{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/2325 <br>KARAR NO\t\t: 2023/1997<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/10/2023 (Talep) - 26/10/2023 (Ara Karar )<br>NUMARASI\t\t: 2023/817 Esas <br>DAVA\t\t: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)<br>TALEP\t\t: İhtiyati tedbir (Temsil Kayyımı Atanması)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 14/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/12/2023<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  26/10/2023 ara karar tarihli ve 2023/817 Esas sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava ve talep dilekçesinde özetle; Bursa BAM 5. Hukuk Dairesinin 2023/1049 E. 2023/1076 K. Sayılı 03.07.2023 tarihli kesin kararıyla, Ayvalık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/45E. Sayılı dosyasının 13.07.2023 tarihli müzekkeresiyle davalı ... şirketinin 26.04.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen 26.02.2018 tarihli genel kurulunun 7 nolu şirket müdürlüğü seçimi maddesi hakkında geri bırakma ihtiyati tedbir kararı kararı verildiğinden, Ticaret Sicil Gazetesinin ekteki 11.08.2023 tarihli ilanına göre ...'ın müdürlüğü sona erdiğinden şirketin organsız kalmış olup şirket yarı hissedarı  önceki müdür ..., kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla sabit olan, kendi lehine yapmış olduğu usulsüz sahte imzayla müdür seçimi (İzmir 5. Asliye Ticaret mahkemesinin 2015/828 E. 2016/249 K. kesinleşmiş ilamı) ve usulsüz sermaye artırımı ile (İzmir 5. Asliye Ticaret mahkemesinin 2015/594 E. 2016/356 K. sayılı kesinleşmiş ilamı) şirketi zarara uğrattığından,  anılan kesin kararlar ve ticaret sicil kaydı karşısında tedbir istemine konu edilen şirketin organsız kaldığı ve 2014 yılından beri yaklaşık 9 yıldır yönetimin başka bir şekilde sağlanamadığı sabit olduğundan, şirkete tedbiren temsil ve yönetim kayyımı atanması kamu düzenini ilgilendirdiğinden yaklaşık ispatın ve yasal koşulların gerçekleşmesinden dolayı şirketin diğer yarı hissedarı ...  şirketinin müdürü ...'nun şirket müdürü ya da kayyımı atanmasına ya da bağımsız birinin kayyım  atanmasına, şirket adına yapılacak işlemleri yerine getirmesine,  müvekkilinin haberi olmadan şirkete bir ortak alarak sahte imzalarla genel kurul yaptığını, Genel kurulda müvekkili şirket müdürü ... imzası olması gerekirken, şirketin sanki yabancı bir müdürü varmış gibi sahte bir yabancı isimle davalı ...'ın sahte imza attığını, kendisini müdür ilan ettiğini, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/828 E. 2016/249 K. kesinleşmiş ilamıyla müdürlüğünün yok sayıldığını  ancak bu arada şirketin tüm gayrimenkullerini satış yetkisini sicil müdürlüğünden aldığını, bunu öğrendikleri an gerekli müracaatları yaparak satış işlemlerini durdurabildiklerini, ...'ın, usulsüz olarak düzenlediği 13.01.2014 tarihli 2014/1 sayılı genel kurulda müvekkili şirketten habersiz ve hukuka aykırı olarak, şirkete bir ortak daha aldığını, İzmir CBS tarafından sahteliği tespit edilen imzalarla genel kurul yaptığını, müvekkili şirket adına da sahte imzaların atıldığı tespit edilen bu genel kurullarda kendisini müdür olarak yetkilendirmesi sebebiyle işbu genel kurul kararlarının iptali için dava açıldığını, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.03.2016 tarihli ve 2015/828 E., 2016/249 K. sayılı ilamıyla ortaklar kurulunda pay sahibi olan bir ortağın imzasının sahte olması sebebiyle bu kararın yok hükmünde olacağı tespit edildiğini, bununla yetinmeyen ... ' ın, sahte imzalarla ...’nin hissesini %3’e düşürdüğünü , kendi hissesini %97’ye çıkardığını, bunu öğrenmeleri üzerine İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin 2015/594 E. 2016/356 K. sayılı kesinleşmiş ilamıyla çalınan hisseler geri alınabildiğini, yine şirket karar defterinde karar alarak tüm gayrimenkulleri kendi oğluna kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle verdiğinin tespit edildiğini, yine başka defter alarak şirket hisselerini gayri yasal olarak kendisini %97 hissedar göstererek müvekkilinin haklarını gasp etmeye çalıştığını, müdür olmadığı halde müdürmüş gibi genel kurullar yaptığını, avukatlara yetkisi olmadığı halde şirket adına vekaletnameler verdiğini, ... müdür olmadığından genel kurul çağrısı yapma hakkı da olmadığını, müdürlüğünün ve genel kurul tutanağının yok sayılması gerektiğini, ... ' ın şirketin şuan iki büyük değerli taşınmazını iki ayrı müteahhide kat karşılığı imza sözleşmesiyle verdiğini, sadece bir parsel için müteahhitten 8 milyon lira alarak şirketi zarara uğrattığını, Ayvalık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/97 E sayılı dosyasında ...  