{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2368 <br>KARAR NO: 2024/9<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/10/2023<br>NUMARASI: 2022/360 E. 2023/905 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 04/01/2024\t\t<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 16/10/2023 tarih ve 2022/360 E - 2023/905  K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıdaki alacağının tahsili için faturalar dayanak gösterilerek davalı aleyhine Kayseri Genel Dairesi'nin ...  Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun borca ilişkin itirazlarda bulunduğunu ve takibin durdurulduğunu, söz konusu itirazın süreci uzatmak için yapıldığını ve bu haksız itirazın iptalinin gerektiğini, davaya konu takip dayanağı faturalar, cari hesap ekstresi ve tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun ve davalının itirazının iptaline karar verilmesinin gerekeceğini, dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, söz konusu arabuluculuk görüşmesinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkları saklı kalmak kaydıyla; davalı borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptali ile Kayseri Genel Dairesi'nin ...  Esas sayılı dosyasından takibin 37.000,00-TL üzerinden devamına, davalı aleyhine %20'dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili aleyhine Kayseri Genel Dairesi'nin ...  Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin aleyhine başlatılan icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yasal süresi içerisinde kendilerince borca itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davacının bu kez de itirazlarının iptali ve takibin devamı için huzurdaki haksız davayı ikame ettiğini, takipte alacaklı olduğunu iddia eden davacıya, davalı müvekkilinin hiçbir borcunun bulunmadığını, davacı tarafından kötüniyetli bir şekilde müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.     <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkeme kararında; \"...  Dosya kapsamına göre; icra takip tarihi ve dava tarihi itibarı ile ticari ilişkiye dayalı olarak davanın davalıdan bakiye 37.000,00-TL miktarında alacağı olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.  Yargılama sonunda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davanın kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...  Esas sayılı takip dosyasına davalının vaki itirazının kısmen iptali ile davacının talebi ile bağlı kalınarak 37.000,00-TL asıl alacak üzerinden ödeme emrinde yazılı koşullarla icra takibinin devamına, takip tarihinden tahsil tarihine kadar 37.000,00-TL asıl alacağın değişen oranlarda ticari avans faizi işletilmesine  karar vermek gerekmiştir. <br>Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nun 67/1. maddesine göre \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın \"yüzde yirmisinden\" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen faturadan dolayı davacının davalıdan alacaklı olduğu, alacağın miktarının belli  ve likit olduğu göz önüne alındığında itirazın iptaline karar verilen 37.000,00-TL'nın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi kanaatine varılmıştır. Davanın KABULÜ ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına davalının vaki itirazının KISMEN İPTALİ ile davacının talebi ile bağlı kalınarak 37.000,00-TL asıl alacak üzerinden ödeme emrinde yazılı koşullarla icra takibinin devamına, Takip tarihinden tahsil tarihine kadar 37.000,00-TL asıl alacağın değişen oranlarda ticari avans faizi işletilmesine, İtirazın iptaline karar verilen 37.000,00-TL'nın takdiren %20 oranında icra inkar tazminatının davalından alınarak davacıya verilmesine, ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Davacının, davalı müvekkili ile  aralarında ticari ilişki olduğunu sonradan düzenlenebilen ticari defter ve faturalar dışında, kesin delillerle ispatlayamadığını, görüleceği üzere davacının elinde iddialarını kanıtlayacak herhangi bir belge, tanık vb. delilde bulunmadığını, davacının, müvekkiline karşı başlatmış olduğu icra takibinde 76.420,00 TL talepte bulunurken, açmış olduğu davada takibin 37.000,00 TL üzerinden devam etmesini istemesi ve davalının 37.000,00 TL üzerinden takibin devamını isterken bilirkişinin soyut olarak davalı müvekkilinin 76.420,00 TL borçlu olduğu çıkarımında bulunması, sayın mahkemenizce de takdir edileceği üzere birbirini desteklemeyen, birbirini tutmayarak tamamıyla çelişkili olan ve aslında müvekkilinin böyle bir borcunun olmadığını kanıtlar nitelikte ifadeler olduğunu, davacının açıkça davalı müvekkilini kötü niyetle zarara uğratmak için çabaladığını, bütün bu sebeplerden dolayı davacı tarafça açılan işbu haksız ve hukuka aykırı davanın amacı haksız kazanç elde etmek olup yerel mahkemece verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, davalı müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmayıp işbu davanın reddi gerekirken yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, kaldırılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece verilen itirazın iptali ve Kayseri Genel İcra Dairesinin ...  