{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/961 Esas<br>KARAR NO: 2023/1958<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/11/2021<br>NUMARASI: 2017/91E, 2021/921K.<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat <br>KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkilinin taşınmazına İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü’nün ... Esas haciz şerhi işlendiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğü Talimat sayılı dosyasından davalıya ihale edildiğini, minimum 200.000TL olması gereken taşınmazın 83.000TL'ye ihale edildiğini, müvekkilinin yüksek oranda zarar ettiğini, davanın tapunun davalıya geçmesi ile süresinde açıldığını, tahliye işlemi hakkında Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/828 Esas sayılı dosyasından açtıkları davada müvekkilinin çek ile ödediği 8.000 TL'yi dosyaya bildirilmeyen davalının ödeme makbuzunu dosyaya sunmadığını, 03.05.2003 tarihinde 15.000TL asıl alacak ve 11.500 TL işlemiş faizin tahsili talebi ile muris ... ve ... - ...'a yönelik başlatılan takibe mirasçı sıfatıyla pasif hasım olduğunu, alacaklının icra aşamalarında ödenen bedeli bildirmediğini, Müvekkilinin alacaklı olduğu 3.şahsın keşide ettiği çekin davalıya makbuz ile verildiğini ve ödendiğini, 3.kişi ...'ın alacaklı vekili Avukat ...'a 8.000 TL'lik çek ödemesini elden verdiğini, 17.03.2005 tarihinde Kadıköy ...İcra MD ... Esas olan dosyaya mahsuben 25.06.2005 tarihli 15.000 TL alacağına karşılık 8.000 TL aldığını kendi el yazısıyla makbuz karşılığında beyan ederek ...’a verdiğini, makbuz ve evrak bilgileri tarihleri ile kendi beyanlarıyla yazısıyla dosyada mevcut olduğunu, Asıl alacak olan dosya tutarındaki 15.000 TL’den 8.000 TL düşülmediğini, ...’dan alınan 25.06.2005 tarihli keşide edilen çeki koymadığı için dosyanın faizlerinin bugün ödenmeyecek şekilde kendilerini zorda bıraktığını, oysa o gün gerçek alacak üzerinden kalan 7.000 TL ödenecek durumdayken dosyayı zora soktuklarını beyan ederek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak Anadolu ...İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından müvekkiline ait olup satışı yapılan taşınmazın; Mahkemenin karar tarihindeki rayiç bedelinin davalıdan tahsiline veya taşınmazın müvekkiline iadesine, anılan dosyada müvekkilinin taşınmazın satışı sonrasında kalan bedel üzerinden borçlu olmadığının tespitine sebepsiz zenginleşmenin aynen iadesine, karar verilmesin, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın süresinde açılmadığını, hacizli taşınmazın kıymet takdiri kesinleşerek yapılan ihalesinin Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle kesinleştiğini, davacının ihalede satılan taşınmazdan tahliyeyi uzatıp/ geciktirip zaman kazanmak için huzurdaki davayı açtığını, Anadolu 16. İcra Mahkemesi 2016/828 E sayılı davayı da borçlunun tahliyeyi uzatmak için açtığını davanın halen derdest olduğunu, 8.000 TL çek verilerek bu meblagın borçtan düşülmediği iddiasının doğru olduğu faraziyesinde dahi borçlunun kalan borcu satışı yapılan gayrimenkulun satış değerinden çok fazla olduğunu, icra dosyası kapak hesabı yapıldığında görüleceğini, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"Davacının şahsi defi olarak senetlerin aynı alacağa bağlı olarak mükerreren verildiği, ilgili alacakların ödendiğini ileri sürmektedir. Senede karşı senetle ispat kuralı gereği, böyle bir mükerrerliği, alt ilişkiden kaynaklanan borcu gösterir mahiyette takibe konu senetlerin mükerrerliğini karşılaştırabilecek bir sözleşme ya da belgeyle ortaya konması gerekmektedir. Davacının ticari defterleri  için yapılan bilirkişi incelemesinde , davacının ‘noter onaysız düzensiz elle tutulmuş kasa defter başlıklı belge sunduğu bildirilmiştir. Bu sebeple talebi ortaya koyabilecek belge ve davacının ticari defterlerinde yapılan incelemelere binaen, takibe konu edilen senetlerin bedelsiz oldukları ispat edilememiştir. Davacının diğer talebi olan haksız haczin söz konusu olabilmesi için, ya hacze konu bir borç bulunmamalı ya da