Şti'nin eski ortağı ...  ile şirketin bir diğer ortağı ... arasında hisse devir bedeline ilişkin alacak davası görülmekte olup mahkemece alınan bilirkişi raporunda şirkete ait taşınmazların toplam değeri 182.130.000,00 TL olarak tespit edildiğini, ... ' ın, daha önce şirket adına kayıtlı taşınmazlara ilişkin satış yetkisini İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne sahte imza sunmak suretiyle almış olup bu taşınmazlar satılmak üzereyken müvekkili şirket tarafından son anda müdahale edilerek bu usulsüz satışın engellendiğini, taraf olunan davalarda tedbiren temsil kayyımı atanmasına, Bursa BAM 5. Hukuk Dairesinin 2023/1049 E. 2023/1076 K. Sayılı 03.07.2023 tarihli kesin kararıyla, davalı ... şirketinin 26.04.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen 26.02.2018 tarihli genel kurulunun 7 nolu şirket müdürlüğü seçimi maddesi hakkında geri bırakma ihtiyati tedbir kararı kararı verildiğinden şirket organsız kalmış olup, şirket yarı hissedarı  önceki müdür ... ' ın, kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla sabit olan, kendi lehine yapmış olduğu usulsüz/sahte imzayla müdür seçimi (İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/828 E. 2016/249 K. kesinleşmiş ilamı) ve usulsüz sermaye artırımı ile (İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/594 E. 2016/356 K. sayılı kesinleşmiş ilamı) şirketi zarara uğrattığından  anılan kesin kararlar ve ticaret sicil kaydı karşısında tedbir istemine konu edilen şirketin organsız kaldığı ve 2014 yılından beri yaklaşık 9 yıldır yönetimin başka bir şekilde sağlanamadığı sabit olduğundan, şirkete tedbiren temsil ve yönetim kayyımı atanması kamu düzenini ilgilendirdiğinden yaklaşık ispatın ve yasal koşulların gerçekleşmesinden dolayı şirketin diğer yarı hissedarı ... şirketinin müdürü ...'nun şirket müdürü ya da temsil/yönetim/denetim kayyımı atanmasına ya da bağımsız ve tarafsız birinin temsil/yönetim/denetim kayyımı  atanmasına, şirket adına yapılacak işlemleri mahkeme onayı alarak yerine getirmesine, şirketin taraf olduğu işlem, dava/icra vs dosyalarda temsilci olmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin Kordon Vergi Dairesi tarafından resen terk edildiğini, bu sebeple hukuki işlem yapma ehliyeti bulunmadığını, davanın bu sebeple taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil şirket hisselerinin ...'a geçtiği tarih 08.07.1992 olup ...'ın hisselerini müteveffa eşinden devir aldığını, davacının amacının tek kuruş sermaye getirmediği şirketten haksız kazanç elde etmek olduğunu, 2014 yılından beri şirketin organsız kaldığı bilgisinin de Mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, müvekkili şirketin 26.02.2018 tarihinde genel kurulunun gerçekleştirildiğini ve bu toplantıda 7 numaralı karar uyarınca ...'ın müdür olarak seçildiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazeteleri incelendiğinde dahi davacının gerçek dışı beyanlarda bulunduğunun anlaşılacağını,26.02.2018 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda alınan kararların iptali amacıyla davacı tarafından dava açıldığını ve Ayvalık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/45 E. Sayılı dosyası üzerinden yargılamanın devam ettiğini, bu yargılamada ilk tensip ile verilen tedbiren durdurma kararının Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 2018/2313 E. 2019/216 K. Sayılı ilamı ile kaldırıldığını ve ...'