{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/538 <br>KARAR NO: 2023/1234<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 10/09/2020<br>NUMARASI: 2015/459 Esas, 2020/354 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 13/12/2023 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili; müvekkillerinden ...'ın diğer müvekkili şirketin yetkilisi olduğunu; davalılardan ...'nın talebi ile taraflar arasında akdi bir ilişkinin kurulduğunu; bu akdi ilişki çerçevesinde davacıların, davalılara Kadıköy İlçesi, ... mevki, ... ada, ...- ... - ... - ... ve ... nolu parseller üzerine davalıca yapılacak inşaat için bu parsellerin malikleri ile bağlantı kurup, sözleşmeyi sağlamayı taahhüt ettiklerini; ayrıca davacı müvekkillerinin mülkiyet hakkına sahip oldukları aynı yer ve aynı adadaki ... - ... ve ... nolu parseller yönünden de kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması hususunda tarafların anlaştıklarını; ancak ... - ... ve ... nolu parseller yönünden davacıların aldatılarak tapuda hisse devri yaptırıldığını; inşaat bitince de ... - ... ve ... nolu parseller yönünden müvekkillerine hiç bir bağımsız bölüm verilmediğini belirterek; müvekkillerinin zararının oluştuğunu, aldatılarak sağlanılan hisse devri sebebiyle gerçekleşen bu zarardan, aldatma eylemini gerçekleştiren davalı ...'nın ve işlem sonunda zenginleşen davalı şirketin müteselsilen sorumlu olduklarını ileriye sürerek müvekkilinin zararının, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılsaydı bu sözleşmeden dolayı ... - ... ve ... nolu parsellere isabet edip, davacılara verilecek bağımsız bölümlerin rayiç değerleri ve munzam zararlardan oluştuğunu, bu nedenle mahkememizce öncelikle bu zararın tespiti ile tespit edilecek zarara ve munzam zararlara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmek suretiyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; dava miktarı olarak da fazlaya dair haklarını saklı tutmak suretiyle bilirkişi incelemesiyle belirlenecek gerçek değere göre harcı karşılayacağını belirterek 600.000,00 TL göstermiştir. Davalılar vekili; davacılar vekilinin iddia ettiği tapuda hisse devir işleminin davacı ... ile müvekkili şirket  ...Sanayi ve Ticaret AŞ arasında gerçekleştiğini, diğer müvekkili olan ...'nın şirket yetkilisi olması nedeniyle bu işlemde şirketi temsil ettiğini; işleme taraf olmadığını, bu sebeple hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini; söz konusu işlemlere hiç bir şekilde dahil olmayan davacı ...San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ise dava hakkının bulunmadığını; aktif sıfat yokluğundan dolayı davacı şirketin davasının reddi gerektiğini bildirdiği; ayrıca arsa alım satımı ve komisyonculuk işiyle ilgilendiği dava dilekçesinde bildirilen ...'ın basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, kendisinin kandırıldığını iddia edilmesinin makul, mantıklı olmadığını ve hayatın olağan akışına uygun olmadığını; söz konusu olan parsellerin bedelleri ödenmek suretiyle satın alındığını; davacı ...'ın kandırılması diye bir hususun kesinlikle söz konusu olmadığını; ortada aldatma varsa bir yıllık haksız fiil zaman aşımına tabii olacağını; bu sürenin ziyadesiyle dolduğunu, bu nedenle zaman aşımı sebebiyle davanın reddi gerektiğini;  dava konusu olan ... - ...  ve ... nolu parsellerdeki hisseler için kat karşılığı inşaat sözleşmesinin gerçekten yapılmasının planlandığını ancak sonra davacı tarafın ekonomik nedenlerle bu parsellerdeki hisselerini 243.000,00 TL'ye sattığını; satış parasını aldığını; ortada bedeli karşılığında bir satışın söz konusu olduğunu, davacının yaptığı diğer parsellere yönelik komisyonculuk işleminden dolayı da 300.000,00 TL bedelin ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.  