{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2187 <br>KARAR NO: 2023/1679<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 28/11/2019<br>NUMARASI: 2017/262 E. - 2019/498 K.<br>DAVANIN KONU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)|Endüstriyel Tasarım (Manevi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ciddi yatırımlar yaparak yeni ve özgün tasarımlar oluşturup, oluşturduğu tasarımları adına tescil ettirdiğini ve pardesu, bluz, etek, pantolon, manto, ceket gibi tekstil ürünlerinin üretimini yaptığını, davalı tarafın müvekkiline ait ... çoklu endüstriyel tasarım tescil formunda gösterilen 6 ve 3 nolu endüstriyel tasarımları yoğun olarak taklit ettiğini, davalı taraflardan ... adlı şirketin müvekkilinin tescilli endüstriyel tasarımlarının taklitlerini üreterek satışa sunduğunu, bu hususların mahkemenin 2015/25 D. İş sayılı dosyada bilirkişi marifetiyle tespit edildiğini, taklit ürünlerin 2015/25 değişik iş sayılı dosyasında tespitinin yapıldığını, yapılan tespitte on adet ürünün satışa arz edilmiş halde sergilenmiş olduğunu, ilgili ürünler karşılaştırıldığında birebir aynılık derecesinde benzer olduklarını, davalı tarafın tespitten sonra da müvekkilinin ürünlerini taklit etmeye devam ettiğini, tekstil sektöründe bir üründen birkaç adet değil, değişik renklerde seriler halinde üretim yapılmakta olduğunu, sektörde üretici firmaların yalnızca sınırlı sayılarda ürünler satmayacağı toptan olarak perakendeci firmalara da ürettiği ürünleri satacağı hususunun sektörel bir teamül olduğu bu nedenle gerçek kesim, üretim ve satış rakamlarının hesaplanması için davalıların ticari kayıtlarının incelenmesinin zaruri olduğunu, müvekkili tarafından tasarlanan işbu tasarımların ciddi maliyetlere mal olurken (modelhane, tasarımcı, stilist, kumaş seçimi, demesi, kesimi vs) modeli taklit eden firmaların sair giderler olmadan, emek ve mesai harcamadan piyasada zaten tutulan satılan modeli sıfır maliyetle hem piyasaya arz ederek hemde gider olmadığı için çok düşük fiyatlarda satarak haksız rekabete de sebebiyet verildiğini ayrıca davalının kullandığı ürün kalitesinin düşük olması nedeniyle de müvekkilinin itibarının zedelendiğini açıklanan tüm sebeplerle  söz konusu tecavüzün önlenmesini, durdurulmasını, müvekkili şirketin TPE nezdinde ... tescili gereği 554 sayılı KHK 52-b kapsamında, BK m 50 ve TTK hükmü gereğince fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 2.000,00 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini, hesaplanacak tazminat oranının KHK madde 53 hükümlerince makul oranda arttırılarak karar verilmesini, gerçek ve muhtemel gelirin tespiti için davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesini, hükmedilecek tazminatın tespit tarihinden itibaren yılın en yüksek mevduat faizi dikkate alınarak hükmedilmesini, taklit edilen ürünlerin imhasını, hükmedilecek mahkeme kararının kamuya ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı yanca öne sürüldüğü gibi davacı adına tescilli tasarımları kullanarak üretim yapması yada satış yapması söz konusu olmadığını, davacı huzurdaki davaya konu iddialarına dayanak olarak gösterdiği İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2015/25 D. İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunun dava dilekçesi ekinde müvekkiline tebliğ edilmediğinden bahsi geçen rapora ilişkin beyan ve itiraz haklarının saklı olduğunu, rapordaki tespitlerin hatalı olduğunu müvekkilce üretilen yada piyasaya sunulan ürünler ile davacı adına tescilli tasarımlar arasında aynılık derecesinde bir benzerliğin söz konusu olmadığını, tekstil sektöründe üretilen yada satılan ürünlerin zorunlu benzer unsurlar taşıdığını, zorunlu