{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2186 Esas<br>KARAR NO: 2023/1731<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/01/2020<br>NUMARASI: 2018/502 E. - 2020/51 K. <br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin iş güvenliği kapsamındaki eğitimler ve yüksekte çalışma hizmetleri işi ile iştigal eden ... Tic. Ltd. Şti'nin yetkilisi olduğunu, müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketin sektörde verdiği başarılı hizmetlerle, güvenlik eğitim ve saha çalışmaları alanındaki kapsamlı faaliyetleri ile haklı bir itibar kazanarak hem ulusal hem de uluslararası sektörde öncü haline geldiğini, müvekkili şirketin haklı başarısında gerek görsel medyanın gerekse bilişim ve sosyal medya alanında yürüttüğü başarılı eğitim ve tanıtım faaliyetlerinin önemli bir rol oynadığını, müvekkilinin 09/06/2014 tarihinde ... tescil numarası ile 37.sınıfta \"...\" ibareli markasıyla birlikte logosunu ve 25/01/2016 tarihinde de ... tescil numarası ile 25, 35, 41 ve 45.sınıflarda \"...\" ibareli markasıyla birlikte logosunu da tescil ettirdiğini, davalı yanın 07/09/2016 tarihinde \"...\" ibareli markasının tescili için başvuruda bulunduğunu ve 17/05/2017 tarihinde ... numarası ile 41.sınıfta tescil edildiğini, davalı yanın müvekkili tarafından daha önce tescil ettirilmiş olan \"...\" ibareli markasının birebir İngilizce karşılığı olan \"...\" ibareli markasını yine müvekkilinin markasının tescil edilen 41.sınıfta tescil ettirdiğini, bu durumun müvekkilinin markasına açık bir şekilde iltibas yarattığını, davalı markası ile müvekkili markası arasında gerek işitsel gerekse de kavramsal benzerlik olduğunu iddia ederek, davalı adına TPMK nezdinde kayıtlı ... tescil nolu \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalılardan Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 25/3 maddesi hükmüne göre marka hükümsüzlük davasının, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılacağını, markanın hükümsüzlüğü davalarında kurumun taraf gösterilemeyeceğini, bu itibarla müvekkili bakımından davanın taraf sıfatı (husumet) yokluğundan reddi gerektiğini belirterek, davanın müvekkili yönünden taraf sıfatı (husumet) yokluğu nedeniyle reddine, davacının aleyhlerine olan sair taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin spor, kültür ve eğlence hizmetleri işi ile iştigal ettiğini ve ... ibareli markanın yetkilisi olduğunu, müvekkilinin markasının Türkiye'nin hemen hemen tüm oyun ve eğlence parkı üreticisi firmaları tarafından bilindiğini ve birlikte iş yaptıklarını, müvekkilinin sektörde verdiği hizmetlerle güvenlik ve saha çalışmalarındaki kapsamlı faaliyetleri nedeniyle haklı bir itibar kazandığını, üretimini yaptığı ürünlerin İngiliz partner firmaları ... tarafından denetlendiğini, müvekkilinin 07/09/2016 tarihinde başvuruda bulunduğu \"... \" ibareli markasının 14/05/2017 tarihinde ve ... numarasıyla 41.sınıfta tescil edildiğini, iki marka arasında yapılan mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, ortak bir pazarı ve müşteri kitlelerinin bulunmadığını, davacı yanın iş güvenliği kapsamındaki eğitim ve yüksekte çalışma hizmetleri işi ile iştigal etmek üzere inşaat çözümleri, rüzgar türbinleri, kule montajı, jeoteknik çalışmalar üzerine hizmetler verdiğini, müvekkilinin markasının ise spor, kültür ve eğlence alanında hizmet verdiğini, iki markanın okunurken, telaffuz edilirken işitsel ve kavramsal olarak bir benzerliğinin bulunmadığını, iki marka arasında benzerlikten söz edilemeyeceği gibi bu iki kelimenin ayırt ediciliğinden de bahsedilemeyeceğini, bu iki kelimenin de birçok markada kullanıldığından ayırt ediciliğinin olmadığını, müvekkilinin markasını tescil ettirmeden 5 yıl öncesinde de kullandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince toplanan delillere ve yapılan yargılamaya göre; \" davacının davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı'na açmış olduğu davanın husumetten reddine, Davacının davalı ... yönünden açmış olduğu davanın kabulü ile, davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... nolu \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, \" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyada alınan bilirkişi