{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 05/12/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ : 05/06/2018<br>DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ : 05/12/2023<br><br>İlk Derece Mahkemesinin dava dosyası istinaf yasa yolu incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla, istinaf incelemesi HMK'nın 356. vd. maddelerince duruşmalı olarak yapılan açık yargılama sonucunda dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %33 oranında hissedarı olduğunu, davalılardan ..., ..., ... ve ...'ın şirketin yönetim kurulu üyeleri olduklarını, davalıların kasıt ve ihmalleri ile şirketi zarara uğrattıklarını, müvekkilinin de şirket ortağı olarak zarara uğradığını, diğer davalılar olan ..., ... ve ...'nın tapu iptal ve tescilini talep ettikleri bağımsız bölümlerin tapu malikleri olup, şirket ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde satış vaadinde bulunan arsa sahipleri olduklarını, davalı yönetim kurulu üyelerinin tescil davasına konu taşımazları düşük fiyatlarla sattıklarını ve şirketi zarara uğrattıklarını, yaptıkları işlemlerle şirketin kar mahrumiyetine uğradığını, iki adet taşınmazın 150.000,00 TL'ye satıldığını, ancak muhasebe kayıtlarına 35.000,00 TL olarak yansıtıldığını, mermer alındığı şeklinde kayıt bulunmasına rağmen şirkette mermer bulunmadığını, kira gelirlerinin şirket kayıtlarına yansıtılmadığını, davalı şirketin yapmış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kendisine düşmesi gereken 2 ve 3 nolu bağımsız bölümleri devralmadığını, halen mülk sahibi olan davalılar adına kayıtlı olduğunu, sözleşme gereği bu taşınmazların şirket adına alınması gerektiğini, ancak yöneticilerin bu işlemden kaçındıklarını ileri sürerek, davaya konu 2 ve 3 nolu bağımsız bölümlerin tapusunun iptali ile davalı şirket adına tesciline, şirketin zarara uğramasına sebep olan davalı yöneticilerin kasıt ve ihmal sonucu oluşan işlemleri nedeniyle 50.000,00 TL'nin davalı yönetim kurulu üyelerinden müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili, 11/02/2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile TTK'nın 531. maddesinde düzenlenen haklı sebeplerin varlığı nedeniyle şirketin fesih ve tasfiyesi koşullarının oluştuğunu, bilirkişi raporunda bu hususun açıkça tespit edildiğini, yasadan doğan işbu fesih haklarını kullanmak için davayı ıslah ettiklerini, kötü niyetli algılanmamak için şirketin fesih ve tasfiye talepleri yerine yasada belirtilen diğer önlemlerin alınması gerektiğini, dava dilekçesinde bahsettikleri taleplerin halen devam ettiğini ileri sürerek, şirketin fesih ve tasfiyesine, olmadığı takdirde müvekkilinin şirket ortaklığından çıkmasına, davalı taşınmaz sahipleri adına tescilli tapuların iptali ile şirket adına tesciline, davalı yöneticilerin sorumluluğu nedeniyle zarar tutarlarının tespit ve tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalılar ve vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, uyuşmazlık konusu olayda aynı zamanda yönetici olan davacının dava dilekçesinde yaptığı açıklamalar değerlendirildiğinde, ileri sürülen maddi olguların tamamen yönetim kurulu başkanı olan davalı yöneticinin, dava dışı anonim şirketin zararına neden olan eylemler olduğu, açıklanan zararların dava dışı anonim şirketin doğrudan, davacı ortakların ise, dolaylı zararı kapsamında olduğu, bu durum karşısında, davacı ortağın açtığı davanın mülga 6762 sayılı TTK'nın 309 ve 340. maddeleri kapsamında açılan bir dava olduğu, böyle bir davanın, hükmedilecek tazminatın ancak dava dışı ortak olunan şirket lehine hüküm altına alınması istemli olarak açılabileceği, davacının kendi adına tazminatın hüküm altına alınmasını istediği, bu şekilde dava açılamayacağı dikkate alınıp, bu gerekçeyle; davacının zararın şirket yöneticileri davalılar ..., ..., ... ve ...'dan tahsili ile kendisine verilmesi yönündeki davasının aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine  karar verilmesi gerektiği, ... aleyhine ise kat karşılığı inşaat sözleşmesinin arsa sahipleri olmaları nedeniyle tapu iptal ve tescil davası yöneltilmiş olup, davacının dava tarihi itibariyle şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı, dolayısı ile şirket adına tapu iptal ve tescil davası açamayacağı anlaşılmakla, ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... parselde kayıtlı taşınmazların tapu iptal ve tescil için açtığı davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine, karar vermek gerektiği, davacının şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payı alacağına ilişkin davasının yapılan yargılamasında, ıslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı yasanın 531. maddesi uyarınca   davacının şirket hissesinin % 7 olması nedeniyle şirketin tasfiyesi için talepte bulunamayacağı, ancak davacının haklı sebeple paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip ortaklıktan çıkmayı talep edebileceği, dosya içeriğinin tetkikinden, ortaklar arasındaki şahsi uyuşmazlığın ilişkileri objekif ve sürekli olarak katlanılmaz hale getirdiği, bu durumun davacı ortak yönünden haklı sebep sayılması gerektiği, davacının çıkma payının karar tarihine en yakın tarihteki son bilirkişi ek raporu esas alınmak suretiyle 34.602,67 TL olduğu gerekçesiyle, davacının 346.765,00 TL zararın şirket yöneticileri davalılardan ( ..., ..., ..., ...) ' dan tahsili ile kendisine verilmesi yönündeki davasının aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine, davacının ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... parselde kayıtlı taşınmazların tapu iptal ve tescil için açtığı davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine, davacının şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payı alacağına ilişkin davasının kabulü ile; davacının Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... numarasında kayıtlı ... A.