{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2193 Esas<br>KARAR NO: 2023/1712<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/11/2019<br>NUMARASI: 2016/506 E. - 2019/774 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait Türk Patentte ... sicil nolıı \"...\" ve ... sicil nolu \"...\" markalarının davalı şirkete 24.12.2015 tarihinde Ankara ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve ... yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmeleri ile devredildiği, yapılan anlaşma gereği marka devirlerinin sonrasında dava konusu markalar için harcanmış bulunan, marketlerle yapılan anlaşmalar ve hu anlaşmalar doğrultusunda giriş bedeli adı altında yapılan ödemeler, o markaların nam ve adı altında satışa çıkarılmış olan ürünlerin tasarım bedelleri marka konsept belirlemeleri, reklam tanıtım bedelleri, danışmanlık  tasarım uygulamaları ve  uyarlama bedelleri, o sözleşme konusu markaların namı hesabına piyasaya çıkarılmış ürünlerin stand bedelleri, sözleşme konusu markaların devri sonrasında piyasaya müvekkil şirket nam ve hesabı ile sürülmüş olan ürünlerin toplanması ve geri alım fatura bedellerinin  davacıya ödenmesi gerektiğini, dava konusu markaların sözleşme imzalanmadan ancak mutabakat sağlanması noktasında hemen bir bedel gösterilmeden noterde sembolik olarak 1000 TL bedel gösterilerek devredildiği, davalı şirket sözleşmesinde ve ortaklar sözleşmesinde de dava konusu markaların devranılacağı ve markalar üzerinden ticaret yapılacağının belirtildiği, şirket yazışmalarında ve sözleşmelerinde belirtilmesine rağmen davacı markalanı devralan davalı şirketin markaların bedeli olarak sayılan hususları ödemediği gerekçesiyle marka devir sözleşmesi ile talep ettikleri bedellerin fazlaya ilişkin tıakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL tazminat olarak ödenmesine,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesi ibraz etmemiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın KABULÜNE,  Davacı yararına 24/12/2015 tarihli marka devir sözleşmesinden kaynaklı 687.431,85 TL alacağın davalıdan tahsiline,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı ... Ltd. Şti. nin marka değerine ilişkin bir hak ve alacak talebi varsa bu talebini  ... A.Ş. den talep edebileceğini , davanın  taraf ehliyeti olmadığından reddedilmesi gerektiğini, davacı şirketin ve  dava dışı ... A.Ş. nin  kurucu ortağının  ... olup her iki şirketin arasında organik bağ olduğunu, davalı ... A.Ş. nin ortaklarının;  ... A.Ş. ve ... A.Ş.  olduğunu akdedilen Ortaklık Sözleşmesinin 4. maddesinde ... markasının değerlemesinin ... A.Ş. tarafından yaptırılarak ... tarafından satın alınacağının  ... AŞ. tarafından ... A.Ş. ye taahhüt edildiğini, sonrasında ... ve ... markalarının  ... tarafından, ... Ltd.Şti den marka başı 1.000 TL ye satın alındığını,  marka değerlemesi neticesinde bulunacak marka bedelinin  ancak ... A.Ş. talep edilebileceğini, Zira ... A.Ş.nin  davacıya  marka değerlemesi neticesinde bulunacak bedelin kendisine ödeneceğine dair taahhüdü bulunmadığını,   dava sonucundan doğrudan doğruya etkilenecek tasfiye halinde olan şirketin ortaklarının  (... A.ş. ve ... A.ş.) davaya katılımının sağlanması gerekirken yapılmadığını, sözleşmenin taraflarının  muvazaa iddiasında bulunamayacak olmasına karşın, mahkemece   sözleşmenin kısmi muvazaya dayandığı kabul edilerek hukuka aykırı şekilde   davanın kabul edildiğini,  devir sözleşmesinden önce ... Ltd.Şti ne kesilen ve bilirkişiye davacı tarafından  ibraz edilen fatura bedelleri dikkate alınarak rapor düzenlendiğini, fatura bedellerinin ödenip ödenmediğine ilişkin banka dekontu gibi ödeme belgeleri ile ilgili her hangi bir tespit yapılmadığını eksik inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporuna istinaden tesis edilen kararın kaldırılması gerektiğini, bu sebeplerle yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İstinafa Cevap: Davacı vekili  katılma yoluyla istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle;   \"...'' ve ''...'' markalarının eski sahibi olduğunu, 24.12.2015 tarihinde,  Marka Devir Sözleşmesi ile  markalarını  davalı ...  A.Ş.'ye devrettiğini, devirde  1.000 TL  sembolik bedel gösterildiğini, ... Gıda San. ve Tic. A.ş.'nin şirket esas sözleşmesinde ve şirket ortaklar sözleşmesinde de dava konusu markaların devralınacağı ve bu markalar üzerinden ticaret yapılacağını açıkça belirtildiğini, davalı tarafın  markaların  karşılığında ödemesi gereken bedelleri ödemediğini,  yerel mahkeme kararındaki tenakuzun giderilmesi noktasında, usulüne uygun olarak yapılmış olan talebin ve ıslah dilekçesi doğrultusunda dava konusu alacağa ticari avans faizi işletilmesi talebinin  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 22.11.2019 tarih 2016/506 esas ve 2019/774 karar numaralı ilamının 05.05.2019 tarihli ıslah dilekçenin doğrultusunda dava konusu alacağa ticari avans faizi uygulanmasına karar verilerek iş bu kararın düzeltilerek onanmasına karar verilerek, davalının istinaf kanun yolu talebinin reddine karar verilmesi  talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: Dava, markanın devir bedelinin  tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.  Davacı tarafça,  sahibi olduğu  \"...\" ve \"...