{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/190 <br>KARAR NO\t: 2023/1326<br>KARAR TARİHİ\t: 26/12/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/10/2022<br>NUMARASI\t\t: ... ...<br><br>DAVACI\t: ... -  -...<br>\t  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br>\t  [... ] UETS<br>DAVALI\t: ... -  -...<br>\t  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>\t  [... ] UETS<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ <br>KARAR TARİHİ                   : 26/12/2023<br>YAZIM TARİHİ                    : 26/12/2023<br><br>... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ                                           :<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla müvekkilinden 65.000,00.TL miktarlı 04.11.2018 tanzim tarihli 04.11.2018 vade tarihli senedin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, iş bu takibin kesinleştiğini,  huzurdaki davaya konu senede ilişkin davalı tarafın müvekkiline yönelik eyleminin tefecilik olduğuna dair ...  Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı ve ... Karar sayılı dosyasıyla yargılandığını, ceza aldığını dosyanın istinafta olduğunu, takibe konu senedin geçersiz ve yok hükmünde olduğunu, dava konusu senet tefecilik suçunun işlenmesi neticesinde zorla elde edilmiş olup geçerli bir senet hükmüne haiz olmadığını, davaya konu icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, işbu senedin geçerli olabilmesi için müvekkili ile davalı arasında hukuka uygun bir alacağın olması gerektiğini beyan ederek ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davaya konu senedin iptaline, davalı taraf ceza dosyasına rağmen, ceza aldıktan sonra takip başlattığından, davalı tarafın bu nedenle iyiniyetli olmadığı açık olduğundan, davalının  dava konusu miktarın %50'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap diekçesinde özetle; Görev itirazında bulunduklarını, görevli mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının senedin zorla alındığına dayandığını, bononun düzenleme tarihinin 04.11.2018 olup, TBK 39. Maddesi gereğince korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf korkutmanın etkisi ortadan kalktığı andan başlayarak 1 yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez ise sözleşmeyi onamış sayılacağından açılan davanın süre yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ...  Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararı incelendiğinde senedin zorla alındığına, senedin geçersiz bedelsiz olduğuna veyahut tefecilik yoluyla alındığına dair bir tespit yapılmadığını, taraflar arasındaki borç ilişkisi ceza mahkemesindeki beyanlarıyla davacının da kabulünde olduğundan, davacı davalıdan borç para aldığını ikrar ettiğinden, Ceza Mahkemesi'nde verilen hükümde senedin geçersizliğine ilişkin hiçbir tespit yapılmadığından, davacı senedi borcuna karşılık olarak kendi rızası ile tanzim edip davalıya teslim ettiğinden, taraflar arasındaki borç ilişkisi geçerli olup; davacı borcunu ödediğini iddia etmesine rağmen, yazılı belge sunmadığından açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ                                              :<br>Mahkemece; davacının 2018 yılında davamıza konu senedi imzalamasının ardından  05/11/2018 tarihinde davalı hakkında ... CBS'na ifade vererek şikayet hakkını kullandığı, davalının bu şikayeti ile ikrah sonucu korkunun etkisinin kalktığının kabul edilmesi gerektiği, iş bu davanın ise 30/12/2021 tarihinde ikrah sonucu korku etkisinin kalktığı kabul edilen 05/11/2018 tarihinden üç yıl sonra açıldığı gerekçesiyle davanın TBK 39 gereği hak düşürücü süre içinde açılmadığından reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>DAVACI  TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin eksik inceleme sonucu karar verildiği, davaya konu senede ilişkin ...  Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı ve ... Karar sayılı dosyasıyla görülen davanın karar çıktığını, davalının tefecilik nedeniyle ceza aldığını, dosyanın istinaf incelemesinde olduğunu, davalı tarafın ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyasıyla icra takibi başlattığını, takibin ceza dosyasının karar çıkmasından sonra başlatıldığını, başlatılan takibin kendisini sıkıştırmak ve zor duruma düşürmek için başlatıldığını, bu durumun başlı başına davalının baskı ve korku hali oluşturmak istemesi olduğunu, davalının ceza yargılaması süresince ve sonrasında korkutma eylemine devam ettiğini, taraflar arasında borç ilişkisinin bulunmadığını, senedin hükümsüz olduğunu, taraflar arasındaki borç ilişkisinin geçersiz ve hükümsüz olup yok hükmünde olduğunu, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br><br><br>DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE                                            \t\t\t\t                                                                               :<br>Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Davacı yanın; dava konusu tefecilik suçunun işlenmesi neticesinde zorla elde edilmiş bir senedin söz konusu olduğunu, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamın bekletici mesele yapılmak suretiyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, davalı yanın ise; davanın dayanaktan yoksun olduğunu, senedin zorla alındığı iddiasının senedin tanzim tarihinin  04/11/2018 olduğundan korkutmanın sona erdiği tarihten başlamak üzere 1 senelik hak düşürücü süre içinde davanın açılması gerektiğini [Yargıtay (Kapatılan) 19. HD. 2017/1053-2018/6477 E.-K.], ispat külfetinin davacı yanda olduğunu ve bu durumun yazılı delililerle ispatının zorunluğu olduğunu savunduğu anlaşılmaktadır.  <br>Mahkemece; davacının 2018 yılında davamıza konu senedi imzalamasının ardından  05/11/2018 tarihinde davalı hakkında ... CBS'na ifade vererek şikayet hakkını kullandığı, davalının bu şikayeti ile ikrah sonucu korkunun etkisinin kalktığının kabul edilmesi gerektiği, iş bu davanın ise 30/12/2021 tarihinde ikrah sonucu korku etkisinin kalktığı kabul edilen 05/11/2018 tarihinden üç yıl sonra açıldığı gerekçesiyle davanın TBK 39 gereği hak düşürücü süre içinde açılmadığından reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Taraflar arasındaki dava menfi tespit davasıdır. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), Ankara 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.