{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2100 Esas<br>KARAR NO: 2023/1694<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 04/10/2019<br>NUMARASI: 2018/1184 E. - 2019/946 K.<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat ( Sebepsiz İktisab Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili  şirketin adresinde İstanbul .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 07/07/2017 tarihinde haksız ve mesnetsiz haciz işlemi yapıldığını, müvekkilinin haciz baskısı ile davalıya 15.000-TL  ödeme yapıldığını, davalının borçlusu ..., müvekkili şirketle aynı binada fakat bir üst katı olan 2. katta ikamet ettiğini, müvekkili ile ... arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkili şirket haciz işlemleri esnasında korkutulmuş ve müvekkili şirketin istihkak iddiasına rağmen müvekkili şirketten haciz kaldırılacağı ve herhangi bir işlem yapılmayacağı iddiası ile telaş içinde 15.000-TL haricen para tahsil edildiğini, davalılara yapılan yanlış ödeme tutarı 15.000-TL nin kanuni faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip borçluları hakkında başlatılan takipler kesinleşmiş olup alacağın gerçek bir alacak olduğunu, dosya alacağının ödenmemesi üzerine tahsil amacıyla borçlulara ait olduğu tespit edilen adreslerde haciz işlemleri uygulandığını, haciz sırasında davacılardan ... Şti. adına istihkak iddiasında bulunduğunu, yapılan  ödeme Yargıtay 4 Hukuk Dairesinin 2015/16289 E sayılı kararı ile sebepsiz zenginleşme olamayacağını,  Dosya borçlusuna karşı İİK 72 maddesi uyarınca dava açılması gerektiğini beyan etmiş, dilekçesinde açıklamalarda bulunarak sonuç olarak; davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....Dava; sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayalı alacak istemine ilişkindir. Sebepsiz zenginleşmeden sözedilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Borçlar Kanunu'nun konuya ilişkin 61 ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır. Mahkemece; sebepsiz zenginleşmeye dayalı istirdat davasının, genel hükümlere göre zenginleşen kişiye karşı açılması gerektiği, zenginleşen kişinin ise davacı borçlunun icra takip dosyasına yaptığı bu ödeme ile dosya borcundan kurtulan asıl borçlu olduğu ve davalı  alacaklıya karşı husumet yöneltilemeyeği gerekçesi ile davanın reddine\" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin dosyanın özetini yaparken davalılara \"yanlış ödeme\" yapıldığından bahsettiğini ancak davada yanlış ödeme söz konusu  olmadığını, haksız bir şekilde, haciz baskısı altında müvekkilinden tahsil edilen bir tutar söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin adresinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 07/07/2017 tarihinde haksız ve mesnetsiz bir haciz işlemi yapıldığını, müvekkili şirketin haciz baskısı ile davalıya kendisi ile ilgisi olmayan bir dosya borcuna haricen 15.000-TL ödeme yaptığını, icra dosyası borçlusu ... ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davalıların 3. kişi olan ve kendisine herhangi tebligat yapılmaksızın doğrudan haciz işlemi uygulanan müvekkili ...  hakkında henüz kesinleşmiş bir takip olmadığı esnada haricen tahsilat yaptığını, Borçlar Kanunu 61. Maddeye atıf yapıldığını ancak  müvekkili şirketin iradesi dışında gelişen olaylar neticesinde müvekkili şirketin bir anda kendini borçlu konumunda bulduğunu, yapılan ödemenin de haricen yapılmış olması sebebiyle hiçbir şekilde mahsup edilmemiş olduğunu,  Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesine göre borcu olmayan müvekkilinin davalılara haricen yapmış olduğu ödemeden kaynaklı doğrudan sebepsiz zenginleşme konusu olduğunu,  sebepsiz zenginleşen tarafın ... değil, davalılar olduğunu,  müvekkilinin malvarlığında kendisi ile ilgisi olmayan bir sebepten ötürü azalma yaşandığını, Davalı ve  vekilinin, müvekkili mallarını götürmek ile tehdit ettiğini, malların kendisinde kalma karşılığında müvekkilinden 15.000 TL haricen para tahsil ettiğini, davalılar nezdinde sebepsiz ve şahsi bir şekilde zenginleşme yaşandığını kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı tarafın talebi TBK 77. maddesi kapsamında sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalıdır.Uyuşmazlık; davalının, dava dışı üçüncü kişiden olan alacağı için davacıya yönelttiği haciz tehdidi altında, davacının dosya borcunu yatırması nedeniyle zenginleşenin alacaklı olan davalı mı yoksa dava dışı borçlu mu olduğ, buradan varılacak sonuca göre sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanılarak açılan davanın davalıya mı yoksa davanın İİK’nın 72. maddesinden kaynaklanan istirdat davası olduğu değerlendirilerek dava dışı borçluya karşı mı açılması gerektiği noktalarında toplanmaktadır.Davacı şirketin adresinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 07/07/2017 tarihinde haciz işlemi yapıldığı, icra dosyası borçlusunun dava dışı ... olduğu,  15.000,00 TL'nin davacı şirketin hissedarı ...’ın hesabından alacaklı muhatap ... ’in avukatı dava dışı Av. ...  banka havalesi ile haricen ödendiği, haciz tutanağının .... tarafından imzalandığı, alacaklı vekili Av. ... tarafından 02.08.2017 tarihinde  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına \"Dosya borcuna mahsuben 3.şahıs tarafından  07.07.2017 tarihinde vekilimiz Av...'in banka hesabına 15.000-TL gönderilmiştir. Gerekli harçların alınarak, tahsilatın dosya borcundan mahsup edilmesini, talep ederim\" beyanını içeren dilekçe gönderildiği anlaşılmıştır. Haklı bir neden olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir nedene dayanması durumunda doğmuş olur. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir. Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Zira zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu mal varlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zenginleşmede sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur. İcra takibinin davacı şirket adına yapılmamış olması, başka bir deyişle davacının icra dosyasının borçlusu konumunda bulunmaması davanın istirdat davası olmaması yönünden ayırıcıdır. Çünkü yukarıda da izah edildiği üzere, istirdat davalarında icra takibinin borçlusu, borçlu olmadığını düşündüğü bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmaktadır. Eldeki davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olduğu kabul edilmesi gerekmektedir. Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı buna göre İİK’nın 12. maddesine göre icra dairesinin takip edilen para alacağına mahsuben üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecbur olduğu, somut olayda da, yapılan ödemeyle ilk bakışta icra dosyasının borçlusunun borcunun söndüğü, bu nedenle menfaat temin edenin dava dışı asıl borçlu şirket olduğu, sebepsiz zenginleşme davasının muhatabının da anılan şirket olması gerektiği düşünülebilirse de, davacının ihtirazî kayıtla yatırdığı parayı asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla yatırdığı,  yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olduğu, davacının isteminin, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatabın da davalı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, aksinin kabulü halinde davacıyı muhatabı olmayan, borcu ödeme kabiliyetinin olup olmadığı belirsiz dava dışı borçluya yönelmeye zorlayacağından dava konusu olayda sebepsiz zenginleşenin davalı olduğunun kabulü gerekir. O halde mahkemece, davanın  husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından (bkz. Yargıtay HGK 2022/3-80 E., 2022/107 K.)  ve yukarıda açıklanan resen gözetilen sebeplerle de, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, esas yönünden inceleme yapılmak üzere, istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-a-4-6 maddesi gereğince istinaf nedenleri ve işin esası incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2019 tarih, 2018/1184 E. 2019/946 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,7- İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 41.152,10 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. maddesi gereğince yatıran davacı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a0e24b223eb079a","SID":"9760dbadae8b8da7"}}