Mahkemece, davacı tanıklarının beyanlarına göre; davacı taraf, aynı adada yer alan diğer parsel sahiplerinin davalı şirkete güvenini temin etmek üzere ve bu güveni dış görünüşle sağlamak üzere hissedar olduğu ... nolu parseldeki hisse ile kendisinde satış vekaleti bulunan ... ve ... nolu parseldeki hisseleri davalı şirkete devretmiş; ve yine tanık beyanlarına göre inşaat işlemleri için arsa maliklerinin yapması gereken işlem ve onayların müteahhit tarafından daha rahat halledilebilmesi, ruhsatların, projelerin, idari işlemlerin tek elden ve daha kolay yapılabilmesi için ve tüm bunları da davalıya güvendiği için yaptığının anlaşıldığı, davacılar vekili, davacı tanıklarının bu beyanlarını kabul ettiğini açıkça bildirdiği, bu tanık beyanlarına göre, tapudaki hisse devirlerinden önce hile söz konusu olmayıp; bu iddiaların doğru olması halinde taraflar arasında gerçekleşen işlemin inançlı işlem olduğunu,  zira davacıya taraflar arasındaki gerçek anlaşmayı gizleyerek dış dünyayı yanıltmak ve idari işlemlerde bir takım kolaylıklar sağlamak için bu işlemi yaptığı, İnançlı işlemin ispatı ancak yazılı delille mümkün olduğu, davalı tarafın bir inşaat şirketi ve bu şirketin yöneticisi olduğu, davacı tarafın ise, kendi beyanına göre bir emlakçı ve bu işle iştigal eden bir şirketin sahibi olduğu; dolasıyla davacının da tacir olduğu; kendi sektörüyle ilgili basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği; amacının gerçekten kat karşılığı inşaat sözleşmesi olması halinde davacı ...'in sözleşmeyi kat karşılığı inşaat sözleşmesi gibi yapması ve inşaatla ilgili her işlem yönünden de gerekirse müteahhide vekalet vermek suretiyle işlerin tek elden ve çabuk müteahhit tarafından yapılmasını sağlaması gerektiği; bu mümkünken, hayatın olağan akışına aykırı olarak işlemi hisse devir işlemi olarak gerçekleştirmiş olması inandırıcı olmadığı, vekaleten devri gerçekleştirdiği ... ve ... nolu parseller yönünden vekaletinin dahi sadece satış ve satış vaadi sözleşmesine ilişkin olduğu; bu vekaletlerle amaçladığı gibi kat karşılığı inşaat sözleşmesini vekaleten gerçekleştirmesinin mümkün dahi olmadığı; öte yandan vekaleten gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili parseller yönünden kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapacaksa bu yetkiyi içeren vekaletnameleri alması gerektiği, almamış olmasından da amacın satış olduğu, davacının iddia ettiği gibi taraflar kat karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde anlaşmışlarsa, tapudaki devir işleminin inançlı işlem olacağı, hal öyle olunca da taraflar arasında bunun protokole bağlanmasının zorunluluk arz edeceği karşısında ve basiretli bir tacirin de bunu bilecek durumda olması gerekçesiyle davacı tarafın aldatılma iddiası kabul edilmeyerek davacılar ... tarafından açılan davanın reddine, diğer davacı şirket tarafından açılan davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.  Davacı ... vekili istinafında; davalı cevap dilekçesinde davacı ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılacağı için kısmi tapu devri yapmak gerektiği yönünde ikrarı bulunduğunu, satış gösterilen taşınmazların bedelini alamayan davacı bütün hisseleri yanıltılmak sureti ile alındığını, mahkemece nitelemenin yanlış yapıldığını, satış işleminin inançlı işlem olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, yemin teklifleri konusunda mahkemenin olumlu veya olumsuz bir karar vermediğini, celse arası yazılı beyanında yemin teklifi yöneltilmesinin doğru olmadığını, yeminin davalıya yöneltilmesi gerektiğini,  dinletmek istedikleri tanıklarının dinlenmediğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Mahkemece davacı şirket yönünden aktif dava ehliyeti bulunmadığından bahisle verilen ret kararı taraf vekillerince istinaf edilmediği anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalının inşaat işiyle uğraştığını. kendisinin de  emlakçı ve bu işle iştigal eden bir şirketin sahibi olduğunu beyan ederek, davalının yapacağı inşaat sebebiyle dava konusu edilen parsel malikleri ile  bağlantı