{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1971 - 2023/1085<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2021/1971 <br>KARAR NO\t: 2023/1085<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/4 Esas 2021/466 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t:  <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 21/12/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 10/01/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;\t<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.09.2016 tarihinde, Ankara ili Etimesgut ilçesi Evcil Hayvan Parkı önünde bulunan yaya yolunda karşıdan karşıya geçmekte olan davacıya davalılardan ...’ın idaresindeki, davalı ... adına kayıtlı, davalı ... Sigorta AŞ’ye ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının  yaralandığını, iş göremez ve başkasının bakımına muhtaç hale geldiğini, tedavi süresince SGK tarafından karşılanmayan pek çok sağlık gideri yapıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 25,00 TL geçici maluliyet, 25,00 TL sağlık gideri, 50,00 TL daimi maluliyet olmak üzere 100,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sigorta şirketi hariç diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 04.06.2021 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 25,00-TL olarak talep edilen geçici maluliyet tazminat bedelini 1.818,18 TL'ye, 50.00-TL olarak talep edilen daimi maluliyet tazminat bedelini 6.816,41 TL'ye yükseltmiştir. <br>Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'ın 28.09.2016 tarihinde ... plakalı aracı ile seyir halinde ve hızı ortalama 40-50 km/sa iken, yaya geçidini geçtikten 10-20 metre sonraki otobüs durağında bulunan otobüsün önünden ani ve kontrolsüz şekilde davacının yola atlaması üzerine kazanın meydana geldiğini, davacının kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafından talep edilen zarar kalemlerin haksız ve fahiş olduğunu, geçici ve kalıcı iş gücü kaybı, efor kaybı, refakatçi masrafları talep edilmekte olup bu kalemleri kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde 311000020654776 no’lu zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı bulunduğunu, davalı şirkete istenilen eksik belgelerin iletilmediğini bu sebeple davacının dava açma hakkının bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartlarına göre tedavi-sağlık gideri teminatı üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi giderlerini içeren teminat olduğunu, tedavi/sağlık giderlerine ilişkin sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda; makine mühendisi bilirkişinin 14.02.2020 tarihli raporunda, ile özetle; ... plakalı araç sürücüsü davalı ... ile davacı yaya ... karışmış oldukları kazanın oluşumunda, kimin kural ihlali işlediği, dolayısıyla kimin kazaya neden olduğu mevcut deliller ile anlaşılamadığından, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi gereğince, tehlike eşit varsayıldığından; kazanın meydana gelmesinde kusurun, ... plakalı araç sürücüsü davalı ... ile davacı yaya ... arasında yarı yarıya %50-%50 oranında paylaşılabileceği bildirildiği, bilirkişinin 17.04.2020 tarihli ek raporunda, ... plakalı otomobil sürücüsü davalı ...'ın meydana gelen kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK'nun 52/b ve 74. maddeleri kural ihlalini işlemiş olmakla %25 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...’ın meydana gelen kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK'nun 68/b-c ve KTY.nin 138/b-3 maddeleri kural ihlallerini işlemiş olmakla %75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, talimat yolu ile İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsünden seçilen bilirkişi heyetinin 22.12.2020 tarihli raporunda, davacı yaya ...’ın hatalı davranışının, birinci derecede ve takdiren % 75 (yüzde yetmişbeş) oranında etkili olduğu,  davalı otomobil sürücüsü davalı ...’ın hatalı sevk ve idaresinin ise, ikinci derecede ve takdiren % 25 (yüzde yirmibeş) oranında etkili bulunduğunun belirtildiği, maluliyet oranı ile ilgili değerlendirme ile davacının ameliyat olması gerekip gerekmediğine yönelik yapılan araştırma kapsamında A.Ü. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 08.10.2018 tarihli raporun 28.09.2016 (kaza tarihi) tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlenmemiş olduğu hususu da gözetilerek A.Ü. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına yeniden müzekkere yazılarak 28.09.2016 tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri çerçevesinde davacının maluliyet durumunun yeniden tespitinin istendiği, kaza tarihi 28.09.2016 itibariyle uygulanması gerekli \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümleri esas alınarak kişinin özür oranının %17 (yüzde on yedi) olduğu, 6 (altı) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı hastanın tedavisi için  ameliyat olması gerektiği belirtilmekle şahsın ameliyat olması halinde ameliyat sonrası tedavisi tamamlandıktan sonra muayene edilmek üzere tekrar gönderilmesi gerektiği bildirildiği davacı vekili davacının yaşı sebebiyle ameliyat olmadığını belirttiği, tazminat hesabı yönünden alınan bilirkişi raporu ile 28.09.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu %17 oranında maluliyeti olan ve %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilen davacı için 1.818,18 TL geçici, 6.816,41 TL sürekli işgücü kaybı yönünden maddi tazminat hesaplandığı, davalılardan ... kazaya karışan ... plakalı hususi otomobilin sürücüsü ... ise maliki/işleteni olduğu, aracın davalılardan ... Sigorta AŞ'ye 05.04.2016-05.04.