raporuna itiraz etmişse de bu rapor itiraza konu raporda da değerlendirilmiş olup 12.07.2009 tarihli kaza nedeniyle daimi maluliyetin ispat edilemediği, davacı yan 07.11.2019 tarihli celsede dosyada mevcut delil durumu itibariyle rapor aldırılmasını talep etmiş olmakla başkaca araştırma yapılmadığını, tüm bu nedenlerle davacının tazminat talebinin kalıcı maluliyete dayandığı, adli raporda da kalıcı maluliyeti tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 12.07.2009 tarihinde Mardin ili Mazıdağı ilçesi sınırları içerisinde, ZMMS sigortası davalı şirketçe yapılan ... yönetimindeki ... plakalı kamyona davacı ...'in araç park etmeye çalışılırken aracın kasasına çıkmaya çalıştığı sırada, aracın hareketi nedeniyle merdivenden yere düştüğünü, sürücünün davacının yere düştüğünü göremediğini, davacının ayağının üzerinden geçerek ağır yaralanmasına ve sakat kalmasına neden olduğunu, davacının tedavisinin Mardin Devlet Hastanesinde yapıldığını, kazaya bağlı olarak kardiyovasküler kökenli Ht Klass 2 ve kapak hastalığı ile hafif yürüme bozukluğu nedeniyle oluşan sakatlık ve hastalıklar başta olmak üzere çeşitli sakatlıklar meydana geldiğinin anlaşıldığını, tedavi süresince davacının ulaşım gideri ve refakat gideri ödemek zorunda kaldığını, Mardin Devlet Hastanesi'nin 2546 sayılı 17.11.2016 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporu'na göre davacıda %34 oranında kalıcı sakatlık meydana geldiğinin tespit edildiğini, yargılama sonucunda mahkemece davacının kalıcı maluliyeti tespit edilemediğinden davanın reddine karar verildiğini ancak kararın yerinde olmadığını, yargılama sürecinde yazılı ve sözlü beyanları kapsamında birçok kez Mardin Devlet Hastanesi'ne müzekkere yazılarak davacıya ait 12.07.2009 tarihli tedavi evraklarının mahkemeye celbi istenmiş ise de Mardin Devlet Hastanesi'nce bu evrakların mahkemeye gönderilmediğini, tedavi evrakları ve davacıya ait tüm belgelerin dosyaya kazandırılamamış olması nedeni ile eksik inceleme neticesinde hatalı bir hüküm tesis edildiğini, mahkemece Ankara Üniversitesi ATK tarafından davacının maluliyetine ilişkin rapor tanzim edildiğini, raporda davacının sağ ayak fazının kısaldığı ve yürüyüşünün antaljik olduğu tespit edilmesine rağmen yürüme bozukluklarının Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40E. 2020/40K. Numaralı kararı doğrultusunda \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit Yönetmeliği\" esas alındığı için davacıdaki yürüme kaybının vücut genel çalışma gücüne etki etmediği gerekçesi ile vücut genel çalışma gücü kaybı olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığını, Mardin Devlet Hastanesi tarafından 17.11.2016 tarihli Engelli Sağlık Kurulu raporunda davacının yürüme bozukluğu %8, tüm vücut fonksiyon kaybı %34 olarak tespit edilmiş olup, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan incelemede de davacının yürüyüşünün antaljik olduğu ve sağ ayak basma fazının kısaldığı şeklinde tespitlerde bulunulduğunu, ancak maluliyet yönünden hiçbir oran hesaplaması yapılmadığını, davacının ayağının üzerinden tonlarca ağırlıkta bir kamyon geçtiğini, hayatının bu olay neticesinde kalıcı olarak etkilendiğini ve vücudunda kalıcı hasarlar oluştuğunu, davacının yürüme kaybı ve ayakta oluşan hasar tespit edilmesine rağmen ilgili esas alınan yönetmelikte durum belirtilmemiş diye bu fonksiyon kaybını görmezden gelmenin mümkün olmadığını. meydana gelen trafik kazası neticesinde hasar %1 dahi olsa Adli Tıp Kurumunca tespit edilip raporda belirtilmesi gerektiğini, kaza geçirmiş olan bir insanın sekerek yürüyüp, ayağında basış fazının kısalmasını normal bir durum gibi karşılayıp çalışma gücünden kaybetmez şeklinde gerekçesiz bir rapor tanzim edilmesinin tıp bilimine, hukuka ve vicdana uygun olmadığını, Ankara Üniversitesi ATK tarafından hukuki yorumlarda bulunarak ve hukuki mütalaalar verilerek tanzim edilen raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, ATK raporuyla yalnızca davacının maluliyetinin var olup olmadığının ve var ise oranının tespitinin yapılmasını, hukuki yorumun ise mahkemece yapılması gerektiği ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>Davacı vekilinin HMK.nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>Davacı vekili davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın, davacının ayağından geçmesi sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek maddi tazminat talep etmiş, mahkemece davacının kalıcı maluliyetinin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>6098 sayılı