{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2207 Esas<br>KARAR NO: 2023/1727<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/12/2019<br>NUMARASI: 2014/27 E. - 2019/543 K.<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... TİC. LTD. ŞTİ.\"nin faaliyet konusunun müşteri iletişimi yönetimi sistemleri ve ekstre ile her çeşit kurum dokümanının pazarlama dokümanına dönüştürülmesi, saklanması ve sunulması uygulamalarını kapsayan alanlarda yazılım ve bilgisayar programı geliştirilmesi olup şirket kazancının anılan alanlarda geliştirilen yazılım ve bilgisayar programlarının banka, finans, telekom, utility ve benzeri sektörlerde faaliyet gösteren firmalara satışı ve satış sonrası destek hizmetleri sunumuna dayandığını, müvekkili şirketin bilişim ve teknoloji sektöründe 10 yılı aşkın bir süredir faaliyet gösterdiğini,  davalılardan ... TİC. VE SAN. A.Ş.'nin müvekkili şirket gibi bilişim sektöründe faaliyet gösterdiğini, PTT İdaresi ile akdetmiş olduğu sözleşme uyarınca, \"PTT Hybrid Mail (Karma Posta) Sistemi Projesi\" kapsamında sözleşmede belirlenen işlerin yapımını ve hizmet ifasını üstlendiğini, PTT İdaresi ile imzalanan iş bu sözleşmeye istinaden 1 no.lu davalı ... ve müvekkili şirket arasında, Alt Yüklenicilik Sözleşmesi akdedildiğini,  iş bu sözleşme gereğince, müvekkili şirketin, PTT Genel Müdürlüğü için ... tarafından gerçekleştirilecek olan \"PTT Hybrid Mail (Karma Posta) Sistemi Projesi\" kapsamında, PTT tarafından elektronik ortamda müşteriden alınan çok sayıda gönderi içeriğinin [fatura, banka ekstresi vb.] basımı, katlanması, gerektiğinde insert eklenip, zarflanarak fiziksel posta gönderisi haline dönüştürülmesi işlemlerini kapsayan Hybrid Mail Sisteminin yazılımlarının analizi, tasarımı, geliştirilmesi, özelleştirilmesi, implementasyonu, kurulumlarının yapılması, lisanslanması, entegrasyon testi yapılarak PTT kabul testlerine hazır hale getirilmesi, kabul testi ve işletim için gerekli eğitimlerin verilmesi ve sözleşme süresi boyunca garantili destek hizmetinin verilmesi işlerini yüklendiğini, davalılardan \"...\" ile akdedilen \"Alt Yüklencilik Sözleşmesi\" kapsamında müvekkili şirketin, edimlerini tam ve mükemmel bir biçimde yerine getirerek sözleşme konusu \"Hybrid Mail Operasyon ve Baskı Merkezi\" yazılımlarını oluşturmak ve devreye almak sureti ile PTT'nin ve davalının yazılı onayına sunduğunu, PTT'nin yazılı onayı ile birlikte yazılımların geçici kabulünün yapıldığını ve yazılımlara ilişkin 28.12.2009 tarih ve ... Ref No.lu Lisans Teslim Tutanağı ve 30.12.2009 tarih ve ... Ref no'lu Ürün Sahiplik Yazısı ile ekindeki Distribütörlük Belgesinin (Ürün Sahiplik Yazısı, Distribütörlük Belgesi ve ... Marka Tescil Belgesi)  davalı ...'e ve PTT'ye teslim edildiğini, ... ve müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşmenin 5.1. Maddesine göre, müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilecek işin toplam bedelinin KDV hariç 2.800.000-€ olduğunu, bu bedelin 1.000.000-€'luk kısmının yukarıda anılan faturanın düzenlenmesi ve yazılımların idare tarafından geçici kabulünün yapılması akabinde davalı \"...\" tarafından ödendiğini, bakiye kalan bedelin ise aylık taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığını ancak davalı ...'in sözleşme gereğince aylık taksitler halinde ödemesi gereken bedelleri haksız bir şekilde ödemediğini,  edimlerini gereği gibi ifa etmediğini ve sözleşmeyi ihlal ederek edimini ifada temerrüde düştüğünü, buna rağmen müvekkil şirketin, sürekli olarak güncelleyerek yeni versiyonlarını ürettiği yazılımları, taksit bedeli faturalarının ödenmemesine rağmen, davalı ...'in kullanımına sunduğunu, süreçte müvekkili şirketin oldukça iyiniyetle hareket ederek davalı şirkete süre tanımak kaydıyla, davalı şirkete hizmet vermeyi sürdürdüğünü, tüm bu iyiniyetli yaklaşımlara karşılık müvekkili şirketin alacağını tahsil edemediği gibi davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerine maruz kaldığını, akabinde davalının haksız eylemleri nedeni ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini, davalılardan ...'nın 2007, ... 2005 ve  ...  2007 senesinde müvekkili şirkette yazılım mühendisi olarak çalışmaya başladıklarını ve bahsedilen PTT Hybrid Mail Sistemi Projesi iş süreci içerisinde de aktif bir şekilde yer aldıklarını, bu çalışmaları sebebi ile lisanslı yazılımlara ilişkin tüm kaynak kodları bilgisine ve ayrıca sistemin işleyişine dair her türlü bilgi ve donanıma sahip olduklarını, bu davalıların iş sürecinin devamı sırasında haksız bir şekilde müvekkil ile aralarında mevcut olan hizmet akitlerini feshederek işten ayrıldıklarını, feshin akabinde  müvekkili şirketin müşterileri ile irtibata geçerek müvekkili şirket nezdinde çalıştıkları dönemde şahsi bilgisayarlarına aktardıkları yazılımları ticari amaçla kullanıma açtıklarını, davalılar ...  müvekkili şirket  nezdinde çalışırken, davalı ... Tic. Ltd. Şti'ni kurduklarını, bahse konu hukuka aykırı eylemlerini bu şirket üzerinden gerçekleştirdiklerini, bunun üzerine müvekkili şirketin eski çalışanı olan davalılar aleyhine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/138079 Soruşturma numaralı dosyası üzerinden şikâyette bulunduğunu, müvekkilinin davalı ... firmasına karşı keşide etmiş olduğu Beyoğlu ... Noterliğinin 24 Aralık 2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; müvekkili şirket eski çalışanlarının hukuka aykırı eylemlerine itibar edilmemesini, her türlü fikri mülkiyet hakkı müvekkil şirkete ait olan yazılımların hukuka aykırı kullanımı sureti ile müvekkil şirket haklarının ihlal edilmemesini ihtar ettiğini, müvekkili şirket tarafından PTT'ye özel olarak geliştirilen \"PTT Hybrid Mail (Karma Posta) Sistemi Yazılımı\"nın üretilmesi esnasında tüm lisans ve mali hakları müvekkili şirkete ait olan, \"1- ... Portal/Admin/Opreasyon/Adres Yönetim Sistemi,  2- ... Adres/Baskı Yönetim Sistemi, 3- ... Split, 4- ...