\" markalarını 24.12.2015 tarihinde Ankara ... Noterliğinde yapılan marka devir sözleşmeleri ile  gerçek bedel gösterilmeden 1.000 TL sembolik bedel gösterilerek devrettiğini, marka bedellerinin hesabının sonraya bırakıldığını,  dava konusu markalar için harcanmış bulunan, \"Marketlerle yapılan anlaşmalar ve yapılan ödemeler, tasarım bedelleri marka konsept belirlemeleri, reklam tanıtım bedelleri, piyasaya çıkarılmış ürünlerin stand bedelleri,  piyasaya müvekkili şirket nam ve hesabı ile sürülmüş olan ürünlerin toplanması ve geri alım fatura bedellerinin ödenmesi\" gerektiği beyan edilmiştir.  Dava dışı ... A.Ş. İle davalı ... Gıda San. Ve Tic. A.Ş. Arasında yapılan 10/11/2015 tarihli ortaklık sözleşmesi 4/e bendinde, ... markasının, ... tarafından yapılacak marka değerleme bedeli ile ...'e devredileceğinin kararlaştırıldığı, davaya konu markanın 24/12/2015 tarihli marka devir sözleşmeleri ile davalı ... şirketine devredildiği, noterde düzenlenen marka devri sözleşmelerinde marka devir bedelinin 1.000 TL olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Davalı ... şirketinin 25/11/2015 tarihli Yönetim Kurulu kararında, markanın değer tespitinin yapılarak Yönetim Kurulunun onayına sunulacağının karar altına alındığı anlaşılmıştır. Davalı ... Şirketinin ortaklarının ... A.Ş. Ve ... A.Ş. Olduğu, davacı şirket ortağı ...'nın aynı zamanda ... A.Ş.'nin de ortağı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece alınan 24/04/2019 tarihli ek raporda \"maliyet yöntemine göre yapılan hesaplama neticesinde, davacı şirketin davaya konu marka devir işlemleri karşılığı davalıdan isteyebileceği asgari bedelin KDV hariç 687.431,85 TL olduğu\" bildirilmiş, davacı vekili 10/05/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini tespit edilen bu miktara göre arttırmıştır. Mahkemece ek rapora göre davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde, tasfiye halindeki davalı şirket ortakları olan  ... A.Ş. Ve ... A.Ş.'nin davaya dahil edilmesi gerektiği ileri sürülmüşse de; davaya konu markanın tüzel kişiliğe sahip davalı şirkete devredildiği anlaşılmakla, şirket ortaklarının davaya dahili talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde davalı şirketin tasfiye halinde olduğu belirtilmiştir. Taraf teşkili dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında taraf teşkilinin tam olması kamu düzeni gereğidir. Şirketin taraf ehliyeti  ticaret sicilinden kaydı silinmekle sona erer. Ticaret şirketinin, taraf bulunduğu bir dava  devam ederken şirket tasfiye haline girerse,  şirketin tüzel kişiliği  tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere devam eder . Bu nedenle şirketin davada taraf  sıfatı devam etmekle birlikte  şirket davada tasfiye memurları tarafından temsil edilir. Eldeki davada yargılamanın devamı esnasında şirketin tasfiyesi için dava açıldığı,  İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.12.2019 tarih 2019/51- 2019/1103  sayılı kararı ile davalı şirketin tasfiyesine ve tasfiye memuru atanmasına dair verilen kararın  10.02.2020 tarihinde kesinleştiği, atanan tasfiye memurunun tayin ettiği vekil tarafından vekaletnamenin dosyaya ibraz edildiği ve davalı vekilince  kararın istinaf edildiği, anlaşıldığından , taraf teşkili yönünden bir eksiklik bulunmadığı görülmüştür.  Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde; sırf davacının sunduğu faturalar üzerinden hesaplama içeren ek rapora dayalı hüküm kurulmasının doğru olmadığı ileri sürülmüş, mahkemece davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Sunulan faturaların hangilerinin ispata dayalı marka maliyet harcaması olduğu ve ödendiği somut olarak tespit edilemediğinden, davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebebinin haklı olduğu, eksik inceleme ile karar verildiği kanaatine varılmıştır. Davacı vekili tarafından katılmalı istinaf başvurusunda bulunulduğu, sunulan ıslah dilekçesinde faiz talebi olduğu mahkemece bu talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediğinin ileri sürüldüğü, ıslah dilekçesinin incelenmesinde marka devir bedelinin, dava tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilinin istenildiği, mahkemece faiz talebi yönünden olumlu, olumsuz karar verilmemesinin HMK 26. Madde ve HMK 297.maddesine aykırılık teşkil ettiği, davacı vekilinin istinaf başvurusunda haklı olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle , istinafa konu ilk derece mahkemesi kararı , eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olduğundan belirtilen eksiklikler giderilerek, davacı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak ek rapor alınması, gerekirse yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf talebinin ve davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf talebinin esasa ilişkin yönler incelenmeksizin kabulü gerektiğ sonucuna varılmıştır. Taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile kararın HMK 353/1-a-4,6 maddesi uyarınca kaldırılmasına kesin olmak üzere karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2019 tarih, 2016/506 E. 2019/774 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran taraf vekilleri tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb85a3035d39600d","SID":"2a160b3b81851147"}}