ın müdür olarak seçildiği 7 numaralı kararın tescil edildiğini, devam eden süreçte anılı dava dosyasında herhangi bir değişme olmaksızın davacının toplantıda alınan kararların yürütmesinin durdurulması talebi yerel mahkemece reddedildikten sonra istinaf üzerine aynı daire davacının bahsettiği kararı verdiğini, bunun üzerine taraflarınca ivedilikle Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurularak 2023/467 E. Sayılı dosyası üzerinden olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı yetkisi talep edildiğini ve mahkemece ...'a yetki verildiğini, davacı tarafın vekilinin müvekkili şirketin eski vekili olduğunu, aynı zamanda ...'ın da eski vekili olduğunu, bu vekilin avukatlık meslek kurallarına aykırı şekilde henüz müvekkilinin vekili iken saf değiştirerek davacının lehine olabilecek işler gerçekleştirdiğini, bu vekil ve davacı şirket yetkilisinin son olarak müvekkili şirketin olağanüstü genel kurul toplantısını silahlı adamlar ile basarak müvekkili şirketin yönetim kurulu karar defterini çaldığını, zaten bunu bildiği için defteri çaldığını ve kendisini müvekkilinin sahte imzası ile müdür olarak seçtirdiği kararı alıp sicile ibraz ettiğini, tarla haline getirilen herhangi bir taşınmaz olmadığını, davacının iddialarının hukuk dışı olduğunu, davacı tarafın ortaklığa zarar vermek adına iddialarda bulunarak iptal davalarını ikame ettiğini, son olarak 08.09.2023 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü ortaklar genel kurulu toplantısının da davacıya, vekiline tebliğ edildiğini ve gerekli ilanların da yapıldığını, müvekkili şirketin sermayesinin arttırıldığını, ancak davacı tarafın bu karara da iptal davası açtığını ve davanın Ayvalık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/45 E. sayılı dosyası üzerinden yargılamanın devam ettiğini, zaten davacı taraf tek kuruş sermaye koymuş olsa idi bu eylemler ile müvekkili şirkete zarar vermeyeceğini, müvekkili şirketin menfaatini düşünen tek kişinin ... olduğunu, çünkü şirketin ilk kurulduğu yıldan itibaren şirketin sahibi olduğunu izah edilen ve ibraz ettikleri delillerden de anlaşılacağı üzere davacı tarafın müvekkil şirkette herhangi bir hakkı bulunmadığını, keza müvekkili şirkete kayyım atanmasını gerektirir bir durumun da mevcut olmadığını, müvekkili şirketin organsız olmadığını, müvekkili şirketin olağanüstü genel kurulu yapılarak ...'ın müdür seçildiğini, müvekkili şirkete kayyım atanmasını gerektiren bir durumun mevcut olmadığını belirterek davanın reddine, tedbiren kayyım atanması talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''...Davacının yasal koşulları oluşmayan İhtiyati Tedbir talebinin REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hissesini şirkete kredi veren bankadan satın aldığını, ...'ın ise hiçbir hakkı olmadığı halde şirketi usulsüz bir şekilde ele geçirdiğini ancak mahkemelerce durdurulduğunu, BAM 5. Hukuk Dairesinin kesin kararı gereği şirket organsız kaldığından, (2014 yılından beri) dokuz senedir yönetimin başka bir şekilde sağlanamamasından şirket yarı hissedarı diğer ortağı ... şirketinin müdürü ...'nun kayyım atanması ya da bağımsız ve tarafsız birinin kayyım atanması gerektiğini, vergi borçlarının acilen yapılandırılması gerektiğini, bu konuda şirketin daha fazla zarara uğramaması için kayyım atanmasının zaruri bir hal aldığını,  sadece milyonluk vergi borçlarının dahi müvekkili şirketin ne denli zarara uğradığının göstergesi olduğunu, daha sonra müvekkilinin haberi olmadan şirkete bir ortak alarak sahte imzalarla genel kurul yaptığını, genel kurulda müvekkili şirket müdürü ... imzası olması gerekirken, şirketin sanki yabancı bir müdürü varmış gibi sahte bir yabancı isimle davalı ...'ın sahte imza atıp kendisini müdür ilan ettiğini, İzmir 5. Asliye Ticaret mahkemesinin 2015/828 E. 2016/249 K. kesinleşmiş ilamıyla müdürlüğünün yok sayıldığını, ...'