{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/80 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2183<br>KARAR TARİHİ\t: 29/11/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/07/2019<br>NUMARASI\t\t: 2019/293 Esas  2019/779 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Sıra Cetveline İtiraz<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 29/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29/11/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde;<br>\"Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde;İzmir 2.ATM'nin 08/02/2019 tarih ve 2018/1280 esas sayılı ilamı ile müflis ... san Tic. Ltd. Şti.'nin iflasına karar verildiğini ve İzmir İflas Müdürlüğü'nün 2019/8 esas sırasına kaydının yapıldığını, müvekkili kurum tarafından müflis şirketten olan alacağı için iflas dosyasına muhtelif tarihlerde alacak kayıt talep dilekçelerini sunduklarını, iflas idaresince hazırlanan 14/06/2019 tarihli sıra cetvelinin taraflarına 25/06/2019 tarihinde tebliğ olunduğunu, sıra cetvelinde alacak kayıt taleplerinin reddedilmesi nedeniyle sıra cetveline itiraz-kayıt kabul davası açma zaruretlerinin doğduğunu, müflis şirketin işveren sıfatı ile işçi çalıştırması nedeniyle müvekkili kuruma prim ve gecikme zammı borcunun bulunduğunu, iflas tarihi itibariyle toplam alacak miktarlarının 1.474.153,91-TL olduğunu, kamu kurumu niteliğindeki müvekkili kurumun alacağının bilgi ve belgeye dayanmaması veya yargılamaya muhtaç olması gibi nedenlerle reddedildiğini, ancak diğer kamu kurumları vergi dairesi müdürlüklerinin bir yazı ile bildirdikleri alacak kayıt taleplerinin kabul edildiğini belirterek, müvekkili kurumun alacağının resmi kayıtlara dayalı ve sabit olduğundan iflas idaresi tarafından alacağın yargılamayı gerektirdiği ve belgeye dayalı olmaması şeklindeki ret kararının kaldırılmasını, iflas masasında yapılacak olan 2.alacaklılar toplantısına katılabilmeleri için İİK 235 maddesi gereğince taraflarına yetki verilmesini ve sıra cetveline itirazlarının kabulü ile müvekkili kurumun müflis şirketten iflas tarihi itibari ile 1.474.153,91-TL alacaklı olduklarının tespitini ve alacaklarının sıra cetveline kayıt ve kabulünü talep ve dava etmiştir.<br>Öncelikle davanın tensiben dava şartları yönünden incelenmesi gerekmiştir. <br> 7155 sayılı yasanın 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren  20.maddesiyle eklenen  6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesinde \"(1)Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır\" hükmüne yer verilmiştir.<br>7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinde \"(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.<br>(2)Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir...\" düzenlemesi getirilmiştir.<br>Davamızın konusunun davacı kurumun müflis şirketten olan alacaklarının iflas masasına kabulüne ilişkin  olduğu, değişik 6102 sayılı yasanın 5/A maddesi uyarınca dava şartı olarak arabuluculuğa tabi olduğu  dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu kanaatine varılmıştır.<br>6325 sayılı yasanın değişik 18/A-2 maddesine göre dava şartı olarak arabuluculuğa tabi davada, davanın açılmasından evvel arabulucuya başvurulmuş, ancak anlaşmaya varılamamış olması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmek zorunda olduğu, başvuru şartının sağlanmış ancak anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanağın aslının yada arabulucu tarafından onaylı örneğinin dilekçe ekinde mahkemeye sunmaması halinde davacıya son tutanağın ibrazı için 1 haftalık kesin mehil verilmesi gerektiği, buna rağmen sunulmazsa davanın usulden reddi gerektiği ancak arabulucuya başvurulmadan dava açılması halinde davanın herhangi bir işlem yapılmadan ve bu konuda davacıya süre verilmeden dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiği değerlendirilmiştir. <br>Davamızda, gerek sunulan belgelerde gerekse dava dilekçesi içeriğinde arabulucuya başvurulduğu ortaya konulmamış olduğundan dava açılmadan evvel arabulucuya başvurulmadığı kanaatine varılmakla, davacıya anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini sunmak için süre verilmesine gerek olmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.\" gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, dair oy çokluğu ile karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Alacaklarının kamu alacağı hükmünde olup ticari olmadığından 7155 sayılı kanunun 01/01/2019 tarihinde yürülüğe giren20.maddesiyle eklenen 6102 sayılı ttk'nın 5/a maddesi hükmünün uygulanamayacağını  davanın  kayıt kabul davası olup tespit hükmü içerdiğini iflas idaresinin sulh olma yetkisi olmadığından arabuluculuk görüşmesi yapma yetkisi de bulunmadığını   kurumun  alacağının rüçhanlı alacaklardan olduğunu, özel kanunu ile kamu alacağı sayıldığını buna göre davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br> DELİLLER VE GEREKÇE :<br>Dava, kayıt kabul (iflas sıra cetveline itiraz ve alacağın sıra cetveline yazdırılması) istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>7155 sayılı Kanununun 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi ticari davalarda dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğu öngörmüştür. <br>Anılan maddenin 1 numaralı fıkrası şu şekildedir: <br>“Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır”. <br>Eldeki kayıt kabul (iflas sıra cetveline itiraz ya da alacağın sıra cetveline yazdırılması) davası bakımından düzenleme iki yönden incelenmelidir. <br>İlk olarak  anılan hükümle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesinde gösterilen genel dava şartlarına ek olarak  özel bir dava şartı getirildiğinden, bu dava şartının ne şekilde anlaşılıp uygulanacağı üzerinde durmak gerekir. <br>Bilindiği gibi, dava şartları mahkemece bir davanın esasına girilebilmesi için varlığı ya da yokluğu zorunlu şartlardır. Dava şartları taraflarca ileri sürülmese dahi hakim tarafından re’sen dikkate alınır. Dava şartı tamamlanmıyor ya da tamamlanamıyor ise mahkemece davanın reddine karar verilir (HMK m.115). <br>Bu bakımdan dava şartlarının yanlış uygulanması bir dava engeli ve mahkemeye erişim hakkı ile bu kapsamda adil yargılanma hakkına saldırı sayılır (AİHS m.6). <br>Özel dava şartlarının bu niteliği gereği dar biçimde yorumlanmaları gerekir. <br>Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi zorunlu arabuluculuk dava şartını “…konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri…” ile sınırlı tutmuştur. <br>Somut olayda dava bir alacak ya da tazminat davası olmayıp masaya kayıt davasıdır. Bilindiği gibi kayıt kabul davası bir para alacağının tahsili amacını gütmez; bu dava ile o alacağın o iflas tasfiyesinden pay alıp almayacağı hususu belirlenir. <br>Nitekim doktrinde de sıra cetveline itiraz davasının, iflas idaresi tarafından düzenlenen sıra cetveline karşı tanınmış bir kanun yolu olduğu ve yalnızca sıra cetvelinin düzeltilmesi amacını taşıdığı; bu dava ile alacaklının, iflas idaresinin bir alacağı kabulü veya reddi, miktarı ve sırası ile sınırlı bir aynî hakkın mevcudiyeti ve mahiyeti hakkında vermiş olduğu kararın doğru olmadığını ileri sürerek, iflas alacaklılarından birinin maddî hukuka uygun bir şekilde garameye dâhil edilip edilmemesini talep ettiği kabul edilmektedir. Bu dava ile güdülen amaç, alacak hakkında kesin hüküm oluşturacak bir karar verilmesi olmayıp, sadece ortak borçlunun (müflisin) aktiflerinin paraya çevrilmesi sonucu elde edilen paranın dağıtımında alacaklının hangi ölçüde dikkate alınacağıdır. Davanın kabul edilmesi belirli bir para alacağının tahsilini değil sadece sıra cetvelinin düzeltilmesi sonucunu doğurur (bkz., Hunkeler/Sprecher: Kurzkommentar, 2. Bası, Basel 2014, m.250, kn.1).