{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2178 <br>KARAR NO: 2023/1730<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/11/2019<br>NUMARASI: 2017/43 E. - 2019/1004 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine sahte imzayla borçlanma yapılarak, dört adet bono düzenlenmek suretiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, müvekkili şirket yetkilisinin takibe konu bonoları imzalamadığını, bonolar üzerindeki yazıları da yazmadığını, bonolar üzerinde bulunan kaşe ve imzaların sahte olduğunu, bu konuda sahtecilik nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağını beyanla, neticeten açılan menfi tespit davasının kabulüne, müvekkili şirketin söz konusu bonoların borçlusu olmadığının ve bonolardaki imzaların sahte olduğunun tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması sebebiyle %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili asıl davaya verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davacıın davacı sıfatı olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını, müvekkili şirketin icra takipleri borçlusu ... Ltd.Şti. ile aralarında uzun zamandır süre gelen bir ticari ilişki olduğunu, ancak borçlunun son olarak müvekkili şirketten almış olduğu mallara karşılık olarak verdiği çek ve senetleri ödemediğini, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin yıllardır fatura, irsaliyeler ve ticari defterlerle sabit olduğunu, çek ve senetlerin ödenmemesi üzerine icra takibi açıldığını, açılan takipler neticesinde haciz işlemi yapıldığını, haciz sırasında şirket ortağı ve yetkilisi olduğunu beyan eden ...' ın icra dairesine gelerek borca kefil olduğunu, kendisini şirket ortağı ve yetkilisi olarak tanıtan ... bu şekilde her yerde işlem yaptığını ve müvekkili şirketin çalışanları ve ortakları tarafından da böyle bilinildiğini, malların teslimi sonrası verilen senetler bizzat borçlunun senetleri olup, borçlu şirketin çalışanları tarafından teslim edildiğini, taraflar arasında daha önceden de böyle işlemler olduğu için senet üzerindeki imzaların sorgulanmadığını, sonradan anlaşıldığı üzere borçlu şirketin diğer şirketlere de aynı şekilde senet ve çekler vererek senet ve çeklerdeki imzanın şirketi temsil eden kişiye ait olmadığı iddiası ile dava açtığını beyanla, davanın usul ve esastan reddine, davanın kötü niyetle ikamesi nedeniyle davacı aleyhine icra dosyası miktarının %20 sinden aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA Birleşen  İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/43 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine sahte imzayla borçlanma yapılarak 11.000,00 USD bedelli, ... seri numaralı 30/05/2016 tarihli bir adet çek düzenlemek suretiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, müvekkili şirket yetkilisinin takibe konu çeki imzalamadığı (ciro etmediği) gibi çek üzerindeki yazıları da yazmadığını, müvekkili şirketin davalı şirket ile ticari ilişkisi bulunmasına rağmen, çek üzerindeki imza ve kaşenin sahte olduğu gibi müvekkili şirketin takip alacaklısına böyle bir borcunun da bulunmadığını, takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespit edilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller ve yargılama neticesinde; \"asıl ve birleşen davanın kabulü ile, davacının  İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün  ... esas sayılı kambiyo senedine dayalı takibe konu 30/05/2016 keşide tarihli 11000 USD bedelli. ... Bankası Aksaray Şubesine ait keşidecisi ...  