{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/408 Esas 2023/1884  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/408 <br>KARAR NO\t: 2023/1884<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br> İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/05/2021 ve 18.01.2022 <br>NUMARASI\t\t: 2019/212 Esas 2021/291Karar ve EK Karar <br>DAVACI \t:<br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALILAR \t:<br>DAVA\t: Tazminat  <br>DAVA TARİHİ\t: 18/04/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 28/12/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 09/01/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince ve 18.01.2022 tarihli ek karara karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen 2014/119687 sayılı soruşturma kapsamında, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği’nin 26.10.2015 tarih ve 2015/4104 D. İş sayılı kararı ile müvekkili şirketin de aralarında bulunduğu ... A.Ş. bünyesindeki grup şirketlerinin tamamına kayyım atanmasına karar verildiğini ve şirketlerin yönetim organlarının yetkilerinin tümünün kayyım heyetine devredildiğini; 15/08/2016 tarihli resmi gazetede yayınlanan 674 sayılı KHK’nın 19. maddesine istinaden Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği’nce verilen 06.09.2016 tarih ve 2016/4628 D. İş sayılı kararı ile  ... bünyesindeki şirketlerde görev yapan Kayyımlann yetkilerinin TMSF’ ye devrine karar verildiğini,  müvekkili ... Şirketinin halen TMSF’ nin İdaresinde bulunduğunu ve Yönetim Kurulu Üyelerinin TMSF tarafından atanmakta olduğunu,  23/01/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 683 sayılı KHK'nın 7. Maddesi gereğince sorumluluk davalarına ilişkin tüzel kişiliğin genel kurulunun veya yetkili kurulunun kararının aranmasına gerek bulunmadığını, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak davalıların toplantıya mazeret bildirmeksizin katılmadıklarını, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Denetleme Dairesi Başkanlığı’nın 21.01.2019 tarih ve 44649743-663.02-E.990 sayılı \"Kurul Kararı Bildirimi\" yazısına göre kurul karar organın 27/12/2018 tarihli toplantısında yapılan inceleme sonucundaki tespitlere göre;  A) ... İşletmeleri A.Ş.'nin  faaliyeti ve kuruluş amaçlan ile ilgili olmayan, Grup şirketleriyle de bir bağlantısı kurulamayan, îpek ailesi ve ... ile çalışan-yönetim- sözleşmesel ilişkisi olmayan üçüncü kişilerin yetkililer tarafından gerekçeleri izah edilemeyen kişisel nitelikte olan ihtiyaçları ve ticari teamüle uygun olmayan harcamaların müvekkili şirket tarafından karşılanması yoluyla ... aracılığıyla  ulaşım, konaklama, gezi, araç kiralama vb. Açıklamalarla düzenlenen faturalar yoluyla  912.926,94 TL (adat hariç 511.959,21 TL), ... aracılığıyla söz konusu şirketin otel işletmeciliğini yaptığı Marmaris’teki ... Otelindeki konaklamalara ilişkin  düzenlenen faturalar yoluyla  5.388.096,85 TL (adat hariç 2.736.293,51 TL), ... aracılığıyla içeriği yurtiçi ve yurtdışı özel uçak seyahatleri  olarak düzenlenen faturalar yoluyla  16.785.791,41 TL (adat hariç 9.655.006,93 TL) olmak üzere 18.09.2018 SPK Rapor tarihi itibariyle toplamda en az 23.086.815,20 TL tutannda sermaye ve/veya malvarlığı kaybına uğratıldığını; B) 670 sayılı KHK’nin 5’inci maddesi uyarınca Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) aidiyeti iltisakı veya irtibatı nedeniyle nedeniyle ticaret sicilinden terkin edilen ...’ e katkı payı açıklamalarıyla  2.559.653,72 TL (adat hariç 1.610.500,00 TL), ve hükümlerine rivayet edilmeyen sözde kira sözleşmeleri yoluyla mülkiyetindeki Bergama ilçesindeki  bina-yurt işletmeciliğinin bedelsiz tahsisi yoluyla bir nevi fonlama ve bedelsiz mülk tahsisi yapılarak  3.433.757,88 TL (adat hariç 2.574.933,33 TL), kira gelirinden benzer şekilde FETÖ/PDY ayidiyeti  iltisakı veya irtibatı nedeniyle ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerden ... eğitime hükümlerine dahi rivayet edilmeyen sözde kira sözleşmeleri yoluyla mülkiyetindeki  ...’deki bina-yurt işletmeciliğinin bedelsiz olarak tahsisi suretiyle bir nevi fonlama ve bedelsiz mülk tahsisatı yapılarak  3.014.779,68 TL (adat hariç 2.260.746,67 TL) kira gelirinden mahrum bırakılması olmak üzere 18.09.2018 SPK Rapor tarihi itibariyle  9.008.191,28 TL tutarında sermaye ve/veya malvarlığı kaybma uğratıldığını; C) Müvekkili Şirket tarafından ..., ..., ... haricindeki ... ailesi fertlerine ve müvekkili şirketin personel listesinde yer almayan kişilere usulsüz olarak tahsis edilen 20 adet araç nedeniyle müvekkili şirketin mal varlığının 18.09.2018 SPK Raporu tarihi itibariyle  toplamda en az 3.807.604,06 TL tutarında sermaye ve mal varlığı kaybına uğratıldığını; D) Müvekkili ... ile ... ve ... şirketleri arasında imzalanan sözleşmeler ile müvekkili şirketin 01.09.2012- 26.10.2015 döneminde Yönetim Kumlu Üyeleri olan davalı ..., davalı ... ve dava dışı ...’ e ve 01.04.2013- 31.12.2014 tarihleri ile sınırlı olmak üzere ...’ ye yakın koruma (VIP) güvenlik hizmetleri sağlanması tespitleri kapsamında, tüzel kişiliklerin kendisini meydana getiren şahıslara bağlı olmayıp onlardan ayrı bağımsız bir varlığa sahip olması ve hem iç ilişkilerde hem de 3. Kişilerde olan dış ilişkilerde ayrı bir varlığın , tüzel kişiliğin zorunlu olması anlamında şirketlerin bağımsızlık vasfı gereği ile çeliştiğinden, ...'nin  FETÖ/PDY  ile aidiyeti iltisatı ve irtibatı bulunduğundan ve bu kapsamda ...'nin faaliyeti çerçevesinde terörle ilgili faaliyetler yapıldığından ...'nin üstlenmesi gereken yakın koruma  güvenlik görevlisi giderlerinin ... tarafından olağan ticari hayatın icaplarına ve basiretli tacir gibi davranma kavramına aykın olarak üstlenilmesi nedeniyle 18.09.2018 SPK Raporu tarihi itibariyle en az 188.796,74 TL (adat hariç 114.404,43 TL) olmak üzere müvekkili şirketin genel toplamda en az  36.091.407,28 TL sermaye ve/veya malvarlığı kaybına uğratıldığını; bu nedenle, SPK Kararına istinaden  (TMSF) İdaresindeki davacı müvekkili şirket için hesap edilen ve bu zararlara dair tüm haklar saklı kalmak üzere bilirkişi marifetiyle hesaplanacak ve ortaya konulacak sermaye  ve/veya malvarlığı kaybı zararının avans faizi ile  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etme gereğinin doğduğunu belirtmiş ve SPK'nın dava konusuna esas teşkil eden 21/01/2019 tarihli yazısı doğrultusunda müvekkili şirketin uğradığı tespit edilen ve fazlaya ilişkin tüm yasal haklar saklı kalmak kaydıyla toplam 36.091.407,28 TL zararın her bir davalıdan SPK denetleme rapor tarihi olan 18/09/2018 tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınmasına ve davacı şirkete ödenmesine teminat alınmaksızın davalılara ait Ankara TSM'de kayıtlı tüm şirket hisselerinin devir temlik ipotek ve her türlü hukuki tasarruflara, varsa davalılar adına kayıtlı gayrimenkuller ve araçlar ile varsa sair mal varlıklarının devir, temlik ve her türlü hukuki tasarruflara davalıların T.C. ve yurt dışında mevcut banka hesaplarına önleyici tedbir konulması kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde  özetle; SPK’nın 21.01.2019 gün ve E.990 sayılı Kurul Karar Bildirimi yazısı dayanak yapılmak suretiyle huzurdaki davanın açıldığının anlaşıldığını; SPK’nın söz konusu bildirim yazısında, şuan için geçici kayyım heyeti İdaresinde bulunan davacı şirketin, asıl kurucusu, hakim hissedarı ve yöneticisi olan müvekkillerinin şirket yönetiminde bulundukları dönemde gerçekleştiği iddia edilen bir kısım işlemlerden sorumlu olduğu ileri sürülerek SPK’nın 92. maddesinin (a) bendine istinaden dava açılması talimatının verildiğinin görüldüğünü, TMSF İdaresindeki davacı Şirket tarafından açılan huzurdaki davada, zarar iddiasının hangi yönetim kurulu