Ş. ortaklığından  çıkmasına, çıkma payı olan 34.602,67 TL' nin karar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili, davalılar ..., ..., ... ve ... A.Ş. vekili ile davalı ... istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece sorumluluk davasındaki tazminatın müvekkili adına talep edilemeyeceği gerekçesine yer verilmişse de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin kar dağıtımına ilişkin olarak açılan sorumluluk davasında tazminatın doğrudan doğruya kendisine verilebilmesinin mümkün olduğuna hükmettiğini, şirketin yöneticilerin kusurlu davranışları ile zarara uğramaları ile ortakların doğrudan zarara uğramalarının söz konusu olup, tazminatın doğrudan ortağa ödemesinin istenebileceğini, bir yandan sorumluluk davasında talep edilen tutarın şirkete verilmesinin istenmesi gerekirken bir yandan şirket adına tescil talebinde bulunulamayacağı yönündeki gerekçelerin tam bir kaos olduğunu, davadaki ıslah dilekçesi dikkate alındığında dava tarihindeki pay oranına göre çıkma payının belirlenmesi gerektiğini, buna rağmen düşük pay oranı ile sonuca gidildiğini, davanın açıldığı tarih itibariyle %33 olanın hissenin %7'ye düşürüldüğünü, bu nedenle çıkma payının düşük hesaplandığını, istinaf nedenleri olarak göstermiştir.<br>Davalı ... istinaf dilekçesinde; tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, talebin kabulünün gerektiğini, davacının çıkma alacağı değerlendirilirken şirkete ait olduğu sabit olan ve tescil talebinde bulunulan taşınmazların değerinin dikkate alınmasının gerektiğini, yanlış hesaplama ile karar verildiğini, istinaf nedenleri olarak göstermiştir.<br>Davalılar ..., ..., ... ve ... A.Ş vekili katılma yolu ile vermiş olduğu istinaf dilekçesinde; davacının tazminat talebinin ve şirketten haklı nedenle çıkma talebinin karşılanmasının mümkün olmadığını, davanın reddinin gerektiğini, davacının kusurlu olduğunu, davacının çıkma payı karşılığı belirlenen değerin çok yüksek olup, hurda haldeki araçlara fazla değer belirlendiğini istinaf nedenleri olarak göstermiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğu hukuki nedenine dayalı tazminat, tapu iptali ve tescil ile anonim şirketin feshi istemlerine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dairemizin 29/06/2020 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamında; \"1-Davalı ... istinaf dilekçesinde tapu iptali tescil talebinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının çıkma payının tespitinde taşınmazların değerinin dikkate alınmadığını istinaf nedenleri olarak göstermiştir. Adı geçen istinaf eden davalı sıfatını haiz olup, ileri sürdüğü istinaf nedenleri davacı yararına talepler içermektedir. Bu durumda davalının istinaf isteminde hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından adı geçen davalının istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>2-Davalılar ..., ..., ... ve ... A.Ş. vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesi sunmuştur.<br>a)Davalılar ..., ... ve ...'ın davalı anonim şirketin yönetim kurulu üyeleri oldukları, haklarında açılan sorumluluk davasının davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, kabul hükmünün çıkma payı alacağına ilişkin olduğu, bu kısma ilişkin istinaf başvurusunun ancak şirket tarafından yapılabileceği nitekim davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu ve bunun sonucu olarak adı geçen davalıların istinaf başvurusunda hukuki yararlarının bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurularının ayrı ayrı usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>b)Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; çıkma payı alacağının çok yüksek olarak belirlendiğini, davanın tümden reddinin gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde sorumluluk davası ve tescil istemine ilişkin olarak taleplerde bulunmuş, yargılama devam ederken vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile davasını tümden ıslah ederek ayrıca şirketin fesih ve tasfiyesine, olmadığı takdirde mahkemcece bulunacak bir başka çözüme hükmedilmesini istemiştir.<br>Davanın tümden ıslahı ve tümden ıslah yolu ile yeni talepler ileri sürülebilmesi Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından kabul edildiğinden (11. HD ... esas - ... karar) ıslah istemiyle açılan fesih davasının görülmesinin mümkün olduğu kanaatine varılmıştır.<br>Davacı tarafça dayanılan mevzuat 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesidir. Değinilen maddede \"Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.