-Document Designer, ...-Decument Generate, ... Arşiv/Sunum Sistemi, ... Email/Sms Gönderim Sistemi\" yazılımlarının bileşen olarak kullanıldığını, müvekkili şirket tarafından  davalı ... ile akdedilen Alt Yüklenicilik Sözleşmesi kapsamında PTT İdaresine özel olarak geliştirilen Hybrid Mail Yazılımının alt bileşeni olarak kullanılan bu 7 adet yazılımın tamamının \"FSEK\" uyarınca tüm mali fikri hakları yani yazılımların değiştirilmesi, çoğaltması vb. mali hakları müvekkili şirkete ait olduğunu, ... ve müvekkil şirket arasında imzalanan \"Alt Yüklenicilik Sözleşmesi\"nin 4.4. maddesinin, \"... tarafından bu proje boyunca idareye özel olarak geliştirilen uygulama yazılımları ve geliştirilen yazılım ürünlerinin tüm lisans hakları idareye ait olacaktır.\" hükmünün düzenlendiğini, Alt Yüklenicilik Sözleşmesi kapsamında geliştirilen Hybrid Mail Sistem Yazılımının alt bileşeni niteliğindeki 7 kalemden oluşan ... ailesi yazılımlarının PTT için geliştirilmiş olmayıp; Hybrid Mail Sistem Yazılım projesinden çok önce bir tarihte üretildiğini, bir başka deyişle ... ailesi yazılımlarının kesinlikle İDARE'ye özel olarak geliştirilmediğini, yedi kalemden oluşan ... ailesi yazılımlarının büyük kısmının müvekkilinin tescilli lisanslı ürünleri olup bir kısmının ise (... doküman tasarım ve ... Üretim Sistemi) müvekkili şirketin temsilcisi ve lisansörü olduğu yabancı çözümler olduğunu, nasıl ki sistem yazılımına dâhil yabancı paketler PTT için geliştirilmemiş genel çözümlerse, Hybrid Mail Sistem Projesinden önce üretilen ...'unda aynı şekilde ticari bir ürün olduğunu ve  bu sebeple de hiçbir ticari ürün için mali hakların devredilmediğini ve kaynak kodlarının da verilmediğini, sonuç olarak müvekkili şirketin ...'u PTT için özel olarak geliştirmediğini, PTT için geliştirilen sistemin çok öncesinde müvekkili şirketin lisanslı ürünü olması sebebi ...'a ilişkin kaynak kodlarının  PTT'ye veya ...'e verilmediğini, müvekkili şirket ile davalı ... arasında akdedilmiş sözleşme uyarınca, \"Hybrid Mail (Karma Posta) Sisteminde PTT'ye özel olarak geliştirilen yazılımların mali hakları ve kaynak kodlarının hukuka uygun bir şekilde PTT'ye devredildiğini, buna karşılık ... yazılımlarının mali haklarının ve kaynak kodlarının  hiçbir şekilde ...'e ve PTT'ye devredilmediğini, belirtilen yedi kalem ... yazılımına ait mali hakların hiçbir şekilde devredilmediği hususunun  28.12.2009 tarihli lisans teslim tutanağında da açık bir şekilde yazıldığını, ... yazılımlarının mali hakları ve dolayısı ile de kaynak kodlarının hiçbir şekilde davalı ...'e ve PTT'ye devredilmediğini, bu durumun  gerek ...'in ve gerekse de PTT'nin bilgisi dahilinde olduğunu, yazılımların davalılar tarafından işletildiği ve değiştirildiği hususunun Ankara 4.Fikri ve Sınai HAKLAR Hukuk Mahkemesi'nin  2013/20 D.İş sayılı dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davalıların müvekkili şirkete ait \"Hybrid Mail Yazılımlarının\" alt bileşeni olarak kullanılan \"...\" yazılımlarına hukuka aykırı şekilde elde ettikleri kaynak kodları ile eriştikleri ve bu yazılımlar üzerinde izinsiz değişiklik yaptığına dair delillerin Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/20 D.İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan incelemeler neticesinde ortaya çıkan en önemli hususun  dava dilekçesi ekinde sundukları c.d'de yer alan .dll uzantılı dosyaların, PTT'den alınan kayıtlarda bulunan ve dosyaya sunulan c.d'deki verilerle birebir aynı olması gereken .dll uzantılı dosyaların, birbirlerinden farklı oluşu olduğunu, müvekkilinin  PTT idaresinden kendisine özel olarak geliştirilen yazılımların mali haklarına ilişkin hiçbir talebi bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından geliştirilen hybrid mail sistemi yazılımının, PTT'ye sözleşmede belirtilen tüm teknik özelliklere haiz bir şekilde kaynak kodları ile birlikte devredilmiş olup bu haliyle PTT'nin kullanımına sunulduğunu, yazılımın kullanılabilmesi için gerekli olan hybrid mail sisteminin yazılımına ilişkin tüm kaynak kodlarının PTT idaresine teslim edildiğini, PTT idaresi çalışanlarının hybrid mail sistem yazılımını başka herhangi bir teknik koda ihtiyaç duymadan kullanabildiklerini, ... ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmenin feshedilmesinden sonra PTT idaresinin kendileri için müvekkili tarafından geliştirilen yazılımın son versiyonunu kullanmaya devam ettiklerini, esasen iş bu kullanımın gerek sözleşmede sistem için taahhüt edilen tüm özellikleri içermesi ve hatta aşması, gerekse de tekniğin en son halinden yararlanmaya elverişli bulunması açısından PTT'ye oldukça rahat bir kullanım sunduğunu, bu anlamda iş bu kullanıma konu hybrid mail sistem yazılımının, müvekkili şirketin sözleşme ile taahhüt ettiği tüm özellikleri karşıladığından, müvekkilinin sözleşmesel yükümlülüğünü eksiksiz ve tam olarak ifa ettiği konusunda hiçbir tereddüt olmadığını, alt yüklenicilik sözleşmesinin feshi sonrasında, PTT tarafından hybrid mail yazılımının kullanımı devam ederken, tüm fikri hakları müvekkiline ait olan ... yazılımlarında değişiklik yapıldığı hususunun müvekkil şirket tarafından istihbar olunduğunu,  ... yazılımlarında değişiklik yapılmasının, ancak yazılıma ait kaynak kodlarının sisteme girilmesi ile mümkün olabileceğinden, yazılıma ait kaynak kodlarını bilen kişiler tarafından yazılımlarda değişiklik yapıldığının  müvekkili şirket