{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2135 <br>KARAR NO: 2023/1697<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 29/06/2020<br>NUMARASI: 2017/503 E. - 2020/341 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in ... Bankası A.Ş. Alibeyköy Şubesi tarafından verilmiş, ... sayılı, 28.12.2016 tarihli, 12.000,00 TL bedelli, lehtarı, davalı ..., keşidecisinin de davacı olan çeki, kendisi aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından icra takibine koyduğunu, çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığını, imzanın sahte olması nedeniyle de çeke dayalı bir borçlarının bulunmadığını belirterek borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili verdiği cevap dilekçesinde, davayı konu çek üzerindeki imzanın davacı şirketin yetkilisi ...'ya ait olduğunu, imzanın sahte olmadığını, imza incelemesine gerek olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Hazırlanan 17.12.2019 tarihli bilirkişi raporu ile dava konusu çek üzerindeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine ait olduğu anlaşılmakla davacı şirketin imza inkârına dayalı menfi tespit ve borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.  Davacı şirketin imza inkârında bulunduğu davaya konu çeki kendi yetkilisinin imzaladığını bilebilecek durumda olması nedeniyle davalı tarafın talebi doğrultusunda davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir. Tarafların her ikisi de ticari defterlere delil olarak dayanmamıştır. Dava konusu kambiyo senedi çek olup çek hukuken ödeme vasıtasıdır. Dava konusu çekin tarafların ticari defterlerinde kaydının olmaması keşideci imzasının doğruluğunun bilirkişi raporu ile de tespit edildiği durumda ödeme amaçlı olarak verilmiş olan kambiyo senedinin geçerliliğine olumsuz bir etki yaratmayacağından 6100 sayılı HMK m. 222'ye göre mahkememizce resen ticari defter incelemesi yaptırılmamıştır. Davalı tarafta sahte olmadığı kesinleşen çekin bedelinin ödendiğine ya da aksinin varlığına ilişkin başkaca bir yazılı belge de sunamamıştır.\" gerekçesi ile davanın reddine dair hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Karar verilen celse olan 29.06.2020 tarihli duruşma için başka Mahkemelerde duruşmalarının olması nedeni ile mazeret dilekçesi gönderdiklerini,  duruşma tarihinin covit-19 döneminde tutanak ile 29.06.2020 tarihine taraf vekillerinin tarih konusunda görüşü alınamadan resen mahkemece ertelenen tarih olduğunu, mesleki mazeretin kabul edilmemiş olmasından dolayı... davacının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği ve savunma hakkının kısıtlandığının kabul edilmesi gerektiğini, 17.12.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli belge İnceleme Şubesi' nin raporu gereği icra takip konusu çek üzerindeki imzanın, kuvvetle muhtemel davacı müvekkil şirket yetkilisi ...' nın  eli ürünü olduğuna dair rapor verilmiş ise de bu raporun kesinlik arz etmediğini, Adli Tıp Kurumu Başkanlığından yeniden imza incelemesi raporu alınması gerektiğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; imza incelemesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik İncelemeleri İhtisas Dairesi'ne 25.06.2019 tarihli duruşmanın 2 No'lu ara kararı ile gönderildiğini, raporda \"İnceleme konusu çekte atılı basit tersimli keşideci imzası ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğitim, doğrultu, seyir, hız ve askı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlik saptandığından söz konusu imzanın kuvvetle muhtemel ...'nın eli ürünü olduğu hususlarını bildirir kanaat raporudur.