{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2023/595 <br>KARAR NO\t: 2023/919<br><br>DAVA\t: Şirketin İhyası<br>DAVA TARİHİ\t: 08/09/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 20/12/2023<br><br>Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili tarafından ibraz edilen dava dilekçesinde özetle; ----- Mahallesinde yer alan 5753 Ada, 4 Parsel ile ---- İlçesi, ---- yer alan 5755 Ada, 1 Parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında ipotek alacaklısı görünen \"TASFİYE HALİNDE ----ünvanlı şirketin----- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----Esas ve----- Karar sayılı kararı ile ihyasına karar verilmiş olmakla birlikte söz konusu ihya kararının o davayla sınırlı olduğu da belirtilerek sonuçta ticaret sicilinden resen terkin edilmiş olan söz konusu şirketin alacaklı göründüğü ipoteklerin kaldırılmasının sağlanması yönünden ihyasına karar verilmesi gereğinin söz konusu olduğu ileri sürülerek söz konusu ipoteklerin kaldırılmasının sağlanması için söz konusu şirketin ihyasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.<br>Davacı vekili duruşmada da dilekçesini tekrar etmiştir.<br>Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde yasal düzenleme hatırlatılarak ve davalının yasal hasım olması nedeni ile yargılama giderinden sorumlu olmadığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.<br>Dava ticaret sicilinden resen terkin edilmiş olan ve başka bir dava nedeniyle Mahkemece ihyasına karar verildiği için tasfiye halinde ibaresi eklenmiş olan ''TASFİYE HALİNDE----' ünvanlı şirket lehine konulmuş olan ipoteklerin kaldırılmasının sağlanması için ihya edilmesinin gerekip gerekmediği hususunun aydınlatılmasına yöneliktir. <br> TTK'nin \"Ek tasfiye\" başlıklı 547.maddesi:<br> \"(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.<br>    (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.\" <br>hükmünü içermektedir. <br>Ticaret sicilinin cevabına göre söz konusu şirketin 07/07/2014 tarihinde resen terkin edildiği, şirketin adresinin ----- olduğu ve Mahkememizin yargı alanı içinde kaldığı, son temsilcilerinin ..., -----oldukları; bunlardan yönetim kurulu başkanı ... tasfiye memuru olarak atanabileceği ve temin edilen nüfus kaydına göre bu şahsın hayatta olduğu belirlenmiştir. <br>Celp edilen tapu kayıtlarına göre yukarıda dava dilekçesinde özetlenen şekilde söz konusu taşınmazların tapu kayıtlarında ihyası talep edilen şirket lehine ipotek kayıtları olduğu, davacının tapularda hissesi olan malik olduğu, ihyası talep edilen şirketin ipotek alacaklısı olduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamına göre ----Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden 09/12/2015 tarihinde verilen ve 09/02/2016 tarihinde kesinleşen ---- karar sayılı kararla ----. Asliye Hukuk Mahkemesinin ----- Esas sayılı davası yönünden söz konusu şirketin ihyasına karar verildiği ve bu kararın ticaret siciline tesciliyle birlikte şirketin ünvanına tasfiye halinde ibaresinin eklendiği, kararda tasfiye memuru atanmadığı belirlenmiştir.<br>Bilindiği üzere şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Ancak tüzel kişiliğin sona erebilmesi için şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda hukuki bir işlemdir. Bu işlemin veya kararın hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün değildir. Eksik veya hatalı işlem sonucu şirketin sicilden tasfiye sonucu terkinine karar verilmiş ise, bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına sahiptir.<br>Eldeki dava yönünden, söz konusu şirket lehine ipotek kaydı olduğu halde tasfiyenin şeklen ve eksik olarak ticaret sicil kayıtlarına yansıdığı; söz konusu ipoteğin kaldırılmasının sağlanması yönünden olabilecek hukuki süreçlerde muhataba gerek olduğu; söz konusu ----- Esas ve ---- Karar sayılı ihya kararının sadece o davaya münhasır olması nedeniyle bu eldeki davanın hukuki yararına bir etkisinin söz konusu olmadığı; ipoteğin kaldırılması ile ilgili muhtemel süreçler yönünden TTK'nin 547. maddesi anlamında ek tasfiye işlemini gerektirdiği ve bunun için söz konusu şirketin ihya edilerek yeniden ticaret siciline tescilinin zorunlu hale geldiği; malik konumunda olan davacının böyle bir dava açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır. <br>Terkin işleminin 07/07/2014 tarihinde gerçekleşmiş ve davanın herhangi bir davaya dayalı olmaksızın 5 yıl sonra 08/09/2023 tarihinde açılmış olması karşısında hak düşürücü süre yönünden irdeleme yapılması gerekmiş olup, başka bir dava nedeniyle---- BAM ----Hukuk Dairesi' nin verdiği 24/06/2021 tarihli, ----Esas ve-----Karar sayılı ve ilgili gerekçesi:<br>\"...