benzerlikler dışında davacının tasarımları ile müvekkiline ait ürünler arasında bir benzerlik söz konusu olmadığını,  davacı adına tescilli tasarımların benzerini üretme niyeti içinde olmadıklarını, anonim hale gelmiş formları kullanılmak sureti ile ürünlerin üretilmesi nedeni ile davacı adına tescilli tasarımlardan kaynaklanan hakların ihlal edildiğini kabul etmenin mümkün olmadığını, bir an için ürünler arasında bir benzerlik bulunduğu düşünülse dahi bu benzerlik ürünün doğasından kaynaklanan ürünün anonim hale gelmiş olan zorunlu formundan kaynaklandığını, bu nedenle davacının haklarını ihlal ettiği sonucuna varılamayacağını, davacının haklarının ihlal edildiği iddiasını kabul etmemekle birlikte bir an için müvekkilince davacının haklarının ihlal edildiği düşünülse dahi davacıya karşı sorumluluğu İstanbul 2. FSHHM'nin 2015/25 D. İş sayılı dosyası ile yapılan tespitte müvekkilinin elinde bulunduğu belirlenmiş olan ürün sayısı ile sınırlı olduğunu,  müvekkil, bahse konu ürünlerden (... etiketli ve ... etiketli ürünlerden numune olarak onar adet) olmak üzere toplamda yirmi adet ürettiğini, bunun üretim satış amaçlı olmayıp müşterilerden bu ürünlere ilgi olup olamayacağının belirlenmesi amacı ile yapıldığını, bir kısım ürünlerin (yedi adet ... etiketli) numune olarak müşterilere verildiğini, diğer ürünlerin (... etiketli) numune olarak dahi müşterilere verilmediğini, davacının aksini ispat etmekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin tüm ticari faaliyetinden hareketle bir tazminat hesaplaması yapılamayacağını, bu ihtimal ile yapılacak olan bir hesaplamayı içeren bilirkişi raporunun denetime elverişli olmayacağı gibi hükme esas alınamayacağını, davacının tekstil sektöründe sınırlı sayıda üretim yapılması teamüllere aykırı olduğu iddiasını kabul etmediklerini, bunun bir tercih meselesi olduğunu, talep edilen tazminatın hesaplanmasına ilişkin davacı taleplerini kabul etmediklerini, müvekkilce dava konusu ürünlerin numuneleri hariç olmak üzere hiçbir üretim yada satış söz konusu olmadığından davacının maddi haklarının zarar görmediğini, yine bu nedenle davacının manevi haklarının da zarara uğraması söz konusu olmadığını belirtmiş öncelikle davanın reddine karar verilmesini mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise davacının hukuka aykırı talepleri dikkate alınmaksızın sorumluluğun kabullerinde olan yirmi adet ürünle sınırlı şekilde gelir ve kazanç hesaplanarak bu doğrultuda hüküm kurulmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"Tüm dosya kapsamı sunulan bilirkişi raporları ve izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; davalı iş yerinde tespit olunan ürünler ile davacı adına TPE nezdinde tescilli 2015 /02360 - 3.1 (Elbise Ürün) Locarno Sınıfı:02-02 olan tasarım ile ... - 6.1 (Elbise Ürün) Locarno Sınıfı:02-02 olan tasarımın, mukayeseli incelemelerinde ayırt edici nitelik taşımayan ve öne çıkmayan küçük farklar dışında, bilgilenmiş genel kullanıcı izlenim algısında, iltibas oluşturacak nitelikte benzer tasarımlar olduğu bilirkişi incelemeleri sonucu tespit edilmiş olmakla bu davalı tarafından satışa sunulan ürünlerin davacıya ait tasarımlara tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, bu kapsamda davacıya ait tasarımlara benzer oldukları tespit olunan ürünlere davalı uhdesinde bulunmak kaydıyla el konularak masrafları davalıya ait olmak üzere imhasına, infazda mahkememizin 2015/25 değişik iş sayılı dosyasına sunulan 20/04/2015 tarihli bilirkişi raporu ile 25/01/2017 tarihli heyet raporlarının dikkate alınmasına, bu raporların hüküm eki sayılmasına, karar vermek gerekmiş, yine 554 sayılı KHK 50/2-b kapsamındaki maddi tazminat talebi yönünden yapılan mali incelemelerdeki (esasen bu tür davalarda net zarar tespitinin mümkün olmaması, farazi hesaplamalar doğrudan hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı dikkate alındığında tazminat hesaplamasında BK 50. Maddesi gözetilerek değerlendirmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.)  