tarafından anlaşıldığını, davalı ... ile müvekkili arasında akdedilen sözleşmenin feshinden sonra da PTT idaresinin, müvekkilinin kendilerine sunduğu (ve muhtemelen de davalı ... ile akdettiği sözleşme uyarınca ...'in sunmayı PTT'ye taahhüt ettiği) güncelleme hizmetinin devam etmesini 1 no.lu davalı ...'ten talep ettiğini, bunun neticesi olarak da, PTT'ye olan yükümlülüklerine yerine getirebilmek için davalı ...'in, anılan güncelleme hizmetini, ... yazılımlarını en iyi bilen ve daha da önemlisi kaynak kodları bilgisine sahip müvekkil şirketin eski çalışanlarına yaptırtarak, PTT'ye olan taahhütlerini yerine getirme yoluna gitmeyi tercih ettiğini, davalı ...'in tercih etmiş olduğu bu yolun  hukuka  aykırı olup müvekkili şirketin fikri haklarına tecavüz niteliğinde olduğunu, davalılar tarafından işbu PTT idaresine özel olarak geliştirilen yazılımın alt bileşeni olarak kullanılan \"...\" yazılımlarının kaynak kodları hukuka aykırı ele geçirilmek suretiyle PTT nezdinde bulunan \"PTT HYBRİD MAİL (KARMA POSTA) SİSTEMİ YAZILIMI\" projesi kapsamında usul ve yasaya aykırı ve müvekkili şirketin rızası ve izni olmadan kullanıldığını ve müvekkili şirkete ait \"...\" yazılımları üzerinde izinsiz değişiklikler yapıldığını, davalı ...'in, müvekkili şirkete borçlu olduğu aylık taksit ödemelerinden kaçınmak amacıyla, diğer davalı şirket ile hukuka aykırı bir şekilde işbirliği içerisine girdiğini  ve işi, yazılım ve programlara hakim olan aynı zamanda hukuka aykırı şekilde \"...\" yazılımlarının kaynak kodlarını elinde bulunduran müvekkili şirketin eski çalışanları olan davalıların kurduğu davalı şirkete yaptırtma yoluna gittiğini, davalı ...'in bu şekilde müvekkili şirkete hiçbir ödeme yapmaksızın, PTT  nezdinde yüklendiği edimini ifa edebilmek için, tüm hakları müvekkile ait olan \"...\" yazılımlarını izinsiz şekilde kullandığını ve  \"...\" yazılımlarını değiştirip hukuksuz kullanıma devam ettiğini, müvekkili şirketin geliştirdiği teknolojilerle 2011 Türkiye Teknoloji Ödüllerinde birinci olduğunu, davalı ...'in tüm fikri hakları müvekkile ait olan ... yazılımlarına ait kaynak kodlarını müvekkilin rızası hilafına diğer davalılardan temin ettiği kodları kullanarak PTT Hybrid Mail Sistemine müdahale ettiğini, bunu yapmasındaki amacın müvekkili şirkete olan borçlarını ödemekten imtina etmek için, sisteme müvekkili şirketi aradan çıkararak destek verdiğini, bu şekilde hem müvekkili şirkete ücret ödemediğini hem de yazılımlara dilediği şekilde müdahale ettiğini, davalıların müvekkili şirketin izni olmadan davaya konu ... yazılımlarını işlemek suretiyle yazılımlardan yararlandıklarını beyanla  FSEK. 68. maddesi uyarınca tespit edilecek bedelin 3 kat fazlası tazminat tutarından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini, manevi haklara yapılan saldırıdan kaynaklanan müvekkili şirketin manevi zararlarının tazminine yönelik olarak 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davacı; 05.12.2017  tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde talep edilen alacaklarını 23.759,260 TL olarak artırdıklarını, toplam 23.779,260 TL'nin davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı ... Tic. Ve San. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin genel olarak, savunma, sanayii, güvenlik, IT ve telekomünikasyon sektörlerinde bilişim alanında (özellikle kamu) sistem entegrasyonu taahhüdü işleri ile iştigal ettiğini, davacının, taşeron bulunduğu ... projesinde; tüm uyarılara rağmen sözleşme ve şartnamelerine uygun şekilde hizmet sağlanmadığını, projenin aksamasına mahal verildiğini, yükümlülüklere riayet edilmediğinin tespit edildiğini, bu durumun birçok kere ihtar edilmesine rağmen ikmalin gerçekleşmediğini ve müvekkili tarafından sözleşmenin haklı nedenle tek taraflı olarak feshedildiğini,  akabinde devam eden projede hizmetin zorunlu hale geldiğini ve müvekkilinin bir çok firmadan aldığı teklifleri değerlendirerek en makul firma ile çalışmaya başladığını, davacının sözleşmenin haklı nedenle feshi sonrası umduğu kazanımları elde edemediğinden, asılsız iddialar ile sayısız şikayet, icra takibi, iflas takibi, alacak davası, ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerine her gün bir yenisini daha eklediğini, davacının davasını ... yazılımlarının izinsiz şekilde kullanılması ve izinsiz olarak değiştirilmiş olması iddiasına dayandırdığını, davalıların ... yazılımlarının kaynak kodlarının hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve dava konusu ... yazılımlarını işlemek suretiyle yazılımlardan yararlandığı iddiasında bulunduğunu, haksız rekabet ve sözleşmeye aykırılık iddialarının bulunduğunu, dava konusunun esasen sözleşme temelli olduğunu, PTT Hybrid Mail Sistemi bakımından davacının borç ve yükümlülüklerini kabul ettiği, talebinin bu sözleşmeye dayandığı ve haksız rekabet iddiaları da olduğu nazara alındığında fikri ve sınai haklar mahkemelerinin görev alanına girmediğini, uyuşmazlığın ve tarafların niteliği nazara alındığında Ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, öncelikle görevsizlik kararı verilerek dosyanın uyuşmazlığa bakmakla görevli ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca aynı içerik öne sürülerek  Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/9.E sayılı dosyası ile tazminat vs. taleplerde bulunulduğunu ve davanın halen derdest olduğunu, bu nedenle HMK m.114 uyarınca davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının haksız fiilden kaynaklı taleplerinin eski Borçlar Kanunu zamanında meydana geldiği için 1 yıllık zamanaşımına tâbi olduğunu, sözde hukuk dışı çalışmalar üzerinden 1 yıllık süreden fazla zaman