{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2245 <br>KARAR NO: 2023/1719<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 05/02/2020<br>NUMARASI: 2017/760 E. - 2020/57 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin silah üretimi sektöründe faaliyet gösterdiğini, 1963 yılından itibaren uluslararası satış ve pazarlamasını yaptığını, bu kapsamda TPMK nezdinde ... tescil numaralı “...\" markasını 13.sınıf mallar için tescil ettirdiğini ve müvekkil markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin markasıyla birebir aynı olan “...” markasının davalı tarafından 25. sınıfta yer alan mal ve hizmetler için ... tescil numarası ile tescil edildiğini, müvekkilinin marka hakkının ihlal edildiğini, davalı tarafın markasının müvekkilinin markasıyla iltibas oluşturduğunu ve haksız kazanç elde ettiğini iddia ederek davalı adına ... no ile  tescilli “...” markasının  hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın uzun yıllardır tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu alanda ürettiği ürünleri “...” markası ile piyasaya sunduğunu ve birçok markanın da sahibi olduğunu, “...” markasının sadece silah merakı olan kişiler tarafından ve savunma sanayiinde ilgisi olan kurum veya kişilerce tarafından bilindiğini, taraflara ait markaların emtia sınıflarının birbiriyle ilgisinin bulunmadığını, davacının kazanç kaybına yol açacak nitelikte hiçbir faaliyetinin de bulunmadığını ve ayrıca davanın yetkisiz mahkemede açıldığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davalı adına tescilli ... nolu \"...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine,Devrin önlenmesi yönünde verilen tedbirin karar kesinleşene kadar devamına,\" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilin ... markasını üretimini yaptığı  tekstil  ürünlerinde kullandığını , davacıya ait markanın ise 13. Sınıfta tescilli olduğunu,  davacı ile davalı farklı faaliyet kollarında üretim yaptıklarını, tescilli oldukları   emtiaların hiçbir ilgisi ve benzerliğinin olmadığını,   İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/68 Esas ve 2009/171 Karar Sayılı İlamın davacı ile aynı faaliyet alanındaki ... A.Ş. Hakkında olduğundan emsal teşkil etmeyeceğini,  iltibas tehlikesinin bulunmadığını,  müvekkilinin davacının kazanç kaybına neden olacak, markasına tecavüz sayılacak hiçbir fiil icra etmediği gibi kamuoyunu yanıltır nitelikte ve piyasada haksız rekabete neden olacak taklit markalı herhangi bir ürün de piyasaya arz etmediğini, bu sebeplerle yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine yerel müvekkilin adına tescilli, ... numaralı \"...\" markası üzerindeki tedbir kararının kaldırılmasına,  karar verilmesini talep etmiştir.  <br>Gerekçe ve Sonuç: Dava,  davalı adına ... nolu  \"...\" ibareli  markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. Dosyada mevcut 25.1.2018 tarihli ve  15.8.2019 tarihli bilirkişi raporlarında  ;  davacı ve davalı markasının görünümünün aynı olduğunu, yazı tipi ve boyutunun farklı olmasının veya siyah-beyaz olmasının bu benzerliği ortadan kaldırmayacağını, markaların farklı mal ve hizmetler için tescil edildiğini  ancak davacının \"...\" markasının tanınmış marka olduğunu hümsüzlük şartlarının oluştuğunu bildirmişlerdir. İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 15/07/2009 tarih,  2008/68-2009/171 sayılı kararında ; ... ibareli marka Paris Sözleşmesi’ne taraf olan Avusturya'da yerleşik davacı şirket adına tescilli olup, 556 sayılı KHK'nun 7/1-ı maddesinde belirtildiği üzere Paris Sözleşmesi’nin 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış marka statüsünde olduğu, davalının sektörde ve sektör haricinde dahi tanınmış marka statüsünde olduğu gerekçesiyle  davalı adına tescilli ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, karar verilmiş, verilen karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  2009/14754 -  2011/7018 sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Markalar arasında halk tarafından karıştırılma ihtimâlinden (iltibas) bahsetmek için hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. Ancak  farklı mal ve hizmetlerde tescilli olmakla birlikte, SMK 6/5 maddesi hükmüne göre; tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.  Zira tanınmış niteliği haiz bir markanın farklı mal veya hizmetlerde kullanımı hâlinde, o markanın tüketicileri çoğu zaman tanınmış marka sahibinin faaliyet alanını genişlettiğine inanarak mal veya hizmet tercihlerini değiştirebilirler. Böyle bir durumda tanınmış marka ile işletme arasındaki bağ, marka hakkı sahibinin arzusu dışında zayıflayarak markanın itibarında  zedelenme  ya da ayırt edici karakterini kaybetme ,  tescil ettirenin  haksız yarar sağlaması gibi  sonuçlar doğurabilmektedir.  Aynı kanunun 25/1 maddesi hükmüne göre ise,  5. veya 6. maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.Somut olayda , davacı adına ... numaralı ... ibareli markanın  29.04.2003 tarihinden itibaren 13. sınıfta (ateşli silahlar...) tescilli olduğu, davalı adına ...  numaralı ... markasının ise 25. Sınıfta ( iç-dış giysiler, ayak giysileri....) tescil edildiği, taraf markalarının işitsel ve görsel olarak ayniyet derecesinde benzer oldukları ancak farklı emtialarda tescil edildikleri, davacıya ait  ... ibareli markanın dünyanın pek çok ülkesinde tescilli,  ilgili sektörde herkes tarafından bilinen , tanınmış marka statüsünde olduğu ve tanınmışlığın kesinleşmiş yargı kararı ile tespit edildiği,  ibarenin Türkçe'de anlam ifade etmediği,  özgün ve ayırt edici olduğu,  davalı adına tescilli ... ibareli markanın davacı markası ile aynı olduğu ancak farklı 25. sınıfta tescilli olduğu, davacının ateşli silahlar dışında markasını taşıyan şapka, bot, mont gibi ürünler üzerinde de kullandığı ve bu ürünlerin tanıtım ve  satışını kendi internet sitesi üzerinden yaptığı, bu durumda davacının ayırt edilemeyecek derecede ayniyet taşıyan davacı tanınmış markasını tekstil ürünlerinde kullanmasının tüketiciler nezdinde tanınmış marka ile irtibatlandırma, o markaya ait yan ürünler olarak algılama  ve ya tanınmış marka ibaresi taşıması sebebiyle diğer ürünlere oranla tercihi etkileme sonucu doğuracağı, bu şekilde tanınmış markadan haksız yarar sağlama , itibarını zedeleme ve ayırt ediciliğinin zayıflaması sonuçlarının doğacağı anlaşıldığından  tanınmış markanın koruma alanının farklı emtiaları da kapsadığı dikkate alındığında SMK 6/5 maddesindeki hükümsüzlük koşullarının bulunduğu, mahkemece davalı adına tescilli ... nolu \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.Tüm bu açıklamalara göre , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı   vekilinin,  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.  Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/02/2020 tarih ve 2017/760 E. 2020/57 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3414ca66fc5422a","SID":"89ccba0d43906c6b"}}