ın usulsüz olarak düzenlediği 13.01.2014 tarihli 2014/1 sayılı genel kurulda müvekkili şirketten habersiz ve hukuka aykırı olarak, şirkete bir ortak daha aldığını, İzmir CBS tarafından sahteliği tespit edilen imzalarla genel kurul yaptığını, müvekkili şirket adına da sahte imzaların atıldığı tespit edilen bu genel kurullarda kendisini müdür olarak yetkilendirmesi sebebiyle işbu genel kurul kararlarının iptali için dava açıldığını, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.03.2016 tarihli ve 2015/828 E., 2016/249 K. sayılı ilamıyla ortaklar kurulunda pay sahibi olan bir ortağın imzasının sahte olması sebebiyle bu kararın yok hükmünde olacağının tespit edildiğini, bununla yetinmeyen N.N. Elmas'ın, sahte imzalarla ...’nin hissesini %3’e düşürdüğünü, kendi hissesini %97’ye çıkardığını, bunu öğrenmeleri üzerine İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/594 E. 2016/356 K. sayılı kesinleşmiş ilamıyla çalınan hisselerin geri alınabildiğini, Savcılığın el koyduğu karar defterine göre İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/325 E., 2017/1027 K. sayılı ilamıyla hapis cezasına çarptırıldığını, karar defterinde kendi lehine işlemler yaptığını ve şirket aleyhine icra takibi başlattığını,  ...'ın, müteahhitten 8 milyon lira alarak şirketi zarara uğrattığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaparak taşınmazları elden çıkardığını, daha önce benzer şekilde genel kurul kararının iptali için açılan İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/187 E sayılı dosyasında genel kurulda alınan kararların tümü için yürütmenin durdurulması kararı verildiğini, daha sonra mahkemenin (kanuni zorunluluk sebebiyle) sadece sermayenin arttırılabilmesi için sınırlı olarak tedbiri kaldırdığını, ...'ın sahte bilgi, belge ve imza ile hukuka aykırı birçok işlem gerçekleştirmiş olduğunun kesinleşmiş mahkeme ilamları ile sabit hale geldiğini, bu haliyle şirket yönetiminde kendisi tarafından gerçekleştirilen yolsuzlukların bulunduğu, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olduğu, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiği şirket organsız kaldığından ve 2014 yılından beri yaklaşık 9 yıldır yönetimin başka bir şekilde sağlanamadığı sabit olduğundan  Ayvalık 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/170 E. sayılı tasfiye ve müdürlüğün iptali, Ayvalık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/45 E. sayılı genel kurul kararlarının iptali ve diğer derdest davalar ile açılması gereken davalarda ve şirketin diğer işlemleri için yönetim ve temsil kayyımı atanması gerektiğini, şirketin organsız olduğunu belirterek yerel mahkemenin 26.10.2023 tarihli ara kararı kaldırılarak, ivedilikle ... Şirketi'ne  yönetim işlemleri için şirketin diğer yarı hissedarı ... şirketinin müdürü ...'nun veya bağımsız kişilerin tedbiren yönetim kayyımı atanmasına, taraf olunan davalarda şirketin diğer yarı hissedarı ...  şirketinin müdürü ...'nun veya bağımsız kişilerin tedbiren temsil kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, ticari şirkete kayyım atanması talebine ilişkindir. <br>Talep; ihtiyati tedbir (temsil kayyımı atanması)talebine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, 26/10/2023 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>6100 sayılı HMK.'nın \"ihtiyati tedbirin şartları\"na ilişkin 389/2. maddesinde; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir\" düzenlemesi bulunmaktadır.<br> Aynı Kanunun 390/3. maddesinde ise; \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır\" hükmü bulunmaktadır.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına; somut olay incelendiğinde davacının iddialarının yargılamayı gerektirdiği, mevcut dosya kapsamı, delil durumu ve yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle davacının ihtiyati tedbir kararı verilmesi için haklılığını yasaya uygun ve yaklaşık olarak ispat edemediği, davacı tarafın iddia ettiği hususların yargılama sonucu ortaya çıkabilecek hususlara ilişkin olduğundan, talebin reddi yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde olup, mahkemece ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığından, davacı/ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  26/10/2023 tarihli ve 2023/817 Esas sayılı sayılı ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7f7a012617b897dd","SID":"4692b3438b8e1f4a"}}