geçtiğini,  EBK m.60 uyarınca tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını, davanın  zamanaşımı defi ile usulden reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki altyüklenici sözleşmesi gereğince davacının taşeron olarak bazı işleri üstlendiğini, ancak davacının  işin ifasında gecikmeye başlayınca, alakasız isnatlarla muaraza çıkarmaya çalıştığını ve PTT nezdinde müvekkilinin itibarını sarstığını,  ayrıca davacının bazı edimlerini yerine getirirken de kötüniyetli davranışlarla projeyi sabote  ettiğini, davacının süresiz tedarik etmesi gereken lisansları müvekkiline teslim edemediğini, davacının menşe firmasından lisansları süresiz tedarik etmiş olmasına rağmen önceleri süreli ve sınırlı kullandırarak ve 2011 yılından itibaren de değişik bahanelerle hiç kullandırmayarak, müvekkilini adeta kendine gebe bıraktığını,  müvekkili sürekli tedirgin ettiğini, teslim edilen mevcut  lisansların süresi dolunca da üretimin durduğunu,  sözleşmeye açıkça aykırı işlem sebebiyle sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ihtar edildiğini, süresiz lisansla sorunsuz hizmet almak mümkünken; süreli lisansların yenilenmesi, sistemin güncelleme kisvesi altında sisteme bomba tabir edilen virüsler enjekte ettiğini,  planladığı bu sorunlarla müvekkilini sürekli kendine bağımlı hale getirerek haksız kazançlar elde ettiğini, davacının tüm uyarılara rağmen sözleşmeden doğan yükümlülüklerine riayet etmediğinden eksik iş detay listesini kendisine ihtarname ile bildirdiğini, ancak tüm uyarılara ve müteaddit ihtarlara rağmen yükümlülüklerini yerine getirmeyince sözleşmenin feshi zorunda kalındığını, müvekkili ile davacı arasında sözleşme temelli ilişki olduğunu, sözleşmenin açıklanan nedenlerle sona erdirildiğini,  müvekkili şirketin iştigal alanı olan kamu ihalelerinin sektör itibariyle sürekli yenilendiğinden tüm kamu kuruluşlarının teknolojik gelişmelere endeksle, sistemleri sürekli elden geçirmekte, entegre etmekte, güncellemekte olduğunu, sektörün en önemli bir başka özelliğinin de profesyonel çalışmanın sekteye uğramasına tahammülsüz olması olduğunu, işlerin biran için dahi durması, hata vermesi, lisans ve diğer ekipmanlardaki geçici dahi olsa kayba uğramasının hiçbir şekilde tolere edilmediğini, bu sebeple davacı ile sözleşmenin feshi akabinde projenin devamı için müvekkilinin bir çok firmadan aldığı teklifleri değerlendirerek kendince en makul firma ile çalıştığını, bu nedenle davacının müvekkilinin suçlamasının anlamsız olduğunu, dava dilekçesinde hangi davalının neyden sorumlu olduğunun açıkça gösterilmediğini, dolayısıyla davacı idiasına göre davacının eski çalışanlarının davalı ...’te çalışmasının, davaya konu müsnet fiillerin (... kaynak kodlarının ele geçirilmesi ve kullanılması) ... çalışnalarınca yapılmasının gerçek dışı olduğunu, doğru olsa bile asla müvekkille ilgili bir konu olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin niçin sorumlu tutulduğunun anlaşılamadığını, davacının iddialarının da doğru olmadığını, davacının aslen sözleşme gereği yazılımı sağlamak zorunda olduğunu, nitekim davacının PTT Hybrid Mail Sistemi bakımından bir talebinin olmadığını dava dilekçesinde birkaç kez tekrar ettiğini, yapılan işlemlerin sözleşmeye konu sistemle ilgili olduğunu, bu durumda davacının PTT Hybrid Mail (Karma Posta) Sistemini oluştururken ... yazılımlarını alt bileşen olarak kullandığını kabul ettiği sabitken ... yazılımlarının da alt bileşen olarak kullanılması hakkının sözleşme ile verilmiş olduğunun kabulünün zorunlu olduğunu, sözleşmeye istinaden temin edilen yazılım ve bileşenlerin kaynak kodları kullanılmadığından ve değiştirilmediğinden, davacının ilk kullandığı kodlar dahi ispata muhtaç olduğundan davanın reddi gerektiğini, davaya dayanak kaynak kodları münhasıran davacının hakimiyetinde olduğundan, bunları değiştirip, başkalarına izafe etmesinın de her daim mümkün olduğunu,  sistemde kaynak kodlarda bir virgül dahi değiştirilerek, yazılımın tamamen farklı bir hale dahi getirilebileceğini, bunu yapabilecek yegane kişinin davacı olduğunu, dolayısıyla davacının sadece kendisinin yapabileceği eylemler için atfı curumda bulunması hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini,  ayrıca dava dosyasından ve eki delillerden ... kaynak kodlarının kullanıldığı iddialarını destekler hiçbir somut delil bulunmadığını, dayanak gösterilen tespit raporundan da asla davacı iddiası yönünde bir sonuç çıkmadığını, tespit raporunda varılan sonuçlardan sadece tespit yapılan PTT Genel Müdürlüğü’nde ... yazılımı kullanıldığı cümlesinin davayla ilgili olup diğer sonuçların davayla ilgisi dahi bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalılar ... Tic. Ltd. Şti. , ... vekilinin 03.03.2014 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ortaklarının davacı şirket nezdinde uzun yıllar boyunca yazılım mühendisi olarak çalıştıklarını, ancak çalışmalarının son dönemlerinde davacı şirket yönetimi ile anlaşmazlığa düşüldüğünü, davacı şirket yönetimi tarafından ücretlerinin süresinde ödenmemesi sebebiyle yasal haklarını kullanarak iş akitlerini feshettiklerini, çalışmış oldukları döneme ilişkin yasal haklarını alamayan müvekkillerinin işveren şirket aleyhinde Bakırköy 28. İş Mahkemesi'nde açmış oldukları davalarda 06.11.2013 tarihinde iş sözleşmelerini haklı nedenle feshettiklerine karar verildiğini, işveren şirketten haklı sebeple ayrılan müvekkili şirket yöneticilerinin, meslek hayatlarına kendilerine ait şirket ile devam etme kararı aldıklarını ve halen ... Tic. Ltd. Ştı. nezdinde meslek hayatlarına devam ettiklerini, davacı şirketin, müvekkillerinin iş akdini feshetmesinden sonra, müvekkillerini kendine ticari yönden rakip gördüğünden; gerçek dışı iddia ve beyanlarla, bir çok hukuka aykırı şikayet ve dava ile müvekkillerinin  ticari hayatlarını engellemeye çalışmaya başladığını, ilk olarak, işbu davada olduğu gibi, gerçek dışı beyanlarla, 18.10.2012 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek müvekkillerinin işten ayrılırken yazılım programlarına ilişkin kod ve şifreleri kendi bilgisayarlarına yükleyerek ticari amaçla kullandıklarını belirterek 5846 sayılı Yasaya muhalefet nedeniyle müvekkilleri hakkında şikayette bulunduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2012/138079 Sor. dosyası üzerinden yürütülen soruşturmada, \"...