{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/845 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2017<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/09/2019 (Dava) - 21/01/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2019/352 Esas - 2021/68 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Kooperatif Alacağından Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 20/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/12/2023<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/352 Esas-2021/68 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili kooperatife ortak olanların kooperatif desteği ile üretimini sağladıkları ürünlerin kooperatif tarafından satışının gerçekleştirilmesi amacı ile ürünlerinin teslimini taahhüt ettiklerini, ana sözleşmenin 14. maddesi gereği; “İlgili kanunlar, ana sözleşme ve yönetmelik hükümlerine uymak, kooperatifin çıkarlarına ve alınan kararlara aykırı davranışlarda bulunmamak, kooperatifin bütün hizmetlerine yardımcı olmak, yüklendiği ortaklık paylarını, varsa ek ödemeleri, kredi ve avanslardan doğan ve vadesi gelmiş borçlarını zamanında ödemek, kooperatife olan her türlü vecibelerini yerine getirmek, finansman müesseselerinden kooperatif adına ortakların müteselsil kefaleti ile kredi alınması sonucunda bu teşekküllere karşı doğan borçların yerine getirilmesinde payına düşeni zamanında yerine getirmek” hususlarının ortaklar tarafından üstlenildiğini, davalı ...’ın da, ana sözleşme hükümlerini, bütün hak ve ödevleri ile kabul ederek kooperatife ortak olabilmek için başvuruda bulunduğunu ve ortaklığa kabulünün gerçekleştiğini, böylece bahçesinden toplanacak mandalina ürünlerini kooperatife teslim etmeyi ve kooperatif borçlarından payına düşen miktarı ödemeyi üstlendiğini, kooperatifin, ana sözleşmedeki amaç ve yükümlülüklerine uygun olarak, ortakların ürünlerinin toplanması ve işlenmesi için işçi tuttuğunu, işçilere avans verdiğini, ana sözleşmeden kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirebilmek için gereken giderleri karşılayabilmek adına kredi kullandığını, üyelerin bahçelerinden toplanan ürünleri alacak olan firmalarla iletişime geçerek bu firmalarla imzaladığı sözleşmeler gereği belirli miktarlarda ürün verme taahhüdü altına girdiğini, bu doğrultuda, davacının ürünlerinin bakımı, gübrelenmesi, ürün toplanması için işçi temini, toplanan ürünlerin pazara daha uygun koşullarda sunulması için soğuk hava deposu kiralanması ve üretim-satış gibi tüm aşamalarda, kooperatifin ana sözleşmede üstlendiği şekilde davalının mandalina bahçesi için kooperatifçe masraf yapıldığını ve tüm bunlar yapılırken kredi çekmek durumunda kalındığını, davalının da bu doğrultuda ürünlerini teslim edip firmalara satış yapılması doğrultusunda gelir elde ettiğini, bahçesinin her türlü bakımının sağlandığını, ürününün satışı bu şekilde sağlandığı halde kooperatifçe bu kadar yapılan masraf karşılığında davalının kooperatifin kredi borçlarına katılmadığını, bu anlamda imzaladığı sözleşme ile kabul ettiği yükümlülüğünden kaçındığını, çekilen kredinin, usulüne uygun yapılan 25.06.2014, 16.06.2015 ve 05.05.2016 tarihli genel kurul toplantılarında kabul edildiğini, davalının ortaklıktan çıkmak istediğini belirtmesi üzerine, 08.06.2017 tarihli genel kurul toplantısında; \"...Ortaklıktan çıkmak isteyen ...'ın ortaklıktan çıkartılmasına, ancak kooperatif kredi borçlarına hissesi oranında katılma kaydıyla çıkartılmasına...