{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2125 <br>KARAR NO: 2023/1696<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2.fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 05/11/2019<br>NUMARASI: 2017/523 E. - 2019/446 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... grup şirketi olduğunu,  2003 yılında kurulduğunu, ... doğal gaz, elektrik ve su dağıtımı servisleri gibi kamu hizmetlerinin lokal ve bölgesel bir sağlayıcısı olduğunu, enerji sektöründeki operasyonlarının doğal gaz dağıtımı ve diğer olası enerji projelerine yönelik olduğunu, Türkiye'nin 11 şehrinde yer alan doğal gaz dağıtım şirketlerinin farklı oranlardaki hisse senetlerine sahip olduğunu ve 11 şehirde doğal gaz dağıtım ve altyapı faaliyetlerini sürdürdüğünü, Türkiye'nin bu 11 şehrinin 30 yıl süresince gaz dağıtım lisansına sahip olduğunu,  ... Anonim Şirketi’ne ise; 19.12.2013 tarihinden itibaren 20 yıl süre ile elektrik enerjisi ve/veya kapasitesi ticareti yapmak üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından lisans verildiğini, Türkiye’nin ilk enerji ihracatına yönelen şirketleri arasında olduğunu, Mahkememizin 2016/75 esas sayılı dosyası kapsamında 556 Sayılı KHK'nın yürürlükte bulunduğu dönemde dava açıldığını ancak Anayasa Mahkemesi'nin KHK'nın 14.maddesini iptal etmesi nedeni ile davanın reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalı şirketin ... tescil numaralı ... markasının   39. sınıfta yer alan “boru hattı ile taşıma hizmetleri, elektrik dağıtım hizmetleri, su temin hizmetleri” bakımından kullanılmadığını, davalı şirketin ticari faaliyetinin doğal gaz, elektrik ve su temin-taşıma hizmeti olmadığını, bu hizmetleri yapabilmesi için şirketlerin ilgili bakanlık tarafından onaylanmış lisanslarının olması gerektiğini, davalının böyle bir lisansa sahip olmadığını, davalı şirketin ticari faaliyet konusunun, \"iletişim, haberleşme, medya, reklam, basım ve yayın alanlarında her türlü metod ve malzemeden yararlanarak çalışmalar yapmak, iletişim, bilgi haberleşme ve yayın sistemleri kurmak ve 07.01.2013 tarihinde tescil edilen tadil metnin yazılı olan diğer işler\" olduğunu, 07.01.2013 tarihli ana sözleşme tadil metninde  de şirketin amaç ve konu başlığı altında doğal gaz, elektrik ve su dağıtımı ile ilgili olan hiçbir ibarenin olmadığını, davalı şirketin meslek grubunun \"İşletme Destek Hizmetleri \" olduğunu beyanla , davalı şirket adına kayıtlı davalı şirket adına kayıtlı olan ... başvuru numaralı ... markasının  davanın devamı esnasında üçüncü şahıslara devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ... Başvuru numaralı markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 9. ve 26. Maddeleri  gereğince kullanmama nedeniyle, marka emtia listesinde yer alan ve Mal ve Hizmetlerin Uluslar arası Sınıflandırmasına İlişkin Nice Anlaşması uyarınca 39. sınıfta yer alan boru hattı ile taşıma hizmetleri, elektrik dağıtım hizmetleri, su temin hizmetleri bakımından kısmen iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı firma tarafından açılan, müvekkil firmanın sahibi olduğu ... markasının Nice Anlaşması 39. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından kısmen hükümsüzlüğü talebini ihtiva eden davanın, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nde görüldüğünü, davanın reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, HMK 114 hükümleri gereğince kesin hükme bağlanmış aynı talepleri içerin bu davanın  usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,  ayrıca davacının ... markası ile ilgili olarak YİDK tarafından verilen kararın iptaline dair Türk Patent ve Marka Kurumu ve müvekkil firmaya karşı Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde 2016/102 E, sayılı dosyasında karar verildiğini, ... markası için yaptığı başvurusunun reddedildiğini ve  ... Numaralı YİDK Kararı dolayısıyla ... ibareli markanın tescilinin reddolunduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 2016/148 E. 2016/189 K. sayılı kararında korunan hukuki yararın SMK için de geçerli olması gerektiğini, müvekkili firma tarafından usulüne uygun şekilde 04.,06.,40.,35. VE 