{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1686 Esas<br>KARAR NO: 2023/1481<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/10/2019<br>NUMARASI: 2017/333 Esas, 2019/916 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Kooperatif Üyeliğinin Tesbiti<br>KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili kooperatifin, İstanbul/Fatih adresinde faaliyet gösteren bir konut yapı kooperatifi olduğunu, bu kooperatifin kurucusu olan ...'in sahibi bulunduğu taşınmaz üzerinde kooperatifi kurduğunu ve akrabalarını da bu kooperatife üye yaptığını, ancak daha sonraki süreçte kooperatif üyelerinin hiç bir yükümlülüklerini yerine getirmeyerek kooperatif kurucusu ...'i yüz üstü bıraktığını, 22.05.1991 tarihli genel kurul toplantısının 3. maddesinde Küçükçekmece Tatarcı Çiftliğinde ... parselde kayıtlı arazideki 70.000 m2 alana mütekabil arazi hissesinin toplam 2.800.000.000 bedelle ...'den satın alınması, satış bedelinin peşin ödenemeyeceğinden satıcıya satış bedeli tutarında senet verilerek ayrıca satıcı lehine ipotek tesisi suretiyle arazinin alınması ve bu işlemleri yapmak üzere yönetim kuruluna yetki verilmesinin kabul edildiğini, 06.06.1992 tarihli genel kurul toplantısında gerektiği kadar üye kaydı yapılamadığından arsa borcunun ödenmesinde aksaklıklar olduğunun belirtildiğini, yine 30.06.1993 tarihli genel kurul toplantısında arsa sahiplerine olan borcun ödenmediği, ödenmesi için çare bulunamadığı veya arazi sahipleri ile yeni bir anlaşma yapılamadığı takdirde kooperatif hakkında takip yapılacağının kararlaştırıldığını, 30.06.1995 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulunun faaliyet raporu okunmuş olup kooperatifin arsa borcunun ödenmediği, kooperatifin diğer işlemlerini yürütülebilmesi için ayrıca hariçten borç alındığının bundan önceki toplantılarda da üyelere anlatıldığının belirtildiğini, davalılardan ...ın katılmış olduğu 23.05.1997 tarihli genel kurul toplantısının 9. maddesinde kooperatifin arsa borcunun ödenmediği ve ayrıca borçlandığı işler uzadıkça kooperatifin müşkül duruma düşeceğinin belirtildiği ve kooperatifin içine girdiği olumsuz koşulların daha da kötü bir hal alması ve üyelerin kooperatife yardım etmemesi üzerine kooperatif borcunun büyük bir kısmının ... (...) tarafından ödendiğini ve taşınmazın 23.05.1995 tarihinde tanzim edilen protokol ile hisselere ayrıldığını, bu protokole göre. ...'e %80 hisse, ... 'a %10 hisse, ... 'e %5 hisse, ...ye %5 hisse olarak devredildiğini, bu süreçten sonra ...'ün Kooperatif başkanı olarak görevini ifa etmeye başladığını, davalıların 1995 tarihinde... tarafından kooperatif borcunun ödenmesinden sonra gerçekleşen genel kurul toplantılarının hiç birine katılmadıklarını, şifahen ayrıldıklarını beyan edip, eylemli olarak da gelmeyerek üyelikten çıktıklarını ve 1995-2016 tarih aralığında gerçekleşen hiç bir genel kurul toplantısına da katılmadıklarını beyan ederek; davalıların müvekkili kooperatife üye olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; kooperatif tarafından verilmiş tek bir aidat toplama kararı olmadığını, genel kurul toplantılarının kanuna uygun olmayan zamanlarda yapıldığını, 04.07.2014 tarihli genel kurul toplantı tutanağında üye tam sayısı ile toplanıldığının belirtildiğini ve hazırun cetvelinde 6 üyenin isminin yer aldığını, kooperatif üye sayısının 7'nin altına düşmesinin zaten kanunca dağılma sebebi olarak düzenlendiğini, 1995 yılı ve devamında yapılan genel kurulların tamamının çağrısız yapıldığını ve genel kurul tutanakları üye tam sayısı ile yapılmış gibi düzenlendiğini, davacı tarafın iddialarının haksız ve gerçek dışı olduğunu beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesince,\"Davacı tarafça; davalıların parasal yükümlüklerini yerine getirmedikleri ve kooperatif faaliyetleri ile ilgilenmediklerinden bahisle üyeliklerinin kendiliğinden düştüğü ileri sürülmüş ise de;  parasal yükümlülüğün yerine getirilmesi için esas sözleşmenin 14/2 hükmüne göre iki ayrı ihtarın yapıldığına, aynı şekilde davalıların kooperatif faaliyetlerine ve genel kurula davet edildiklerine buna rağmen kayıtsız kaldıklarına ilişkin herhangi bir delil sunulmamıştır. Her ne kadar ortaklarından devamlı aidat toplayan ve hayatiyetini sürdüren bir kooperatifte ortağın uzun yıllar parasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi, kooperatif ile ilişki kurmamış olması ve kooperatif işlemlerine karışmamış ve genel kurullara gelmemiş olması ortağın zımnen ortaklığının son bulması şeklinde yorumlanacağı yerleşik Yargıtay uygulamaları arasında ise de; mübrez raporlarda da ifade edildiği üzere;  incelenen genel kurul tutanaklarında herhangi bir aidat kararı alınmadığı ve bu hususta davalılara herhangi bir ödeme çağrısında bulunulmadığı, davalıların genel kurul toplantılarına çağrılmış olduklarına  herhangi bir delil sunulmadığı, dolayısıyla davacı kooperatifin  düzenli aidat toplayan ve faaliyette bulunan bir kooperatif olmadığı; bu anlamda davalıların uzun yıllar kooperatifle ilişki kurmamış olmalarının ortaklık ilişkilerinin son bulması sonucunu doğurmayacağı, aidat toplama ve toplantıya çağırma yükümlülüğünün davacı tarafça yerine getirilmemiş olması nedeniyle koopetarif lehine davalıların kooperatif üyeliklerinin düştüğü hukuki sonucuna varılamayacağı, kooperatif üyeliğinin zamanaşımına uğramayacağı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.  Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalıların kooperatifin kurulmasından bu yana  yükümlülüklerini yerine  getirmediklerini, kooperatif  ile fiili   hiç bir bağlarının olmadığını, dosyada mübrez bilirkişi raporlarının özensiz, tarafların ve mahkemenin  denetimine ve uyuşmazlığı çözmeye elverişsiz olduğunu,  bu hususun  dilekçelerinde belirtilmesine rağmen mahkeme tarafından dikkate alınmayarak eksik inceleme sonucu hatalı bir  şekilde hüküm kurulduğunu, kararda  yeterli gerekçenin yer  almadığını ifade  ederek   yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, haklı davanın kabulü ile davalıların  kooperatife üyeliklerinin sona erdiğinin tespitine karar verilmesini  talep   ve istinaf  etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava; davalıların, davacı kooperatif üyeliklerinin sona erdiği ve kooperatife üye olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı yan, davanın reddini savunmuştur. Yanlar arasında; davalıların bir dönem kooperatif üyesi olduğu yönünde her hangi bir ihtilaf yoktur. Yanlar arasındaki ihtilaf; davalıların parasal yükümlülüklerini yerine getirmeme ve kooperatif faaliyetlerine katılmama şartlarının gerçekleşmesi sebebiyle  üyeliklerinin düşüp düşmediği ve halen kooperatif üyesi olup olmadıkları hususlarına ilişkindir. Kooperatifler Kanunu; Madde 27 –\"Ortakların yüklendikleri paylar için ödiyebilecekleri para tutarını ana sözleşme belirtir. Kooperatif, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarından elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek yükümlerini yerine getirmelerini ister. İlk isteğe uymıyan ve ikinci istemeden sonra da bir ay içinde yükümlerini yerine getirmiyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez. \" düzenlemesini  içermektedir.  