\" karar verildiğini, davalının da bu hususa itirazı olmadığını, genel kurul kararının bu suretle kesinleştiğini, bu doğrultuda Seferihisar Noterliğinin 06.03.2018 tarihli ihtarnamesi ile payına düşen kredi borcunu ödemesinin, ekindeki genel kurul kararı ile birlikte ihtar edildiğini, davalının bu ihtarnameye cevabı olmadığını, ana sözleşmenin 14. maddesi gereğince hissesi oranında kooperatif kredi borcuna katılımı için Karşıyaka 5. Noterliğinin 15.03.2018 tarihli ihtarnamesi ile kendi payına düşen kredi tutarı olan 26.295,70 TL'yi ödemesinin ihtar edildiğini, davalının bu ihtara da cevap vermediğini, genel kurul kararı doğrultusunda ve ana sözleşmenin 14. maddesi gereği ortakların yükümlülükleri açıkça belirlendiğinden; davalının, kooperatif tarafından ortaklara hizmet sağlanması için ... Bankası'ndan çekilen 1.446.264,00 TL krediden payına düşen miktardan sorumlu olduğunun açık olduğunu, bugüne kadar da alacağın kooperatif tarafından hiçbir kısmı tahsil edilmediğinden Seferihisar İcra Dairesi’nin 2018/741 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı doğrultusunda takibin durduğunu, kooperatifin mevcut kredi borcunun devam ettiğini, davalı gibi borcuna katılım sağlamayan üyelerin, müvekkili kooperatifi neredeyse kapanmanın eşiğine gelecek şekilde mağdur ettiklerini belirterek, davalının haksız ve dayanaksız itirazının iptali ile takibin asıl alacak ve fer'ileri yönünden devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını, itirazlarını burada bir kez daha tekrarladıklarını, müvekkilinin, davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, davacının işbu davayı açmasında hukuki yararının olmadığını, haksız olarak zenginleşme amacı içerisinde olduğunu, takibe esas gösterdiği borcun kaynağını kabul etmediklerini, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkilinin kooperatif hizmetlerinden faydalanamadığını, kooperatifin, daha sonradan tahsil edebileceği kredi borcundan sorumlu tutulmalarının hukuka aykırı olduğunu, nitekim davacı tarafın da aleyhlerine yazılı, somut bir delil sunamadığını, davacının kendi gözetim ve denetiminde tutulan defter ve kayıtların lehine yorumlanamayacağı da gözetilerek, tüm kooperatif defter ve kayıtları, banka hesapları incelenip, kooperatif gelir kaynaklarının ne olduğu üzerinde durulması gerektiğini, bilirkişi incelemesi yapıldığında haklılıklarının ortaya çıkacağını, ayrıca itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılabileceğini, bu sebeple de davanın reddi gerektiğini, davacının haksız ve kötü niyetli olduğunu beyanla, davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı ...'ın, ortaklıktan ayrılma isteğini 28.04.2015 tarihinde Yönetim Kuruluna bildirdiği, davalının istifasının, 2015/Mayıs ayında yapılacak yönetim kurulu toplantısında görüşülmesi mümkün ise de, Yönetim Kurulunun istifanın kabulünü geciktirerek 08.06.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının gündemine aldığı ve anılan genel kurulda alınan karar gereğince ortaklığın sona erip, 06.03.2018 tarihli ihtarname ile de davalıya bildirildiği, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisi, kâğıt üzerinde, ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihte (09.03.2018) sona ermiş ise de, ayrılma talebinin kabulünün kasıtlı olarak geciktirildiği dikkate alındığında, 2015/Mayıs ayında sona erdiğinin kabul edilebileceği, davacı kooperatif tarafından, tarım ürünleri işleme tesisi kurmak amacıyla muhtelif tarihlerde değişik bankalardan kredi kullanıldığı, son olarak 2015 yılında ... Bankasından 1.400.000,00 TL kredi kullanılarak, hem öteki bankalara olan borçların kapatıldığı hem de tesisin yapımının tamamlandığının anlaşıldığı, kredinin kooperatife maliyetinin 1.446.264,00 TL olduğu, kredi taksitlerinin faaliyet gelirleri ile ödendiği, değişik bir anlatımla, kredi taksitlerini ödeyebilmek için ortaklığı devam edenlerden herhangi bir para talep edilmemesine karşılık, ortaklığı