kararlarına, hangi yönetim kurulu işlemlerine, hangi sayı/tarihli ve kim adına düzenlenen faturalara, kısaca hangi somut delillere dayandığının belirtilmediğini; davacının davanın gerekçesini SPK bildirim yazısına dayandırdığını, SPK bildirim yazısında bahsi geçen SPK Denetleme Raporunun dahi davacının elinde bulunmadığını; işin aslının, TMSF İdaresindeki Şirket yetkililerinin, SPK bildirim talimatının Şirket kayıtlarıyla ve belgeleriyle uyumlu olup olmadığım inceleme, irdeleme, denetleme gereği dahi duymadan huzurdaki davayı açtığını; iddiaların somut delile ve gerekçelere dayanmadığını, bahsedilen faturaların hangileri olduğunun ve iddia konusu üçüncü şahısların kimler olduğunun belli olmadığını, iddia olunan kira sözleşmelerinin ve güvenlik şirketi sözleşmelerinin hangileri olduğunun ve koşullarının neler olduğunun bilinmediğini, müvekkillerinin ara buluculuk sürecinden haberdar edilmediğini, bu nedenle dava şartının gerçekleşmediğini, ayrıca zamanaşımı itirazında bulunduklarını, şirket yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcılığı görevinde bulunan müvekkillerinin, Şirketin her mali yılı dönemi sonunda, bilançolar açıklanmak suretiyle, genel kurul kararlarıyla idari ve mali yönden ibra edildiklerini; genel kurul’un ibraya ilişkin kararlarının herhangi bir yargısal sürece uğramadan kesinleştiğini; Şirketin tüm tasarruflannm genel kurulun bilgisi dahilinde alınan kararlarla icra edildiğini ve neticelendirildiğini; ibra kararlan mevcutken yönetim kurulu üyelerinin sorumluğu için  dava açılabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, geçerli bir ibra karan mevcutken yöneticilerin hukuki sorumluluğunun bulunduğundan bahsedilmeyeceğini, ibranın, ‘menfi borç ikrarı’ anlamına geldiğini, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun istendiği işbu davada her dönem için geçerli bir ibra kararının bulunduğunu, bu ibra kararları ‘iptal’ edilmeden yahut bu kararlann ‘batıl’ olduğu tespit edilmeden açılan davanın reddedilmesinin gerektiğini, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen 26.10.2015 gün ve 2015/4104 D. İş sayılı Karar sebebiyle ... A.Ş. ve bünyesindeki tüm şirketlerin idaresinin, CMK 133.madde gerekçe tutularak, Kayyım Heyetine devredildiğini, bilahare Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin 06.09.2016 gün ve 2016/4628 D. İş sayılı Kararıyla Kayyım Heyetinin görev ve yetkilerinin, 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) gerekçe tutularak TMSF’ ye devredildiğini; dolayısıyla 26.10.2015 gününden bugüne müvekkillerinin şirketten el çektirildiğini, Şirketin hiçbir kaydına, evrakına, belgesine ulaşma imkanlarının olmadığını ve iş ve işlemleri denetleme imkanlarının da bulunmadığını,  TMSF İdaresindeki davacı Şirket de dahil olmak üzere ... A.Ş. bünyesindeki şirketlerin ekonomik ve finansal işlemlerinin tamamının, Kayyım atama tarihi olan 26.10.2015 gününe kadar TTK ve SPK' da yer alan yasal düzenlemelere uygun olarak gerçekleştirildiğini; zira, ... Grubunda yer alan halka açık şirketlerin tamamının, SPK’nm akreditasyon listesinde yer alan uluslararası bağımsız denetim kuruluşu ... A.Ş. tarafından denetlendiğini, söz konusu denetim raporlarının, halka açık ve halka kapalı ... Grubu şirketlerinin iş ve işlemlerine ilişkin olarak her türlü hukuki sorumluluk iddiasına karşı müvekkillerinin ve grup şirketlerinin en büyük teminatı olduğunu, ... A.Ş.’nin, müvekkilleri davalıların %100 oranında pay sahibi olarak kurdukları Türkiye’nin en büyük ölçekli holdingleri arasında yer aldığını, Holding bünyesindeki bağlı şirket sayısının 21’ e kadar ulaştığını, ...’in ve davacı Şirketin de aralarında bulunduğu bağlı şirketlerin hissedarlık durumuna bakıldığında, ... A.Ş.’nin hakim şirket olduğunu, tam hakimiyet halinde, TTK’nin 203.maddesine göre, ‘hakimiyet ilişkisinin hukuka aykırı’ bir şekilde bağlı yahut hakim şirketin kaybına yol açacak şekilde kullanılması yasaklanmış olmakla birlikte, şirketler topluluğunun amacına uygun olarak, hakim şirketin hakimiyetini, bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde veya topluluğun menfaati gereği bağlı şirkete menfaat sağlamak üzere kullanabileceğini ancak aynı faaliyet yılı içerisinde kaybın denkleştirilmesi veya en azından denkleştirmenin nasıl ve ne zaman yapılacağı hususunda kayba uğrayan şirkete bir talep hakkı sağlanmışsa bu kaybın tazmininin gerekmediğini, kaybın  tazmininin istenebilmesi için denkleştirmenin istenmesi gerektiğini, denkleştirme talebi olmadan  kaybın tazmini davası açılamayacağını, ... Holding muhasebe kayıtlarında yer olan müşterek giderlerin fatura kesilmek suretiyle bağlı şirketlerine yansıtılmasında hiç bir hukuki sorun olmadığını, yapılan yansıtma sonucu kesilen fatura, faturanın gelir olarak kaydedilip holding tarafından kurumlar vergisi matrahına ilave edildiğini, vergi kaybına yol açılmadığını ve bu işlem nedeniyle örtülü kazanç oluşmadığını belirtmiş ve öncelikle usulü itirazlar gözetilerek davanın reddine, esasa girilmesi halinde itiraz ve beyanlar gözetilerek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep emiştir.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  davacı şirketin yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı olan davalıların görevde bulundukları süre içerisinde ... ailesi bireylerinin / yakınlarının veya 3. kişilerin seyahat ve ulaşım giderlerinin karşılanması, ... ailesi bireylerine tahsis edilen araçların kiralama bedellerinin ödenmesi, dava dışı ...'nin güvenlik personelinin ücretinin karşılanması, FETÖ / PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle KHK'lar gereğince kapatılan şirket ve yurtlara ödeme yapılması veya kira alınmaması suretiyle halka açık olan davacı şirketin ve pay sahiplerinin zarara uğramalarına sebebiyet verdikleri, söz konusu  harcama ve işlemlerin niteliği ve büyüklüğü dikkate alındığında, yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcısı olan davalıların bilgisi ve onayı olmadan gerçekleştirilmelerinin mümkün olmadığı, bu nedenle davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdikleri, zarar miktarının,  20.532.227,29-TL olduğu, 18/09/2018 tarihine kadar basit faiz yöntemiyle TCMB avans faizi uygulanması suretiyle hesaplanan faizli dahil zarar miktarının 29.851.373,90-TL olduğu, bu zarardan davalıların  TTK 369 ve 553. maddeleri gereğince müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile, toplam 29.851.373,90 TL alacağın, 18/09/2018 tarihinden itibaren 20.365.105,89 TL ana paraya işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılar ... ve ... veya vekillerinin zorunlu arabuluculuk toplantılarına mazeret bildirmeksizin katılmamalarına rağmen lehlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararın eksik tespit edildiğini, faiz hesaplamasına ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, mahkemece zarar addedilmeyen konaklama ve malzeme bedellerine ilişkin harcamaların müvekkili şirketin mal varlığında/ sermayesinde azalmaya yol açtığının SPK raporları ile sabit olduğunu, davalıların tacir sıfatı ile dava konusu işlemleri gerçekleştirdiklerini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve  davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarına gerekçe gösterilmeksizin itibar edilmemesi ve dayanaklarına aykırı hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dava konusu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin genel kurullarında alınan ibra kararlarına rağmen TTK 553.maddeye dayanarak sorumluluk davası açılamayacağından dava şartı ve hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkillerinin savunma haklarının ihlal edildiğini, bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, şirket