{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/125 - 2023/1779<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/125 \t\t                                        ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2023/1779<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/10/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2020/588 E 2021/744 K<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat  <br>KARAR TARİHİ\t: 21/12/2023<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 16/01/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352.maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>\tİDDİANIN ÖZETİ<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... bulunan krom maden işletme ruhsatının devri için 30/05/2017 tarihli \"Şartlı Maden Ruhsat Satım/Devir Sözleşmesi\"  imzalandığını, sözleşmenin 3. maddesine göre davalı alıcının devir ve satış bedeli olan 105.000 USD'den öncelikle müvekkilinin bu ruhsat kapsamında Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü nezdinde doğan borçlarını ödeyeceğini akabinde ise devir işlemlerinin başlatılacağını, bakiye bir bedelin kalması halinde ise bu bedelin nakit olarak müvekkiline ödeneceğini, sözleşmeden sonra davalının kurumdan borç dökümlerini aldığını ancak borçları ödemediğini, sözleşmeyi sürümcemede bıraktığını, devirden imtina ettiğini, davalının sözleşmeyle üzerine düşen edimleri yerine getirmemesi ve müvekkili şirkete ait borçları ilgili kuruma ödememiş olması nedeniyle maden işletme ruhsatının kurum tarafından 16/12/2017 tarihinde iptal edildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından işlemin iptali için idare mahkemesinde açılan davanın lehe sonuçlandığını, sözleşmede alıcının cayması halinde 50.000 USD cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ihtarname ile davalının temerrüde düşürüldüğünü belirterek cayma bedeli olan 50.000 USD'nin 25/07/2018 tarihinden itibaren işletilecek kamu bankalarınca uygulanan en yüksek döviz mevduat hesabı faiziyle  tahsiline karar verilmesini talep ve  dava etmiştir.<br>\tSAVUNMANIN ÖZETİ<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; maden sahasının ruhsatının sözleşme tarihinden önce iptal edildiğini, davacının bu durumu bildiği halde müvekkilinden gizlediğini, müvekkilinin sözleşmenin 3.maddesi uyarınca sahayı devre hazır hale getirmek için 39.849,00 TL  vergi borcu, 12.648,00 TL devir harcı yatırdığını, ayrıca sahaya makine nakli, keşif gideri gibi 100.000,00 TL olmak üzere yaklaşık 150.000,00 TL masraf yaptığını,  davacının  kendisine ait olmayan sahayı müvekkiline devretmeyi taahhüt etmek suretiyle müvekkilini yanılttığını, bu hususta davacı firma yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, ruhsatın davacıya ait olmadığının ... nezdinde sonradan öğrenildiğini,   ruhsatın davacıdan kaynaklanan sebeplerle iptal edildiğini,  hukuken ayıplı olan sahanın devir işlemine konu olamayacağını, cezai şart için yasal unsurların bulunmadığını, kabul ve ikrar anlamına gelmemek kaydıyla tenkisata tabi olup cezai şartın sözleşme ile mütenasip olması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>\tMahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sözleşmenin 3.maddesindeki edimlerini yerine getirmediği, Maden İşleri Genel Müdürlüğünün işletme ruhsatını iptal kararının 2016-2017 yılı ödenmemiş harçlara ilişkin olduğu, idareye karşı davacı borçlu ise de taraflar arasındaki  30/05/2017 tarihli sözleşmeye göre bu borçların davacı adına davalı tarafından Maden Dairesine ödenmesi gerektiği, ruhsatın devri için gerekli olan ödemelerin 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ait kısmı  