{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/655 <br>KARAR NO: 2023/1413 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/11/2022<br>NUMARASI: 2022/804 Esas - 2022/1048 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... plakalı motoru ile seyir halinde iken, ... plakalı aracın çarptığını, kaza anında ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortası olmadığından ...’nın Karayolları  Trafik Kanunu hükümleri gereğince sorumlu olduğunu, değiştirme hakları saklı kalmak kaydıyla,  geçici iş görememezlik nedeniyle 1.000 TL, oluşan kalıcı maluliyet ve sürekli iş göremezlik nedeniyle 3.000 TL, bakıcı masrafları için  500 00TL, özel beslenme, yol ve ilaç giderleri gibi dolaylı tedavi masrafları için 500 TL olmak üzere şimdilik toplam 5.000 TL  maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek  ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.  Davalı ... vekili  cevap dilekçesinde özetle; ... Yönetmeliği çerçevesinde herhangi bir müracaatın olmadığını, davacı tarafın geçici iş göremezlik ve tedavi gideri taleplerinin muhatabı vekil eden kurum olmadığından davanın reddini, sorumluluklarının kusur oranı  ve kaza tarihindeki teminat limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve ...vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkiline yol veren minibüsü trafik kurallarına aykırı bir şekilde şerit ihlali yapmak suretiyle hızlı bir şekilde solladığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava ve uyuşmazlık, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. ve TBK'nın 54. maddeleri kapsamında yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.  İlk Derece Mahkemesince; \"davacının kendi kusuruyla sebebiyet verdiği zarardan ötürü davalılara karşı herhangi bir talepte bulunamayacağı, oluşan zarara katlanmakla yükümlü olduğu kanaatine varılarak davanın reddine,\" karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvuru üzerine Dairemizce; \"...uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan, trafik kazası tespit tutanağında belirtilen olgu ve tespitler ile ceza dosyasındaki bilirkişi raporları ve işbu dosyada aldırılan tüm bilirkişi raporlarının ve davacı sürücü ile davalı sürücünün kaza anındaki davranışlarının değerlendirilmesi ve hak, hakkaniyet ve nesafet ilkelerinin de gözetilmesi neticesinde, kusur yönünden yeniden bir rapor alındıktan sonra karar verilmesi gerektiği\" şeklindeki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.  İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı sonrasında yargılamaya devamla; \"...davalı sürücü ...'ün kusursuz olduğu, alınan raporlar ve kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile davacının kendi kusuruyla sebebiyet verdiği zarardan ötürü davalılara karşı herhangi bir talepte bulunamayacağı, oluşan zarara katlanmakla yükümlü olduğu...\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili; Adli Tıp Kurumu tarafından aynı konuda iki zıt rapor tanzim edildiğini, mezkur raporda bilirkişi tespitlerinde esas alınan görüntülerin kaza anına ait olmadığı gibi kaza mahallini de tam anlamıyla görmediğini, 08/04/2016 tarihli bilirkişi raporu ile 15/09/2015 tarihli bilirkişi raporunun yanlı olup bilirkişilerin kazaya ait hiç bir görüntü olmamasına rağmen, kazayı görmüşcesine kazayı  kurgulayarak rapor tanzim ettiğini, kaza tespit tutanağında ve Adli Tıp Kurumunun 11/06/2015 tarihli raporunda da ilk geçiş önceliğinin müvekkiline ait olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla asli yol tali yol ayrımı yapmak ve ilk geçiş önceliğinin tespitini yapmak teknik bir konu olup bilirkişiye göre değişebilecek bir konu olmadığını, kazanın davalının diğer şeridi kontrol etmeden anayola girmesi, tedbirsiz ve dikkatsiz kusurlu davranışı  sonucu kazanın meydana geldiğini, 17/03/2015 ve 11/06/2015 tarihli Adlı Tıp Trafik İhtisas Dairesi raporları arasında 86 gün yani 3 aydan az bir süre olmasına rağmen dava konusu kaza ile ilgili köklü bir görüş değişikliği meydana geldiğini, aynı uzmanlar tarafından düzenlenen zıt raporların büyük bir çelişkiye neden olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:  -Tarafların kusur durumlarının tespiti bakımından; Trafik kazası tespit tutanağında davacının tali, davalının asli kusurlu olduğu görüşüne yer verilmiş; davalı  ... hakkında açılan ceza davasında (Bakırköy 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/160 Esas sayılı dosyasında) Adlı Tıp Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda trafik kazası tespit tutanağı doğrultusunda yine davacının tali, davalının asli kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir.  İlk Derece Mahkemesince olay yerinde yapılan keşif sonucu bilirkişi kurulunca hazırlanan 15/09/2015 tarihli raporda ... plaka nolu motosiklet sürücüsü davacı ...'in % 100 oranında kusurlu olduğu, ... plaka nolu aracın sürücüsü davalı ...'ın kusursuz olduğu görüşü bildirilmiştir. Mahkemece Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapor ile 15/09/2015 tarihli rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından yeniden İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 12/01/2016 tarihli raporunda da davalı sürücü ... idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken  davalı sürücü idaresindeki otomobille çarpıştığı olayda davacı sürücü ...'in meydana gelen olayda %100 oranında tamamen kusurlu olduğu, 15/09/2015 tarihli rapordaki tespit ve sonuçlara itibar edilmesi gerektiği, davalı sürcü ... (...) olayda kusursuz bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Akabinde yine mahkemece Karayolları Trafik Güvenliği Dairesi Başkanlığında görevli  bilirkişilerden oluşan kuruldan 18/04/2016 tarihli talimat yoluyla alının raporda, daha önce alınan raporlar da irdelenerek, davacı sürücü ...'in meydana gelen olayda %100 oranında (tamamen) kusurlu olduğu, davalı sürcü ... (...) olayda kusursuz bulunduğu kanaati bildirilmiştir. Davalı ... hakkında açılan ceza davasında da (Bakırköy 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/160 Esas sayılı dosyasında) adı geçen davalının tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildiren rapora itibar edilmeyip  18/04/2016 tarihli rapor doğrultusunda davalı  ...'ün beraatine karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. CD'nin 2019/10026 E. 2020/7228 K. sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. Bu durumda, kusurun tespiti bakımından bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderildiği, davalı ...'ün kazanın oluşumunda kusursuz olduğu anlaşılmakla  Mahkemenin bu yöndeki kabulünün dosya içeriğine uygun olduğu sonucuna varılarak davacı vekilinin istinaf itirazının reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,  HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"44d9c4d864cf517b","SID":"5a24e51bbe51a06e"}}