Şüphelilerin geçmişte müşteki şirkette herhangi bir ortaklıkları bulunmadığı da dikkate alındığında. Müşteki firmanın eski çalışanı olan şüphelilerin müşteki şirketten ayrıldıktan sonra aynı iş kolunda rakip olacak bir firma kurup aynı iş kotunda iştigal etmeleri eyleminde, çalışma hürriyetinden kaynaklanan bir hakkın kullanımı niteliğinde olup haksız rekabet suçunun unsurlarının bulunmadığı, müşteki firmanın yazılımlarının lisansız sürümlerinin şüphelilerce ticari amaçla kullanıldığına dair herhangi somut bir delil ibraz edilemediği, yine şüphelilerse satışa arz edilen ... isimli bilgisayar programının tüm dünyada bilinen lisanslı bir ürün olması nedeniyle, bu haliyle soyut iddia dışında, şüphelilerin yüklenen suçu İşlediklerini gösterir, dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunmadığı anlaşıldığından...\" 15.05.2013 tarihinde müvekkilleri hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiğini, davacının anılan soruşturmada verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karara karşı Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi 20137537 D.İş dosyası üzerinden yaptığı İtirazın da reddine karar verildiğini, davacı tarafın anılan soruşturma dosyasında verilen takipsizlik kararının kesinleşmesine rağmen, dava dilekçesinde bu hususu ifade etmemesi ve müvekkiller hakkında devam eden bir soruşturmanın var olduğu İzlenimini yaratmaya çalışması; gerçek dışı beyanlardan oluşan kötüniyetli yaklaşım olduğunu, ayrıca davacı şirketin soruşturma sürecinde, gerçek dışı beyanlar ve ithamlarla müvekkili şirketin müşterilerine ve potansiyel müşterileri olduğunu düşündüğü firmalara da ihtarname keşide ederek, müvekkillerinin ticari faaliyetlerini engellemeye çalıştığını, belirtilen ihtarnamelerle ilgili olarak  İstanbul 33. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/181 E. sayılı dosyasında davacı şirket aleyhine haksız rekabet davası açtıklarını ve  davanın devam ettiğini, bu davanın yanında, davacı şirket yetkilileri aleyhine şikayette bulunulduğunu, şikayetlerinin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 2013/92272 soruşturma sayılı dosyası ile devam ettiğini, gerçek dışı iddialara dayalı şikayetinden sonuç alamayan davacını yanın bu kere, yine gerçek dışı iddia ve beyanlarla, müvekkillerimiz aleyhine “haksız rekabet\" ve \"ticari sırrın açıklanması” suçlamalarıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, bu şikayetine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımın 2013/84875 Sor. sayılı dosyasında, bir kez daha müvekkilleri hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verildiğini, bu şikayetinden sonuç alamayan davacının bu kez de  “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan müvekkiller aleyhine şikayette bulunduğunu, şikayetine ilişkin  Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 2013/62358 Sor. dosyasında, bir kez daha Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verildiğini, davacı yanın yaptığı tüm şikayetlerinden sonuç alamadığını, dava dilekçesinin 8. Maddesinde, “yazılımların davalılar tarafından işletildiği ve değiştirildiği hususu Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2013/20 D.iş dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiş bulunmaktadır.\" şeklinde bir beyan bulunduğunu ancak davacı tarafın delilleri arasında da böyle bir dosyadan alınmış bilirkişi raporuna rastlanılmadığını, bu şekilde bir dosya var ise de müvekkillerinin anılan dosya ile ilgilerinin bulunmadığını, davacı yanın iddia ettiği bilirkişi raporu ile ilgili yorumlarının kötüniyetli ifadeler olduğunu,  müvekkilleri ile dava konusu edilen eylemler arasında hiçbir bağlantı bulunmadığını, müvekkillerinin ne PTT'ye ne de diğer davalı yana davacının belirttiği şekilde bir hizmet vermediklerini, davacının kendisine ait olduğunu ve keza PTT bünyesinde kullanıldığını iddia ettiği yazılımın kodlarında değişiklik yapıldığına dair bir delilinin bulunmadığını  davacı tarafın karşılaştırma yaptığını iddia ettiği yazılımın, daha evvel PTT'ye verilen yazılım olduğuna dair ortada hiçbir delil bulunmadığını,  bu hususun ispat edilmeden, yapılan karşılaştırmanın bir hukuki kıymetinin olmayacağını, bilirkişi raporu ekindeki kayıtlardan  anlaşıldığı üzere, PTTdeki program dosyaları üzerindeki değişikliklerin, 2009,2010,2011 ve 2012 tarihli olduğunu,  bu tarihlerin davacı yan ile diğer davalı .... A.