tespit olunan tazminat miktarları hak ve nesafet gözetilerek BK 50. Maddesi gereği takdiren 15.000,00 TL üzerinden talebin kısmen kabule karar vermek gerekmiş, yine manevi tazminat yönünden yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla eylemin ağırlığı tecavüze konu tasarım sayısı, hak ve nesafet gözetilerek talep olunan tazminat miktarının yerinde olduğu anlaşılmakla 3.000,00 TL manevi tazminata hükmolunmuş, takdir olunan tazminat miktarlarına tarafların tacir sıfatları dikkate alındığında 3095 sayılı yasa gereği avans faizi uygulanması gerektiği, en yüksek mevduat faizinin uygulanmayacağı ancak talep gereği bu faiz miktarını aşmamak üzere avans faizine hükmolunmuş ve hüküm özetinin ilanına karar verilmek suretiyle\" davanın kabulü ile; davalı tarafça piyasaya sunulan ürünlerin TPMK nezdinde davacı adına ... no ile  tescilli çoklu tasarım belgesinde yer alan 6 ve 3 nolu tasarımlara tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,  bu kapsamda davacıya ait tasarımlara benzer oldukları tespit olunan ürünlere davalı uhdesinde bulunmak kaydıyla el konularak masrafları davalıya ait olmak üzere imhasına, infazda mahkememizin 2015/25 değişik iş sayılı dosyasına sunulan 20/04/2015 tarihli bilirkişi raporu ile 25/01/2017 tarihli heyet raporlarının dikkate alınmasına, bu raporların hüküm eki sayılmasına, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; takdiren 15.000 TL maddi tazminatın tespit tarihi olan 15/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte (en yüksek mevduat faizini geçmemek kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile;3.000 TL manevi tazminatın tespit tarihi olan 15/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte (en yüksek mevduat faizini geçmemek kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin traji en yüksek üç gazeteden birinde masrafları davalıya ait olmak üzere ilanına karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece tesis edilmiş olan gerekçeli kararda dava konusu davacı adına tescilli tasarımlar ile müvekkile ait iş yerinde tespit olunan ürünler arasında bilgilenmiş kullanıcı nezdinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı bu nedenle benzer algılandıklarından bahisle eylemin tescilli tasarıma tecavüz teşkil ettiğinin belirtildiğini, üretilen veya satılan ürünlerin doğası gereği ve zorunlu benzerlikler dışında davacı tasarımları ile müvekkile ait ürünler arasında benzerlik olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tekstil sektöründe üretilen veya satılan ürünlerin doğası gereği zorunlu benzer özellikler taşıyabileceği hususunun dikkate alınmadığını, müvekkilin ürettiği numune ürünlerin tamamen anonim hale gelmiş formlar kullanılarak üretildiğini, davacı adına tescilli tasarım ürünlerden kaynaklı hakların ihlal edildiğini kabul etmenin mümkün olmadığını, davacının müvekkilin eylemlerinden dolayı bir zarara uğradığından bahsedilemeyeceğini, davacı yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirketin numune olarak ürettiği ürünleri satmadığını ve herhangi bir gelir elde etmediğini, müvekkilin bahse konu ürünlerden numune ürettiğini, bu üretimin satış amaçlı olmadığını, müşterilerden bu ürünlere ilgi olup olamayacağının belirlenmesi amacıyla yapıldığını, yapılan tespit sırasında bulunan ürün numunelerine müşterilerden ve piyasadan talep olmaması üzerine