raporları çelişkili olup mahkemece söz konusu çelişki itiraz ve taleplerine rağmen giderilmeden karar verildiğini, salt bu nedenle dahi yerel mahkeme kararı usule hukuka aykırı olup bozulması gerekmektedir.Ortalama tüketicinin, markanın kullanılacağı ürünün hitap ettiği kesime göre belirlendiğini, yerel mahkemece bu hususa dikkat edilmediğini, somut olayda ortalama tüketicinin sektörel bilinçli tüketici olup olamayacağı hususu irdelenmeden değerlendirme yapıldığını, sektörel tüketicilerin bilinç düzeyinin daha fazla olduğunu, malı satın alırken daha fazla araştırma yapacağının kabul edildiğini ve bu kişilerin markaları karıştırma ihtimalinin daha düşük olacağı sonucuna ulaşılacağını, davacının hitap ettiği ortalama tüketici halk olmayıp sektörel bilinçli tüketici olduğunu, davacının iş güvenliği kapsamındaki eğitim ve yüksekte çalışma hizmetleri işi ile iştigal etmek  üzere inşaat çözümleri, rüzgar türbinleri, kule montajı, jeoteknik çalışmalar üzerine hizmetlerinde kullanılan markanın hitap ettiği ortalama tüketicinin halk olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle verilen kararın hatalı olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkilin markası ''... '' olup markanın okunuş şeklinin  \"...\"  -  (...)  -  şeklinde olduğunu, davacının markası  '' ...''  olup yazıldığı şekilde okunduğunu, iki markanın okunurken, telaffuz edilirken işitsel olarak bir benzerliği bulunmadığını, kelimelerin yanı sıra markaların taşıdıkları logoların da ayırtedicilik kazandırmasının söz konusu olduğunu, iki markanın logoları arasında benzerlik bulunmayıp markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını, TPMK kayıtları incelendiğinde \"...\" kelimesi ile birçok markanın olduğunu dolayısı ile bunun bir ayırt edici özellik olmadığını, yerel mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin tescil sınıfı ile davacının tescil sınıflarının birbirlerinden farklı olduğunu, bu bakımdan iptalinin talep edilemeyeceğini,Davacı yanın markası olan  '' ... '' davacı yanında dilekçesinde belirttiği iş güvenliği kapsamındaki eğitim ve yüksekte çalıma hizmetleri işi ile iştigal etmek  üzere inşaat çözümleri, rüzgar türbinleri, kule montajı, jeoteknik çalışmalar üzerine hizmetler vermekte olduğunu, oysa ki müvekkilinin markası olan  ...   spor, kültür ve eğlence hizmetleri verdiğini, müvekkil şirket eğlence alanında  Dünya standartları ile Türkiye’nin zevk ve tercihlerini bir arada düşünerek hem yatırımcıyı hem de kullanıcıları memnun eden, sıradan macera ve eğlence örneklerinden uzak, alana, müşteriye ve temaya özel, akıllı ve etkileyici işler yaptığını, bu nedenle davacı yanın müvekkili ile mal ve hizmetlerin aynı olması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğine dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını,Davacı markalarının  bütünsel değerlendirilmesinde göz önüne çıkan ana unsur şekil görseli olup kelimelerin tanımlama bütünde kaybolduğunu, dikkat çekmediğini, sadece şekil görselinin tamamlayıcı yan unsurlardan sayılabileceğini, yerel mahkemede alınan ilk bilirkişi raporunda her iki markanın da figüratif unsurlu olduğu  ve müvekkiline ait ... sayılı ''...'' markası ile davacının markasının ayniyet taşımadığı ve ayırt edilemeyecek kadar benzerliğin olmadığı ve bu nedenle  de SMK md.5/1-ç bendinde sayılan unsurların somut olay bakımından mevcut olmadığının açıkça tespit edilmiş olmasına rağmen yerel mahkeme kararında yargılama sürecinde alınan 2.bilirkişi raporunda yapılan hatalı tespitlerin aynen kabul edildiğini ve hukuka aykırı karar verildiğini, davacı tanınmış bir marka olduğunu açıkça ifade etmiş olmasına rağmen yerel mahkemece davacının logosunun ayırt edicilik kazandırmadığı yanılgısı ile hatalı ve çelişkili karar verildiğini, bazen baskın unsurun logo da olabileceğini, somut olayda şekil asli unsurunun Mahkemece değerlendirilmediğini, Mahkemece aldırılan bir önceki raporda, müvekkilinin düz yazı olarak tescilli \" ...\" markaları arasında ayniyet olmadığını, ayrıca ayırt edilemeyecek kadar bir benzerliğin bulunmadığının bildirildiği, Türk toplumunun İngilizce bilme ve konuşma  oranı  herkesçe bilindiği  üzere  sayın bilirkişilerdeki algının aksine çok düşük olduğunu, Türkçenin göründüğü gibi harflerinin okunduğu bir dil olduğunu, \"...