sona erenlerden kredi payı olarak 26.295,00 TL talep edilmekte olduğu, ortaklıktan ayrılanların, tesis üzerinde herhangi bir hakları kalmayacağından, kredi taksitleri için ortaklığı devam edenlerden herhangi bir para talep edilmezken, sadece ortaklığı sona erenlerden, kredi payı olarak 26.295,00 TL talep edilmesinin eşitlik ilkesi ile bağdaşmayacağı, kredi payı talebinin yasal dayanağının bulunmadığı anlaşılmakla; DAVANIN REDDİNE, asıl alacak miktarı olan 27.510,89-TL'nin %20'si oranında hesaplanan 5.502,18-TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine....\" şeklinde karar verilmiştir.\t<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacı vekili tarafından, \"...Müvekkili kooperatifin ortaklıktan çıkartılan ortağından talep ettiği genel giderlere katılım borcu ile kredi borcundan payına düşen kısmına yönelik alacak talebinin reddine karar verildiğini, mahkemece kredi payı talebinin yasal dayanağının bulunmadığından bahisle davanın reddine hükmedildiğini, davalının, müvekkili kooperatif ortaklarından olduğunu, davacı kooperatifin ticari faaliyetleri sonucunda bilanço açığı oluşur ve kredi borcu ödenmez ise kooperatifin iflasının söz konusu olacağı hususunun gözetilmediğini, kooperatif ortaklarından payı oranında talep edilen kredi borcunun eşitlik ilkesine aykırılık sebebiyle talep edilemeyeceği yönündeki tespiti kabul etmediklerini, kredilerle üyelere ait mandalina bahçelerine bakım, ilaçlama, gübreleme, ürün elde etmek için kooperatif üyesi adına masraf yapıldığını ve bu nedenle kredi çekildiğini, yani çekilen kredinin üyeler lehine harcandığını, kooperatifin halihazırda yükümlülüklerini yerine getirerek ürün tesliminde bulunan üyeleri ile yükümlülüklerine aykırı davranarak ortaklıktan çıkma sebebi oluşturan üyelerinin durumlarının eşit olmasının beklenemeyeceğini, elbette kooperatifin, ortaklıktan çıkartmış olduğu üyesinden, bilirkişinin de tespit ettiği üzere bir yıllık sorumluluk süresi içerisinde payına düşen borç meblağını tahsil etmesi gerektiğini, diğer yandan, bankalardan gelen kayıtlardan bu kredi borcuna ilişkin her ay faiz ödemesi yapıldığını, kooperatifin ise her ay ödeme yapmak suretiyle krediyi yapılandırma kapsamına soktuğunun açıkça görüldüğünü, yani kooperatif tarafından kredi borcuna ilişkin ödeme yapılmakta olup, en azından her ay bankalara yapılan ödemelerden ortakların payına düşen miktardan sorumluluğu olduğunun gözetilmesi gerektiğini, ortaklıktan ayrılanların, ortak oldukları süre içerisinde borçlardan sorumlu oldukları hususunun gözetilmediğini, alacak talebinin temelini oluşturan hususun bu olduğunu, Kooperatifler Kanunu’nun 23.maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine göre; ‘Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler.’ denildiğini, kanun maddesinde bahsedilen eşitliğin mutlak bir eşitlik olmadığını, her anlamda ortakların eşit hak ve yükümlülüklere eşit olacağı anlamına gelmediğini, eşitlik kavramının, nispi ve mutlak eşitlik olarak ikiye ayrıldığını, bilirkişinin eksik inceleme ile raporunda esas aldığı mutlak eşitliğin, kooperatif ortaklık statüsünden doğan objektif haklara sahip olma ve bunların korunmasını isteme hakkı olarak tanımlandığını, kooperatif ortaklığına bağlı olarak yararlanma ve maddi menfaat sağlamada, ortağın eylemli katkısı ve özverisinin gözetilmesinin ise nispi eşitlik ilkesi gereği olduğunu, daha önce müvekkili kooperatife üye olan davalı yararına yapılan harcamaların ortaklıktan ayrılan davalı taraftan talep edilmesinin hukuka ve sözleşme gereklerine aykırılık teşkil etmeyeceğini, davalı eski ortağın, ana sözleşme ile ürün teslimine ilişkin taahhüdünü gerçekleştirmemesi ve ana sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle, ürün teslim etmeyeceğini belirterek kendi isteği ile ortaklıktan çıkartıldıktan sonra payına düşen kredi borcunun talep edildiğini, davalının hissesi ile orantılı olarak kendi payına düşen kredi borcunu ve genel giderlere katılım borcunu ödemekle yükümlü olduğunu, aksi halde davalının akde aykırılıktan dolayı sorumluluğunun söz konusu olacağını, hükmedilen kötü niyet tazminatının haksız olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu sebeple de müvekkilinin alacaklı olmadığını bildiği halde icra takibi yaptığı şeklindeki kabulün doğru olmadığını...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, kooperatif alacağının kooperatiften çıkan ortaktan tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Mahkemece kooperatif uzmanı bilirkişiden kooperatif ve banka kredi evrakları da incelenmek suretiyle bilirkişi raporu alındığı, rapora davacı tarafça itiraz edildiği, mahkemece rapor yeterli görülerek alınan bilirkişi raporu doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. <br>Bilindiği üzere bir kooperatif ortağı, istifasının kooperatife ulaştığı tarihe kadar olan borçlarından dolayı sorumlu olup, üyeler arasındaki eşitliğin bu şekilde sağlanması gerekir. Kural olarak ortak, üyesi olduğu davacı kooperatifin belirlediği giderlere ilişkin borçlarının, sonradan istifa etmiş ya da ihraç edilmiş olsa dahi istifanın ulaştığı (istifa) ya da ihracın kesinleştiği (ihraç) tarihe kadar doğan kısmından sorumludur. Nitekim, Kooperatifler Kanunu' nun 27/son cümlesindeki; \"...Ortakların yüklendikleri paylar için ödeyebilecekleri para tutarını anasözleşme belirtir. Kooperatif, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarından elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek yükümlerini yerine getirmelerini ister. İlk isteğe uymayan ve ikinci istemeden sonra da bir ay içinde yükümlerini yerine getirmeyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez.\" şeklindeki düzenleme ile ortaklığın düşmesinin, ortağın anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmeyeceğine yer verilmiştir. İstifa ya da ihraç tarihinden sonraki borçlardan ortak sorumlu değil ise de, bu tarihlerden sonra kooperatifin herhangi bir hizmetinden veya imkanından yararlanmış ise, bu durumda bu yararlanmanın karşılığı olan genel giderlerden de sorumlu olacaktır.<br> Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davacı kooperatifin ana sözleşmesi dosya içerisinde mevcut olup, ortakların hak ve yükümlülükleri açıkça düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunda da değinildiği üzere kooperatif ortaklarından herhangi bir aidat alınmamakta, ilk girişte üyelik ücreti alındıktan sonra, kooperatifin varlığını faaliyet gelirleri ile sürdürmekte olduğu, bu kapsamda ortakların teslim ettikleri ürünler satıldıktan sonra, ortağın şahsi giderleri (ilaç, gübre vs.) ile kooperatifin giderleri ve kooperatif payı düşülerek bakiyenin ilgili ortağa ödendiği, kooperatif faaliyetlerinin bu usul ile devam ettiği anlaşılmaktadır. Kooperatif faaliyetlerinin devamı bakımından, tüm ortakların kooperatif hizmetlerinin karşılığı olarak payını ödemesi kooperatifin ve dolayısıyla tüm ortakların yararına olup, eşitlik ilkesinin de bir gereğidir. Aksinin kabulü, bu ödemelerin  geç de olsa yapılacağı beklentisiyle faaliyetlerini yürütüp buna göre plân yapan kooperatifi ekonomik yönden güç duruma sokacağı ve hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açacağı gibi diğer üyelerin de menfaatlerine zarar vermek suretiyle üyeliği süresince davalının da uymakla yükümlü olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesinde zikrolunan \"karşılıklı yardım ve dayanışma\" ilkelerine de ters düşecektir. Davacı kooperatif tarafından, her ortak için; \"ortakların ürünlerinin toplanması ve işlenmesi için işçi tutulduğu, üyelerin bahçelerinden toplanan ürünleri alacak olan firmalarla iletişime geçerek bu firmalarla sözleşmeler  imzalandığı, bu doğrultuda ortakların ürünlerinin bakımı, gübrelenmesi, soğuk hava depoları kiralanması vs.