bu ürünlerin seri üretimine geçilmediğini, müvekkile ait ticari defterlerin usulüne uygun biçimde tutulmuş olması ve incelenen satış faturalarına konu ürünlerin dava konusu ürünler olduğunun ispat edilememiş olması karşısıında davacının zarar şartını kanıtlayamadığının açık olduğunu dolayısıyla tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının tazminat talebini 554 sayılı KHK 52/b maddesindeki düzenlemeye dayandırdığını, ancak ilgili KHK hükümleri gereğince yoksun kalınan kazancın ihlalde bulunanın tasarımı kullanmakla elde ettiği kazanca göre yapılacağını, müvekkile ait tüm belge ve kayıtların incelendiğini ve neticeten davaya konu ürünlerin satışının yapıldığının tespit edilemediğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ıslah dilekçesine karşı öne sürdükleri zamanaşımı def'ini dikkate almadan ve ıslah ile artırılan müddeabihin zamanaşımına uğradığı hususu gözetilmeden karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, dava açılmakla fazlaya ilişkin haklar yönünden zamanaşımı kesilmediğinden kısmi dava açılması halinde zamanaşımının yalnızca alacağın kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesin olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf iddialarının asılsız olduğunu, müvekkilinin basiretli bir tacir olduğunu, davalının müvekkil ürünlerini taklit ederek satışa usnduğunu, ilgili ürünlerin birebir aynılık derecesinde benzer olduklarını, tespitten sonra dahi davalı tarafın müvekkil ürünlerini taklit ederek üretim yapmaya devam ettiğini, tekstil sektöründe bir üründen birkaç adet değil değişik seriler halinde üretim yapmakla sektörde üretici firmaların yalnızca sınırlı sayılarda ürünler değil toptan olarak perakendeci firmalara da ürünleri satacağı hususunun sektörel bir teamül olduğunu, müvekkil tarafından tasarlanan işbu tasarımların ciddi maliyetlere mal olduğunu, müvekkilin itibarını zedelediğini, davalının ürünlerin numune olarak üretildiği iddiasının doğru olmadığını, yapılan tespitte taklit edilen ürünlerin üzerinde etiket olduğu ve satışa sunulduğunun bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, davalı tarafın taklit ürünlerinin numune olarak üretildiği ancak satışının yapılmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, tazminat miktarının usul ve gerekçe gösterilmeksizin düşürülmüş olmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararının onanmasına, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava tarihi itibariyle 554 sayılı KHK'nin uygulanması gerekmektedir.Davanın konusu 554 sayılı KHK hükümlerine göre açılan endüstriyel tasarıma tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talebidir.TPMK kayıtlarına göre; ... sayılı çoklu tasarım tescil belgesi için 27/03/2015 tarihinde çoklu tasarıma davacı adına  tescil edildiği görülmüştür. Mahkemeye ait 2015/25 D.iş dosyasından düzenlenen 20/04/2015 tarihli bilirkişi raporunda; \"Model özelliği, uygulama şekli, model detayları, model süslemeleri birbiri ile aynı tasarım no 3-1'den ... marka ense ve karton etiketli 3 ürün ve tasarım no 6-1'den ... marka ense ve karton etiketli 7 ürünün tespit için gidilen iş yerinde tespit olunduğu belirtilmiştir. 29/11/2016 tarihli tekstil mühendisi bilirkişi tarafında düzenlenen raporda; davalı tarafından belirgin biçimde tasarımların benzerinin kullanıldığını, marka hakları mevzu olduğunda buraya aynısı ifadesinin kullanımının uygun olacağını, geçen zaman unsuru gözetildiğinde yeni bir yerinde inceleme yapılsa dahi gizlenmeye müsait olması sebebiyle önceki bilirkişi incelemesi ve sunulan tüm delillere dayanıldığını, haksız rekabet niyetini ortaya alenen koyduğunu belirtmiştir. 