davalı tarafından ödenmiş ise de 2016 ve 2017 yılları ait olanların ne davalı ve ne de ruhsat sahibi tarafından ödenmediği, sözleşmeyi davalının yerine getirmekten kaçındığı, sözleşmenin hukuken ayıplı olmadığı, ifasının sözleşme tarihi itibariyle mümkün olduğu, davalı sözleşmedeki borçlarını yerine getirseydi idarenin ruhsatın iptali yönünde karar almasının gerekmeyeceği, davadan önce karşılıklı olarak noterden çekilen ihtarnamelerden de  anlaşıldığı üzere  davalının maden ocağı işletmesini devralmaktan vazgeçip  ödediği bedel ve masrafları  istediği, sözleşmenin 3/son maddesinde cayma durumuna bağlanan 50.000 USD cezai şartın gerçekleştiği, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz borçlunun fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemeyeceği ancak kararlaştırılan  cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceğinin Yargıtayca kabul edildiği, somut olayda talep edilen cezai şartın fahiş bir miktar olmadığı, davalı şirketin ekonomik yıkımına sebep olacak miktarda olmadığı  gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maden sahasının ruhsatının taraflar arasındaki sözleşme tarihinden önce ... tarafından iptal edildiğini, davacının bu durumu bildiği halde müvekkilinden gizlediğini ve müvekkilini hataya düşürdüğünü, müvekkili tarafından yapılan 39.849,00 TL lik vergi borcu, 12.648,00 TL lik devir harcı ve sondaj, makine nakli keşif giderleri, sahada yol açmak gibi yaklaşık 100.000,00 TL arizi masrafların mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, hukuken ayıplı olan maden sahası nedeniyle cezai şart hakkında yasal koşulları oluşmadığı halde hatalı tespit ve değerlendirmeler ile tam kabul kararı verdiğini, sözleşmede devir tarihi ile ilgili açık ibare olmadığını, davacının maden sahasıyla ilgili sözleşme öncesine dayalı yasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden kendi kusurundan kaynaklı ruhsatın iptaline karar verildiğini, müvekkilinin bu konuda kusurlu ve sorumlu tutulamayacağını, müvekkili tarafından davacı nam ve hesabına vergi dairesine ödenen borçları, ...'e ödenen harç ve giderler, verilen ... 492.000,00 TL lik teminat mektubu, işletme için yapılan harcama ve giderler ile diğer deliller celp edilmeden eksik ve hatalı delil ve değerlendirme ile karar verildiğini, maden sahasının 2016-2017 yıllarına ait ... ödemelerini davacının yapmaması nedeniyle ruhsatının iptali kararına karşı idare mahkemesinde açılan davanın sonucu beklenmeden ve iptalde kimin kusurlu olduğu belirlenmeden karar verildiğini, kararlaştırılan cezai şartın yasa ve hukuka aykırı olarak sözleşmenin 1/2'si olan 50.000 USD olarak belirlendiğini, hukuken tenkise tabi olması gerektiği halde hiçbir indirime tabi tutulmadan ve talep edilmesine rağmen yapılan masraf ve harcamalar dahi hükmedilecek tutardan indirilmeden talebin aynen kabulüne karar verilmesinin hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu, davacının müvekkiline satmayı taahhüt ettiği maden sahasını mükerer olarak başka bir firmaya devir etmeyi de taahhüt ettiğini, ilgili firmanın davacıya karşı açtığı Ankara 8.ATM 2019/645 Esas, 2021/206 Karar sayılı dosyası üzerinden davanın sahanın hukuken ayıplı olduğunu ve temel kusurun davacıda olduğunu gösterdiğini, mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda maden ruhsatının müvekkilinden kaynaklı sebeplerle iptal edilmediği, müvekkilinin sözleşmedeki edimlerin bir kısmını yerine getirdiği, iyiniyetli olduğu beirtilmesine rağmen bir kısım edimlerin yerine getirilmemesinden dolayı ruhsatın iptal edildiğinden bahsedilmek suretiyle raporda çelişkiye düşüldüğünü, buna rağmen cezai şarttan tenkisat yapılması gerektiği belirtilmesine karşın mahkemenin doğrudan hiçbir tenkisat yapmadan cezai şarta hükmettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.   <br>\tDavalı vekili istinaf süresinden sonra 11/01/2022 tarihinde sunduğu ek beyan dilekçesinde özetle, haricen edinilen bilgilere göre davayı doğrudan etkileyecek durumların olduğunu, müvekkilinin 09/08/2017 tarihinde sözleşme uyarınca kuruma devir bedelini yatırdığını, devir talebinin 28/11/2017 tarihinde bakanlık onayına sunulduğunu, bakanlığın onayı uygun bulduğunu, kurumun 06/01/2022 tarihli cevabi yazısına göre davacıya 2016 ve 2017 ruhsat bedellerinin 3 ay içinde ödenmesi aksi halde ruhsatın iptal edileceğine ilişkin yazının 15/09/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının yazıyı tebliğ almasına rağmen müvekkiline durumu bildirmediğini, cezai şart bedelini alabilmek için durumu müvekkilinden gizlediğini, ruhsat bedellerini yatırmadığını ve ruhsatın iptaline karar verildiğini, müvekkilinin durumdan habersiz ruhsat devrini beklediğini, mahkemenin bu hususları araştırmadığını, müvekkilinin bu durumu kurumun 06/01/2022 tarihli yazısı ile öğrendiğini, davacının bu yazıyı müvekkiline bildirmemesi nedeniyle ruhsat iptaline kendi kusuru ile neden olduğunu, müvekkilinin edime aykırı davaranacak olsa idi 2012-2013-2014 yıllarına ait ruhsat harçlarını yatırmaması gerektiğini, ama yatırdığını, davacının dava dışı başka firmalarla benzer sözleşmeler yaparak menfaat temin ettiğini, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/645 Esas sayılı dosyasında davacının dava dışı şirkete aynı maden sahasının ruhsat devrini konu alan 2019 tarihli sözleşmeleri imzaladığını, işbu dosyanın istinaf incelemesinin devam ettiğini, müvekkili şirket yetkilisinin sözleşme tarihinde 82 yaşında olduğunu, davacının davalının yaşlılığından yararlandığını, iradesini sakatladığını, davalı yetkilisinin yaşı itibariyle şirketin boçlandırıcı sözleşme yapabilme yeterliliğine sahip olmadığını, sözleşme tarihinde sağlık raporunun olmadığını, sözleşmenin butlanla malul olduğunu, cezai şartın fahiş olduğunu, müvekkili tarafından yapılan harcamaların dikkate alınmadığını, tenkis talebinin red edildiğini, devir bedeli, tarafların ekonomik durumu gibi kriterlerden uzaklaşarak fahiş miktarda cezai şarta hükmedildiğini beyan etmiştir. <br>\tUYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>\tUyuşmazlık, cezai şart talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tDava, cezai şart  istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>\tTaraflar arasında  30/05/2017 tarihinde \"Şartlı Maden Ruhsat Satım/Devir Sözleşmesi\"   imzalandığı,  davacının devreden satıcı, davalının devralan alıcı olduğu, devir bedelinin  105.000 USD olarak belirlendiği, <br>\tSözleşmenin 3.maddesinde \"Alıcı devir ve satış bedeli olan 105.000 USD'den öncelikle satıcının bu maden ocağından kaynaklanan Maden Dairesine ve diğer tüm kamu ve özel borçlarını ödeyecektir.<br>\tÖdemenin akabinde Maden Dairesine devir için gerekli yazışmalar yapılacak ve Başbakanlıktan onayın gelmesinin akabinde yapılan faturalı ödeme bedeli düşüldükten sonra 105.000 USD'den kalan bedel Başbakanlık onayının gelmesinde sonra son imzanın atılmasından önce nakit olarak satıcı şirkete ödenecektir. \", <br>\tSözleşmenin 3/son maddesinde; \"Alıcının da sözleşmenin imzalanmasından sonra cayması durumunda Becikoğlu'na 50.000 USD ceza ödemesini kabul ve taahhüt eder...