yönetiminde herhangi bir usulsüzlük yapılmadığını, mahkemece zarar olarak hesaba katılan kalemlerin hatalı olduğunu,  bilirkişi raporlarında belirtilen tablolarda yer alan harcama kalemlerine ilişkin zarar itirazlarının yerinde olmadığını, faiz hesabı, faiz başlangıcı ve uygulanan faizin niteliği bakımından mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\t6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 344. maddesinde, istinaf dilekçesi verilirken istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderlerin ödeneceği, bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek  bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususunun başvurana yazılı olarak bildirileceği, verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkemece başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlemesi yer almaktadır. \t<br>\tDavalılar vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesinde adli yardım isteminde bulunularak istinaf başvurma harcı ile istinaf 1/4 nispi karar harcı yatırılmamıştır. Adli yardım talebi Dairemizin 13/10/2021 tarih ve 2021/1424 Esas sayılı ara kararı ile HMK'nın 334. maddesi gereği reddedilmiştir. Davalılar vekili tarafından Dairemiz ret kararına yapılan itiraz Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 16/11/2021 tarih ve 2021/9 D.İş Esas 2021/9 Karar sayılı kararı ile reddedilmek suretiyle  adli yardım talebinin reddi kararı kesinleşmiştir. <br>\tBunun üzerine  Dairemizce  6100 sayılı HMK'nun 344. maddesi gereğince istinaf kanun yoluna başvuru esnasında alınması gerekli olan 509.786,84 TL nispi karar  harcı ile 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının ikmali için gereği yapılmak üzere ilk derece mahkemesine müzekkere yazılmış, anılan müzekkere üzerine işlem muhtırasının davalılar vekiline 12/12/202 tarihinde tebliğ edildiği, ancak verilen bir haftalık kesin sürede muhtıra ile bildirilen istinaf nispi karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcının yatırılmadığı bildirilmiş, Dairemiz 30.12.2021 tarihli ve 2021/1424 Esas-1635 Karar sayılı kararı ile; 6100 sayılı HMK'nun 346/1.maddesi gereğince gerekli kararın verilmesi (Emsal mahiyette Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 26/01/2021 tarih ve 2021/85 Esas 2021/463 Karar sayılı ilamı) için dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine, ilk derece mahkemesince HMK'nın 346/1. Maddesi gereği karar verildikten sonra ilk derece mahkemesince verilen hüküm davacı tarafından da istinaf edilmiş olmakla her halükarda istinaf incelemesinin yapılabilmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. <br>\tDairemiz geri çevirme kararı üzerine ilk derece mahkemesince 18.01.2022 tarihli ve 2019/212 Esas-2021/291 ek karar sayılı kararla mahkemece çıkarılan muhtırada bildirilen nispi karar harcı ile başvuru harcının yatırılması için davalılar vekiline 12.12.2021 tarihinde tebliğ olunan muhtıra ile verilen 1 haftalık kesin sürede harçların mahkeme veznesine yatırılmadığı anlaşılmış olmakla HMK'nın 346/1 maddesi gereği davalılar vekilince yapılan istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek  karar verilmiştir. <br>\tEk karara karşı davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; somut delil ve gerekçelerle ortaya konulan adli yardım taleplerinin reddine ve bu karara karşı itirazın da reddinin doğru olmadığını, müvekkillerinin mal varlıklarına karşı verilmiş olan el koyma ve tedbir kararlarının adli dilekçeleri ekinde merciye sunulduğunu, müvekkillerinin adlarına kayıtlı tüm taşınmazlar ve banka hesapları dahil tüm mal varlığı değerleri üzerinde ihtiyati tedbir kararlarının bulunduğunun adli yardım talepli dilekçelerinin ekinde sunulan mahkeme kararlarıyla ve tapu kayıtlarına konulan şerhlerle sabit olduğunu, müvekkillerinin el konulan şirketlerdeki hisselerinin Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09.01.2020 tarihli kararı ile müsaderesine karar verildiğini, mahkemece verilen ek kararın adil yargılanma hakkı kapsamında AİHS hükümlerine, TC Anayasası'na HMK'nın 334. Ve 336. Maddelerine açıkça aykırı olduğunu, ileri sürerek ek kararın kaldırılmasına adli yardım talepleri de gözetilerek istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavacı vekili, davalılar vekilinin ek karara karşı istinaf sebeplerinin esastan reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, TTK 553 maddesi gereğince davalı şirket yönetim kurulu başkanı ve davalı başkan yardımcısına karşı açılan maddi tazminat istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>\tÖncelikle davalılar vekilinin ek karara karşı istinaf başvuru sebepleri incelendiğinde; davalılar vekilinin adli yardım talepli istinaf başvurusunun Dairemiz ara kararı ile reddi üzerine HMK'nın 337. Maddesi gereği yapılan itirazın Ankara BAM 22. HD'nce reddi ile adli yardım talebinin reddi kararı kesinleşmiştir. Bu durumda davalılar vekiline usulüne uygun olarak tebliğ olunan muhtıra ile bildirilen istinaf başvuru ve istinaf nispi karar harcının muhtıra ile bildirilen 1 haftalık kesin sürede yatırılmaması üzerine ilk derece mahkemesince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalılar vekilinin ek karara karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tDavacı vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde; <br>\tA) Arabuluculuk dava şartı yönünden ileri sürülen istinaf sebebi incelendiğinde; <br>\tDava dilekçesi ekinde arabuluculuk faaliyeti sonucunda düzenlenen anlaşamamaya ilişkin 17.04.2019 tarihli son tutanağın sunulmuş olması nedeniyle davalılar vekilinin dava şartına ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek ara kararla reddine karar verilmiş ve arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği kabul edilmiştir. Bu tutanakta karşı taraflara ... ile gönderilen tebligatların 09.04.2019 tarihinde ... isimli kişiye teslim edildiği, ancak bu kişinin kim olduğuna dair açıklama olmadığının kargo çıktısından görüldüğü, toplantıya karşı taraflardan katılan olmadığı, mazeret de bildirilmediği, bu arada taraflara herhangi bir başka vasıta ile ulaşmanın da mümkün olmadığı, görüşme yapılamadığından anlaşamama tutanağının düzenlendiği görülmüştür. Anlaşamama tutanağında davalılar adına belirtilen  adreslerin UYAP ortamından alınan bilgilere göre davalıların en son adresleri oldukları anlaşılmıştır. <br>\t 6325 Sayılı HUAK'ın 18/A maddesinde \"(11)Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.\" düzenlemesine yer verilmiştir. <br>\t6325 Sayılı HUAK'ın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olan eldeki davada, dava tarihinden önce arabulucuya müracaat edilmiş olmakla, dosya içinde mevcut 17/04/2019 tarihli arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde; davacı vekilinin arabuluculuk görüşmelerine katıldığı, davalıların ise  kargo ile  arabuluculuk daveti tebliğ edilmesine rağmen ilk toplantıya katılmamaları üzerine anlaşamama tutanağının düzenlendiği görülmüştür. Bu durumda ilk derece mahkemesince davacının davadan önce dava şartı olan arabuluculuğa başvurduğu, dolayısıyla dava şartının  tamamlanmış olduğunun kabulü yerinde ise de anlaşamama tutanağı içeriği gözetilerek toplantıya katılmayan ve mazeret de bildirmeyen davalılar aleyhine, kısmen reddolunan işbu maddi tazminat davasında, yukarıda yer verilen yasa maddesi hükmü gözetilerek, yargılama giderlerinin tamamına hükmedilmesi gerektiği, lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği gözetilmeksizin tarafların davadaki haklılık durumları gözetilerek yargılama giderlerine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin kabulü gerekmiştir. O halde  davalıların kendilerine usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen davalıların arabulucu tarafından düzenlenen toplantıya katılmadıkları gibi mazeret de bildirmediklerinin kabulü  ile  6325 Sayılı HUAK'ın 18/A-11. bendi gereğince, davalıların yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulmasına, ayrıca davada reddolunan kısım üzerinden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.