39. sınıflarda tescil edilen “...” markasının müvekkili tarafından mevzuata uygun şekilde kullanıldığını, müvekkili şirketin ortağı olduğu şirketlerin elektrik dağıtım sektöründe faaliyette bulunduğunu, müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanının aynı zamanda bu şirketlerin de yönetim kurulu başkanı olduğunu, Seminer ve konferanslarda ... markasının reklamının yapıldığını, Grup şirketlerinden olan ... Şirketi'nin  müvekkili tarafından verilen izinle söz konusu markayı dava konusu hizmetler bakımından kullandığını, müvekkili şirketin ... markasını elektrik dağıtım hizmetlerinde kullandığını, boru hatları ile taşıma alanında kullanmak için de jeotermal kaynak arama ruhsatı aldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Tüm dosya kapsamı, Mahkememizin 2016/75 esas sayılı dosya kapsamı, sunulan deliller, TPMK kayıtları, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı tarafın dava konusu ... markasını  dava konusu \"boru hattı ila taşıma hizmetleri, elektrik dağıtım hizmetleri, su temin hizmetleri\" bakımından ciddi olarak kullanmadığı, bu sebeple Marka KHK m.14 uyarınca davalı adına tescilli ... markasının dava konusu hizmetler bakımından iptalinin istenebileceği kanaatine varılarak, davanın kabulüne, davalı adına tescilli ... markasının boru hattı ile taşıma hizmetleri, elektrik dağıtım hizmetleri, su temin hizmetleri, yani 39.sınıf yönünden kısmen hükümsüzlüğüne\" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı firma ... A.Ş. tarafından açılan, müvekkil firmanın maliki olduğu ... markasının Nice Anlaşması 39. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından kısmen hükümsüzlüğü talebini ihtiva eden davanın, daha önce İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde görüldüğünü, bu davanın Mahkemenin 2016/75 E. ve 2017/71 K. Sayılı aynı konu ve talepleri ihtiva ettiğini ve 06.06.2017 tarihinde kesinleştiğini, davacının KHK m.14’ ün iptal edilmesi nedeniyle yeniden dava açılması gerekliliğini ileri sürdüğünü, bu konuda dava açılmasının mümkün olmadığını,Davacı tarafın işbu dava konusu ... markası ile ilgili olarak YİDK tarafından verilen kararın iptaline dair Türk Patent ve Marka Kurumu ve müvekkili firmaya karşı Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde 2016/102 E. sayılı dosyasında karar verildiğini ve ... markası için yaptığı başvurusunun reddedildiğini, Davacı tarafın müvekkiline karşı maddi manevi tazminat davası açma hakkının zamanaşımına uğradığını, Anayasa Mahkemesi’nin 2016/148 E. 2016/189 K. Sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 14. Maddesinin iptal edildiğini, 556 sayılı KHK’nın 14. Maddesinin iptalinde korunan bir hukuki yarar bulunduğunu,  KHK’nın mülga olmasının ilgili davanın sonucunda değişiklik yaratmaması gerektiğini, Müvekkil firma tarafından usulüne uygun şekilde 04., 06., 40., 35. ve 39. sınıflarda tescil edilen “...” markasının müvekkili tarafından mevzuatın uygun gördüğü şekilde kullanıldığını, 6769 sayılı SMK m.9 hükmüne göre kullanımın gerçekleştiğini, Elektrik dağıtımı hizmetini sağlayacak firmaların, EPDK tarafından verilecek “Elektrik Dağıtım Lisans”ına sahip olmaları gerektiğini, Ticari Unvan dahi “... A.Ş.” olan davacı şirketin dava dosyasındaki belge ve bilgilere göre söz konusu lisansa dahi sahip olmadığını, davacının HMK m.114/1-h anlamında dava şartı olarak öngörülen hukuki yararının mevcut olmadığını,... markasının sahibi müvekkilinin ... Tic. A.Ş., 15 Ağustos 2008 tarihinden bu yana, Aydın, Denizli, Muğla illerinde elektrik dağıtım ve perakende satış hizmetlerinden sorumlu ... A.Ş. (...) ve  ... A.Ş. (...) şirketlerinin ortağı olduğunu, ... A.Ş. (...) ve elektrik satışıyla görevlendirilen ... A.