TBK.nın Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinde “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” düzenlemesi yapılmış, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. <br>Mahkemece, Mardin Devlet Hastanesine davacı ...’in 12.07.2009 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeniyle, tedavisine ilişkin tedavi evraklarının, film ve grafiklerinin dosyaya getirtilmesi için yazılar yazılmış, Mardin Devlet Hastanesinin 08.09.2017 tarihli, 06.11.2018 tarihli ve 21.06.2019 tarihli yazı cevaplarında davacının 12.07.2019 tarihli trafik kazası ile ilgili kaydının olmadığı bildirilmiş, 08.03.2019 tarihli yazı cevabında da yine 12.07.2009 tarihli trafik kazası ile ilgili belge olmadığı bildirilerek davacının 20.10.2016 tarihinde geçirdiği trafik kazası ile ilgili belgelerin ve 17.11.2016 tarihli Sağlık Kurulu Raporuna ait belgeler gönderilmiş, davacı vekili tarafından 07.11.2019 tarihli duruşmada da, mevcut delil durumu itibariyle rapor alınması talep edilmiş,  mahkemece maluliyet raporu alınması için ara karar oluşturulduğu görülmüştür. <br>Davacı tarafca dosyaya sunulan 17.11.2016 tarihli Mardin Devlet Hastanesinden alınan Engelli Sağlık Kurulu Raporunda kardivasküler sistem değerlendirmesi adı altında HTklass 2- kapak hastalığı klass 1 nedeniyle %20+10 oranında, hafif yürüme bozukluğu nedeniyle %8 oranında toplam %34 oranına engelli olduğu belirtilmiştir. <br>Mahkemece hükme esas alınan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 23.02.2021 tarihli raporunda; davacı ... muayene edilerek, 12.07.2009 tarihli adli rapor ve 17.11.2016 tarihli Engelli Sağlık Kurulu raporu incelenerek, davacının 12.07.2009 tarihli yaralanması nedeniyle, Mardin Devlet Hastanesi 12.07.2009 tarih ve 4145 nolu Adli Raporu incelemesinde; sağ ayakta topuk posteriorundan ayak tabanının ortasına doğru uzanan cilt ciltaltı laserasyon olduğu, Doppler USG de kemik ve vasküler yapıda patoloji izlenmediği, sağ ayak başparmağında laserasyon olduğu, hayati tehlikesinin olmadığı, yapılan muayenesinde ise 2009 yılında Mardin'de araç dışı trafik kazası geçirdiği, Mardin Devlet Hastanesine kaldırıldığını, sağ ayak topuğunda yumuşak doku yaralanması olduğunu, Mardin Devlet Hastanesinde opere olduktan sonra Diyarbakır Üniversite Hastanesine sevk edildiğini, Mardin Devlet Hastanesinde fizik tedavi gördüğünü ifade ettiği, fizik muayenede; hastanın yürüyüşünde sağ ayak basma fazının kısaldığı, yürüyüşünün antaljik olduğu, hastanın yardımsız olarak mobilize olabildiği, alt ekstremitelerinde bilateral eklem hareket açıklıklarının tam, kas kuvvetinin tam, kaba duyu muayenesinin normal sınırlarda olduğu, atrofi ve kısalık olmadığı, sağ ayak medial malleolden başlayıp lateral malleole uzanan 22*0,2 cm operasyon skarı mevcut olduğu, aktif psikopatolojisinin olmadığı tespit edilmiş buna göre kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre vücut genel çalışma gücünden kaybetmediği belirlenmiş, her ne kadar Mardin Devlet Hastanesine yazılan yazılara rağmen dava konusu olay tarihinde davacının tedavi evraklarının bulunmadığının bildirilmiş olması ve yine Mardin Devlet Hastanesinin 15.03.2019 tarihli yazısında davacının 12.07.2009 tarihinde geçirdiği kazaya ilişkin belgelere rastlanmadığı belirtilerek 20.10.2016 tarihinde geçirdiği başka bir trafik kazasına dair evraklar gönderilmiş ise de davacının Ankara Üniversitesi, Tıp fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından muayene edilerek mevcut hali ile  maluliyetinin bulunmadığının belirlenmiş olması ve davacı vekili tarafından 07.11.2019 tarihli duruşmada mevcut delil durumu itibariyle rapor alınması talep edilmiş olmasına göre TBK'nın 50. TMK'nın.6 ve HMK'nın 190. maddesi gereğince davacının dava konusu 12.07.2009 tarihinde  meydana gelen kazada davacının yaralanması sonucu maluliyetinin bulunduğunu ispat  yükü davacıya olup bu hususun davacı tarafca ispat edilememiş olmasına göre davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  <br>Açıklanan nedenlerle dosyadaki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 23.02.2021 tarihli raporunun davacı muayene edilerek ve kaza tarihindeki mevzuat hükümlerine göre düzenlenmiş olması nedeniyle hükme esas alınmasında, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL mahsubu ile kalan 210,55 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>3- Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-Kararın taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 22.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a2f89443d54604f","SID":"edf45388a280e8d3"}}