<br>\tB) Genel Kurul Kararı; <br>\tDiğer taraftan, 23/01/2017 Tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmakla yürürlüğe giren 683 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde kararnamenin kabulüne dair 7085 sayılı Kanunun  şahsi sorumluluk davalarına ilişkin tedbir başlıklı 7. Maddesinin 1. Fıkrasında; \"04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. Maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerin, kayyım atanmasından önceki sahipleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve diğer sorumlu yetkilileri aleyhine kayyımlar tarafından açılmış veya açılacak sorumluluk davalarında ilgili tüzel kişiliğin genel kurulunun veya yetkili kurulunun kararı aranmaz\" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda bu maddedeki açık hüküm gereği anonim şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla şirketin yönetim kurulu eski başkanı ile başkan yardımcısı olan davalılar hakkında TTK'nın 553. Vd. Maddeleri uyarınca açılan sorumluluk davası kapsamında, davacı şirketin sulh ceza mahkemesi kararıyla TMSF'ye devredilerek şirkete kayyım atandığı gözetildiğinde, işbu davanın açılabilmesi için kanunen aranan dava şartı niteliğindeki sorumluluk davası açılmasına izin veren genel kurul kararı artık aranmayacaktır.<br>\tC)-Davanın esasına yönelik istinaf sebeplerine gelince; <br>\tAnkara Cumhuriyet Başsavcılığının 20/10/2015 tarih 2014/119687 sayılı yazıları üzerine Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 26/10/2015 tarih 2015/4104 D. İş sayılı kararla Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin kabul edilerek şirketlerin yönetim organının yetkilerinin tümü ile devredildiği kayyımlar atanmasına karar verilerek, davacı şirkete ve dava dışı şirketlere CMK 133/1 maddesi gereğince kayyımlar atandığı, 15/08/2016 tarihli Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 19/1 maddesindeki;\" Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer. \" hükmü gereğince ... - ... Holding bünyesindeki şirketlerdeki görev yapan kayyımların yetkilerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devrine, kayyımların görevlerinin devir işlemi tamamlanıncaya kadar devamına, devir işlemi tamamlandığı gün kayyımların görevinin sona ermesine karar verilmesine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 06/09/2016 tarih 2014/119687 sayılı yazıları ile talep edilmesi üzerine Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 06/09/2016 tarih 2016/4628 D. İş sayılı kararla talebin kabulü ile  ... - ... Holding bünyesindeki şirketlerdeki görev yapan kayyımların yetkilerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devrine, kayyımların görevlerinin devir işlemi tamamlanıncaya kadar devamına, devir işlemi tamamlandığı gün kayyımların görevinin sona ermesine karar verildiği, anılan karar gereğince davacı şirketin TMSF idaresinde olduğu anlaşılmıştır. <br>\tAnkara CBS Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18/12/2015 tarih 2014/119687 hazırlık numaralı yazısına istinaden Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlık makamının 31/12/2015 tarih ve 44649743-662-E.1494 sayılı görevlendirme kararı uyarınca davacı şirket ve bağlı şirketlerin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında incelenmesi sonucunda 18/09/2018 tarihli Denetleme Raporunun düzenlendiği, söz konusu denetleme raporunun Kurul Karar Organı tarafından 27/12/2018 tarihli toplantısında görüşülerek dava dilekçesinde sorumluluk sebebi olarak gösterilen (hususlara yer verilerek söz konusu eylemler nedeniyle ... İşletmeleri A.Ş. Yönetim kurulunun, kurul karar tarihinden itibaren 3 ay içinde 6362 sayılı SPK'nın 92. Maddesinin 1. fıkrasının a bendi uyarınca suç fiillerinde sorumluluğu bulunan ... ve ... nezdinde aktarılan tutarın takip ve tahsili için gerekli idari ve hukuki işlemleri yerine getirmesine ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği ve söz konusu kararın 21/01/2019 tarihli Sermaye Piyasası Kurulu Denetleme Dairesi Başkanlığının yazısı ile davacı şirkete bildirildiği anlaşılmıştır. <br>\tSermaye Piyasası Kurulu Denetleme Dairesi Başkanlığının 21/01/2019 tarihli yazısına istinaden davacı Şirket Yönetim Kurulu tarafından 19/03/2019 tarih 2019/37 nolu kararla SPK Kurul Kararı tarihinden 3 ay içinde aktarılan tutarların takip ve tahsili için kararda gösterilen kişiler aleyhinde alacak davası açılmasına oy birliğiyle karar verildiği ve davacı şirket tarafından davalılar ... ve ... aleyhine iş bu tazminat davasının açıldığı tespit edilmiştir. <br>\tAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/119687 soruşturma ve 2017/3386 iddianame numaralı iddianamesi ile mahkememizde davalı olan şüpheliler ..., ... ve diğer şüpheliler  hakkında silahlı terör örgütü üyesine olma, örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, güveni kötüye kullanma, 213 Sayılı Vergi Usul Kanuna muhalefet,  6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet, özel belgede sahtecilik, ruhsatsız silah bulundurma suçlarından, her bir sanığa atılı suçtan cezalandırılmaları için ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/11754 esas, 2019/25221 esas nolu ve 08/05/2019 tarihli iddianame ile davalılar ... ve ... hakkında 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunun gereğince hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılmaları için kamu davasının açıldığı, Ankara 24.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/44 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda; sanık ... ve bir kısım sanıklar hakkındaki davanın tefrikine karar verildiği , eldeki dosyanın davalısı sanık ...'in FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan,  Sermaye Piyasası Kanunu yollaması ile güveni kötüye kullanma suçundan, sahte fatura düzenlemeye iştirak suçlarından, sahte fatura düzenleme suçlarından, sahte fatura kullanmaya iştirak suçlarından, sahte fatura ve gider pusulası düzenleme suçlarından, sahte fatura kullanma suçlarından, gider pusulası düzenleme suçundan mahkumiyetine, özel belgede sahtecilik suçu yönünden sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>  \tDava dilekçesine göre davayı dayandırdıkları, SPK'nın bildirim yazısında özetle; \"şirketle bağlantısı kurulamayan 3. kişilerin, kişisel ihtiyaç ve harcamalarının faturalar yoluyla şirketçe karşılandığı; otel konaklamalarına dair faturalar yoluyla; yurt içi yurt dışı özel uçak seyahatleri olarak düzenlenen faturalar yoluyla; FETÖ ile iltisakı gerekçesiyle KHK ile kapatılan kuruluşlara eğitime katkı payı açıklamalarıyla yapılan ödemelerle; hükümlerine riayet edilmeyen kira sözleşmeleri yoluyla bedelsiz tahsis edilen işletmelerin kira gelirinden mahrum bırakma yoluyla; ... ailesi fertlerine ve personel listesinde yer almayanlara tahsis edilen araçlar yoluyla; güvenlik firmaları ile yapılan sözleşmelerle yönetim kurulu üyesi aile fertleri ve grup şirketlerinden ...'ye yakın koruma hizmeti sağlanması yoluyla; ... İşletmeleri A.Ş.'nin toplamda 36.091.407,28 TL sermaye ve malvarlığı kaybına uğratıldığı iddialarına yer verilmiş; bu SPK bildiriminde geçen 36.091.407,28 TL üzerinden, huzurdaki alacak davası açılmıştır. <br>\t... tarafından ... D... A.Ş., ... ... İşletmeleri A.Ş. ve ... İşletmeleri A.