{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/2374 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/12/2015 (Dava) - 26/11/2020 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2015/1266 Esas - 2020/738 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi Tazminat <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 20/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/12/2023<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1266 Esas-2020/738 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, 13.08.2015 tarihinde davalı ... Şti.'ne ait ve davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonun, müvekkiline ait ... yabancı plakalı araca arkadan çarpması neticesinde maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin sağ şerit değiştirme manevrasını tamamladığı esnada, alt yoldan birleşme noktasına aşırı süratli gelen ... plakalı kamyonun ani fren yaptığını, kaza yerinde yaklaşık 20 m. fren izi görüldüğünü, bu aracın müvekkilinin aracına arkadan çarptığını ve önünde sürükleyerek yan bariyerlere çarparak durabildiğini, 30 km. sürat tahdidi levhası bulunmasına rağmen kamyon sürücüsünün en az 80-90 km hızla seyrettiğini, nitekim aynı güzergahta kamyon sürücüsünün arkasından seyreden tanıkları ...'nun kazanın oluş şeklini gördüğünü ve tanıklık edeceğini, kamyon sürücüsünün kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğunu ve müvekkilinin aracında maddi hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, ... AŞ'nin ise kazaya sebep olan ... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olduğunu ve sigorta teminatları dahilinde sorumlu olduğunu, davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını, kazada tarafların kusur oranının ancak mahkemece yapılacak tahkikat aşamasında ortaya çıkacağını, bu nedenle bu aşamada davalı tarafın sorumlu tutulacağı tazminat miktarının kesin olarak tespit edilemediğini,  müvekkilline ait Alman trafiğine kayıtlı aracın kaza sonrası ağır hasar aldığını, aracın aldığı hasar ve bu sebeple meydana gelen değer kaybı dikkate alındığında aracın total pert olduğunun kabulü gerektiğini, nitekim müvekkili tarafından Yeşilköy Gümrük Müdürlüğü'ne 16.10.2015 tarihinde aracın terk edildiğini, Almanya'da ikamet eden müvekkilinin belirli süre sonunda tekrar ikamet ülkesine dönme ve işbaşı yapma zorunluluğu sebebiyle triptik evrakı ile yurda giriş yapan aracını pasaportundan sildirerek ikametgahı Almanya'ya dönüş yaptığını, böylece kaza nedeni ile oluşan zararın Almanya'daki rayiç değer olduğunun kabulü gerekeceğini, müvekkilinin Türkiye'ye gelmeden önce sigorta işlemleri için aracının rayiç değerini Almanya'da bulunan ...   bilirkişi bürosu tarafından düzenlenen 24.07.2015 tarihli raporla tespit ettirmiş olduğunu, bu rapora göre total pert durumuna gelen aracın rayiç değerinin 12.000,00 EURO olduğunu, araç gümrüğe terk edildiğinden aracın hurda değerinin rayiç değerinden düşülmesinin de mümkün olmadığını, nitekim gümrük mevzuatı gereği triptik evrakı (geçici giriş izni) ile yurda giriş yapan müvekkiline ait aracın hurdasının yurt içinde değerlendirilmesinin de mümkün olmadığını, müvekkili adına hasar ihbarının 10.11.2015 tarihinde davalıya yapıldığını, Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca, ihbarı izleyen sekizinci iş günü sonu alan 23.11.2015 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmolunması gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 3.000,00 EURO maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden poliçe teminatı kapsamında kalmak kaydıyla temerrüde düştüğü 23.11.2015 tarihinden itibaren, diğer davalılardan ise kaza tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen ve 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırım dilekçesi ile talebini 6.000 Euro'ya çıkardığı anlaşılmıştır.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı ... AŞ. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalandığını, ancak bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere araç başı maddi zararlarda poliçede belirtilen üst limit ile sınırlı olduğunu, davacı yanın iddia ettiğinin aksine, kazanın hemen ardından görevli polis memurları aracılığı ile tutulan resmi kaza tespit tutanağı, tramer kayıtları ve Sigortacılık Kanunu 22. maddesi uyarınca yasal delil niteliğindeki ekspertiz raporu ile de sabit olduğu üzere davacıya ait ... plakalı aracın kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkili sigortalıya ait araç sürücüsünün ise hiçbir kusuru olmadığını, ortada sigortalıya atfedilen herhangi bir kusur olmadığına göre müvekkilinin ödemekle yükümlü tutulacağı bir tazminatın da olamayacağını, davacının asli ve tam kusurlu olduğunu, bu nedenle davacı yanın hasar talebinin reddedildiğini, bunun haricinde kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen hasar miktarının da çok fahiş olduğunu ve gerçek zarar miktarını yansıtmaktan uzak