<br>Dava on beş günlük hakdüşürücü süreye tâbi tutulmuş olmakla birlikte dava süresinde açılmasa dahi tasfiye sonucunda tasfiye artığı kalması halinde alacaklının bu kısma müracaat edebileceği kabul edilmektedir. Diğer bir ifade ile kayıt kabul davası subjektif bir hakkı konu almakta ve maddi hukuk hükümlerine göre incelenmekle birlikte maksadı bu tutarın “tahsili” değildir. <br>Yargıtay uygulaması da aynı yönde olup, davanın bu niteliği gereği alacak davalarından farklı olarak, alacak tutarı üzerinden nispi harç ve vekalet ücretine değil maktu harç ve vekalet ücretine hükmedileceği ilkesi benimsenmiştir. <br>Açıklananan nedenlerle kayıt kabul davası “konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri” cümlesinden olmayıp, zorunlu arabuluculuk dava şartına tâbi değildir.<br>İkinci olarak dava öncesi sürecin de dikkate alınması gerekir. <br>Borçlu davalının iflası üzerine iflas dairesince ilanlar yapılmakta ve alacaklı davacı alacağının masaya kaydı için iflas idaresine başvurmaktadır. Sınırsız bir tahkik ve tetkik yetkisiyle donatılan iflas idaresi (İİK m.230) alacaklı tarafından sunulan belgeleri değerlendirerek alacağın tamamını veya bir kısmını reddetmektedir. İflas idaresinin bu şekildeki incelemesi üzerine red ve bu durumu sıra cetveli ile ilan ettiği bir alacağın arabuluculuk sürecinde varlığını kabul etmesi çelişkili kararlara neden olacaktır. <br>İflas idaresinin arabuluculuk sürecinde masayı ne şekilde temsil edebileceği hususuna gelince: İcra ve İflâs Kanunu'nun 226’ncı maddesine göre iflas idaresi masanın yasal temsilcisidir. Ancak bu temsil yetkisi masanın menfaatlerinin gözetilmesi ve tasfiye ile sınırlıdır. <br>İflas idaresinin iki bin liraya kadar olan alacaklardan doğrudan doğruya, “daha ziyade alacaklardan” alacaklılar toplanmasının vereceği yetkiyle sulh olabileceğine ve tahkim yapabileceğine ilişkin düzenleme ise masanın borçlu olduğu halleri değil, aksine masanın alacaklı olduğu halleri ifade etmek üzere yasaya konulmuştur (İİK m.226/II). Bu nedenle masanın borçlu olduğu hallerde iflas idaresinin bir sulh ve tahkim yetkisi olduğu da düşünülemez. Bu yetkiyi haiz olmayan iflas idaresinin arabuluculukta masayı temsil etmesi ve uzlaşma suretiyle belirlenecek tutarı masaya kaydetmesi de mümkün değildir.<br>Alacağı bir kez reddettikten sonra arabuluculuk sürecinde ve diğer alacaklıların katılımı olmaksızın alacağın kabulü, masanın menfaatine bir temsil biçimi olarak kabul edilemez. Dolayısıyla kayıt kabul davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmasının bir dava şartı olmadığı ve iflas idaresinin arabuluculuk görüşmesine katılma yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br> Bu nedenle uyuşmazlıkta  arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olmamasına göre HMK'nın 353/1-a-4 maddesindeki düzenlemesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde hükmün kurulması gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2019 Tarih, 2019/293 Esas 2019/779 Karar sayılı kararın 353/1-a-4 maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>3-Yukarıda yapılan açıklamalara göre davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına  istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yoluna başvuran davacı kurum harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>6-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a bendi gereğince  kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/11/2023<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a899a8ad09f8258a","SID":"293d8259cac2161e"}}