\" şeklinde görüş bildirildiğini, davacı ile aradaki ticari ilişkinin asıl kaynağı celbi talep edilen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/432 E. Sayılı dosyası olup, borçlu, müvekkili tarafından kendisine teslim edilmiş ürünlere ilişkin olarak borcunu ödemediğinden müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket tarafından kendisine servis hizmeti verilemeyeceğinin bildirildiğini,  bunun üzerine davaya konu çeki keşide ettiğini  ve müvekkilinden servis hizmeti de aldığını ancak bu çeki de ödemediğini, davacının imzaya itirazı, sistematik bir şekilde ödemelerini geciktirme aracı olarak kullandığını, çekin keşide tarihi 28.12.2016 olup, karşı taraf kötü niyetli şekilde borcu ödemeyi geciktirdiğini, davacı vekilinin mazeretinin reddi ile karar verilmesinin savunmanın ihlali olarak değerlendirse de yargılamayı uzatmayı bir amaç haline getirdiğini, davacının, sırf yargılamayı uzatmak maksadıyla kötü niyetli olarak istinaf kanun yoluna başvuran tarafın yargılamanın sağlığı açısından ivediklikle istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini, HMK m. 351 ve 329 doğrultusunda cezai işlem uygulanmasını talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, icra takibinden sonra açılan kambiyo senedine dayalı menfi tespit davasıdır. Davacı ... Tic. Ltd. Şti.'in, davalı ... emrine 12.000,00 TL'lik ...  Bankası A.Ş. ... No'lu çeki keşide ettiği,  çekin keşide tarihinde ödenmemesi üzerine davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile 28.04.2017 tarihinde Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla Takip başlatıldığı, davacının çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiği görülmüştür. Davacı istinaf sebepleri incelendiğinde;  Kambiyo senedindeki imzanın davacı borçluya ait olduğu yönündeki ispat yükü, senedi elinde bulundurup icra takibine girişen ve senette yer alan imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıya düşmektedir. (HGK'nun 24.06.2020 tarih, 2017/19-829 Esas, 2020/471 Karar) Bu kapsamda,  ATK'dan alınan raporda bilirkişi incelemelerinde;  borçlu imzasının mevcut mukayese imzalarına atfen davacı ...'nın eli ürünü  olduğunun kuvvetle muhtemel olduğu kanaatine varıldığı, söz konusu incelemelerle, davacının davaya konu senedin düzenleme tarihine yakın önceki ve sonraki tarihli samimi imzalarını içeren resmi kurumlarca da onaylatılmış belge asıllarının getirtilerek senet üzerinde imza incelemesi yaptırıldığı, raporun bu haliyle bilimsel ve teknik açıdan denetime elverişli olduğu, hükme esas alınabileceği, davaya konu senet üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olduğunun sabit olduğu, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacının mazeretine yönelik istinaf sebebi incelendiğinde, davacıya 09/03/2020 tarihli celsede \"Gelecek oturum sözlü yargılama yapılacağından hazır olması aksi halde yokluğunda karar verileceği konusunda HMK.186 maddesine göre davacı vekilne tebligat gönderilmesine, (davalı vekili ihtar edildi)\" karar verildiği tebligatın çıkartıldığı,  8. celse tekrar mazeretin sunulduğu ve kabul edildiği, 9. Celse yoklukta karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple Mahkemece yapılan değerlendirmede aykırılık bulunmadığı, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Davalı vekilinin istinaf dilekçesine karşı cevabında, davacı tarafın kötüniyetli olarak istinaf başvurusunda bulunduğundan bahisle, para cezasına çarptırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 329/2 maddesi uyarınca kötüniyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadan dava açan taraf, disiplin para cezası ile mahkum edilebilir. Ancak davacının başvurusunun yürürlükteki mevzuata uygun olup, davacının istinaf başvurusunun kötüniyetli olduğu ve yargılamayı uzatmak amacıyla yapıldığına dair delil bulunmadığına göre, davacının 6100 Sayılı HMK'nın 329/2. maddesi uyarınca disiplin para cezasına mahkum edilmesi doğru görülmediğinden davalı vekilinin bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin para cezasına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2020 tarih ve 2017/503 E., 2020/341 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin HMK 329/2 maddesi gereğince para cezasına hükmedilmesi talebinin reddine,3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9d293649813a3e53","SID":"cc1a68cbf3e87547"}}