olduğunu, davacı yanın Almanya'da yaptırdığı tek taraflı ekspertiz raporuna ve bu rapor ile belirlenen hasar bedeline müvekkili şirketin itiraz etme olanağı olmadığını ve yaptırılan tespitte belirtilen rakamların gerçek zararı yansıtmadığını, gerçek hasar miktarının ve aracın tamirinin ekonomik olup olmadığının tam olarak belirlenmesi gerektiğini, bu konuda Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasını, 19.11.2015 tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönündeki istemin de yerinde olmadığını, davacı tarafın üzerine düşen ihbar yükümlülüğünü gereği gibi ve derhal yerine getirmeden, tüm belge ve bilgilerin temini ile birlikte usul ve yasaya uygun bir hasar başvurusu olmadan sadece gönderilen bir ihtarname ile müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düşürüldüğünden söz edilemeyeceğini, ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini beyanla, davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin merkezinin İstanbul olduğunu, diğer davalı ...'in ikamet adresinin ve davalı ... A.Ş.'nin merkezinin de İstanbul olduğunu, yine acentenin bulunduğu yer de İstanbul olduğundan, mahkemenin yetkisizliği sebebiyle davanın reddi gerektiğini, polis memurları tarafından tanzim edilen trafik kazası tespit tutanağında, davacı tarafın asli kusurlu olarak tespit edildiğini, müvekkili şirkete atfı kabil kusur bulunmadığını ve dolayısıyla davanın reddi gerektiğini, kazanın meydana geldiği kavşakta eğer bulunuyorsa İBB Trafik Kontrol Merkezi kameralarının kayıtlarının istenmesi gerektiğini ve bilirkişi tarafından incelendiğinde, kazanın oluş şeklinin anlattıkları ile birebir paralel olduğunun görüleceğini, ...'in kusuru bulunmadığını, araç işleten sıfatıyla müvekkili şirkete atfı kabil kusur bulunmadığını, kabul etmemek kaydıyla kaza neticesinde oluştuğu iddia edilen zarar miktarının, uzman incelemesine ve somut verilere dayanmayan afaki bir miktar olduğunu, hiçbir delile dayanmayan bu 50.000-60.000-TL tamirat masrafının tamamen soyut olduğunun açık olduğunu, ayrıca aracın davacı tarafından 16.10.2015 tarihinde Yeşilköy Gümrük Müdürlüğü'ne terkedildiğini, an itibariyle muhtemelen aracın tekrar bulunma ve bilirkişi tarafından inceleme yaptırılma imkanının da kalmadığını, hasar tespiti yapılmadan, aracın davacı tarafından gümrüğe terk edilmesinin kendilerinde şüphe oluşturduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ...'in herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.<br>YEREL MAHKEME KARARI: <br>Mahkemece, \"...Her ne kadar dosyada kusur yönünden birden fazla rapor bulunmakta ve taraflarca itiraz edilmiş ise de, dosyanın yapılan kontrolünde son sunulan 11/11/2019 tarihli raporun önceki ilk iki rapordaki çelişkilerin giderilmesi suretiyle oluşturulduğu ve bu raporun genişletilmiş uzmanlar heyetinden oluşan bilirkişiler tarafından hazırlanmış olduğu, bu kapsamda kusur yönünden varılan kanaatin mahkemece de benimsendiği, buna göre bahse konu kaza nedeniyle davacı araç sürücüsünün %80, davalı ...'in %20 oranında kusurlu olduğu, Yeşilköy Gümrük Müdürlüğünün cevabi yazısında ... plaka sayılı aracın terk dilekçesine istinaden terk sundurmasına alındığı ve işletme müdürlüğünce 10/03/2016 tarihli e-ihale sonucu ... isimli şahsa satıldığının anlaşıldığı, davalı tarafından kazaya karışan davacı aracının sovtaj bedelinin düşürülmesi suretiyle hesap yapılması talep edilmiş ise de, aracın gümrük müdürlüğüne terk edilmesi nedeniyle millileştiği anlaşıldığından ve bu kapsamda davacının araçtan yararlanma imkanı kalmadığından davalı tarafın bu husustaki savunmasının yerinde görülmediği, her ne kadar davalı vekillerince Almanya 2. el piyasa değerleri üzerinden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu belirtilmiş ise de, aracın Almanya plakalı olması ve aracın pert-total işlemi görmesi nedeniyle belirtilen ülkedeki 2. el rayiç değeri göz önüne alınarak  değerlendirme yapılmasının yasaya ve Yüksek Mahkeme kararlarına uygun olduğu,  davacı aracında toplam 12.000 EURO hasar meydana geldiği, davalılarca herhangi bir ödemenin yapılmadığının anlaşıldığı, kaza ile zarar arasında illiyet bağı olduğu, söz konusu zarar tutarından davalıların kusuruna isabet eden miktarın 2.400 EURO'ya tekabül ettiği, davacı tarafından yapılan ıslahın 6.000 Euro olduğu anlaşılmakla; 2.400 Euro'nun davalı sigorta şirketi açısından temerrüt tarihi olan 24/11/2015 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihli olan 13/08/2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesine göre yürütülecek değişken faizi ile fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası'nın efektif satış kuru karşılığı TL karşılığının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekmekle, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, davacı adına kayıtlı olup gümrüğe terk edildiği dosya kapsamından sabit olan ... plakalı aracın, davalıların kusuruna isabet eden zarar miktar miktarı olan 2.400 Euro'nun davalı sigorta şirketi açısından temerrüt tarihi olan 24/11/2015 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihli olan 13/08/2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesine göre yürütülecek değişken faizi ile fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası'nın efektif satış kuru karşılığı TL karşılığının DAVALILARDAN MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine...\" şeklinde karar verilmiştir.\t<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN, \"...Mahkemece eksik inceleme yapılarak dosyanın karara çıkarıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun gerçek kusur durumunu yansıtmadığını, tek bir bilirkişi tarafından düzenlenen raporun hükme esas alındığını, rapora süresi içerisinde ve gerekçeli itiraz dilekçesine rağmen yeni bir inceleme yapılmadığını, kazanın oluşumunda kusursuz olan müvekkiline izafe edilen kusurun kabulünün mümkün olmadığını, aşırı süratli gelen davalı kamyon sürücüsünün ani fren yaptığını, kaza yerinde yaklaşık 20 m. fren izi görüldüğünü, aracın çarpmayı engelleyemeyerek müvekkilinin aracına arkadan çarptığını ve önünde sürükleyerek yan bariyerlere sürterek durabildiğini, yol üzerinde 30 km. sürat tahdidi bulunmaktayken, kamyon sürücüsünün en az 80-90 km. hızla seyrettiğini, <br>davalı aracının arkasında ve aynı yönde seyreden tanığın ifadesinin kazanın meydana geliş şekli bakımından yol gösterici nitelikte olduğunu, hükme esas alınan raporda bunun hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, bu tanık ifadesinin kazanın oluş şekli bakımından önemli bir delil olduğunu (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2014/14159 K. 2014/14322 T. 27.10.2014), (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2010/12651 K. 2011/3379 T. 12.04.2011), hükme esas alınan raporlarda görgüye dayalı bilgisi olan tanığın beyanları dikkate alınmadan, dolayısıyla kazanın gerçek oluş şekli yeterince irdelenmeyerek tespitte bulunulduğunu ve bu raporlara istinaden kazanın oluşumunda kusuru bulunmayan müvekkiline kusur izafe edildiğini, keza müvekkilinin kavşakta sağ şeride geçişi sırasında gereken yol kontrolünü yaptığını ve bu husustaki niyetini belli etmek amacıyla sinyal verdiğini, fakat davalı aracın çarpma noktasının çok uzağında olmasına rağmen aşırı hızla seyretmesi sebebiyle müvekkilinin aracını çarpma noktasında yakalayarak araca arkadan çarparak kazaya neden olduğunu...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>  <br>DAVALI ... TARAFINDAN, '\"..Mahkemenin vermiş olduğu kararda delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, şöyle ki; 09.11.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda davacının %100 kusurlu olduğu ve tazminat isteyemeyeceği belirtilmesine rağmen, kendisine kusur atfedilerek zarardan %20 oranında sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili ve davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Davalı ...'in istinaf dilekçesi sunduğu, ancak nispi harç yerine maktu harç yatırdığı için mahkemece muhtıra çıkarıldığı, muhtıradaki kesin süreye rağmen harcın ikmal edilmediği gerekçesi ile mahkemece verilen ek karar ile istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, bu ek karara yönelik herhangi bir istinaf istemi de bulunmadığı görülmekle, istinaf incelemesi HMK 355. madde ve davacı vekilinin itirazları kapsamında yapılmıştır.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekilinin kusur bakımından istinafa geldiği görülmekle, yapılan değerlendirmede; kaza tespit tutanağında yalnızca davacıya kusur izafe edilmiş olduğu, mahkemece önce ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusura dair rapor alındığı ve buna göre, davacının kontrolsüzce kavşağa girerek şerit ihlali yapmasından dolayı asli (%80), davalının ise hızını yol durumuna göre ayarlamamasından dolayı tali (%20) kusurlu bulunduğu, her iki taraf itirazları üzerine Karayolları Fen Heyetinden alınan raporda davacının %100 asli ve tam kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacı tarafça bu rapora da itiraz edildiği ve mahkemece çelişki oluştuğu gerekçesiyle bu defa ATK Trafik İhtisas Dairesinden Genişletilmiş Uzmanlar Komisyonundan rapor alındığı ve bu raporda da davacının %80, davalı ...'in ise %20 kusurlu bulunduğu anlaşılmakla, dosyada mevcut delil durumuna, olayın gelişimine, dinlenen tarafsız tanık beyanına, son alınan ve hükme de esas alınan ATK raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmasına göre, mahkemenin kusura dair kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davacı vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1266 Esas - 2020/738 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 210,55‬ TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  20/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c64d9945144d3068","SID":"02981dc8a5637acd"}}