Ş arasındaki hukuki ilişkinin devam ettiği ve davacı tarafın sistemle ilgili çalıştığı tarihler olduğunu, dolayısıyla davacı yanın, anlamsız bir şekilde, kendi sözleşme süresinde yapıldığını iddia ettiği değişiklikler ile ilgili  olarak, iş bu davada taleplerde bulunmaya çalıştığını, dosyada bulunan bilirkişi raporlarında davacının iddialarının aksinin  tespit edildiğini, müvekkili şirketin diğer davalı şirkete, yetkili satıcısı olduğu ... firmasına ait yazılım sistemi ürünleri sağladığını ve ayrıca süreç danışmanlığı yaptığını, bu çerçevede, davacı tarafın iddia ettiği eylemlerle hiçbir ilgisi ve alakasının bulunmadığını,  dava dilekçesinde iddia olunan olaylarla hiçbir ilgisinin de bulunmadığını ve esasen  dava dilekçesinde herhangi bir ihlal olduğuna dair delil de bulunmadığını, ayrıca davacının yanın dilekçesinde talep ettiği ihtiyati tedbirin konusunun da belirtilmediğini, davanın  tazminat talebi için yasal şartların oluşmadığını, zararının ne olduğunun  belirtilmediğini, maddi ya da manevi tazminat talebinde bulunamayacağını, müvekkillerinin  dava dışı PTT  bünyesinde, davacı tarafından gerçeğe aykırı şekilde iddia edildiği gibi; davacıya ait kodları kullanarak ya da bu kodlara müdahale ederek, hiçbir işlem yapmadıklarını, dolayısıyla ne mevcut ve ne de muhtemel bir tecavüzün bulunmadığını, beyanla asılsız iddialar sebebiyle her türlü talep, dava ve şikayet hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI  İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; \"davanın reddine,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Eseri hukuka uygun kullandığını kesin ispat yükünün karşı tarafta olduğunu, gerçekten de bunun aksi bir yaklaşımın, bir programın kodlarını kopyalayan veya işleyen tarafın bu kaynak kodları gerçekte kullandıkları haliyle sunmaması halinde, mağdur eser sahibinin ispat imkânını tamamen ortadan kaldıracağını,Müvekkili şirketten ayrıldıktan çok kısa bir zaman sonra aynı alanda şirket kuran ve daha önce müvekkilinin bir kamu ihalesi neticesi ile kazandığı büyük ve kurumsal bir müşterisine hizmet vermeye başlayan davalıların, sadece bu durumunun dahi kuvvetli şüphe oluşturduğunu, bunun yanı sıra, ilgili programın bu çaptaki bir kurumda hiçbir güncelleme  almadan on yıla yakın bir süre çalışmasının teknik olarak mümkün olmadığını, gerek bu dava dışı kurumdan alınan bilgiler gerekse Mahkemece atanan bilirkişilerin yerinde tespit ettiği elektronik postaların artık kuvvetli şüpheyi değil, kesin bir ihlali işaret ettiğini, bu durumda artık programları hangi hukuki temele dayanarak işlediklerini kesin olarak ispat etme yükünün davalılara  geçtiğini, dava süresince davalıların sürekli olarak belirtilen bu açık kanuni yükten kaçtığını, savunmalarını defalarca değiştirdiğini, her birinde farklı bir ihtimalden bahsettiğini, kesinlikle iddia ettikleri ihtimallerden  birini dahi ispatlayamadıklarını,  Davalıların dosyada bilirkişi raporları ile de sabit olan internet sitesi geçmiş kayıtları, eserin ilk yayınlanma tarihi, eser sahipliği ve davalıların  işten ayrılmasından sonra geçen kısa süre ile birlikte değerlendirildiğinde, eserin üretilme süresi bakımından önemli tespitler içerdiğini, yine uyuşmazlık konusu eseri kullanan, müvekkilinin müşterileri olan firmaların  adeta kendi müşterileri gibi yazılmış olmasının da açık bir haksız rekabet eylemi olduğunu, bu nedenle, Yerel Mahkemenin bu kadar önemli bir bilgiyi \"gereksiz\" olarak değerlendirmesinin doğru olmadığını, ortada bir eser ilişkisi olmaksızın yalnızca rekabet hukuku alanında değerlendirilebilecek  bir haksız rekabet söz konusu olsaydı, yerel mahkemenin uyuşmazlığın \"haksız rekabet hükümlerine temas eden bölümler\" şeklinde tanımladığı  kısımların,  Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde değil, Ticaret Mahkemesinde ileri sürülebileceğini halbuki somut olayda haksız rekabet fiili doğrudan esere ilişkin olarak gerçekleştirilmiş olup, FSEK md 68 anlamında mali haklara tecavüz niteliğinde olup, Yüksek Mahkemenin kökleşmiş içtihatlarında da yer aldığı üzere, marka, patent, tasarım ve eser haklarına tecavüz eylemleri aynı zamanda haksız rekabet fiili olarak nitelendirildiği, bu konuda görevli mahkemenin Fikri Sınai Haklar Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yerel mahkeme kanaatinin aksine bilirkişi raporlarında tespit edilmiş olduğu üzere; davalıların işten ayrıldıktan çok kısa bir süre sonra kurdukları şirketin internet sitesinde müvekkili firmanın dava konusu yazılımlarını  kendi yazılımları, bu yazılımları  satın alan tüm müşterileri ise kendi müşterileri gibi gösterdikleri dikkate alındığında bu kadar kısa bir sürede bu yazılımın yazılamayacağı teknik ve somut bir şekilde ortaya konulmuş olup yapılan işleme fiilinin müvekkiline ait yazılım üzerinden yapıldığının hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya çıktığını, Davalılardan ... e-posta yazışmalarıyla  ilgili  olarak, yazışmaların ait olduğu zaman diliminde o ana kadar müdahale edilmediği sonucunun ortaya çıktığı, müdahale edilmiş olsa böyle bir isteğin gelmeyeceği, yazışmaların  dava tarihinden yaklaşık 2 yıl sonrasına ait olması nedeniyle dava tarihinden sonraki bir olguya dayanılarak delil gösterilmesinin hukuken geçersiz olduğu, kaynak kodlarının karşılaştırmasının yapılamadığı, bu doğrultuda da davalılar aleyhine davaya konu programa müdahale edilip değiştirildiğine dair çıkarıma gidilemeyeceği şeklindeki çıkarımların,  bir kısım davalılar ile müvekkili arasındaki eski iş ilişkisinin tümü gözetildiğinde olaya uygun düşmediğini, ayrıca, böyle bir değerlendirmenin kovuşturma sırasında gerçekleşebilecek  ikrar niteliğindeki  beyanları da değerlendirme dışı bırakmak anlamına geleceğini, Yerel Mahkeme'nin görevlendirmiş olduğu teknik bilirkişiler tarafından yapılan tespitler sonucunda elde edilen elektronik postalarda, bir kısım davalıların ikrarları ve hukuka aykırı eylemlerini açıkça gösteren deliller bulunduğunu, uyuşmazlık konusu programın davalılar tarafından işlendiği dava dışı kurumda halen hangi programın ne kadar yaygın olarak kullanıldığı, gündelik sorunların hangi program üzerinde giderildiği gibi son derece önemli teknik bulgular bulunduğunu, Davalıların HMK'ya