Ş. ile bağlı Ortaklıkları ile ilgili olarak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'nun 18.12.2015 tarih ve 2014/119687 Hz. Numaralı yazısında ifade edilen hususların 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında incelenmesi sonucunda 18.09.2018 tarihli ve XXI-5/41-2 sayılı 473 sayfalık (ekleri hariç) Denetleme Raporu (SPK Raporu) düzenlenmiştir. Bu Denetleme Raporunda, ... Grubuna dahil halka açık üç şirket ile bunların bağlı ortaklıklarınca 01.01.2011- 26.10.2015 dönemde gerçekleştirilen ve ilgili şirketleri zarara uğrattığı ileri sürülen birçok işlem ve eylem ayrıntılı bir şekilde açıklanmaktadır.<br>\tBu Denetim Raporunda, davacı ...'ın zarara uğratılması hususuna ilişkin olarak özetle;<br>\ti. Hâkim Ortaklar haricindeki ... Ailesi Fertleri ve Üçüncü Kişiler için ... aracılığıyla düzenlenen faturalarla 912.926,94 TL (adat.hariç 511.959,21 TL), ... aracılığıyla düzenlenen faturalarla 5.388.096,85 TL (adat hariç 2.736.293,51 TL), ... aracılığıyla düzenlenen faturalarla 16.785.791,41 TL (adat hariç 9.655.006,93 TL) olmak üzere Rapor tarihi 18.09.2018 itibariyle toplam 23.086.815,20 TL (adat hariç 12.903.259,65 TL) tutarında,<br>\tii. ...'e Eğitime Katkı Payı adıyla ödenen 2.559.653,72 TL (adat hariç 1.610.500,00 TL), Bergama'daki yurt binası için ...'den alınmayan kira geliri tutarı 3.433.757,88 TL (adat hariç 2.574.933,33 TL) ve ...'deki yurt binası için ... Eğitim A.Ş.' den alınmayan kira geliri tutarı 3.014.779,68 TL (adat hariç 2.260.746,67 TL) olmak üzere Rapor tarihi 18.09.2018 itibariyle toplam 9.008.191,28 TIL (adat hariç 6.446.180,00 TL) tutarında,<br>\tiii. Hâkim Ortaklar dışındaki ... Ailesi fertlerine ve üçüncü kişilere usulsüz tahsis edilen 20 adet araç nedeniyle Rapor tarihi 18.09.2018 itibariyle 3.807.604,06 TL tutarında,<br>\tiv. ...'nin üstlenmesi gereken yakın koruma (V İP) güvenlik harcamalarının ... tarafından üstlenilmesi nedeniyle Rapor tarihi 18.09.2018 itibariyle 188.796,74 TL (adat hariç 114.404,43 TL) tutarında,<br>\tolmak üzere ...'ın 18.09.2018 SPK Raporu tarihi itibariyle genel toplamda 36.091.407,28 TL tutarında sermaye ve/veya malvarlığı kaybına uğratıldığı tespitlerine yer verilmiştir. <br>\tDavacı ... AŞ'nin ortaklık yapısı ise; kurucu ortak ... AŞ'nin %24,99, ATP İnşaat..AŞ'nin %45,01, halka arz (Bist'den tedavül eden) %30 olup, davacı ... şirketin 01.01.2009 -26.10.2015 tarihleri arasında davalı ... davacı şirketin yönetim kurulu başkanı, davalı ... ise yönetim kurulu başkanı yardımcısıdır. <br>\tUyuşmazlık, dava konusu SPK denetleme raporuna konu eylemlerden dolayı davacı ... şirketin yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı olan davalıların davacı ... kusurları nedeniyle zarara uğratıp uğratmadıkları, kusur oranları ve zararın miktarı ile varsa davacı ... şirketin zararı sebebiyle işlemiş faiz alacağının bulunup bulunup bulunmadığı ve faizin türü noktalarında toplanmaktadır.  <br>\tBilindiği üzere 6102 sayılı TTK'nın Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu başlıklı  553/1 maddesine göre; Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde,  hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludur.<br>\tAyrıca, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlülüğünün düzenlendiği 369/1. Maddesinde ''Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.'' hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda TTK'nın 369/1. maddesinde düzenlenen özen ve bağlılık hükümlerine aykırı olarak eylemler nedeniyle şirketin ortaklarının veya alacaklarının zarara uğratılması halinde yönetim kurulu üyelerinin  TTK 553. Maddesi gereğince sorumluluğu söz konusu olacaktır.<br>\tİlk derece mahkemesince yargılama sırasında dava konusu işlemlerden dolayı davacı şirketin zararının olup olmadığı, varsa zararından davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve zararın miktarının her bir işlem grubu olarak ayrı ayrı  belirlenebilmesi için   alınan ... olmak üzere üç kişiden oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 06/05/2020 tarihli kök, taraf vekillerinin itirazları üzerine 23/11/2020 tarihli 1. ek ve 15/03/2021 tarihli 2. ek raporlar düzenlenmiştir. Alınan kök ve ek raporlarda dava dilekçesine konu her bir eylem yönünden fatura bazında tek tek inceleme yapılmak suretiyle zararın varlığı somut bir şekilde belirlenmiştir. Alınan bu raporlar Dairemizce ayrıntılı, objektif, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur. <br>\tDava dilekçesine konu her bir eylem yönünden o eyleme ilişkin faturalar bilirkişi heyeti tarafından tek tek incelenmek suretiyle zararın varlığı ve miktarı aşağıdaki şekilde belirlenmiştir. Şöyle ki; <br>\tA)1-... aracılığıyla düzenlenen faturalarla yapılan 912.926,94 TL ( adat hariç 511.959,21 TL )  ödemeler nedeniyle:<br>\tBilirkişiler tarafından kök raporda ve taraf vekillerinin itirazları üzerine alınan 1. Ek raporda; söz konusu zarar kalemine ilişkin olarak yapılan tespitlerde seyahat - ulaşım faturalarına ilişkin olarak 914 adet ve 338.214,66 TL tutar yönünden söz konusu yurt içi uçuşlarda ... Grubu şirketleri personelleri, çalışanları veya taşeron firmalarının çalışanlarına yada 3. Kişilere ait yurt içi uçak bileti bedelleri karşılığında şirketin faaliyet sahalarına yakın olan İzmir, Trabzon, Erzurum, Erzincan, Ağrı, Van, Kars, Kayseri havalimanlarına iş ilişkisi kapsamında gidilerek şirketin faaliyet alanlarında şirkete yarar ve avantaj sağlandığı veya katkıda bulunulduğ belirtilerek bu şeklide uçak bileti masrafı karşılanan toplam 909 adet uçak yolcusunun şirkete fayda sağladığı ve ödenen 296.462,68 TL miktarın zarar olmadığı, buna karşılık davalıların eş, çocuk ve kuzeni olan ... ailesi bireylerinin  uçuş masraflarının karşılanması için 5 adet yurt dışı uçak bileti olan toplam 41.751,98 TL'nin şirketi zarara uğrattığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte bilirkişiler tarafından yukarıda açıklandığı üzere 909 adet uçak yolcusuna ait ödemelerin zarar olmadığı kabul edilmiş ise de, davacı şirketin personeli olmayan kişilerin davacı şirketin faaliyeti kapsamında söz konusu uçuşların yapıldığına ilişkin görevlendirme yazısı veya bir belge bulunmadığından harcamaların davacı şirket faaliyeti kapsamında yapılmadığının kabulü ile ilk derece mahkemesince belgelendirilmeyen 909 adet  uçuş karşılığı davacı şirketçe ödenen 296.462,68 TL'nin ilk derece mahkemesince zarar olarak kabulü de yerindedir. Bu durumda  ... tarafından düzenlenen seyahat faturalarına ilişkin yapılan harcamalar nedeniyle davacı şirketin 338.214,66 TL zararının bulunduğu 18/09/2018 tarihi itibariyle işlemiş avans faizi dahil zararının   502.848,02  TL olarak tespiti doğru görülmüştür.  <br>\t2-... aracılığıyla düzenlenen faturalarla 173.744,55 TL yapılan ödemeler nedeniyle:<br>\tBilirkişiler tarafından kök raporda ve taraf vekillerinin itirazları üzerine alınan ek raporda; söz konusu zarar kalemine ilişkin olarak yapılan tespitlerde konaklama faturalarına ilişkin olarak 153 adet ve 173.744,55  TL tutar yönünden söz konusu konaklamalarda grup şirketleri personelleri, çalışanları veya taşeron firmalarının çalışanlarına yada 3. kişilere ait yurt içi konaklama bedelleri  karşılığında şirketin faaliyet sahalarına yakın olan İzmir, Trabzon, Kayseri ve Balıkesir bölgelerindeki otellerde iş ilişkisi kapsamında  konaklama yapılarak şirketin faaliyet alanlarında şirkete yarar ve avantaj sağlandığı veya katkıda bulunulduğu ya da daha yüksek bir maliyet kaybının giderildiği bildirilmiş  bu şekilde konaklama masrafı karşılanan toplam 145 adet fatura içeriği karşılığı olan 144.283,05 TL'nin zarar olmadığı, buna karşılık ... ailesi bireyleri ve bağlantılı kişilerin kişisel nitelikteki kullanım amaçlı konaklamaları nedeniyle 8 adet fatura karşılığı ödenen 29.461,50 TL'nin zarar olduğu  belirtilmiştir. Yine, bilirkişiler tarafından yukarıda açıklandığı üzere 145 adet konaklama faturalarına ilişkin ödemelerin zarar olmadığı kabul edilmiş ise de, ilk derece mahkemesince davacı şirketin personeli olmayan kişilerin davacı şirketin faaliyeti kapsamında söz konusu konaklamaların yapıldığına ilişkin görevlendirme yazısı veya bir belge bulunmadığından harcamaların davacı şirket faaliyeti kapsamında yapılmadığının kabulü ile söz konusu harcamalar nedeniyle şirketin zarara uğradığının kabulü de isabetlidir.  