{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2166 Esas<br>KARAR NO: 2023/1729<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/09/2019<br>NUMARASI: 2018/357 E. - 2019/305 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın tescilli markaları olan \"...\", ... şekil, ..., ..., ..., ... Şekil\" markalarının tanınmış marka olup tescilinin tüm sınıflarda korunmasının gerektiğini, davalının TPMK'ya 21/06/2016 tarihinde ... başvuru numarası ile başvuruda bulunmak sureti ile \"..\" şekil markasını 25.sınıfta tescil ettirmek istediğini, markanın 14/12/2016 tarihinde tescil edildiğini, davalıya ait markanın kullanım şeklinin \"..\" harfi olduğunu, ayakkabı sektöründe \"...\" harfinin müvekkili ile özdeşleştiğini, \"...\" harfi görüldüğü zaman tüketici nezdinde akla gelen ilk markanın müvekkili markası olduğunu, davalının ürünlerinde kullanmış olduğu tasarımı müvekkilinin kullanmış olduğu tasarımına birebir benzediğini, tüketici nezdinde iki markanın karıştırılmasına neden olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile davalıya ait \"...\" şekil markasının iptal edilerek hükümsüz kılınmasına, sicilden terkinine, tasarımın yenilik ve ayırt edicilik vasfı taşımadığının tespitine, davalı şirketin müvekkiline ait markalara tecavüzünün önlenmesine ve menine, davalıya ait markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kendi markaları ile iltibas yarattığını ileri sürdüğü müvekkili markası arasında bir benzerlik olmadığını, müvekkilinin \"...\" olarak kullandığı markanın, yazılış ve kelime karakterinin de davacı firmanın markalarından farklı olduğunu, davacının kendi markaları ile benzerlik olduğunu iddia ettiği tek ortak noktanın \"...\" harfi olduğunu, ancak bir harfin tek başına markalaştırılarak bir kişi tarafından kendi tekeline alınmasının hukuken de mümkün olmadığını,\"..\" harfi üzerinden hareketle ileri sürdüğü iltibas iddialarının mesnetsiz olduğunu, bu nedenle davacının piyasada fiilen kullandığı tek marka ile ne yazılış biçimi ne de renk anlamında iltibas olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; \"davanın kabulüne, davalı adına tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, tecavüzün önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, ihlal teşkil eden ... tescil numaralı markanın kullanıldığı tabelaların kaldırılmasına, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının kendi markaları ile iltibas yarattığını ileri sürdüğü davalı markası arasında bir benzerlik mevcut olmadığını, her ne kadar iki taraf markaları arasındaki tek ortak nokta “..” harfi olsa da müvekkilinin bu harfi başka bir kelime ile birleştirerek markayı “...” olarak kullandığını ve bu hali ile davacıya ait markalardan farklılaştırdığını, Müvekkiline ait “...” markasının yazılış, okunuş ve kelime karakteri olarak davalıya ait markalardan ayrıldığını, kaldı ki tek bir harfin markalaştırılarak bir kişi tarafından kendi tekeline alınmasının hukuken de mümkün olmadığını,  bu nedenle davacının “...” harfi üzerinden hareketle ileri sürdüğü iltibas iddialarının yersiz olduğunu, Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin markası ile iltibasa yol açtığını düşündüğü bir çok marka sunmuş ise de bu markaların bir kaçı hariç diğerleri neredeyse hiç kullanılmadığını, bilindiği üzere SMK uyarınca bir markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl süre boyunca kesintisiz olarak ve ciddi biçimde Türkiye’de kullanılması gerektiğini, fakat davacı tarafa ait markaların bir çoğunun 5 yıl süreden fazladır kullanılmadığını, bu hususta davacıya karşı açmış oldukları Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/5 Esas sayılı dava dosyasında alınan 21.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacının, dava dilekçesinde ileri sürdüğü markalardan ... tescil numaralı marka ile ... tescil numaralı markanın 5 yıl süre ile kullanılmadıkları sebebi ile iptali gerektiği tespitine varıldığını, Davacı tarafın yine dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu markalardan ..., ... ve ... tescil numaralı markalar açısından da SMK 9/1 uyarınca kullanılmadıkları sebebi ile iptallerine ilişkin yargılamanın devam ettiğini, müvekkilinin hak kaybının uğramasının önüne geçilmesi açısından davacı tarafa karşı açmış oldukları, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/5 Esas sayılı dava dosyasının sonuçlanmasının beklenmesi gerektiğini, Dosya kapsamında alınan ve karara esas teşkil eden bilirkişi raporunda markalar arasında iltibas olduğuna ilişkin yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, Markaların benzerliği değerlendirilirken markada yer alan kelimelerin veya kelime gruplarının birbirinden bağımsız tek tek ele alınması yoluyla değil de bütüncül izlenime göre yapılması gerektiğini, bu açıdan ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kararının da kaldırılması gerektiğini, ... harfinin ayakkabı dahil bir çok sektörde tescili bir şekilde kullanıldığını, buna rağmen müvekkilinin markası için iptal kararı verilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, marka hükümsüzlüğü ve hükümsüzlüğü talep edilen markanın, davacı markasından doğan hakka tecavüzde bulunduğunun tespiti, durdurulması ve önlenmesine ilişkin olup, uyuşmazlık;  davalı adına ... tescil sayılı \"...\" markasının davacı markaları ile iltibas oluşturup oluşturmadığı, hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı ve davacı markalarına tecavüz teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Somut olayda hükümsüzlüğü talep edilen markanın \"...\" işareti şeklinde olması sebebiyle davacı ... davalı markası arasında şekil yönünden kıyaslama yapıldığında, iki markanın ayniyet derecesinde benzer olduğu, taraf markalarının aynı sınıfta tescilli olduğu ve tarafların aynı alanda faaliyet gösterdiği,  davaya konu markalar arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırma ihtimalinin bulunduğu, bu nedenle SMK'nun 25.maddesi bağlamında hükümsüzlük koşullarının meydana geldiği, Mahkemece davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ancak marka hakkına tecavüz yönünden yapılan incelemede; Mahkemece her ne kadar davalı markasının hükümsüzlüğü yanında  markaya tecavüzün önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına da karar verilmiş ise de, davalının savunmasında; her iki marka arasındaki ortak nokta “...” harfi olsa da müvekkilinin bu harfi farklı bir logo tasarımı ve farklı renkler ile birlikte kullandığını, yani tescil dışında bir kullanımda bulunduğunu iddia ettiği, dosyadaki mevcut delillere göre ise, davalının eylemlerinin davacı markasına tecavüz  oluşturduğu hususunun ispatlanamadığı, bu nedenle marka hakkına tecavüz yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiş ise de, belirtilen yanlışlığın düzeltilebilir olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan sebeplerle, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/09/2019 tarih, 2018/357 E., 2019/305 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın kısmen KABULÜNE,-Davalı adına tescilli 2016/54542 numaralı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, -Marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesine yönelik davanın reddine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL karar harcından peşin alınan 35,90 TL'nin mahsubu ile 233,95 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 5,20 TL vekalet harcı, 700,00 TL bilirkişi ücreti, 130,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak  üzere kabul ve red oranına göre hesaplanan 417,85 TL ile 71,80 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 489,65 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,  5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 48,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 197,10 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"998ba9f122f4f1d0","SID":"d7db8710d4cbaa2a"}}