<br>Somut olayda, şirketin 07.07.2014 tarihinde kaydının silindiği, şirket ortağı tarafından beş yıllık yasal süre geçtikten sonra 25.11.2019 tarihinde ihya talep edildiği açıktır. Ancak,  yasal düzenlemeye göre on yıllık sürenin dolmaması nedeniyle şirkete ait aracın Hazineye intikal etmesi koşulu gerçekleşmemiştir. Bu durumda, şirketin ortada tasfiyesi gerekli bir mal varlığı bulunduğundan yasa koyucunun amacı doğrultusunda uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Yasa maddesinde, terkinden itibaren baş yıllık sürede ihya talep edilebileceği belirtilmesine karşın, şirketin mal varlığının on yıl sonra Hazineye intikal edeceği düzenlendiğinden, kanun boşluğunun bulunduğu kabul edilmelidir. Şirkete ait mal varlığının Hazineye intikal etme süresi olan on yıldan önce ne şekilde işlem yapılacağına ilişkin TTK'nın geçici 7. maddesinde bir düzenleme bulunmaktadır. Ortada bir hukuki düzenleme eksikliğinin mi (kanun boşluğu), yoksa yasa koyucunun bilinçli bir susmasının mı bulunduğunun belirlenmesi önem taşımaktadır. Kanun boşluğu, sorunun çözümüne katkı sağlayacak bir hukuk kuralının bulunmaması şeklinde tanımlanabilir. Ancak, açık bir düzenleme yapılmamış olması her zaman kanun boşluğu anlamına gelmeyebilir. Bir sorun hakkındaki çözüm başka bir alanda düzenlenmiş olabilir.<br> Hukuki bir sorun hakkında, hukuk sistemi mutlaka bir çözüm üretmek zorundadır. Yasanın bir düzenleme öngörmediği bir sorunun çözümsüz bırakılması düşünülemez. Kanun koyucunun bir konuda düzenleme yapmaması, o konuyu olumsuz düzenlemek istediğianlamına gelmez. Bu açıklamalara göre, somut olaydaki uyuşmazlık yönünden bir kanun boşluğunun bulunduğunun ve bu boşluğun, TMK'nın 1. maddesiyle hakime verilen yetki kapsamında doldurulması gerekir. <br>Kanun boşluğunun doldurulmasında, TTK'nın geçici maddesine yansıyan kanun koyucunun iadesinin esas alınması uygun olacaktır. Kanun koyucu, mevcut düzenlemeyle, terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının on yıl sonra Hazineye intikal edeceğini kabul ettiğine göre, bu süre dolmadıkça, şirket ortaklarının bu mal varlığı üzerindeki haklarının devam ettiğini kabul etmiş durumdadır. Ortada bir mal varlığı bulunduğuna göre, bu mal varlığının tasfiyesi için şirketin ihyasına karar vermekten başka çözüm bulunmamaktadır. Aksinin kabulü, yasanın düzenlediği on yıllık sürenin anlamsız hale gelmesi sonucunu doğurur. Bu açıklamanın bir sonucu olarak, mal varlığının Hazineye intikal süresi olan on yıllık süre doluncaya kadar ortaya çıkacak mal varlığının tasfiyesi amacıyla ihya talebinde bulunulabileceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur....şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan eldeki bu dava yönünden de emsal nitelikli söz konusu karar ışığında ve özellikle Anayasa Mahkemesinin 22/06/2023 tarih ve---- Esas,-----Karar sayılı kararı ile söz konusu geçici 7. Maddenin 15. Numaralı fıkrasının 5. Cümlesinde yer alan \"...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...'' ibaresinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiş olması ve eldeki davanın 10 yıllık süre içinde açılmış olması karşısında hak düşürücü süre engelinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Sonuç olarak söz konusu şirketin ihyası için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleştiği ve sübut bulan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup ek tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi yönünden söz konusu temsilcinin tasfiye memuru olarak atanmasının ve ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru olarak ... tarafından yapılması uygun görülmüş olup, yargılama gideri yönünden yapılan irdelemeye bağlı olarak: davalı ... Sicil Memurluğu, yasal hasım konumunda olup, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderinden sorumlu tutulmamıştır. <br><br>HÜKÜM:  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere   ;<br>1-Davanın TTK'nin 547. Maddesi uyarınca KABULÜ ile;<br>a)----Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ----- sicil numarasında kayıtlı iken tasfiyesi kapatılmış olan ''TASFİYE HALİNDE ----' ünvanlı şirketin;<br>a1)---- İli,---- İlçesi---- yer alan 5753 Ada, 4 Parsel ile,<br>a2) ----İli, ----İlçesi,----- yer alan 5755 Ada, 1 Parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında,<br>yer alan ve söz konusu şirketin ipotek alacaklısı olduğu ipotek şerhlerinin kaldırılması işlemleriyle sınırlı olarak ihyası ile şirketin bu konuyla sınırlı olmak üzere ----Ticaret Siciline yeniden tesciline,<br>b)Her iki ipotek şerhi yönünden geçerli olmak üzere ek tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için söz konusu şirketin yönetim kurulu başkanı ... tasfiye memuru olarak atanmasına ve söz konusu tek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru ... tarafından yürütülmesine, ek tasfiye bitinceye kadar tasfiye memurunun görevinin devam etmesine,<br>c)Kararın -----Ticaret Siciline tescil ve ilanına, <br>2-Harç peşin alındığından bu konuda başkaca bir hüküm oluşturulmasına yer olmadığına,<br>3-Gerekçede açıklanan nedenlerle davalı ... sicil müdürlüğünün yargılama giderinden sorumlu tutulmasına yer olmadığına ve buna göre sonuçta: <br>a) Davacı tarafça yapılan harç ve giderin üzerinde bırakılmasına, <br>b) Davacı vekili yararına avukatlık ücreti takdir edilmesine yer olmadığına, <br>4-Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>İlişkin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde-----Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d9cfb656e9f8cfbe","SID":"500029735808cc42"}}