Ş. (... ) şirketlerinin de 29.05.2013 tarihinden bu yana ortağı olduğunu, ... markasının, öncelikle Ege bölgesinde, başta elektrik enerjisi olmak üzere, enerji dağıtım ve satış işlerinde kullanılmak üzere tescil ve istimal edildiğini, Enerji ile ilgili seminer ve konferanslarda Türkiye’de faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası en büyük enerji şirketleri ile birlikte ... markasının reklamı yapıldığını, markaya dair www...com.tr ve www.....net uzantılı web sayfalarının da  olduğunu, Yargıtay kararları ve öğreti göz önünde tutulduğunda başlı başına bir markanın reklamının yapılmasının dahi onun kullanılmakta olduğunun kanıtı olduğunu, Müvekkili firmanın “enera markasını” elektrik dağıtım hizmetlerinde kullandığını, boru hatları ile taşıma alanında kullanmak için de jeotermal kaynak arama ruhsatları aldığını, yerel mahkemece verilen hükümde söz konusu delillerin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, bilirkişi incelemesinde de hukuki gerekçeden yoksun şekilde işbu deliller göz ardı edilerek aleyhe tespitler içeren bilirkişi raporu sunulduğunu ve yerel mahkeme önünde de denetime elverişli olmayan söz konusu bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, haksız yere açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2016/75 E., 2017/71 K. Sayılı dosyadaki hüküm dosyanın esastan değil usuli zorunluluk nedeniyle verilen bir red kararı olduğunu,  Anayasa Mahkemesince 556 Sayılı KHK madde 14'ün iptali  ve  Sınai Mülkiyet Kanunu'nun yürürlüğe girmesine 4 gün kalmışken kanuni dayanak yoksunluğu ile oluşan bir boşluk nedeniyle gerçekleştiğini, usulden verilen red kararlarının, esasa ilişkin kararlar olmadığından, yeniden açılan dava “kesin hüküm” engeli ile karşılaşmayacağını, zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığını,  davalı yan tarafından her ne kadar ısrarla markanın bazı dava dışı tüzel kişiler tarafından davaya konu edilen emtialar açısından kullanıldığı ve delil sunulduğu iddia edilmekte, söz konusu dava dışı tüzel kişilerin davalı asil şirketin ortağı olduğu iddiaları bulunmaktaysa da, marka hukuku gereği markanın kullanıldığının ispatının ortaklık ile değil \"lisans sözleşmesi\" ile gerçekleştirilebileceğini,  istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın, davalıya ait ... nolu \"...\" ibareli markasının \"boru hattı ile taşıma hizmetleri, elektrik dağıtım hizmetleri, su temin hizmetleri\" bakımından kullanılmaması nedeniyle kısmi iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davalının adına tescilli... sayılı markasını 39. sınıflar için \"boru hattı ile taşıma hizmetleri, elektrik dağıtım hizmetleri, su temin hizmetleri\" için ciddi biçimde kullanmadığının açıkça anlaşıldığı, davacının davalıya ait yargılama konusu markanın kullanmama sebebiyle hükümsüzlüğü istemiyle açtığı davanın esas numarasının 2016/75 Esas sayılı dosyasında, Anayasa Mahkemesi'nin 556 sayılı KHK.'nın 14. maddesini iptal kararı nedeniyle davanın reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla mahkemece konusu farklı olan anılan davanın, işbu dava yönünden usulü bir karar olması nedeniyle kesin hüküm teşkil etmeyeceği kabulünde bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun esas yönünden reddinin gerektiği anlaşılmıştır.  6769 sayılı SMK'nın  9. maddesi  uyarınca  tescil  tarihinden  itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, söz konusu madde hükmünün, hem geçmişte tescil edilen markalar için hem de gelecekte tescil edilecek markalar için kullanma külfeti getirdiği, dolayısıyla davalıya ait markanın da kullanma külfeti altında olduğu, davalı markasının tescil edildiği tarihten sonraki tüm zaman sürecinde markanın kullanım külfetinin bulunduğu, mevcut delil durumuna ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, davalının, yargılama konusu markayı, iptali istenen emtia sınıfında ciddi olarak kullandığına ilişkin ispat külfetini yerine getiremediği, dosyaya sunulan ... markasının kullanımlarının dava dışı şirketler tarafından gerçekleştiği, bu şirket ile davalı şirket arasında marka kullanımına ilişkin bir düzenlemenin dosya kapsamında bulunmadığı,  davacının aynı sektörde iş yaptığı bu nedenle dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, Mahkemece verilen kararda bir hata görülmediği, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2.fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/11/2019 tarih ve 2017/523 E., 2019/446 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"22da1fa58863df61","SID":"ade9466b3343dc92"}}