25/01/2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı adına TPE nezdinde tescilli 2015 /02360 - 3.1 (Elbise Ürün) Locarno Sınıfı:02-02 olan tasarım ile davalıya ait elbise ürün tasarımının, mukayeseli incelemelerinde ayırt edici nitelik taşımayan ve öne çıkmayan küçük farklar dışında, bilgilenmiş genel kullanıcı izlenim algısında, iltibas oluşturacak nitelikte benzer tasarımlar olduğu, davacı adına TPE nezdinde tescilli 2015 /02360 - 6.1 (Elbise Ürün) Locarno Sınıfı:02-02 olan tasarım ile davalıya ait elbise ürün tasarımının, mukayeseli incelemelerinde ayırt edici nitelik taşımayan ve öne çıkmayan küçük farklar dışında, bilgilenmiş genel kullanıcı izlenim algısında, iltibas oluşturacak nitelikte benzer tasarımlar olduğu, dosya içeriğinde davalının tasarımı kullanmakla elde ettiği kazancın hesabına imkan veren her hangi bir belge bulunmadığı, Tekstil Mühendisleri Odası, İstanbul Ticaret Odası ya da İstanbul Sanayi Odası gibi kuruluşlara müzekkere yazılarak tasarımcı ve modelist çalıştırma maliyetlerinin alınması ve bu rakama; 2015 /02360 - 3.1 ve 6.1 numaralı tasarımların tescili için davacının TPE’ne ödediği ücretlerin eklenmesi sonucunda bulunacak rakamın, davacının talep edebileceği maddi tazminatın değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği, manevi tazminatın mahkemenin takdirinde bulunduğu belirtilmiştir. 11/06/2017 tarihli ek raporda; kök raporda da belirtildiği gibi dosya içeriğinde davalının tasarımı kullanmakla elde ettiği kazancın hesabına imkan veren her hangi bir belgenin bulunmadığı, Tekstil Mühendisleri Odası, İstanbul Ticaret Odası ya da İstanbul Sanayi Odası gibi kuruluşlara müzekkere yazılmadığına ve ek rapor aldırılmak suretiyle davacı zararının belirlenmesi mümkün olmadığından mahkemece BK'nun 42-43. maddeleri uyarınca muhik bir tazminata hükmolunması gerektiği, davalı ... davacının huzurdaki davaya konu olan tasarım görsellerine bütünsel olarak bakıldığında, bilgilenmiş tüketici gözünde, davalıya ait elbise tasarımlarının davacıya ait ... ve ... tescil sayılı tasarımlar ile benzer algılanabileceği ve bu nedenle karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, açıklanan nedenlerle kök rapordaki kanaati muhafaza ettikleri belirtilmiştir. 20/12/2017 tarihli muhasebe bilirkişisine ait bilirkişi raporunda; Defterler belgeler ile davalı şirket şubesinde yapılan fiili inceleme sonucunda davacı tarafın tercih ettiği KHK 52/B seçeneğine göre, (Tasarımdan doğan haklara tecavüz edenin, tasarımı kullanmakla elde ettiği kazanca göre) yapılan yoksun kalınan kazanç hesaplamasında, defter ve belgeler üzerinde ( satış faturalarında ürün bazında detaylandırma yapılmadığından) hesaplamaya konu olacak verilere ulaşılamadığını,  13.12.2017 tarihinde davalı şirket mahalline gidilip fiziki inceleme yapıldığını, Osmanbey bölgesinde aynı piyasadan altı adet mağaza sahibi ile görüşüldüğünü, bir ürün yeni piyasaya sürüldüğünde 300 adet üretim yapılabileceği bilgisinin alındığını, hesaplama yapılırken piyasa bilgileri baz alınmış ve yoksun kalınan kazanç 3.610,38 TL olarak hesaplandığını, faaliyet giderleri tüm ürün karlılığını yok ettiğinden ve hesaplamanın gerçekçiliğini yok edeceğinden hesaplamaya dahil edilmediğini, sektörün karlılık oranları düşünüldüğünde, yoksun kalınan kazanç tutarı bu şekilde değerlendirilebileceği belirtilmiştir. 