aykırı olarak sürekli değiştirdikleri  savunma iddialarında ve sundukları onlarca dilekçede sadece olasılıklardan  bahsettiğini, ancak bu deneme yanılma türünde güncellemeye  tek bir örnek gösteremediklerini, davalıların güncellemeleri \"kullanıcı kılavuzuna bakarak yaptıkları\" şeklindeki savunmasının da bu bağlamda geçersiz olduğu, gerçekten kılavuzdan bakarak yapan bir kişinin muğlak iddialarla geçiştirmeye çalışması değil, somut bir şekilde kılavuzun hangi sayfasının hangi maddesini uygulayarak elektronik postalarda tespit edilen güncellemeleri yaptığını ispat etmesi gerektiğini,Bir kısım davalılar ile müvekkilinin arasındaki eski iş ilişkisinin dikkate alınması gerektiğini, zira ... ve ... tarafından hazırlanmış olan 27.06.2019 tanzim tarihli \"Bilirkişi Heyeti Ek Raporu\"nda (4) numaralı davalıya ilişkin olarak aşağıdaki değerlendirmelere  yer verildiğini: \"Baz raporumuzda da belirttiğimiz  gibi, Davalı'ların 08.05.2012 tarihine kadar Davacı şirket bünyesinde çalıştıkları görülmektedir. Ancak sitenin arşiv kayıtları incelendiğinde, 29 Mayıs 2012 tarihinde (işten ayrıldıktan 21 gün sonra), Davacı'nın Kültür Bakanlığı nezdinde tescillenmiş programları çalışan ve PTT kurumuna ihale yolu ile sözleşme yaptığı Hybrid Mail projesinde davalı ekibin yer aldığı ve PTT'ninde içinde olduğu önemli ... ve finans kurumlarında yakın zamanda projeler tamamlandığı belirtilmektedir. … Davalı'nın sitesinde bu projelerin bir başka şirket bünyesindeyken yapıldığı veya bu projede çalışmış diğer ekip arkadaşları hakkında herhangi bir bilgi verilmemektedir. Bu ibare tüm bu projelerin Davalı şirketçe gerçekleştirildiği  şeklinde algı oluşturmaktadır.\" Görüldüğü üzere (1),(2),(3) numaralı  davalıların  müvekkili ile olan eski iş ilişkisinin davaya konu hak ihlalinin odak noktasını oluşturduğunu, Nitekim 15.06.2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle; PTT'ye yalnızca  portal entegrasyonu ve PTT iade sistemine ait kodların teslim edildiği ve şartnamenin 6.4. maddesinde yer alan sahip olma ve değiştirme hakkı bulunmadığı, (1), (2) ve (3) numaralı davalıların, müvekkilinin iş ürünlerini kendi ürünleriymiş gibi, müşterilerini kendi müşterileriymiş gibi gösterdikleri, dava dışı yüklenici firma operasyon sorumlusu ...'nın (3) numaralı davalı ... yalnızca 15 gün içerisinde dahi ... yazılımına ilişkin destek talepleri yolladığı, PTT'nin elinde web arayüzü ve return mail ile ilgili herhangi bir kod bulunmadığından dolayı yapılan güncelleme ve değişikliklerin ancak davalıların davacı şirkette çalışırken ediniş olduğu kodlar vasıtasıyla yapılmış olabileceği, davalının yazılım  üzerinde yapmış olduğu değişikliklerin  davacının FSEK kapsamında haklarına tecavüz olarak nitelenebileceğinin belirtildiğini, Yerel Mahkeme tarafından karar verilirken bilirkişi raporlarında detaylıca  irdelenen bu konuların dikkate alınmamış olduğunu, PTT'nin elinde web arayüzü ve return mail ile ilgili de herhangi bir kod bulunmadığından dolayı, yapılan güncelleme ve değişikliklerin davalıların davacı şirkette çalışırken edinmiş olduğu kodlar vasıtasıyla yapıldığı sonucuna ulaşıldığını, yazılım üzerindeki işleme eyleminin yazılımın parametrik ayarlarından veya veritabanına eklenen içerikler vasıtasıyla yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığını, E-posta yazışmalarının Mahkemece dikkate alınmadığını,  \"Özellikle 1 numaralı mailin oldukça dikkat çekici olduğunu, zira, gelen hata bildirimine davalı ... önce ... sistemindeki rapor çıktılarını düzelmeyi önerdiğini, bunun üzerine ... tarafından hatanın ... sayfa raporlarında olduğu açıkça belirtilince ... sistemi dışındaki sistemlere müdahale etmediklerini beyan ettiğini, ...  ise buna cevaben '..., Geçen sefer yaptın.' şeklinde dönüş yaptığını, bu mailin gerçekleştiği tarih davanın açılmasından sonra olup, operasyon yöneticisinin müdahalenin daha önce yapıldığı beyanının tartışmaya yer bırakmayacak  açık olduğunu, ayrıca mailler incelendiğinde, talep edilen hususun yazılımın fonksiyonlarıyla ilgili olduğunu, bu nedenle kodlara müdahale etmeden düzeltilmesinin mümkün olmadığını,15.06.2017 tarihli bilirkişi raporunda, PTT'ye kullanım hakları verilen yazılımlarda davalılar tarafından kaynak kodlarına müdahale yapılarak değişiklik yapıldığının tespit edildiğini, Kaynak kodlarının karşılaştırılmasının hak ihlalini tespit için tek ispat yolu olmadığını ve bunun her zaman sonuç vermeyeceğini, kaldı ki yazılım sektöründe doğrudan veya dolaylı olarak yaratıcı şekilde faaliyet gösteren kişilerin hak ihlallerine karşı korunmalarının  zorlaşmaması gerektiğini, Mail yazışmalarının  önemli bir kısmının ... yazılıma  ilişkin olmasının, davalıların daha önce müvekkili ile çalışmaları, programa hakim olma ihtimalleri ve programa uzun süre müdahale edilmemesi ve yeni ihtiyaçlar doğrultusunda uyarlama yapılmaması gibi hususlar dikkate alındığında hak ihlali yapıldığı sonucuna varılmasının daha uygun olacağını, davalıların dava dışı PTT'ye sundukları hizmet sırasında ... yazılımının  değil, ... yazılımının  kullanıldığı ve dava dışı PTT'nin destek talepleri sırasında davalılardan ... yazılımı konusunda destek talebi gönderdiğini, diğer bir ifadeyle davalıların hiçbir ilgilerinin bulunmadığı iddia ettikleri, tüm hakları müvekkile ait olan ... yazılımına ilişkin olarak destek hizmeti verdiği hususunun sabit olduğunu, 27.06.2019 tarihli raporun da haklılıklarını ortaya koyduğunu,Davaya konu müdahalelerin FSEK'in 38.maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, FSEK kapsamında eser olarak korunan bilgisayar yazılım programına ait mali haklara yönelik tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin davadır.Davacı; kendisiyle  davalı ... şirketi arasında akdedilen Alt Yüklenicilik Sözleşmesi kapsamında PTT İdaresine özel olarak geliştirilen Hybrid Mail Yazılımının alt bileşeni olarak kullanılan 7 adet yazılımın değiştirilmesi, çoğaltması vb. mali haklarının müvekkili şirkete ait olduğunu, sözleşme uyarınca, \"Hybrid Mail (Karma Posta) Sisteminde PTT'ye özel olarak geliştirilen yazılımların mali hakları ve kaynak kodlarının PTT'ye devredildiğini, buna karşılık ... yazılımlarının mali haklarının ve kaynak kodlarının  hiçbir şekilde ...'e ve PTT'ye devredilmediğini, daha sonra sözleşmenin feshedildiğini, ancak davalıların davacı şirketin müşterileri ile irtibata geçerek müvekkili şirket nezdinde çalıştıkları dönemde şahsi bilgisayarlarına aktardıkları yazılımları ticari amaçla kullanıma açtıklarını, davalılar ... müvekkili şirket  nezdinde çalışırken, davalı ... Tic. Ltd. Şti'ni kurduklarını,  davalıların müvekkili şirkete ait \"Hybrid Mail Yazılımlarının\" alt bileşeni olarak kullanılan \"...\" yazılımlarına hukuka aykırı şekilde elde ettikleri kaynak kodları ile eriştiklerini ve bu yazılımlar üzerinde izinsiz değişiklik yaptıklarını, sözleşmesi feshedilen davalı ..., PTT'den talep edilen güncelleme hizmetini, ... yazılımlarını en iyi bilen ve daha da önemlisi kaynak kodları bilgisine sahip davacı şirketin eski çalışanlarına yaptırtarak, PTT'ye olan taahhütlerini yerine getirme yoluna gitmeyi tercih ettiğini, davalıların bu eylemlerinin davacının eserden kaynaklanan mali haklarına tecavüz niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür. Dosyaya sunulan Sözleşmenin 4.4 maddesinde; \"... tarafından bu proje boyunca İDARE'ye özel olarak geliştirilen uygulama yazılımları ve geliştirilen yazılım ürünlerinin, tüm lisans hakları (sahip olma, değiştirme, çoğaltma, kullanma vb) İdareye ait olacaktır.\" şeklindedir. Bu durumda İdareye özel olarak üretilmediği tespit edilecek yazılımlar üzerinde değişiklik hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan 15/06/2017 tarihli bilirkişi raporunda, keşif sırasında dava dışı İdare PTT'ye teslim edilen kaynak kodların bulunduğu CD ve CD'ye ilişkin 31/05/2011 tarihli teslim tutanağının ibraz edildiği, bilirkişi raporunda CD'nin şifreli olduğu, şifrelere ulaşılamadığı, PTT tarafından kaynak kodların davalılar dahil kimseyle paylaşılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'nün kayıt tescil belgelerinden, davacının PTT Hybrit Mail İhalesinden önce hak sahibi olduğu tespit edilen  15/07/2007 üretim tarihli ... yazılımı, 01/01/2008 tarihli ... yazılımı, 01/03/2009 tarihli ... yazılımı ve 01/01/2008 tarihli ... yazılımları üzerinde değişiklik yapılıp yapılmadığının, yazılım konusunda uzman bilirkişilerce mail yazışmaları ve yazılım üzerinde inceleme yapılarak tespiti gerekmektedir. Dosya kapsamında pek çok bilirkişi raporu aldırıldığı, Prof. Dr.... ve mali bilirkişi ...  sunulan tüm bilirkişi heyet raporlarında yer aldığı, ancak tarihsiz ilk bilirkişi heyet raporu ile 15.06.2017 ve 27.06.2019 tarihli raporlar arasında varılan sonuçlar bakımından ciddi çelişkiler bulunduğu, anılan bilirkişilerce ayrıksı bir raporun da sunulmadığı, gerek adı geçen bilirkişilerce farklı görüş içeren raporlara imza atılmış olması  ve gerekse yukarıda belirtilen raporlar arasında çelişkiler bulunuyor olması birlikte dikkate alındığında, Mahkemece çelişkiler giderilmeksizin karar verme yoluna gidildiği, sunulan raporlarda yazılım konusunda uzman bir bilirkişinin bulunmadığı, hangi raporun hangisine, hangi nedenle üstün tutulduğunun karar yerinde tartışılmadığı, bir değişiklik varsa hangi kısımlarda ve neye yönelik olduğu, değişikliğin ve güncellemelerin alt yüklenici sözleşmesinde bir karşılığının bulunup bulunmadığı, bu değişikliğin ve güncellemelerin davalılar tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, bu anlamda mail yazışmalarının delil olarak kabul edilip edilemeyeceği, yazışma içeriklerinden yazılıma yapılan müdahalelerin dava tarihinden öncesine dayanıp dayanmadığı, yazılımdaki değişikliğin teknik olarak davalılar dışında üçüncü bir kişi tarafından ya da başka bir programla gerçekleştirilmesinin mümkün olup olmadığı hususlarının da tam bir açıklığa kavuşturulamadığı, nitekim programın ilk kurulduğu andaki kaynak kodları ile sonraki haline ilişkin kaynak kodlarının dosyada mevcut olmadığı, kaynak kodlarının başka programlarca düzenlenip değiştirilebileceği ve kuşkudan uzak bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığı, alınan bilirkişi raporlarında özellikle bu hususun kesin olmadığı görüşü belirtilerek, hayatın olağan akışına göre bir sonuca varılmaya çalışıldığı hususlarının Mahkemece de kabul edildiği görülmektedir.Mahkemece, dosyanın aralarında yazılım konusunda uzman bir bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi heyetine tevdii ile rapor aldırılması, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/138079 sr. ve 2013/84875 sr. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/92272 sr., İstanbul 33. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/181 Esas, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/9 Esas ve Ankara 4. FSHHM'nin 2013/20 değişik iş sayılı dosyaları da incelenerek, tarafların tüm iddia, savunma ve delilleriyle birlikte değerlendirilmesi sonucunda varılacak kanaate göre bir hüküm kurulması gerekmektedir.Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince  esasa  münhasır  delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/12/2019 tarih, 2014/27 E. 2019/543 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88bafb399b3760b4","SID":"d5f5c7b905e9ce8e"}}