Bu durumda neden bu faturalar içeriği harcamaların üstlenildiğine dair dayanak belgesi sunulamayan söz konusu faturalar içeriği  nedeniyle davacı şirketin toplam 173.744,50 TL zararının ve 18/09/2018 tarihi itibariyle işlemiş avans faizi dahil zararının 254.143,61  TL olduğunun tespiti de yerindedir.<br>\t3- ... tarafından kesilen 91 adet ve 2.736.293,51 TL lik konaklama faturalar nedeniyle:<br>\tBilirkişiler tarafından kök ve taraf vekillerinin itirazları üzerine alınan ek raporda; söz konusu faturaların içerikleri tek tek değerlendirilerek toplam 2.194.626,32 TL lik faturaların şirkete yarar sağlayacağı nitelikte olmayan iş ilişkisi kapsamında olmayan kişisel nitelikteki harcamalar olduğu kabul edilerek şirkete zarar niteliğinde kabul edilmiştir. Bu 91 adet faturadan üç adedi karşılığı 541.667,19 TL'nin şirketi zarara uğratmadığı kalan 88 adet fatura karşılığı zararın bulunduğu belirlenmiştir. Mahkemece kök ve ek raporda yapılan tespitler benimsenerek 2.194.626,32  TL lik konaklama  faturalarına ilişkin harcamaların şirketin faaliyeti kapsamında şirkete yarar sağlayacağı nitelikte olmayan kişisel harcamalar olduğunun kabulü ile şirket zararı kapsamında, 541.667,19 TL lik 3 adet konaklama ve malzeme bedeline ilişkin faturaların ise kişisel nitelikte olmayan şirkete yarar sağlayacağı nitelikte harcamalar olduğu dikkate alınarak zarar olmadığı, kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesinin bu kabulü yerinde ve hukuka uygun bulunmuştur. <br>\t4-... tarafından kesilen 114 adet ve 9.655.006,93 TL lik özel uçak seyahati faturalar nedeniyle: <br>\tBilirkişiler tarafından kök raporda her bir seyahat faturasının içeriğinin şirkete yarar sağlayıp sağlamadığı değerlendirilerek toplam 78 adet yurt içi ve yurt dışı özel uçak seyahat bedelleri toplamı 7.456.301,99 TL lik fatura bedelinin şirkete zarara uğrattığı kabul edilmiştir. <br>\tTaraf vekillerinin itirazları üzerine alınan birinci ek raporda; SPK raporunda ve Vergi Tekniği raporunda ...'ın yönetim kurulu üyeleri davalıların yanında ... ailesi bireylerinin ve/veya 3. Kişi misafirlerin yolcuların çoğunluğunu oluşturduğu uçuşlara ilişkin fatura bedellerinin zarar kabul edildiğini, ...'ın yönetim kurulu üyeleri ve şirketin sigortalı çalışanları olan ve profesyonel yöneticilerle beraber yapılan uçuşlarla yönetim kurulu üyelerin davalıların yanında ... ailesi bireylerin ve 3. Kişi misafirlerin yer olmadığı veya yolcuların azınlığı oluşturduğu uçuşlara ilişkin fatura bedellerinin ise kişisel nitelikte olmayıp iş ve işletme ile ilgili sayıldığı ve zarar kabul edilmediği, bu kapsamda tüm yolcuların ... yönetim kurulu üyeleri ve şirket profesyonel yönetici personeli olduğu 24 uçuş ile şirket yönetim kurulu üyeleri ve yönetici personelin yanında ... ailesi bireylerinin ve/veya 3. Kişi misafirlerin azınlıkta olduğu 17 uçuşa ilişkin fatura bedellerinin zarar olmadığının kabul edildiği, kalan 114 adet uçuş faturasından tüm yolcuların 3. Kişilerden oluştuğu 9 uçuş yönetim kurulu üyeleri davalılar yanında ... ailesi bireylerinin yolcuların çoğunluğunu oluşturduğu 25 uçuş ve yönetim kurulu üyeleri davalılar yanında ... ailesi bireyleri ve 3. Kişilerin yolcuların çoğunluğu oluşturduğu 80 uçuş olmak üzere toplam 114 uçuş bedeli olan 9.655.006,93 TL nin zarar olarak kabul edildiğini bildirmişlerdir. <br>\tİlk derece mahkemesince ek rapor doğrultusunda söz konusu harcamaların her bir yolcu için ayrı ayrı ödenen fatura niteliğinde olmayıp özel uçak kiralama bedeli olması nedeniyle bilirkişiler tarafından SPK raporu ve vergi tekniği raporuna göre esas alınan kriterlere göre yolcuların çoğunluğunun şirket yönetim kurulu üyeleri veya şirket üst düzey yöneticilerinin olduğu uçuşlara ilişkin fatura bedellerinin zarar olarak kabul edilmeyip, ancak ... ailesi bireyleri veya 3. kişilerin çoğunluğun oluşturduğu uçuşlara ilişkin fatura bedellerinin ise şirkete ilişkin zarar olduğu ve bu kapsamda 9.655.006,93 TL şirket zararının bulunduğunun kabulü de isabetlidir. <br>\tAyrıca ilk derece mahkemesince, şirket yönetim kurulu üyesi veya yöneticisinin çoğunlukta olmadığı 04/05/2012 tarihli Ankara - Almatı uçuşuna ilişkin 138.042,00 TL ( ek rapor s.37) (18/09/2018 tarihi itibariyle resen hesaplanan faizli miktar 242.842,71 TL ), 13/02/2014 tarihli Ankara - Batman uçuşuna ilişkin 26.021,70 TL (ek rapor s.54), (18/09/2018 tarihi itibariyle 2. ek rapora göre faizli miktar 38.947,89 TL) ve 18/05/2015 tarihli 153.803,84 TL olan Muğla Dalaman - İngiltre uçuşuna ilişkin ( ek rapor s.70) (18/09/2018 tarihi itibariyle 2. ek rapora göre faizli miktar 172.444,17 TL)    harcamaların, yolcuların çoğunluğunun şirket yöneticisi veya çalışanı olmadığı uçuşlar olduğundan  bu uçuşlara ilişkin ödemelerine zarar olduğunun kabulü de Dairemizce makul ve hakkaniyete uygun bulunmuştur. <br>\tB) 1-...'e yapılan 1.610.500,00 TL bağış ve yardım nedeniyle, <br>\t... tarafından ... Eğitime \"Eğitime Katkı Payı\" açıklamasıyla 11.04.2013-15.10.2015 tarihleri arasında 32 kalemde toplam 1.600.000,00 TL ve 02.10.2014 tarihinde \"öğrenim ücreti\" açıklamasıyla 10.500.00 TL olmak üzere genel toplamda yapılan 1610.500,00 TL tutarındaki ödemeler ile davacının mal varlığının SPK Raporunda kayba uğratıldığı belirtilmiştir. <br>\tBilirkişiler tarafından kök raporda söz konusu harcamanın zarar olmadığı, sosyal sorumluluk kapsamında yapıldığı değerlendirilmiş ise de itiraz üzerine alınan ek raporda; Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/01/2020 tarih 2017/44 esas  2020/5 karar sayılı gerekçeli kararı ve vergi tekniği raporunda yer alan tespitlere göre FETÖ örgütü ile bağlantılı ...'in 23/07/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 667 sayılı KHK ile kapatılıp mal varlığının hazineye devredilmesi, davalı ... 'in talimatı ile FETÖ örgütünün amaçları için ... tarafından ... eğitime katkı tutarı, katkı payı, eğitime katkı payı açıklamalarıyla yapılan toplam 1.600.500,00 TL lik ödemenin sosyal sorumluluk kapsamında değil FETÖ örgütünün istem amaçları kapsamında FETÖ örgütü ile irtibatlı ... eğitimin halka açık ...' ın kaynakları ve varlıkları kullanarak fonlanması, bağış niteliğindeki fon aktarımının bağış ve yardımlar hesabından değil temsil ağırlama giderlerinden muhasebeleştirilmesinin de aktarılan fonların FETÖ örgütü amaçları için aktarıldığını gizlemeye ve saklamaya matıf olması dikkate  alındığında söz konusu tutarın zarar olduğu kabul edilmiştir. <br>\tFETÖ / PDY terör örgütüne aidiyeti irtibatı veya iltisatı nedeniyle ticaret  sicilinden terkin edilen ...'e eğitime katkı payı adı altında yapılan 1.610.500,00 TL'lik ödemenin davacı şirketin yararına olmayan fon aktarımının bağış veya yardımlar hesabından değil temsil ağırlama giderleri hesabından muhasebeleştirilmesinin aktarılan fonların FETÖ terör örgütü amaçları için aktarıldığını gizlemeye veya saklamaya matuf olması, fon aktarımının da vergi mevzuatına aykırılık teşkil etmesi dikkate alındığında davacı şirketin 1.610.500,00 TL zarara uğratıldığının ilk derece mahkemesince kabulü de isabetlidir.