02/01/2019 tarihli muhasebe bilirkişisine ait ek raporda; davacı taraf tunik ve gömlek satış fiyatlarında sektör ortalamasının baz alınması gerektiğini belirttiğini,  Osmanbey piyasasında araştırma yapılırken 2015-2016 yıllarındaki fiyatları araştırmak ve cevap almanın oldukça güç olduğunu ve ürüne göre değiştiğini, birden fazla mağazada araştırma sonucunda ortalama bir miktar baz alınarak hesaplama yapıldığını buna göre 300 x 2 = 600 adet üzerinden hesaplamaya baz alındığını, kaç farklı renk üretilebileceğinin tarafınca bilinmediğini,  davacı tarafın ticari defterleri incelendiğinde taklit ürünlerin ortalama fiyatlannın 79 TL olarak tespit edildiğini, 79 TL x 600 adet = 47.400,00 TL hesaplandığını, Kurumlar Vergisindeki Satılan Malın Maliyeti oram % 83 olduğu, buna göre 47.400,00 % 83 = 39.342,00 TL hesaplandığı, sonuç olarak 47.400 - 39.342 = 8.058,00 TL olarak tazminatın hesaplandığını, kaç farklı renk üretilebileceği tarafınca bilinmediğini, bu konunun sektör bilirkişisinin  uzmanlık alanı olduğunu belirtmiştir.20/05/2019 tarihli sektörel bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; bilirkişi kök raporu ve ek rapor incelendiğinde kayıtsal ve değersel bir tespitin incelenmeye çalışılan belge ve görüşlerde yeteri derecede somut bir kanıt teşkil edecek bilgi ve belgeye ulaşılamadığı,  ancak sektörel olarak bakıldığında ise 5 ve / veya 6 beden üzerinden yapılacak bir ürünün Renk ve beden sayısının 2 den az olmamak üzere 5 renkten ise çok olamayacağı şeklinde bir genel kanı ve satış/üretim görüşü mevcut olduğunu, ürün grubunun özelliğine bakıldığında 3 renk ortalama olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı tarafından dosyaya sunulmuş net bir renk sayısı adetini gösteren delilin bulunmadığını, sektörel bakıldığında davalının dava dosyasında belirtmiş olduğu 36-38-40-42-44 bedenlerde üretim yapılaması gereği sektörel bir gerçeklik olduğunu, buna karşın bir üretim bandının oluşması için azami 300 adetten az olamayacağı da yine ilgili ürünü üretmek için gerekli kumaş/astar/ve aksesuar vb.. malzemeler için gerekli standart kabul edilebileceğini,  davaya konu ürünlerin 3 renkten az olamayacağı, renk basım standart 300 adet den daha az üretim sektör ortalamasının olmadığı, toplamda 300X3 = 900 adet üretilmiş olduğu, beden sayısının standart olarak davacının belirtiği 36-38-40-42-44 beden aralığının sektörel bir ortalama olduğu, sektörel kar oranının ortalama % 35 olarak brüt karlılık üzerinden hesap edilmesi gerektiği, bu ortalama 3 renk ve toplam 900 adet üründen elde edilecek ortalama brüt kazancın 24,885 TL olabileceği, davalı tarafça dava konusu ürünlere ve rakamsal değerlere baz teşkil edecek somut bir belge ortaya koyamaması sonucu ve Kök ve Ek Bilirkişi raporlarında yapılan incelemeler sonucu tamamen sektörel genel kabul edilebilir kurallar üzerinden bu şekilde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda davacı adına TPMK nezdinde tescilli ... no'lu çoklu tasarım belgesinde yer alan 6 ve 3 no'lu tasarımlara davalı tarafından tecavüz edildiğinin bilirkişi raporları ile tespit edildiğinden mahkemece bu tasarım yönünden tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesi hukuken yerindedir.Maddi ve manevi tazminat yönünden yapılan istinaf incelemesi neticesinde, somut olayda 27.03.2015 tarihinde davacı adına tescil başvurusunun yapıldığı, 15.04.2015 tespit tarihi itibariyle tecavüzün gerçekleştiğinin tespit edildiği, davanın 06.01.2016 tarihinde açıldığı, davalının üretici olduğu ihlal süresi göz önünde bulundurulduğunda mahkemece TBK 50. maddeye göre hükmedilen maddi tazminat ve ayrıca hükmedilen manevi tazminatın olayın oluş şekli, kusur durumuna göre dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/11/2019 tarih ve 2017/262 E., 2019/498 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 753,19 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 307,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 445,8‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1375a1a2526a1520","SID":"ff217bc88ba74ecc"}}