borçlu olmayan bir kişinin malı haczedilmiş olmalıdır. Taraflar arasında 3. Kişinin malının haczedilmesi ile ilgili bir ihtilaf bulunmadığından ve dava konusu takip kesinleştiğinden, haczedilen gayrimenkulünün ihale edildiği tarih itibarıyla, davacının davalıya icra dosyası kapsamında bir borcu olup olmadığı önem arz etmektedir. Bunun için yaptırılan bilirkişi incelemesinde (14.06.2021 tarihli rapor ) ise,  gayrimenkulün ihale edildiği 18.11.2014 tarihi itibarıyla davacının davalıdan toplam 69.287,34 TL alacaklı olduğu tespit edildiğinden, gayrimenkul üzerindeki haczi haksız olmadığı ve davalı alacaklının ilgili gayrimenkulün icraen satılmasını talep edilebileceği anlaşıldığından, davanın reddine\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; bilirkişi raporunun kabul etmediklerini, Müvekkilinin işlettiği mağazada 19.05.2000 tarihinde ... Ayakkabı firmasının sahibi davalı ... ile kendi işyerinde mal alıp satmak üzere anlaştıklarını ve açık hesap çalıştıklarını, alınan mal bedellerini açık hesap olarak ödemeye başladıklarını, ödemelere karşılık güven oluştuğu için makbuz almadıklarını, ödemeleri kasa defterine kaydettiklerini, piyasada pek çok firmanın bu şekilde açık hesap çalıştığını, bir süre açık hesap ödemeler devam ederken alacağı için çek veya senet talep ettiğini, bu talep üzerine 31.12.2000 tarihinde borçlarına mahsuben çek veya senet tanzim ettiğini, çek veya senetlerin toplam adetlerinin dosya kapsamında mevcut olduğunu, firmada alınan ürünlerin adet ve fiyatlarının irsaliyelerde görüldüğü, açık hesap ödemelerini 29.01.2000 tarihi itibariyle sonlandırdıklarını, bundan sonraki borçlara karşılık çek ya da senet verdiğini, piyasanın olumsuz koşulları nedeniyle çek ve senetleri ödeyemediğini, alacaklı vekilinin kendisine gelerek 15.000 TL 'lik senedin tanıdığı bir bankadan kırdırılarak bankaya taksitler halinde ödemelerini teklif etmesi üzerine yeniden 15.000 TL bedelli senet hazırlandığını, bankaya ödenecek senetlerin tebliğini beklerken iptal edilmesi gereken eski senet ve çeklerin icraya konu edildiğini, bu borç nedeniyle 17.03.2005 tarihinde hacze gelindiğini ve babasının ise gelen hacizler sonrasında artık dayanamayıp davalıya olan borcunu kapatmak için işyerini ... isimli kişiye sattığını, 8.000 TL bedelli çekin ödendiğini ancak bu ödeme miktarının dosyaya bildirilmediğini,10.04.2021 tarihli dilekçe ekinde yer alan belgelerin incelenmediğini,  banka adı, şube adı, hesap no, çek no, tutar, vade ve hesap ismi yazılı belgenin incelenerek bu çeklerle ilgili yapılan ödemelerin tarihlerini, tutarlarını ve tahsil eden kişilerle ilgili yeterli inceleme yapılmadığını,  15.000 TL lik senet karşılığındaki borcun müvekkili tarafından ödendiğini, dilekçe ekinde yer alan belgedeki bankalara müzekkere yazıldığında gelecek yazı cevabı sonrasında müvekkili tarafından ödendiğinin görüleceğini, delillerin celp edildikten sonra dosyanın yeni bir heyete tevdini talep ettiklerini, 15.000 TL'lik borç ve bu borca istinaden bir tane senet olmasına rağmen davalının teklifi sonrasında bankaya taksitler halinde ödenmesi için yeniden bir 15.000 TL'lik senet düzenlediğini, davalı tarafından iki senet birden tahsil edilmek istendiğini, aslında ödenen borçlar ödenmemiş olarak göründüğünü ve bu mükerrer senet üzerinden yapılan icra takibi neticesinde müvekkilimizin ihale yolu ile taşınmazı değerinin çok çok altında davalıya ihale edildiğini, Davalının hem mükerrer bir senet üzerinden icra takibi yapmış hem de müvekkil tarafından ödenen 8.000 TL'lik ödemeyi icraya bildirmediğini, yerel mahkemece sadece menfi tespit kapsamında değerlendirme yapılarak diğer talepler hakkında olumlu olumsuz karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olup kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili asilin de beyanları olup kendisince e imza ile imzalanarak dosyaya sunulmakta olduğunu, .. icra müd ...  