<br>\t2-Davacı şirketin Bergama'daki yurt binası işletmeciliğini yapan ...'den almadığı kira bedeli nedeniyle,<br>\tBilirkişilerce kök raporda, davacı şirketin ... eğitime kiralanan Bergamadaki yurt binası nedeniyle tahsil edilmeyen kira bedelleri nedeniyle 01.09.2012-26.10.2015 tarihleri arasındaki 37 ay 26 gün dönemde tahsil edilmeyip mahrum kaldığı kira geliri toplamı 2.574.933,33 TL olarak hesaplanarak bu miktar zarara uğratıldığı tespit edilmiştir. <br>\tDavacı şirket tarafından kiralama nedeniyle kira bedelinin maktu olarak belirlenmeyip nispi olarak belirlenmiş olması, kar elde edemeyeceği belli olan ... eğitime nispi kira bedeli karşılığında kiralama yapılmış olması nedeniyle başından beri kira alınmayacağının kabul edildiği, asıl amacı ticari işletmek ve kar elde etmek olan davacı şirketin mal varlığındaki taşınmazı bedelsiz olarak ... eğitime devretmiş olması nedeniyle şirketin zararının bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince hesaplanan bu miktar kadar davacı ... şirketin zarara uğratıldığının kabulü de yerindedir.  <br>\t3-Gümüşhanedeki yurt binasının işletmeciliğini yapan ... Eğitim'den alınmayan 2.260.746,67 TL kira bedeli nedeniyle,   <br>\tDavacı şirketin duran varlıklar arasında yer alan ...'deki yurt binasının  kira sözleşmesi ile ... .... Tic. Ve San. A.Ş.'ye kiralandığı, kira bedelinin maktu olarak belirlenmediği, sözleşmenin 6. Maddesine göre elde edilecek gelir üzerinden pay alınması esasına göre belirlendiği, maktu kira bedeli yerine kar üzerinden belirlenen kira bedelinin piyasa teamülleri ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olduğu, ayrıca kiralayan şirket ve söz konusu binada faaliyet gösteren yurdun 667 ve 670 sayılı KHK'lar gereğince FETÖ  / PDY Terör Örgütü'ne aidiyeti, irtibatı ve iltisakı nedeniyle kapatıldığı, kiralama nedeniyle  belirlenen kira bedelinin davacı şirketin asıl amacı olan kar elde etme yerine kiralayan şirket ve yurda finansman sağlama amacı taşıdığı ilk derece mahkemesince kabul edilerek, bu kapsamda sonradan yapılan 63.774,38-TL'lik ödeme dikkate alınarak bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan  01.09.2013-26.10.2015 dönemindeki 25 ay ve 26 gün süresinde tahsil etmeyip mahrum kaldığı kira geliri toplamı olan 2.196.672,29-TL şirketin zarara uğratıldığının kabulü de doğrudur.   <br>\tC)1-... ailesi bireylerine ve 3. Kişilere tahsisi edilen 20 araç için ödenen kiralama bedeli nedeniyle, (SPK raporunda 2.901.096,37 TL 18.09.2018 SPK rapor tarihi itibarıyla mahrum kaldığı kira bedeli)<br>\tBilirkişiler tarafından kök raporda her bir aracın tahsis edildiği kişiler ve tahsis amacı değerlendirilerek 2 adet araç hariç 18 araç için toplam 2.500.603,04 TL  davacı şirketin zarara uğratıldığı tespit edilmiştir. <br>\tBu bağlamda söz konusu 18 araç yönünden bir kısmının ... ailesi bireylerine tahsis edilmiş olması nedeniyle davacı şirkete yarar sağlamayan kişisel nitelikteki harcama olması ve ... ailesi bireylerinin dışındaki kişilere yapılan tahsislerin de davacı şirkete yarar sağlamayan nitelikte olması gözetilerek toplam 18 adet araca ait ödemelerin şirketin zararı olarak kabulü de yerindedir. <br>\tAyrıca, ilk derece mahkemesince bilirkişiler tarafından zarar kapsamında değerlendirilmeyen 2 adet araca ilişkin harcamaların ise davacı şirketin zararı niteliğinde olduğu, zira kök raporun 70 ve 71. Sayfalarında gösterilen ... plakalı araçların tahsis edildiği kişi olarak ... ailesi - ... otelindeki makam aracı olarak gösterildiği, araçların davacı şirketin yönetim kurulu başkan ve üyesi olan davalılara tahsis edildiğinin anlaşılamadığı, bu nedenle 2 adet araca ait toplam 400.493,33 TL lik (18/09/2018 tarihi itibariyle faizli miktar 525.208,60 TL) harcamanın da şirketin zararı niteliğinde kabulü de isabetli görülmüştür.  <br>\tD)1-... ye özel koruma olarak sağlanan bir adet personelin giderinin karşılanması nedeniyle, (18.09.2018 tarihli SPK rapor tarihi itibarıyla 114.404,43 TL) <br>\t...'nin ihtiyaç duyduğu güvenlik hizmetine ilişkin maliyetin davacı şirket tarafından karşılandığı, harcamanın davacı şirkete fayda sağladığına ilişkin herhangi bir tespitin bulunmadığı, bu nedenle 114.404,43 TL lik ( 18/09/2018 tarihi itibariyle faizli miktar 172.992,82 TL ) harcamanın davacı şirketin zararı olarak ilk derece mahkemesince kabulü de doğrudur. <br>\tBu durumda ilk derece mahkemesince yargılama sırasında alınan bilirkişi heyeti kök raporunda davacı ... şirketin toplam nominal zarar miktarı 17.109.054,88 TL belirlenmiş iken itirazlar üzerine alınan 23.11.2020 tarihli Ek Raporda; toplam nominal zararının 19.398.883,43 TL (asıl alacak), 18.09.2018 tarihi itibarıyla davacı şirketin basit faiz yöntemiyle yasal faiz yürütülmesi halinde toplam 26.587.108,84 TL, 18.09.2018 tarihi itibarıyla basit faiz yöntemiyle avans faizi yürütülmek suretiyle toplam 28.231.762,03 TL alacağı bulunduğu, hesaplanmıştır. Bu çerçevede davacı vekilince dava dilekçesinde adatlandırma hesabı ile işlemiş faiz alacağı talebinde bulunulmuş ise de ilk derece mahkemesince davanın TTK'nın 553 maddesi gereğince açılan tazminat davası olduğu,  taraflar arasında cari hesap ilişkisi veya ödünç sözleşmesinin bulunmadığı ve davalıların da bizzat kendilerinin tacir olduğunun ispat edilemediği gözetilerek zarar miktarına birleşik faizin uygulanmayacağının kabulü ile bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen her bir zarar kalemine basit faiz yöntemiyle işlemiş faiz alacağının hesaplanması da Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunmuş, dolayısıyla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi reddedilmiştir.  <br>\tSonuç olarak, bilirkişi heyetinin 1. ek raporunda tespit edilen 19.398.883,43-TL miktarında (18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 28.231.762,03-TL) davacı şirketin zarara uğradığı yönündeki tespitten ilk derece mahkemesince ayrılınarak, ilk derece mahkemesince zarar olarak kabul edilen   ve yukarıda açıklanan ... tarafından düzenlenen ulaşım faturalarına istinaden yapılan ödemeden kaynaklanan ve 15.03.2021 tarihli bilirkişi heyeti ek 2. raporda hesaplanan 296.462,68-TL (18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 434.055,33-TL) ... tarafından düzenlenen konaklama faturalarına istinaden yapılan ödemeden kaynaklanan 144.283,05-TL (18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 206.113,17-TL ), ... tarafından düzenlenen ulaşım faturalarına istinaden yapılan ödemeden kaynaklanan 138.042,00-TL (18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 242.842,71-TL), 26.021,70-TL 18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 38.947,89-TL), 128.041,10-TL (18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 172.144,17-TL), yönetim kurulu üyeleri dışındaki kişilere tahsis edilen 2 adet araç nedeniyle ödenen 400.493,33-TL (18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 525.208,60-TL) de dahil edilmek suretiyle davacı şirketin toplam zararı olarak 20.532.227,29-TL'nin esas alınması Dairemizce yerinde ve hukuka uygun bulunmuştur. Ne var ki, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyeti birinci ek raporundan farklı olarak zarar hesabına dahil edilen bazı alacaklar için işlemiş faiz alacağı doğru olarak avans faizi üzerinden hesaplanarak hükme esas alındığı halde bazı zarar kalemlerinde sehven  yasal faiz alacağının hükme esas alınması doğru görülmemiştir. Daha açık bir anlatımla, ... tarafından düzenlenen ulaşım faturalarına istinaden yapılan ödemeden kaynaklanan ve 15.03.2021 tarihli bilirkişi heyeti ek 2. raporda hesaplanan 296.462,68-TL alacağa 18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte hesaplanan avans faizli miktarı 470.036,24 TL'ye hükmedilmesi gerekirken, yasal faiz oranı üzerinden hesaplanan 