\" hükmünün bulunduğu görülmüştür. <br>\tDavacı tarafından davalıya hitaben noterden düzenlenen 09/07/2018 tarihli ihtarnamede özetle; sözleşme gereğince davalı tarafından ödenmesi gereken borçların hiç ödenmediğini, ruhsata ait 2016 ve 2017 yılı ruhsat bedellerinin ödenmesi yükümlülüğünün sözleşmenin 3. maddesi uyarınca davalı tarafa yüklendiğini, ancak ... tarafından anılan ödemelerin yapılmadığı gerekçesiyle 16/12/2017 tarihinde ruhsatın iptal edildiğini, iptale ilişkin sürecin idare mahkemesinde dava sürecinde olduğunu, davalının kusurlu ve sözleşmeye aykırı üzerine düşen edimleri yerine getirmediğinden dolayı sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini belirtilerek cezai şartın ödenmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>\tDavalı tarafından davacıya hitaben noterden düzenlenen 30/07/2018 tarihli ihtarda, 2016 ve 2017 ruhsat bedellerinin müvekkili sorumluluğunda olmadığını, iptal edilen ruhsatla ilgili davacının bilgi ve belge saklayarak mağduriyete yol açtığını belirtilerek hak ve alacakların ödenmesinin talep edildiği görülmüştür. <br>\tDosya kapsamındaki bilgilere göre, dava konusu maden ruhsatıyla ilgili olarak 18/09/2009 tarihinde ... adına 10 yıllık maden işletme ruhsatının düzenlendiği, ruhsatın 30/06/2010 tarihinde davacı şirkete devir edildiği, Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2016-2017 ruhsat bedellerinin ödenmemesi nedeniyle ödeme yapılması için davacı şirkete 05/09/2017 tarihli 3 ay ödeme süresi öngören yazının 15/09/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, süresinde ödemenin yapılmaması üzerine 19/02/2018 tarihli yazı ile ruhsatın iptal edildiği, Sivas İdare Mahkemesine davacı tarafından ruhsat iptal işleminin iptali için açılan davada 17/01/2019 Tarihli,  2018/257 Esas, 2019/68 sayılı kararı ile davacıya ödeme yapılmasına ilişkin gönderilen yazının tebliğinin usulsüz olduğu gerekçesiyle ruhsat iptali işleminin iptaline karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesinin 02/10/2019 Tarih, 2019/872 Esas, 2019/1618 Karar sayılı kararı ile istinaf isteminin reddine karar verildiği, kararın Danıştay temyiz aşamasında olduğu anlaşılmıştır. <br>\tYukarıda açıklanan bilgi ve belgelere göre, davacı taraf, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında maden ocağına ait Maden Dairesine ve diğer tüm kamu ve özel borçlarının davalı tarafından ödeneceği kararlaştırılmasına rağmen davalının 2016 ve 2017 yıllarına ait ödenmemiş ruhsat bedellerini ödememesi nedeniyle ruhsatın iptal edildiği iddiasına dayalı olarak cezai şart talebinde bulunduğu, kurum tarafından ruhsat sahibi olması nedeniyle davacı tarafa 2016-2017 tarihli ruhsat bedellerinin ödenmesi yönünde tebligat yapıldığı, davacının tebligatın usulsüz olduğu iddiası ile idare mahkemesinde açtığı davanın henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, öncelikle ilgili idare mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre davacının ruhsat sahibi olarak ödeme ihtarını almasına rağmen davalı tarafa bildirmemesinin sonuca etkisi üzerinde durulmak suretiyle cezai şart talebinin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi, kabulü göre de hükmedilen cezai şartın davalının ekonomik yönünden mahvına neden olup olmayacağı konusunda bilirkişiden rapor alınmaksızın hükmedilen miktarın davalının ekonomik yönden mahvına neden olmayacağı kabulü ile davanın tamamen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 12.Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/588 Esas, 2021/744 Karar ve 20/10/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 21/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br>Başkan <br>    e-imzalıdır<br>Üye <br>   e-imzalıdır <br>Üye <br>    e-imzalıdır<br>   Katip   e-imzalıdır<br>   <br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cdd1fe890cadede0","SID":"6734710a7baa589a"}}