\" düzenlemesi yer almakta olup, anonim şirket ortağının fesih ve tasfiye isteyebilmesi için asgari %10 oranında hisseye sahip olması gerekmektedir. Davalı şirketin halka açık şirket olmadığı anlaşıldığından söz konusu düzenleneme davacı yönünden bağlayıcı niteliktedir. Davacı taraf fesih istemine ilişkin ıslah dilekçesini 11/02/2013 tarihinde vermiş olup, dosyadaki bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere ıslah dilekçesinin veriliş tarihi itibariyle davacının %7 oranında hissesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı tarafça usulüne uygun olmayan sermaye arttırımları yolu ile davacının %33 olan hissesinin %7ye düşürüldüğü ileri sürülmüşse de bu yönde açılmış herhangi bir davadan bahsedilmemiştir. Bu durumda, dava tarihi itibariyle davacının hissesinin %10'un altında olduğunun kabulü gerekmektedir. Değinilen %10'luk oran dava şartı niteliğinde olduğundan mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davacı yararına çıkma payı alacağına hükmedilmesi doğru görülmemiş, davalı şirketin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>3-Davacı vekili, istinaf dilekçesinde mahkemece sorumluluk davasından kaynaklanan tazminat isteminin ve tescil talebinin usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı yönünde istinaf isteminde bulunulmuş, ayrıca çıkma payının eksik belirlendiği belirtilmiştir.<br>Davacı taraf, davalı yönetim kurulu üyelerinin yaptıkları işlemlerle şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüştür. Davacı tarafça açılan sorumluluk davası şirket ortağı sıfatıyla açılmıştır. Davada ileri sürülen zararlandırıcı işlemlerin şirketin aktifine etki eden ve şirket hisselerinin dolaylı yoldan değerini düşüren işlemler olduğu, bunun sonucu olarak davacı tarafça iddia edilen zararın dolaylı zarar niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, sorumluluk davasında belirlenecek olan tutarın doğrudan kendisine verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi karar gerekçesinde de belirtildiği üzere davacının dolaylı zarar nedeniyle hüküm altına alınan sorumluluk tazminatını ancak şirket adına istemesi mümkün olduğundan ilk derece mahkemesince verilen aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle red kararının isabetli olduğu kanaatine varıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir.<br>Davacı vekili, şirket adına taşınmaz tescili talebinde bulunmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamaları gereğince şirkete ait olup da elden çıkarılan taşınmazların tapularının iptali ve şirket adına tescili yönündeki talepler sorumluluk davası bünyesinde incelenmektedir. Bir başka anlatımla şirket ortağının şirket taşınmazının yöneticiler tarafından usulsüz şekilde satışa konu edilmesi halinde sorumluluk davası kapsamında tapu iptali tescil istemli açılan davalar dinlenmektedir. Ancak, somut olayda tapusunun iptali ve tescili istenen taşınmazların davalı anonim şirketin yapmış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında şirkete düştüğü iddia edilen taşınmazlar olduğu, bu taşınmazların daha önceden şirket adına tescilli olmadığı anlaşılmaktadır. Şirket ortağının şirketin alacaklarını şirket adına talep edebilmesi mümkün olmadığı gibi eldeki talep konusunda da ortağın aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Sözleşme nedeniyle alacakların tahsili ve tescil istemi ancak şirket tüzel kişiliğine aittir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince benzer gerekçelerle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı yönündeki tespit ve değerlendirmenin isabetli olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf başvurusunun da esastan reddi gerekmiştir.<br>Davacı vekili, çıkma payı alacağının eksik belirlendiğini, taşınmazların  değerinin de hesaba katılması gerektiği ileri sürmüşse de yukarıda 2/b bendinde yapılan açıklamalar dikkate alınarak davacının fesih ve tasfiye talebinin reddine karar verildiğinden davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf başvurusunun da reddi gerekmiş\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Dairemiz kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/02/2022 tarih, ... Esas ... Karar sayılı ilamında özetle; \" 1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 ve devamı maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371.maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>2- Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğu, şirketin feshi, dolaylı zarar ve çıkma payı alacağının tahsili ile tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.<br>Davacı ortağın, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı şirkete düşen bağımsız bölümlerin, şirket yöneticileri tarafından şirket adına alınmadığı, yöneticilerin bu işlemi yapmaktan kaçındıkları ileri sürülerek bu bağımsız bölümlerin davalı arsa sahipleri adına olan tapularının iptali ile davalı şirket adına tescili istemi sorumluluk davası niteliğinde olup, davacının bu davayı açma hakkının bulunduğu anlaşılmakla, davacının aktif  husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.  \" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkememizce Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraflara tebliğ edilmiş olup, hazır olan tarafların beyanı alındıktan usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.