434.055,33-TL'ye, yine ... tarafından düzenlenen konaklama faturalarına istinaden yapılan ödemeden kaynaklanan 144.283,05-TL alacağa 18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 220.508,11 TL'ye karar verilmesi gerekirken yasal faiz oranı üzerinden belirlenen 206.113,17-TL'ye hükmedilmesi, doğru görülmemiş, bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. <br> \tÖte yandan, ilk derece mahkemesince kararın gerekçesinde zararın asıl alacağa ilişkin kısmı hesaplanırken ek bilirkişi raporunda belirlenen 19.398.883,43-TL miktar yerine  sehven  19.231.762,03-TL esas alınması sebebiyle hükmün 1 nolu bendinde faizin işleyeceği asıl alacak miktarı \"20.532.227,29-TL\" yerine \"20.365.105,89-TL\" üzerinden hüküm kurulduğu belirtilerek gerek kısa kararda gerekse gerekçeli kararın hükmün 1 no'lu fıkrasında 20.365.105,89-TL asıl alacak üzerinden hüküm kurulmak suretiyle kamu düzenine ilişkin olan HMK'nın 297/2. maddesindeki kurala aykırı bir biçimde gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşmasına da yol açılmış olması da isabetsizdir. O halde açıklanan bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.  <br>\tSonuç olarak davacı şirketin yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı olan davalıların görevde bulundukları süre içerisinde ... ailesi bireylerinin, yakınlarının veya 3. kişilerin seyahat ve ulaşım giderlerinin karşılanması, ... ailesi bireylerine tahsis edilen araçların kiralama bedellerinin ödenmesi, dava dışı ...'nin güvenlik personelinin ücretinin karşılanması, FETÖ / PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle KHK'lar gereğince kapatılan şirket ve yurtlara ödeme yapılması veya kira alınmaması suretiyle halka açık olan davacı şirketin ve pay sahiplerinin zarara uğramalarına sebebiyet verdikleri, söz konusu harcama ve işlemlerin niteliği ve büyüklüğü dikkate alındığında, yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcısı olan davalıların bilgisi ve onayı olmadan gerçekleştirilmelerinin mümkün olmadığı, bu eylemleri nedeniyle TTK'nın 369. Maddesinde hüküm altına alınan özen ve bağlılık yükümlülüklerini ihlal eden davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle yöneticisi oldukları davacı ... toplam  20.532.227,29-TL zarara uğrattıklarının ilk derece mahkemesince kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Bununla birlikte yukarıda belirtildiği üzere ... tarafından düzenlenen ulaşım faturalarına istinaden yapılan ödemeden kaynaklanan 296.462,68-TL alacağa 18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte hesaplanan avans faizli miktarı 470.036,24 TL ve  yine ... tarafından düzenlenen konaklama faturalarına istinaden yapılan ödemeden kaynaklanan 144.283,05-TL alacağa 18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 220.508,11 TL'ye hükmedilmesi gerekirken bu alacaklar için sehven yasal faiz oranı üzerinden hesaplanan miktarlara hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda  18/09/2018 tarihine kadar basit faiz yöntemiyle TCMB avans faizi uygulanması suretiyle hesaplanan faizli dahil zarar miktarı olarak bilirkişi heyeti 1. Ek raporda  18.09.2018 tarihi itibariyle 28.231.762,03 TL zarar miktarının hesaplandığı, hesaplanan bu alacağa,  ilk derece mahkemesince zarar kalemi olarak dahil edilen yukarıda yer verilen alacak kalemlerinin 18.09.2018 tarihi itibarıyla hesaplanan avans faizi alacakları ile birlikte; 15.03.2021 tarihli bilirkişi heyeti ek 2. raporda hesaplanan 296.462,68-TL (18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 470.036,24 TL ), ... tarafından düzenlenen konaklama faturalarına istinaden yapılan ödemeden kaynaklanan 144.283,05-TL (18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte   220.508,11 TL) ... tarafından düzenlenen ulaşım faturalarına istinaden yapılan ödemeden kaynaklanan 138.042,00-TL (18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 242.842,71-TL), 26.021,70-TL 18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 38.947,89-TL), 128.041,10-TL (18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 172.144,17-TL), yönetim kurulu üyeleri dışındaki kişilere tahsis edilen 2 adet araç nedeniyle ödenen 400.493,33-TL (18/09/2018 tarihi itibariyle basit faiz yöntemiyle uygulanan avans faizi ile birlikte 525.208,60-TL) de dahil edilmek suretiyle toplam 29.901.449,7 TL olarak belirlenen bu zarardan davalıların TTK'nın 369. ve 553. maddeleri gereğince müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin öteki istinaf sebeplerinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmasına gerek görülmeksizin ilk derece mahkemesince verilen karar HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, toplam 29.901.449,7 TL alacağın; 18.09.2018 tarihinden itibaren 20.532.227,29-TL ana paraya işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine dair davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>\tAyrıca, davalılar vekilinin, istinaf başvuru kanun dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, ek kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, ek kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-İstinafa başvuran davalılar vekilinin ek karara karşı istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili Tarifesi hükümleri gereği istinafa başvurusunda haksız çıkan davalı taraftan alınması gereken 269,85 TL istinaf maktu karar harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 189,15 TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına,  varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendilerine iadesine, <br>\tB) 1-İstinafa başvuran davacı vekilinin öteki istinaf sebeplerinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/05/2021 tarihli ve 2019/212 Esas-2021/291 Karar sayılı Kararının HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği KALDIRILMASINA, <br>\tC) 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, <br>\tToplam 29.901.449,7 TL tazminatın;  20.532.227,29-TL ana paraya 18.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, <br>\tDavacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, <br>\t2-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği alınması gereken 2.042.568,03-TL harcın davalılardan  müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,  <br>\t3-Yargılamada vekil ile temsil olunan davacı yararına davada kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesine göre belirlenen  603.014,50 -TL vekalet ücretinin davalılardan  müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t4-Davada reddolunan kısım üzerinden yargılamada vekil ile temsil olunan davalılar yararına  6325 sayılı HUAK'ın 18/A maddesi 11. Bendi hükmü gereğince vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  <br>\t5-Davacı tarafça yapılan 36.269,00-TL ve 1.320,00 TL arabuluculuk ücreti ile birlikte toplam 37.589,00 TL yargılama giderinin 6325 sayılı HUAK'ın 18/A maddesi 11. Bendi hükmü gereğince davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, <br> \t6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, <br>\tD) 1-İstinafa başvuran davacı şirket TMSF'nin idaresinde olup harçtan muaf olduğundan başlangıçta istinaf başvuru ve karar harcı alınmadığından iadesine karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t2-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan 86,40 TL dosya gönderme  olmak üzere istinaf giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/12/2023<br><br><br>     Başkan- ...             Üye - ...             Üye - ...\t                       Zabıt Katibi -...<br>     ...              ...           ...    ...<br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a155434870575802","SID":"6590db8cf9f3c7b6"}}