<br>Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Kambiyo senedi ve bononun hukukî niteliğine değinmek gerekirse; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir amaca ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.<br>  Davacı taraf, davalı aralarında yaşanan durumunda \"tefecilik\" suçuna vücut verdiğini, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında davalı aleyhine ceza hükmedildiğini ileri sürmüştür. Davalı yan ise, hak düşürücü sürenin geçtiğini savunmuştur.<br>Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle tefecilik suçu hakkında bilgi verilmelidir. Tefecilik suçu, 03.06.1933 gün ve 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanunun 17 nci maddesi ile 11.09.1981 gün ve 2520 sayılı 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3 üncü maddesinde düzenlenmişken, daha sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 241 inci maddesiyle de düzenleme altına alınmıştır. <br>Tefecilik suçunu oluşturacak şekilde bağıtlanan tüketim ödüncü sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu'nun 26 ve 27/I inci maddeleri kapsamında yasaya ve bu arada ahlaka aykırı olduğu konusunda kuşku ve duraksama bulunmamaktadır. <br>Kambiyo senedi niteliğindeki bononun tefecilik sebebiyle düzenlenip, karşı tarafa verildiğini ispat edebilmek için, kural olarak, yasal deliller (ikrar, yazılı delil) bulunmalı veya 18.03.1959 gün ve 18/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki şartlar dairesinde, diğer bir ifade ile açık muvafakatle dinlenebilen tanık beyanları veya eldeki davada olduğu gibi tefecilik yaptığı iddia olunan kişi hakkında açılmış ve mahkumiyetiyle sonuçlanmış bir ceza mahkemesi kararı bulunmalıdır.<br>Davalı tarafın savunması ile aynı yönde yerel mahkemece TBK 39 kapsamında 1 yıllık hak düşürücü süre dahilinde değerlendirme yapılmıştır.<br>Türk Borçlar Kanunu madde 39 açısından ise; iradesi sakatlanan tarafın sözleşmeyi iptal hakkını kullanması bu madde kapsamında belli bir süreye bağlanmıştır. Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.<br>Buradaki süre Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 tarih  ve 2011/14-281 E.,  2011/373 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere hak düşürücü süre niteliğindedir. Hak düşürücü sürenin Kanun’un açık hükmü uyarınca hata ve hilenin öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı kuşkusuzdur. İradesi sakatlanan tarafın hata veya hileyi öğrendiği andan itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmesi veya verdiği şeyi geri istemesi zorunludur.<br>Diğer taraftan, aldatmayı (hileyi) ispat yükü, aldatılan tarafa aittir. Hata, hile ve ikrah iddialarının senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkânsızlık vardır. Bu nedenle hukukî işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 203/1-ç maddesinde senede karşı senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılmıştır. Sözleşme resmî senetle yapılmış olsa dahi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Resmî belgelerle ispat” kenar başlıklı 7. maddesi “Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir” hükmünü taşıdığından, hile olgusunun tanık dâhil her türlü delille ispatı mümkündür.<br>Tüm bu açıklamalar ışığında somut dosyaya gelinecek olursa; her ne kadar yerel mahkemece, 30/12/2021 tarihinde ikrah sonucu korku etkisinin kalktığı kabul edilerek 05/11/2018 tarihinden üç yıl sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar isabetli olmamıştır. Şöyle ki; davacı yan senedin geçersizliği üzerinde durarak irade dışında senedin elinden çıktığı savıyla hareket ettiği kabul edilse bile davalının tefecilik suçundan ceza aldığını dava dilekçesinde defaatle ileri sürmüş olup, davalı ...  hakkında yağma suçundan ... C.Başsavcılığı tarafından ... soruşturma numarası üstünden K.Y.O.K. Kararı verildiği yani esasen irade dışında davacı elinden çıkan bir senet dahilinde değil de tefecilik suçu üstünden ceza takibatının sürmüş olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu senet 'tefecilik' suçundan dolayı davacının elinden çıkmıştır. Her ne kadar davacı anlatımını 'zorla elinden çıktığı' savıyla kuvvetlendirmek istese de bu hususta verilen K.Y.O.K. tam tersi mahiyet göstermektedir. 'Tefecilik' hususununda yapılan açıklamalar ışığından mahkemenin yargılamaya devam etmesi gerekmektedir. Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi TBK'nın 74. maddesinde düzenlenmiş olup, Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. ( Yargıtay HGK'nın  24/12/2014 tarih ve ve 2014/4-846 E. - 2014/1091 K. sayılı ilamı da bu yöndedir. ) Ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile belirlenen bu maddi olguların hukuk mahkemesi tarafından kabulü zorunludur. Yerel mahkemece ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasının sonucu beklenmeden isabetsiz şekilde yanılgıya düşülerek hak düşürücü süreden davanın  reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf talebinin kabulüne, mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapmak üzere mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                      :<br>1)- Davacı vekili tarafından ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  25/10/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>2)-  ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2022 tarih ... Esas ... kararının HMK.'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>3)-Dava dosyanın yeniden yargılama için ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 411,06.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE,<br>5)-İstinaf eden davalı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, <br>6)-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE,<br>7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>8)-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,<br> Dair, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere  26/12/2023 tarihinde karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> e-imzalıdır.<br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalıdır. <br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalıdır. <br>...<br>Katip<br>...<br>e-imzalıdır. <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7e2b24749608f9e","SID":"d8807ba237b9e063"}}