{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/4449 <br>KARAR NO: 2024/109<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/10/2023<br>NUMARASI: 2023/371 Esas - 2023/817 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918S.K.Hariç))<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesi, ... Mahallesine kain, tapunun ... parsel numarasına kayıtlı arsa üzerine bina inşa etme konusunda, arsa malikleri ile 16/01/2023 tarihli, .. yevmiye numaralı, Eyüpsultan ... Noterliğinde Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin yüklenici müteahhitti olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği resmi mercilerden gerekli izin ve ruhsatları aldıktan sonra inşaat temelini yaklaşık 3,5 ay önce kazdığını ve inşaatın temel perde duvarını inşa ettiğini, temel perde duvarının yapımı tamamlandıktan yaklaşık 2-3 gün sonra 25 Şubat akşamı saat 21:15 civarında  İSKİ'ye ait su borusunun patladığını ve inşaatın perde duvarının yıkılmasına sebep olduğunu, inşaatın devam ediyor olması sebebiyle gecikmeksizin zarar tespiti amacıyla Gaziosmanpaşa 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/45 D.İş, 2023/51 K, sayılı dosyası ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığını, alınan raporda özetle; ''su şebekesinin altında kalıp hasar gören betonarme perde duvarının kalıntılarının temizlenmesi ve yerine yeni betonarme perde duvarının inşası için gerekli harcamanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyatları ve alışılagelmiş günlük piyasa fiyatları dikkate alındığında: toplam 426.050,00 TL (Dörtyüzyirmialtıbinellitürklirası) olarak harcama yapılması gerekeceği, serbest piyasa ekonomisi sebebiyle malzeme fiyatları ve işçilik bedellerinin değişiklik göstermesi yine işi yapacak kişiye göre işin bitme süresi dolayısıyla işçilik bedellerinin etkileneceği bu sebeple tespite konu temel inşaatındaki hasarların bedelinin net olarak tespit edilemeyeceği, ayrıca, fiş, fatura vs belge ve evrak ile yapılan giderlerin her zaman ileri sürülebileceği'' kanaatine varıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 10.000,00 TL maddi tazminatın (dava belirsiz alacak davasıdır) kazanın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline, yargılama giderleri (G.O.P 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2023/45 D. İş dosyası yargılama giderleri de dahil) ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davada adli yargı/idari yargı yolu uyuşmazlığı söz konusu olup, tam yargı davası niteliği olan davalarda, yargı yolunun idare mahkemeleri olduğunu, işbu davanın İstanbul İdare Mahkemelerinde açılması gerektiğini, davanın sayın mahkeme tarafından ticari nitelik arz ettiğinin kabul edilmesi ihtimalinde davacının dava şartı olan zorunlu ticari arabuluculuk hükümlerinde düzenlenen şartları yerine getirmesi ve ticari arabuluculuğa başvurması gerektiğini, İSKİ'nin idarenin görevi ve bu göreve bağlı eylemleri ile ilgili olmayan zararlardan, illiyet bağı kurulamadığı halde, sorumlu tutulmasının, kamunun ve dolayısıyla kamu menfaatlerinin zarara uğramasına sebep olduğunu, bu itibarla; idareye işbu davada husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, idarenin bu dava ile iddia edilen hasardan haberdar olduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın temiz su şebekesindeki arızadan hasar meydana geldiğini iddia ettiğini ancak söz konusu arızadan dolayı bu hasarın meydana gelmesinin mümkün olmadığını, inşaat çalışması başlamadan önce müvekkili idareden talep edilen ve inşaat parseli içerisinde kalan atık su ve içme suyu hatlarının parsel dışarısına deplasesinin yapıldığını, inşaat başlamadan önce ve inşaata devam edilirken gereken önlemi almayan davacının hasar iddiasının kabul edilemez olduğunu, ayrıca zarar görenin müvekkili idarenin alt  yapı tesisleri olduğunu, dolayısıyla davacının isteminin hukuka aykırı olduğunu, davacının zarar iddiasını ispat etmesi gerektiğini, inşaatın gerekli projelere uygun yapılmış olup olmadığının, alınması gereken önlemleri almış olup olmadığının araştırılması gerektiğini, olayın gerçekleşme şekli değerlendirildiğinde, müvekkili idare İski Genel Müdürlüğüne bir kusur atfının mümkün olmadığını, davaya konu alacak iddiasındaki faiz başlangıcının kazanın meydana geldiği tarihten itibaren istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı idarenin açılan işbu dava ile birlikte mütemerrit hale geldiğini, bu sebeple faiz isteminde dava tarihinin esas alınması gerektiğini, idarenin temerrüde düşürülmeden hasar tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin hukuk dışı olduğunu, ayrıca talep edilen faiz türünün  de ticari temerrüt faizi olarak talep edilemeyeceğini belirterek öncelikle yargı yolu itirazının kabulü ile idari yargı yolunun görevli olduğunun tespitine,  aksi takdirde, görevsizlik kararı verilerek, dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, davacının davasının esastan ve tümüyle reddine, davacının faiz isteminin tümüyle reddine, davacının yargılama masrafı ve avukatlık ücreti isteminin reddine, yargılama masraflarının davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmişti  İlk Derece Mahkemesince; \"...Davaya konu zararın tam yargı davasının konusu olduğu, görülen hizmetin kamu hizmeti olduğu anlaşılmakla ve idari yargının görevli olduğu kanaatine varılmakla davanın görev yönünden reddine,...\" karar verilmiştir.  Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde;  Adli yargının görevli olduğunu ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davasıdır. Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları kapsamında yapmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 16'ya göre; kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda, İSKİ Genel Müdürlüğü'nün genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetleneceği, yıllık çalışma ve yatırımlarının bilançolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülünde  düzenleneceği belirtilmiştir.Bu kapsamda davacının tacir olduğu, davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün  de  2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı kabul edildiğinde davalının haksız eylem teşkil eden faaliyetinden kaynaklanan bu uyuşmazlığın da yerleşik yargısal uygulamalarda görüldüğü gibi, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir (HGK’nın 21/09/1983 gün ve 1980/11-2721; 1983/823  ile  29/11/1995 gün ve 1995/11-647; 1995/1043 sayılı kararları). Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle  davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın esası ve diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/10/2023 tarih, 2023/371 Esas 2023/817  Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,  2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- İstinaf yasa yoluna başvuran  tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,  5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,  6100 Sayılı HMK'nın  353/1-a/4 ve 362/1/g maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 10/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a9a538713b764cc","SID":"f6e60f330a1df705"}}