\" şeklinde masraflar yapıldığının ve kooperatifin amacı doğrultusundaki bu gereken giderleri karşılayabilmek adına bankalardan krediler kullanıldığının ileri sürüldüğü de görülmekle, davalıya bu kapsamda yapılan masrafların -davalının üyelik süresi ve kooperatifin hizmetlerinden faydalanma oranı da gözetilerek- karşılığında kooperatifin alacağının belirlenmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Somut olayda davalı taraf, yargılama aşamasında kooperatifin hiçbir hizmetinden yararlanmadığını ileri sürmüşse de, bu hususta dava öncesinde kooperatife gönderdiği bir ihtar veya sair bir belge sunmadığı görülmekle, davalının mandalina bahçeleri bakımından davacı kooperatif tarafından yapılan masraf/hizmetlerin kooperatif kayıtları titizlikle incelenerek tespit edilmesi gerekirken, alınan bilirkişi raporunda bu yönde hiçbir inceleme ve değerlendirme bulunmamaktadır. Kaldı ki, rapor içeriğinde, kooperatifin kredi borçlarından dolayı ileride ödeyememe durumu veya iflası sözkonusu olursa, kredi alınan dönemde ortak olup sonradan ortaklıktan çıkanların sorumluluğunun yine devam edeceği belirtildikten sonra, dava konusu kredi alacağından davalının sorumlu olmadığı şeklindeki görüş ile sonuca bağlanması, raporu kendi içerisinde de çelişkili hale getirmiştir. <br> Ayrıca, anasözleşmenin 18.maddesinde ortağın çıkma isteğinin YK ilk toplantısında görüşüleceği belirtilmiş olup, davalı ortağın 28.04.2015 tarihinde kooperatife sunduğu (kooperatifin kabulündeki) istifa dilekçesinin, 08.06.2017 tarihli GK toplantısında gündeme alınıp davalının talebinin kabulüne karar verildiği de görülmekle, davalının çıkma isteminin, makul süreden sonra gündeme alındığı açık olmakla birlikte, bu dönem aralığında da davalının kooperatif imkanlarından faydalanıp faydalanmadığının belirlenmesi (ortaklığın sona ermesinden sonraki faydalanmalar bakımından vekaletsiz iş görme hükümlerine göre talepte bulunulabileceği gözetilerek), kooperatifin bu konudaki delillerinin irdelenmesi, istifadan sonra faydalanma yok ise davalı ortağın çıkma isteğinin kooperatife ulaştığı tarih itibariyle davacı alacağının belirlenmesi gerektiğine de dikkat edilmelidir. <br> Mahkemece yapılması gereken iş; yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek kooperatif kayıt ve evraklarının, kredi evraklarının, davalıya ve diğer üyelere yapılan masraf ve hizmetlerin karşılıklı olarak incelenmesi, tarafların tüm delillerinin titizlikle irdelenip değerlendirilmesi suretiyle, kooperatifin davalıdan alacağı olup olmadığı, miktarı ve yasal faiz üzerinden işlemiş/işleyecek faizi bakımından, farklı bir kooperatif uzmanı bilirkişiden ayrıntılı ve dayanak belgelerini de içerir şekilde hüküm kurmaya/denetime elverişli bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. <br>Kabule göre de; kooperatifin, ortak sayısına göre, ortaklıktan çıkan ortağa düşen pay olan tutarın belirlenerek, kooperatifin alacağı olduğu düşünülen bu tutar bakımından takip başlatılması kötüniyetli kabul edilemeyeceğinden, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi de doğru olmamıştır.<br> Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/352 Esas - 2021/68 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  20/12/2023<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"64946953fcca1ce3","SID":"694186a82fcd6c1d"}}