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, tazminatın haksız fiilden kaynaklandığı, mahkemece hükmedilecek tazminata davalılardan ... ve ... bakımından kaza tarihi itibariyle, davalılardan ... Sigorta AŞ'ye ise poliçe teminatının ödenmesi konusunda davacılar tarafından davadan önce 12.12.2016 tarihinde başvuruda bulunduğu, mahkemece gerekli belgelerle başvuruda bulunulduğunun tespiti halinde başvuruyu takip eden 8 işgünü sonunda, 23.12.2016 tarihinde temerrüde düşürüldüğü kabul edilerek, hükmedilecek tazminata 23.12.2016 tarihi itibariyle yasal faiz takdir edilmesinin uygun olacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 1.818,18 TL geçici iş göremezlik ve 6.816,41 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri ile sorumlu tutulmasına); davalı sigorta şirketi yönünden 23.12.2016 tarihinden yasal faizi ile birlikte tahsiline, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, sağlık gideri kalemi yönünden tazminatın feragat nedeni ile reddine, 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmiş; karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aktüerya hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve %1.8 teknik faiz esasına göre hesaplama yapılması gerektiğini, geçici işgöremezlik tazminatından SGK’nın sorumlu olduğunu, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurunun bulunmadığını, kusur raporları arasında çelişki olduğunu, manevi tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Davacı vekili, davalılardan ...’ın idaresindeki, davalı ... adına kayıtlı, davalı ... Sigorta AŞ’ye ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek davalılardan maddi ve manevi tazminat talep etmiş, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalılar istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>1-Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak belirlenmesi gerekir.Danıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br> Somut olayda, hükme esas alınan aktüerya raporunda, destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin esas alındığı görülmekle davalı ... Sigorta AŞ vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>2-Davalı ... Sigorta AŞ vekili, geçici işgöremezlik tazminatından tedavi gideri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğu yönünde istinaf itirazında bulunmuşsa da; geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı olup 2918 sayılı KTK.nın 98. Maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK.nın 54. Maddesinde de sayılan bu zararlardan zarar sorumluları KTK.nın 85. Maddesi ve 91. Maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. Maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından sorumlu olacağının kabulü gerekir. Bu itibarla, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi reddedilmiştir.<br>3- 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesi gereğince sigorta şirketi, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigorta şirketinin merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadır. O halde, davacı vekili tarafından dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış ise başvuru tarihinden itibaren sekiz iş günü sonrası temerrüde düşeceği, bir başvuru yapılmamış ise en erken dava tarihinde temerrüdün oluştuğunun kabul edilmesi gerekir. <br>Somut olayda, dava açılmadan önce davacı tarafça davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı tartışmasız olup davalı sigorta şirketinin başvurudan sonra 8 iş günü sonrasında temerrüde düştüğünün kabul edilmesinde ve bu tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>4-Mahkemece, dava konusu kazaya ilişkin kusur oranının belirlenmesi için makine mühendisi bilirkişiden alınan 17.04.2020 tarihli rapor ile ve İTÜ Ulaştırma Bölümünden alınan raporda, kavşağa ve yaya geçidine yaklaşırken hızını azaltmayan davalı sürücünün %25, yaya geçişine geçiş öncelikli olmayan bir yol bölümünden yolun karşısına geçmek isteyen davacının %75 oranında kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, raporlar arasında bir çelişkinin bulunmadığı, belirlenen kusur oranının kaza tespit tutanağı ve kazanın oluşumuna uygun olduğu anlaşıldığından davalılar ... ve ... vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davalı ... Sigorta AŞ vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden davalıların istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ... Sigorta AŞ vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince  davalılardan alınması gereken 1.614,48 TL istinaf karar harcından peşin alınan 403,62 TL harcın mahsubu ile kalan 1.210,86  TL  davalı sigorta şirketinin 589,83 TL'den peşin alınan 147.45 TL'nın mahsubu ile kalan 442,37 TL'den sorumlu olmak üzere   davalılardan müştereken ve müteselsilen  tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>3-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Taraflarca yatırılan istinaf gider avansın varsa  kullanılmayan kısmın HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, <br>5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK.nın 362/1.a maddesi gereğince  KESİN olmak üzere 21.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb7b2f12c6f74914","SID":"8883b9649ccf8163"}}