E. sayılı dosyası kapsamında takibin devamına ilişkin verilen kararın son derece isabetli olup, davalının hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava bakiye faturaya alacağına dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne   karar verildiği görülmüştür.  Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. Maddesinde ; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.  6100 sayılı HMK’nın \"Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması\" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde:<br>\"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.\" şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir. <br>  7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan \"ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi\" ibaresi \"diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi\" şeklinde değiştirilmiştir.<br>Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne  uygun tutulsun  tutulmasın aleyhe  olan  kayıtlar  delil  olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve  2008/10995 Esas,  2009/5037 Karar sayılı ilamı)<br>6100 sayılı HMK 'nın \"Tarafların belgeleri ibrazı zorunluluğu\" başlıklı 219. Maddesi incelendiğinde;<br>- (1) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.<br>(2) Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.\"<br>6100 sayılı HMK' nun \"Tarafın belgeyi ibraz etmemesi\" başlıklı  220. Maddesi incelendiğinde;<br>- (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.<br>(2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.<br>(3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Başka bir deşişle  taraflardan biri ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesine rağmen karşı taraf ticari defterleri ibrazdan kaçındığı taktirde mahkeme defter ibrazını TTK 85 ve HMK 222/1. Maddeye göre resen emredebileceğinden HMK'nın 220. maddesi gereğince ibrazdan kaçınan tarafa ticari defterlerini ibraz etmeme hakkındaki delil ve belgelerini sunması defterleri bulamadığı taktirde nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin teklifinde bulunması defterleri ibrazına karar verilen tarafın kendisine verilen sürede defterleri ibraz etmez ve ibraz etmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse mahkemenin duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul etmek suretiyle karar verilebileceği kabul edilmiştir.  (Yargıtay 6. Hukuk  2021/2158 Esas  2022/2285 Karar)<br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacı takibe konu faturalardaki malları davalıya teslim ettiğini buna karşılık  davalı ise davalıya borcu bulunmadığını malların kendisine teslim edilmediğini beyan ettiği görülmüştür.Mahkemece  26.04.2022 tarihli  tensip zaptında   taraflara ticari defterlerini sunmaları için kesin süre verilmiş, sunmadıkları takdirde delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağının ve tek tarafça sunulması halinde aleyhine delil teşkil edeceğinin ihtar edildiği davalı tarafça defterlerin ibraz edilmemesi üzerine davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.Mahkemece ön inceleme duruşması yapılmadan taraflar arasındaki uyuşmazlık konuları  ve ispat külfeti  belirlenmeden tensip zaptı ile davalıya  defterlerini  ibrazı yönünde  kesin  süre verilmesi usul ve yasaya aykırı  olup davalının istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Mahkemece davalıya  duruşma esnasında defterlerini ibraz etmesi yada defterlerinin olduğu yeri bildirmesi  için uygun süre verilerek davalı tarafça bir bildirimde bulunulmadığı takdirde  Yargıtay 6. Hukuk  Dairesinin 2021/2158 Esas  2022/2285 Karar sayılı ilamında belirtilen şekilde haraket edilerek belirtilen hususlar tamamlandıktan sonra  oluşacak sonuca göre  karar verilmesi gerekirken  eksik araştırma ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 16/10/2023 tarih ve 2022/360 E - 2023/905 K sayılı kararın  KALDIRILMASINA, <br>3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye  GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davalı  tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine , <br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.04/01/2024<br>\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a2e3721bb6aa2f8","SID":"ad71e9eebcb849a8"}}