Mahkemece bilirkişi kurulundan alınan raporda; Davalıların, belli bir dönemde davacı kooperatife üye oldukları konusunda ihtilaf bulunmadığı,  davacı tarafından davalıların parasal yükümlülüklerini yerine getirmemeleri sonucu haklı nedenle ortaklıktan çıkarıldıklarına veya hisselerini devrederek ortaklıktan çıktıklarına ilişkin geçerli deliller sunulması gerekirken bu yönde herhangi bir delil sunulmadığı, her ne kadar davacı tarafından, davalıların uzun süreden beri ortaklık faaliyetlerine katılmadıkları bu nedenle örtülü olarak üyelikten çıkmış olduklarının tespit edilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, böyle bir durumun normal aidat toplayan ve genel kurul çağrısında bulunan buna rağmen üyenin ilgisiz kaldığı kooperatifler için sözkonusu olabileceği, somut olayda ise esas sözleşmenin öngördüğü şekilde  üyelerden iki kez ihtar yoluyla aidat talep edildiğine veya üyelerin genel kurul toplantılarına davet edildiğine buna rağmen davalıların kayıtsız kaldığına ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığı, dolayısıyla davalıların davacı kooperatife üye olduklarının kabul edilmesi gerektiğini bildirilmiştir. Davalıların parasal yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle esas sözleşmenin 14/2 hükmüne uygun olarak çıkarıldıkları veya hisselerini devrettikleri yönünde herhangi bir delil davacı tarafça dosyaya sunulmuş değildir. Davacı taraf; davalıların parasal yükümlüklerini yerine getirmediklerini ve kooperatif faaliyetleri ile ilgilenmediklerinden bahisle üyeliklerinin kendiliğinden düştüğünü ileri sürmüş ise de;  parasal yükümlülüğün yerine getirilmesi için esas sözleşmenin 14/2 hükmüne göre iki ayrı ihtarın yapıldığına, aynı şekilde davalıların kooperatif faaliyetlerine ve genel kurula davet edildiklerine buna rağmen kayıtsız kaldıklarına ilişkin herhangi bir delil sunmamıştır. Her ne kadar ortaklarından devamlı aidat toplayan ve hayatiyetini sürdüren bir kooperatifte ortağın uzun yıllar parasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi, kooperatif ile ilişki kurmamış olması ve kooperatif işlemlerine karışmamış ve genel kurullara gelmemiş olması ortağın zımnen ortaklığının son bulması şeklinde yorumlanacağı yerleşik Yargıtay uygulamaları arasında ise de; mübrez raporlarda da ifade edildiği üzere;  incelenen genel kurul tutanaklarında herhangi bir aidat kararı alınmadığı ve bu hususta davalılara herhangi bir ödeme çağrısında bulunulmadığı , davalıların genel kurul toplantılarına çağrılmış olduklarına dair herhangi bir delil sunulmadığı, dolayısıyla davacı kooperatifin düzenli aidat toplayan ve faaliyette bulunan bir kooperatif olmadığı; bu anlamda davalıların uzun yıllar kooperatifle ilişki kurmamış olmalarının ortaklık ilişkilerinin son bulması sonucunu doğurmayacağı, aidat toplama ve toplantıya çağırma yükümlülüğünün davacı tarafça yerine getirilmemiş olması nedeniyle koopetarif lehine davalıların kooperatif üyeliklerinin düştüğü kabul  edilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesince, davalıların kooperatif üyeliklerinin düştüğünün ve son bulduğunun  tespiti talebine yönelik davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından yerinde görülmeyen davacı  vekilinin  istinaf talebinin  reddine  dair  aşağıdaki şekilde hüküm  tesis  edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/333 Esas, 2019/916 ve  24/10/2019 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan  davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı  tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun  361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/12/2023   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55d454939a1a2415","SID":"32bd100bff5ae1b2"}}