E sayılı dosya üzerınden yürütülen icra takıp ve ıhale satış işlemlerine ilşikin bütün işlemler hukuka aykırı olduğunu, dır davanın ANADOLU ... İcra müdürlüğünün .. E sayılı dosyasında.n borçlu olmadıgımın tespiti ile taşınmazın davalıya satılması nedeni ile karar tarıhıne yakın dönemde yapılacak keşifle  tespit edılecek bedelin tarafına ödenmesıne sebebsız zengınleşme nedenıyle veya davalı adına yapılan tapu kaydının iptaline daırenın tarafıma devrıne karar verılmesınin talep edilmekte olduğunu,  30/05/2017 tarıhlı kapak hesabındaki 207,377,08 tl lik tutarın hatalı olduğunun Anadolu 4 İcra hukuk mahkemsı 2017/ 563 e dosyası ıle mahkemece tespıt edıldiğini, ayrıca 26 /05/ 2005 tarıhınde takip borcuna karşılık alacaklı vekılıne harıcen yapılan 8000 TL ödemenın icra dosyasına bildirilmediğini, ödemlerin dikkate alınmadığını, 15.000TL'lik senedin ödenememesi nedeni ile ikici kez 15.000TL lik senet alındığını, Şişli ... İcra Md ..., ..., ... E sayılı dosyalarda borcun ödendiğini, ancak borcu  bittiği düşünülürken bu kez ... E sayılı ilk dosyadan haciz işlemi başlatıldığını, kendisinin 2.sınıf tacir olup büyük işletme olmadığından defterlerine noter onayı gerekmediğini, çek ödemelerinini bankadan sorulmadığını, kapak hesabının hatalı olması, bildirimlerin yapılmaması nedeni ile çok mağdur olduğunu, dairenin iadesini talep ettiğini beyan etmiştir.  <br>GEREKÇE Davacı, 2005 yılında çek ile ödenen 8000TL'nin dosyaya bildirilmediğini, o tarihte gerekli bildirim yapılması halinde ödenecek durumda olduğunu, ayrıca aynı borca ilişkin 15.000TL bedelli ayrı bir senet alındığını bu senedin de mükerrer takibe konulduğunu, borcun ödendiğini, gayrimenkulünün haksız olarak ve düşük değerle satıldığını, zarara uğradığını belirterek, taşınmazın rayiç bedelinin davalıdan tahsiline veya taşınmazın  iadesine, taşınmazın satışı sonrasında kalan bedel üzerinden borçlu olmadığının tespitine, sebepsiz zenginleşilen tutarın iadesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili dava dilekçesinde, istirdat davasının taşınmazın davalıya geçmesinden itibaren bir yıl içinde süresinde açıldığını iddia etmiş ise de; ihalenin feshi davasının reddine karar verildiği, temyiz isteminin ve karar düzeltme talebinin reddedildiği, ihalenin feshi talebinin reddi kararının 13.10.2015 Tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında istirdat talebinin İİK 72/7 maddesi gereğince süresinde olmadığı anlaşılmaktadır. (bknz Y.19HD, 2014/19402, 2015/7665 K, 25.05.2015 T.li ilamı) Bununla birlikte dosyada mevcut İstanbul Anadolu 4.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/563 E, 2018/123 Karar sayılı  ilamına da yansıyan kapak hesabına göre; 25.06.2005 Tarihli 8000TL bedelli ödemenin ve ihale nedeni ile de 18.11.2014 Tarihinde 83.000TL'nin borca mahsup edildiği, yine ilgili icra müdürlüğünce alınan ve davacı yanca dosyaya sunulan 21.05.2018 tarihli hesap bilirkişisinin raporunda da 8.000TL'lik ödemenin 26.05.2005 Tarihli ödeme olarak kabulü halinde de davacının gayrimenkulün satış tarihi itibarı ile borçlu olduğunun sabit olduğu, bunu dışında davadan ve ihaleden önce davacı yanca icra dosyasına yapılmış herhangi bir ödemeye rastlanmadığı, davacı bir kısım çek ve faturaların incelenmesini, 14.10.2021 Tarihli dilekçe ekindeki delillerin celbi gerektiğini ileri sürmüş ise de; ilgili dilekçe ekinde celbi talep edilen senet ve ödeme belgeleri 2000-2005 yıllarına ilişkin olduğu, İstanbul Anadolu 4.İcra Hm nin 2017/563, 2018/123 K sayılı dosyasında (taşınmazın alacağa mahsuben ihale edilmiş olması faiz uygulamasının kademeli yapılması gerekçesi ile) 02.06.2017 Tarihli kapak hesabının hatalı olduğu 8.135,14TL'nin  fazla ödendiğinin tespit edildiği ve bu yöndeki icra mahkemesi kararın taraflarca istinaf edilmeden kesinleştiği, kapak hesabında 8000TL'lik ödemenin de mahsup edildiği, davanın 21.01.2017'de açıldığı dikkate alındığında mahkemece davanın reddi kararı verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenle davacını istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 269,85-TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d9317d336a22985","SID":"b2f446c9745282e4"}}