kurup, sözleşmeyi sağlamayı taahhüt ettiğini,  ayrıca davacının sahip olduğu dava konusu  aynı yer ve aynı adadaki ... - ... ve ... nolu parseller yönünden de kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması hususunda tarafların anlaştıkların iddia ederek  ancak ... - ... ve ... nolu parseller yönünden davacıların aldatılarak tapuda hisse devri yaptırıldığını; inşaat bitince de ... - ... ve ... nolu parseller yönünden davacıya hiç bir bağımsız bölüm verilmediğini belirterek; uğradığı zararın tahsilini talep etmiştir. Davacı, davasında sadece zarar talebinde bulunmuş, tapu iptal ve tescil talebi olmadığı görülmüştür. Taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmadığı, İstanbul Kadıköy ilçesi, ... Mahallesindeki ... adada yer alan ... - ... - ... - ...  ve ... parsellerin malikleri ile bağlantı kurulup, davalı ile bu malikler arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasına aracılık edilmesi yönünden anlaşma yapıldığı husussunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davacı iddiasında ...-... ve ... nolu parsellere yönelik tapu devirlerinin de bu anlaşma çerçevesinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması için davalıya devredildiğini, bu devirlere göre kat karşılığı inşaat sözleşmesi gerçekleşseydi ,bu hisselere ne miktar bağımsız bölüm isabet edecek ise o bağımsız bölümlerin rayiç değeri kadar zararı oluştuğunu ayrıca munzam zararı olduğunu belirterek davayı açtığı anlaşılmıştır.  Davalı taraf, yapılan devirlerin bedeli karşılığında gerçekleştiğini, davacının isteği ile satışının yapıldığını belirterek davanın reddini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.  Davacı mülkiyet iddiasında bulunduğu ...-... ve ... parseller yönünden mahkemece yapılan incelemede, ... parselde mülkiyet hakkı bulunmasına rağmen ... ve ... parseldeki devirlerin davacıya verilen vekalet ile gerçekleştirildiği, bu taşınmaz sahiplerinin dava dışı üçüncü kişiler olduğu, davacının bu parseller yönünden mülkiyet hakkı bulunmadığı görülmüştür.  Tüm dosya kapsamına göre somut olayda, davacı tarafın, davada dayandığı iddiaların ispatına dair özellikle zarar talep etmesine rağmen, zararın tespitine yönelik somut bilgi ve belge bulunmaması da göz önüne alınarak, mahkemece davacı ile davalı arasında kurulan ilişkinin niteliği ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı tarafın tacir olduğu hususu ve basiretli tacir olarak yaptığı işlemlerin sonuçlarını görerek hareket etmesi ve buna göre eylemlerde bulunmasına göre mahkemece bu gerekçeye dayalı olarak verilen karar usul yasa ve dosya kapsamına uygun olmakla davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf her ne kadar istinafında; yemin konusunda mahkemenin olumlu yada olumsuz bir karar vermediğini iddia etmiş ise de; davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı gerekçesiyle yemin edip etmeyeceği hususunda beyanda bulunması için mahkemece davacıya süre verildiği, davacının yeminde bulunup bulunmayacağına ilişkin açık bir beyanının bulunmadığı anlaşılmakla, bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Mahkemece, davacı tanıklarının dinlendiği, davacı tarafından ikinci tanık listesi sunulduğu, mahkemece; ikinci tanık listesindeki tanıkların, davada hukuki menfaatlerinin bulunacağı  gerekçesiyle hem usulen hem de esas yönden dinlenmediği, davacının tanıklarının dinlemediğine yönelik istinaf itirazının da yerinde olmadığı gözetilerek istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.  Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/09/2020 tarih ve 2015/459 Esas, 2020/354 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken  269,85-TL istinaf karar harcından peşin alınan 54,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 215,45‬-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 13/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"463004a977343dd2","SID":"92da67687a713a6f"}}