{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2021/1789 - 2023/1729<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1789 <br>KARAR NO\t: 2023/1729<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/374 E.  -  2021/309 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/09/2021 Tarih ve 2020/374 Esas - 2021/309 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davacının 2004 yılında kurulan, Türkiye’nin en büyük 500 şirketinden biri olduğunu, “...” ibareli seri markalarının bulunduğunu, davalı Şirketin \"...\" ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa  müvekkilinin “...” ibaresini yaygın kullanımları ile tanıtarak ayırt edici hale getirdiğini, tanımlayıcı bir ibare tescil edilmiş ise tescil süresi boyunca koruma altında olması gerektiğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarından yeterince farklılaşmadığını, markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış bulunduğunu ve dava konusu başvurunun  kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK' ın 2020-M-9984 sayılı kararının iptali ile 2019/136087 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili özetle; dava konusu markanın şekil ve “...” kelimesini içerip mesnet markaların ise münhasıran “...” ibaresinden oluşmadığını, bu ibarenin ayırt edici gücünün düşük olduğunu, belirli bir ürünü tanımlayan bu ibarenin farklı ek veya şekil unsurları ile birlikte kullanımı halinde genel izlenimin kolaylıkla farklılaşacağını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, kötü niyet iddiasının ispat edilmediğini, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı Şirket vekili, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, \"...\" ibaresinin taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği bir kısım mal ve hizmetler yönünden ayırt  ediciliğinin bulunmadığı veya düşük olduğu, bu nedenle tarafların marka işaretleri arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, tarafların marka işaretleri benzer olmadığından, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğuna dair bir delil bulunmadığından, davalı başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının karşılanmadığını, aynı taraflar arasında görülen, davaya konus başvuru ile çok benzer olan başka bir başvuru hakkındaki uyuşmazlığa ilişkin delillerin, iddialarının ve bu konuda verilen emsal mahkeme kararının hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini, bahsi geçen uyuşmazlıkta davalının başka bir \"...\" ibareli başvurusunun müvekkilinin markaları ile benzer kabul edildiğini, mahkeme kararının gerekçeli olmadığını, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğinin bulunduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunun belirtildiğini, buna göre ayırt ediciliğinin zayıf olduğundan bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin \"...\" markası ile 2005 yılından beri faaliyet bulunduğunu, anılan ibarenin yoğun, yaygın ve  ciddi kullanım sayesinde ayırt edicilik kazandığını, tanınmış marka haline geldiğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliği düşük kabul edilse dahi dava konusu başvurunun yeterince farklılaşmadığını, somut olay bakımından SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, davalının müvekkilinin markalarından haberdar olduğunu buna rağmen dava konusu başvuruyu yapmasının kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br> <br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka  hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, nitekim Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2020/1635-2021/1566 E/K sayılı ilamında da aynı sonuca varıldığı, buna göre dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığının kabulünün gerektiği, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, davacının markalarının tanınmış olup olmamasının sonuca etkili bulunmadığı, diğer yandan SMK'nın 5/2 maddesinde düzenlenen kullanım sonucu ayırt ediciliğin,  anılan maddenin birinci fıkrasının b-c ve d bentleri uyarınca marka tescil edilemeyecek bir ibarenin tesciline olanak sağladığı, bu şekilde bir ibarenin tescil edilmesinin, SMK'nın 6/1 kapsamında yapılacak değerlendirmede koruma kapsamının genişlediği yani ayırt ediciliğinin yükseldiği anlamına gelmeyeceği,, somut olayda da davacının \"...\" ibaresini kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği ispatlansa dahi bu durumun anılan ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğu sonucunu değiştirmeyeceği anlaşıldığından, davacının bu yöndeki iddiası bakımından mahkemece bir inceleme ve değerlendirme yapılmamasının sonuca etkili görülmediği, ayrıca kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 210,55-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 22/12/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2024 <br>\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"49ffbf4c99f97efc","SID":"46723583d0726f7f"}}