\" ifadesinin Türkçe  okunuşu '...' ya da ...'  yada benzer ifadeler şeklinde olacağını, yani Türkçe algıya sahip halk genelinde davacının Türkçe ifade ediliş tarzıyla yazdığı  \"...\" şeklinde hiçbir zaman okunamayacağını, Halkın genelindeki algının İngilizce olmadığı gibi Türkçe algınında da kelimelerin okunuşu davacının markasıyla aynı ve benzer olmayacağını,Davacının nice sınıfı 37 olup müvekkilinin tescil sınıfının ise 41 olduğunu, ikisi arasında hiç bir irtibat kurulmadan hüküm verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, Davacının gösterdiği faaliyet alanının  inşa-i faaliyetler içerisinde gerçekleştirilen bir montaj işi olduğunu ve bu montaj işinin akabinin neticesinde bir 'eser' meydana getirildiğini, stadyum çatısı, köprü askıları  gibi  yani davacının yaptığı  işin özünde  eğlence ve spor amaçlı yapılan işlerden addedilmesi ve yorumlanması ve 41.Nice  sınıflandırmasının kapsamına sokulmasının hukuken yerinde olmadığını, spor ve eğlence amaçlı yapılan dağcılık faaliyeti ve benzeri eğlence faaliyetlerinde davacının faaliyet alanında yaptığı gibi başkalarının kullanımına tahsis edilen eserler meydana getirilmediğini, davacının faaliyet alanının hitap ettiği  tüketici kitlesi ile müvekkilin faaliyet alanın hitap ettiği tüketici kitlesinin hizmeti kullanım amacı arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, bu nedenle de tüketici kitlesinin de birbirinden çok farklı olduğunu, davacının hitap ettiği hizmet neticesinde kullanıcının ya bir eser elde etmek istediğini ya da İSG güvenlik  bilgisi elde etmek istediğini, müvekkilinin faaliyet alanındaki  tüketicilerin ise yapılan iş neticesinde eğlenmek ve spor yapmak istediklerini, bu amaç açısından da  hizmeti talep edecek  tüketiciler açısından bakıldığında da herhangi bir illiyet bağının kurulması ihtimali dahi bulunmadığını, davacının faaliyet alanı ile müvekkilinin faaliyet alanı arasında herhangi bir ilinti bulunmadığını,Somut olayda iki marka arasında yapılan mal ve hizmetler farklı olup ortak bir pazarı ve müşteri kitleleri bulunmadığını, yine markalar arasında işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığını, kaldı ki davacının herhangi bir şekilde müvekkilinin sınıfında tescili bulunmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kmu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına  ... tescil no ile kayıtlı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebine ilişkindir.TPMK kayıtlarının incelenmesinde, ... tescil nolu \"  ...+şekil\" ibareli markanın 25, 35, 41 ve 45.sınıf emtialarında 25/01/2016 tarihinde  davacı adına, yine ... tescil nolu \" ...+şekil\" ibareli markanın 37.sınıf emtialarında 08/06/2014 tarihinde davacı  adına kayıtlı oldukları, davaya konu ... tescil nolu \" ...\" ibareli markanın ise, 41.sınıf emtialarında 16/05/2017 tarihinde tescil edildiği ve davalı ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.Uyuşmazlık; davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... Tescil sayılı “...” markasının, davacı adına ... ve ... no ile tescilli “...” markaları arasında, SMK md. 5 ve/veya 6. maddeleri kapsamında değerlendirilme yapılmak suretiyle, SMK'nın 25. maddesi uyarınca davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.Davalı yan her ne kadar iltibas değerlendirmesi yönünden her iki bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğunu, bu haliyle hüküm kurulmasının hatalı olduğunu iddia etmiş ise de; iltibas değerlendirmesi hukuki bir konu olduğundan, bilirkişi tarafından bu hususta yapılan değerlendirmelerin Mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmadığı dikkate alınarak aşağıdaki şekilde değerlendirmeye geçilmiştir. Davacının markalarının iki kelimeden oluştuğu, “ekstrem” ve “işler” kelimelerinin yan yana yazıldığı, markaların pek çok kelime unsuru taşıması halinde markanın çekirdek ya da baskın unsur denilen kelimesinin tespitinin önem taşıdığı, davacı markasındaki “işler” kelimesinin bir ayırt edicilik taşımayan ek unsur niteliğinde olduğu, vurgunun ise ilk kelimde olduğu, dolayısıyla davacı markalarının baskın unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalının markası da iki kelimeden oluşmakta olup “...” ve “...” kelimelerinin yan yana geldiği, aynı şekilde “...” kelimesi İngilizce dilinde; “yapılan işler”,“hizmet alanı” gibi anlamlara geldiğinden bir ayırt edicilik taşımadığı, dolayısıyla baskın unsurun diğer kelimede bulunduğu, diğer yandan “...” kelimesinin “işler” kelimesinin birebir İngilizce karşılığı olduğu ve yine ayırt edici bir unsur taşımadığı, dolayısıyla taraf markalarında bütüncül yorum içerisinde kalmak kaydıyla “...” ile “...” kelimelerinin değerlendirilmesi gerektiği, “...” kelimesi İngilizce dilinde “olağan üstü”, “alışılmışın dışında” gibi anlamlar taşımakta olup, İngilizce dilinin diğer dillere göre Ülkemizdeki yaygınlığı ve halk nezdinde oluşturacağı çağrışım dikkate alındığında, bu kelimenin ayırtediciliği yüksek bir marka özelliği göstermediği anlaşılmaktadır. Davalının düz yazı olarak tescilli ... sayılı “...” markası ile davacının şekil unsurlu ... sayılı ve yine şekil unsurlu ... tescil sayılı “...” markaları karşılaştırıldığında, davacı markalarının şekil unsurlu olduğu, davalı markasının ise düz yazı karakterinden ibaret olduğu, markalar arasında görsel açıdan benzerlik bulunduğu, diğer yandan “...” ile “...” kelimelerinin telaffuzunun aynı olduğu, markalar bir bütün halinde değerlendirildiğinde, markaların “ ...” ve “... ” olarak algılanacağı, aralarında işitsel benzerliğin bulunduğu anlaşılmıştır.Sınıfsal benzerlik yönünden yapılan incelemede, tescil kayıtlarından görüleceği üzere davacının markaları; 25, 35, 37, 41 ve 45. sınıflarda olup, davalının markasının 41. sınıfla tescilli olduğu, 41.sınıf içeriği gerek davacı gerekse davalı markasında aynı olup ; \"Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete vb.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.\" şeklinde belirlendiği, her ne kadar bilirkişi raporunda, markaların tescilli olduğu sınıflar yönünden değerlendirme yapılması gerekirken tarafların faaliyet alanları üzerinden değerlendirme yapılmış ve bu değerlendirme Mahkemece benimsenerek hükme esas alınmış ise de, sınıfsal benzerliğin, markaların tescil edildiği sınıflara bağlı olarak irdelenmesi gerektiği, bu yönden yapılan inceleme sonucunda yukarıda belirtildiği gibi, hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının davacı markası ile ortak bir şekilde 41.sınıfta tescilli olduğu, dolayısıyla bu yönden Mahkemece yanılgılı gerekçe ile aynı sonuca ulaşıldığı, ancak yapılan bu yanlışlığın düzeltilebilir olduğu, nihayetinde taraf markaları arasında yukarıda açıklanan nedenlerle, ortalama tüketici kitlesi nezdinde bir iltibas tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan tüm bu nedenlerle, davalı yanın istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, düzeltilmiş gerekçe ile hükmün aynen tekrar edilerek, yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/01/2020 tarih, 2018/502 E., 2020/51 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, bu kapsamda düzeltilmiş gerekçe ile;3-Davacının davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı'na açmış olduğu davanın HUSUMETTEN REDDİNE, 4-Davacının davalı ... yönünden açmış olduğu davanın KABULÜ ile, davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... nolu \"...\" ibareli MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, SİCİLDEN TERKİNİNE,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL karar harcından peşin alınan 35,90 TL'nin mahsubu  ile 233,95 TL harcın davalı  ...'tan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 35,90 peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 4.850,00 TL bilirkişi ücreti,  238,50  TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.165,50 TL'nin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, 5/c- Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'tan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı'na verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalı ...'tan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,6/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 49,00 TL yargılama giderinin davalı ...'tan tahsiliyle davacıya iadesine,6/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"52478fc5f70d7e0a","SID":"8d80dd543368e7ba"}}