{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA <br>DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/10/2022<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/12/2023<br><br><br>Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;<br>Davacı vekili; 02.01.2010 günü davalı sürücü ...'ın idaresindeki araç ile davacı murisi .... idaresindeki aracın karıştığı ölümlü kazada aynı araçta bulunan eşi .... (eşi), kızı .... ve torunu ... in vefat ettiğini, davacının da yaralandığını, müvekkilinin desteklerinden yoksun kaldığını ileri sürerek eşin kaybı nedeniyle belirsiz alacak olarak 1.000TL destekten yoksunluk tazminatı, 50.000 TL manevi tazminat ile kızının vefatı nedeniyle 25.000 TL ve torunun ölümü nedeniyle 15.000TL manevi tazminatın davalılardan (sigorta manevi hariç) müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, 21.10.2016 tarihli dilekçe ile dava dilekçesindeki eşinin vefatı nedeniyle destekten yoksunluk tazminatı kısmını \"eşinin ve kızının vefatı nedeniyle\" şeklinde ıslah ettiklerini bildirmiş, 09.10.2022 tarihli dilekçe ile destek tazminatını HMK 107/2 md. uyarınca bilirkişi raporu doğrultusunda (davalı ... şirketinin ödemesini aşan bakiye zarar için) davalı ... yönünden 453.471TL'na çıkarmıştır.<br>Davalı ... vekili; davada Korkuteli Mahkemesinin yetkili olduğunu, istenen tazminatların yüksek olup aynı olay nedeniyle açılan başka davalar bulunduğu ve 53.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiğinin gözetilmesini beyanla davanın reddini istemiştir.\t<br>Davalı ... şirketi vekili; davacı tarafa faizi ile birlikte 33.057,70TL'nin sulhen ödendiği ve ibra alındığı, istemin zamanaşımına uğradığını, aynı olaya ilişkin Korkuteli A.H.M.'nin .... esasında istemin reddedildiğini savunarak davanın sigorta yönüyle reddini istemiştir.<br>Mahkemece; manevi tazminatlar tam kabul edilmiş, maddi tazminat bakımından ise sigorta şirketi yönüyle zaman aşımından davanın reddine, davalı gerçek kişi yönüyle poliçe limitini aşan kısımdan sorumlu olacağından bahisle istemin kısmen kabulü ile 336.529,68TL destekten yoksunluk tazminatına yasal faizi ile hükmedilmiştir.<br>İstinaf eden davalı ...  vekili; davalı ... şirketi yönüyle açılan dava 2 yıllık süre geçtiğinden bahisle reddedilmiş iken davalı müvekkili yönüyle de reddinin gerektiğini, ibranın davalıyı da kapsadığını, maddi tazminat miktarı güncel verilere göre belirlenmesine rağmen kaza tarihinden faiz işletilmesinin hakkaniyetsiz olduğunu, manevi tazminatların yüksek belirlendiğini, müvekkilinin ekonomik gücü olmadığının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>Dava; ölümlü trafik kazasında destek eşin ölümü nedeniyle destekten yoksunluk tazminatı ile eşin, çocuğun ve torunun ölümü nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, usule ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, kazada davalının tam kusurlu olmasına, davacının desteği eşini kaybetmesi, hesap raporunun konusunda uzman bilirkişi tarafından açık ve denetime elverişli olarak hazırlanmış olması, davadan önce sigorta şirketince yapılan 33.057,70 TL tutarlı ödemenin bilirkişice hesaplanan 79.851,72TL zarar tutarı gözetildiğinde davacı eşin ödeme tarihindeki zararının tam karşılanmadığı, 26.09.2016 tarihli  raporda PMF 1931 yaşam tablosu,  progresif rant yöntemi, asgari ücret düzeyinde gelir hesabıyla 01.04.1959 doğumlu destek eşin ölümü nedeniyle davacının 83.802TL  yoksunluk zararı bulunduğu belirlenmiş ise de yargılama sürecinde geçen uzun zaman gözetilerek Yargıtay'ın değişen uygulaması doğrultusunda mahkemece hüküm tarihine en yakın tarihteki asgari ücret üzerinden ve TRH 2010 yaşam tablosuna göre  müteveffanın ve davacının yaşam sürelerinin belirlendiği güncel rapor ve 25.09.2022 tarihli ek rapor ile  (ödemenin güncellenerek düşümüyle) davacının güncel destek zararının 523.878,54TL olarak bulunması, bu miktardan güncellenen sigorta ödemesi düşülerek 453.471,98 TL bakiye zarar hesaplanmış olması, bilirkişi raporunun denetime açık ve usulünce hazırlanması, mahkemece kaza tarihindeki geçerli sigorta limiti 150.000TL'nin zarardan mahsubu ile bakiye limit üstü zarar yönüyle (limit 150.000 TL-ödenen 33.057,70 TL=limit bakiyesinin 116.942,30 TL bedel ve toplam zarar 453.471,98 TL'den 116.942,30 TL düşülmekle  bakiye limiti aşan kısım 336.529,68 TL olarak belirlenmiştir) davacı gerçek kişi ... bakımından istemin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacı tarafın ödeme nedeniyle sigorta şirketini ibrası zarardan müşterek müteselsil sorumlu olan davalı gerçek kişiyi ancak sigorta limiti olan 150.000 TL miktarınca sorumluluktan kurtaracağından, davacının güncel zararı sigorta limiti 150.000 TL'nin üzerinde olduğundan limiti aşan zarardan haksız fiil faili olan davalı gerçek kişi sorumludur. Sigorta yönüyle 2 yıllık (KTK 111/2 md.) hak düşürücü süre ödeme ve ibra tarihi olan 10.03.2010 tarihinden itibaren işlediğinden ve dava 27.08.2015 tarihinde açılmakla resen gözetildiğinden sigorta şirketi yönüyle davanın hak düşürücü süreden reddi doğrudur. Davalı sürücü yönüyle ise dava tarihinde TCK 186 md. düzenlenen ceza zaman aşımı süresi içinde tazminat davası açılabileceğinden ve henüz ceza zaman aşımı geçmeden dava açılmış olmakla poliçe limitini aşan bakiye zarar yönüyle işin esasına girilerek davanın kabulü doğrudur. Manevi tazminatlar bakımından ise, davacı aynı kazada eşi, kızı ve torununu kaybetmiştir. Davalı tam kusuru ile kazaya sebebiyet vermekle ve müteveffanın kazanın oluşunda kusuru bulunmamakla, kaza üzerinden geçen uzun süre, paranın alım gücünün düşmesi, uygulanacak ve işletilecek yasal faiz oranının paranın değerini karşılamaktan uzak olması bir arada gözetildiğinde mahkemenin değerlendirmesi ve kararda  yazılı şekilde ortaya koyduğu taktirine göre vardığı neticede istinaf nedenleri yönüyle usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalının tüm itirazları yersiz olup HMK'nun 353/1,b-1 madde ve bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddi gerekir. <br> H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle:\t<br>1-Davalı ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,\t<br>2-Alınması gereken 29.136,24 TL karar ve ilam harcından davalı tarafından yatırılan 9.081,10 TL'nin mahsubu ile bakiye 20.052,14‬ TL istinaf karar harcının bu davalıdan tahsili ile Hazineye verilmesine,<br>3-Davalının yaptığı istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14.12.2023 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 361/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5fe6edcd8f06e8ad","SID":"3aa854fd67036c8e"}}