Şirketi olan çek ile yine  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün  ... esas sayılı kambiyo senedine dayalı takibe konu, borçlusu davacı şirket, alacaklısı davalı şirket görünen 14/03/2016 düzenleme tarihli, 25/05/2016 vade tarihli, 5000 USD bedelli bono, 14/03/2016 düzenleme tarihli, 25/06/2016 vade tarihli, 5000 USD bedeli bono, 14/03/2016 düzenleme tarihli, 25/07/2016 vade tarihli 5000 USD bedelli bono ve 14/03/2016 düzenleme tarihli, 25/08/2016 vade tarihli, 4700 USD bedelli bonolara ilişkin olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı borçlu şirket  vekilinin,  taraflar arasında uzun zamandır süre gelen bir ticaret ilişkisi olduğunu da dilekçesinde beyan ettiğini, keza imza itirazı  yanında hem yazılara hem de  borcu olmadığına dair menfi tespit  talebi de olduğundan defterler üzerindeki inceleme için oluşturulan ara karara itiraz edilmediğini ve bilirkişi ücretini de kendisinin yatırdığını, kaldı ki davacının delil listesinde defterleri de delil olarak sayıldığını,Borçlu davacının senetler ve çekler üzerinde yalnızca imzaya değil yazılara da itiraz etmesinin zaten  \"borca\" itiraz hükmünde olduğunu, ancak mahkemede son celsede değişen hakimin, söz konusu menfi tespit davasının sadece imzaya yönelik olduğundan bahisle, defterler üzerindeki incelemenin de gereksiz  olduğunu belirterek, davayı kabul ettiğini ve yalnızca çekler ve senetler açısından davacının borçlu olmadığı yönünde karar verdiğini,Mahkemenin yeni hakimi tarafından  davanın sadece imzaya itiraz (veya sahtecilik )   olmadığı aynı anda borca da itiraz olduğunun gözden kaçırıldığını, Davacı borçlunun müvekkili şirkete borçlu olduğunu, senetler ve çekler üzerindeki imza borçlu şirketi temsil etmese de, davalı şirketin  müvekkiline borçlu olduğunu,  Mahkemenin sadece imza itirazını değerlendirerek, defterler üzerinde yapılan bilirkişi  incelemesini yok sayarak karar vermesini kabul etmediklerini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; davalı alacaklı tarafından borçlular   aleyhine 02/10/2016 tarihinde ... Bankası Aksaray Şubesine ait 30/05/2016 keşide tarihli 11000 USD ( 32.685,70 TL ) bedelli çekten kaynaklı 32.685,70 TL asıl alacak, 98,06 TL çek komisyonu, 3.268,57 TL çek tazminatı, 1.585,93 TL işlemiş faiz, 481,60 TL ihtiyati haciz tutarı olmak üzere toplam 38.119,86 TL' lik kambiyo senetlerine özgü icra takibinde bulunulduğu  görülmüştür.İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; davalı alacaklı tarafından borçlu   aleyhine 02/10/2016 tarihinde, 14/03/2016 düzenleme, 25/05/2016 vade tarihli, 5000 USD, 14/03/2016 düzenleme, 25/06/2016 vade tarihli, 5000 USD, 14/03/2016 düzenleme, 25/07/2016 vade tarihli, 5000 USD, 14/03/2016 düzenleme, 25/08/2016 vade tarihli, 5000 USD  bedelli senetlerden kaynaklı 19.700,00 USD asıl alacak, 59,10 USD bono alacağı, 469,96 TL protesto gideri, 705,72 USD işlemiş faiz, 481,60 TL ihtiyati haciz tutarı olmak üzere toplam 20.464,82 USD ve 951,56 TL 'lik kambiyo senetlerine özgü icra takibinde bulunulduğu  görülmüştür. Asıl dava, yukarıda bilgileri verilen dört ayrı senet nedeniyle, birleşen dava ise, yine yukarıda bilgileri verilen bir adet çek nedeniyle açılan menfi tespit davasıdır. Davacı takibe konu senetlerdeki ve çekteki imzaya itirazda bulunmuş, Mahkemece, imza incelemesi sonucunda dosyaya sunulan bilirkişi raporuna itibar edilerek, söz konusu senetler ve çek üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar yukarıda belirtilen nedenlerle davalı yanca istinaf edilmiştir.Dosyaya sunulan denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, dava konusu senetler ve çek üzerinde keşideci sıfatıyla davacıya atfen atılı imzaların davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığının belirtildiği, bu rapora göre Mahkemece varılan kabulün yerinde olduğu, imzada sahtecilik mutlak def'ilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceğinden Mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2019 tarih ve 2017/43 E., 2019/1004 K.  sayılı kararına karşı asıl ve birleşen davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Asıl dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  4.384,67 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.096,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.288,51 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Birleşen dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  2.603,96   TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 650,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.952,97 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"616a559bfc5b155d","SID":"7c9aeab445f2f238"}}