<br>Mahkememizce uyulan Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere davacı ortağın, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı şirkete düşen bağımsız bölümlerin, şirket yöneticileri tarafından şirket adına alınmadığı, yöneticilerin bu işlemi yapmaktan kaçındıkları ileri sürülerek bu bağımsız bölümlerin davalı arsa sahipleri adına olan tapularının iptali ile davalı şirket adına tescili isteminin sorumluluk davası niteliğinde olup, davacının bu davayı açma hakkı bulunmaktadır. Dairemizce Antalya Merkez ... Mahallesi ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmazda bulunan 2 ve 3 nolu taşınmazların değer tespitinin yapılması ile taraf iddia ve savunmaları, dosyadaki deliller ve Yargıtay bozma ilamı da dikkate alınarak bozma kararında belirtilen dava konusu bağımsız bölümlerin tapularının iptali ile davalı şirket adına tescili isteminin yöneticinin sorumluluk davası niteliğinde kabul edilerek bu konuda ayrıntılı gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınmasına, bilirkişi ücreti ve posta giderinin davacı tarafından karşılanmasına karar verilmiş, davacı vekili, bilirkişi ücretinin yatırılmayacağını bildirmiştir.<br>Davacı tarafça, bilirkişi ücreti yatırılmadığından yöneticinin sorumluluğuna ilişkin davasını ispat edemediğinden tapu iptal ve tescili davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının şirket yöneticileri olan davalılardan ..., ..., ..., ... hakkında açtığı sorumluluk davasının aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine ve Davacının şirketin feshi ve çıkma payı alacağına ilişkin davasının özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin kararların temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmakla; bu hususta yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>2-Davacının ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... parselde kayıtlı taşınmazların tapularının iptal ve şirket adına tescili için açtığı davanın  REDDİNE, <br>3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85 TL harcın peşin alınan ıslah ve tamamlama yoluyla tamamlanan toplam 5.840,30 TL harçtan mahsubu ile artan 5.570,45 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, <br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-Tapu iptal ve tescil talebi yönünden davalılar ..., ..., ... kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17,900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalılara VERİLMESİNE, <br>6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE, <br>İstinaf incelemesi yönünden; <br>7-Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu kabul edildiğinden;<br>a-İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan 591,00 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde bu davalıya iadesine,<br>b-İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yapılan 41,10 TL tebligat gideri, 121,30 TL istinaf başvuru gideri, 28,43 TL istinaf posta gideri olmak üzere toplam  190,83 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak istinaf başvurusunda bulunan davalı şirkete verilmesine,<br>c-Yargıtay bozma ilamı uyarınca duruşma açılmış olup; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>8-Davalı ...'nın istinaf başvurusu reddedildiğinden;<br>A-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 591,00 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 321,15 TL harcın bu davalıya iadesine,<br>b-İstinaf başvurusunda bulunan davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>c-Yargıtay bozma ilamı uyarınca duruşma açılmış olup; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>d-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince davalı ... tarafından peşin yatırılan ve  harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince, karar kesinleştiğinde bu davalıya iadesine,<br>9-Davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusu reddedildiğinden;<br>a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan  591,00 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 321,15 TL istinaf karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde istinaf eden bu davalılara iadesine,<br>b-İstinaf başvurusunda bulunan davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>c-Yargıtay bozma ilamı uyarınca duruşma açılmış olup; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>d-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince davalılar tarafından peşin yatırılan ve  harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince, karar kesinleştiğinde bu davalıya iadesine,<br>10-Davacı vekilinin istinaf başvurusu reddedildiğinden;<br>a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 35,90 TL maktu istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 233,95 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>b-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>c-Yargıtay bozma ilamı uyarınca duruşma açılmış olup; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>d-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince davacı tarafından peşin yatırılan ve  harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, <br>11-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair,  bir kısım davalılar vekili Av. ...'un yüzüne karşı, diğer taraf vekillerinin yokluğunda 6100 sayılı HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak oybirliği ile HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre  içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere  karar verildi. 05/12/2023<br>\t\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3381678946563abb","SID":"7947d7466d54db3b"}}