{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2002 - 2023/1056<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2021/2002 <br>KARAR NO\t: 2023/1056<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/05/2021<br>NUMARASI\t\t: 2015/449 Esas 2021/282 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 15/12/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 18/12/2023<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>Davacı vekili, 09.01.2015 tarihinde davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın, davacının idaresindeki ... plakalı motosiklet ile çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu belirterek HMK’nın 107.maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 20,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik kaynaklı maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 26.02.2020 tarihli talep artırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik talebini 2.837,21 TL’ye, sürekli iş göremezlik talebini 23.789,11 TL’ye yükseltmiştir.<br>Davalı sigorta şirketine  usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğ edilmiş olmasına rağmen cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasında davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI;<br>Mahkemece toplanan delillere göre, davanın trafik kazasında yaralanmadan kaynaklı ZMMS sigortalısına karşı açılan geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminat davası olduğu, olay tarihinde davacının idaresinde bulunan motosiklet ile davalı sigorta şirketine sigortalı olan aracın çarpışması neticesi davacının %2,1 oranında maluliyet oluşacak şekilde yaralandığı ve iyileşme süresinin 3 ay olduğu, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporları ve mahkememiz dosyasında alınan bilirkişi raporlarının birbirleri ile uyumlu olduğu, davacının kazanın gerçekleşmesinde kusurlu olmadığı, davalı şirkete sigortalı aracın %100 kusurlu olduğunun anlaşıldığı, hesap bilirkişinden alınan rapor ile davacının geçici iş göremezlikten kaynaklanan tazminat alacağının 2.847,21 TL, sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan tazminat alacağının ise 23.789,11 TL olduğunun belirlendiği, davalı sigorta şirketinin kaza sonucu oluşan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatından kusuru oranında sorumlu olduğu, araç ticari araç olduğundan avans faizine hükmedildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 2.847,21 TL geçici iş göremezlik, 23.789,11 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 16.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkeme davanın kabulüne karar vermiş ise de gerekçeli kararında; \"Davacının %2,1 oranında maluliyet oluşacak şekilde yaralandığı ve iyileşme süresinin 3 ay olduğu, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporları ve mahkememiz dosyasında alınan bilirkişi raporlarının birbirleri ile uyumlu olduğu\" ifade edildiğini, dosya arasında bulunan dava öncesi Ege Üniversitesi Hastanesi'nden alınan 10.05.2016 tarihli sağlık kurulu raporunda davacının engel durumuna göre vücut fonksiyon kaybı oranı % 12 olarak belirlendiğini, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 10.06.2019 tarihli raporuna göre ise: E cetveline göre %2.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiğini, mahkeme gerekçesinde belirtilenin aksine dosyada bulunan raporlar arasında uyum değil uyumsuzluk bulunduğunu, mahkemece hüküm verilmeden önce her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için itirazları doğrultusunda İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınması gerekirken alınmadığını, eksik ve hatalı incelemeye dayalı hüküm verildiğini, davacının gerçek kalıcı iş göremezlik oranını tespit etmeden karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, KTK m.97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, hesaplamada TRH-2010 mortalite tablosu ve %1,8 teknik faizin esas alınması gerekirken progresif rant formülünün uygulanmasının yerinde olmadığını,\t01.06.2015 yürürlük tarihli ZMMS Genel Şartları, amir mevzuat olduğunu, ZMMS Genel Şartlarına göre sürekli sakatlık tazminatı hesaplamasının TRH-2010 Mortalite tablosuna göre yapılması gerektiğini, kazazedenin kaza ile illiyet bağı içerisinde sürekli maluliyetinin oluşmadığını, davacıya ait tıbbi evrakların taraflarınca incelenmek üzere medikal ekspere gönderildiğini, medikal eksperce yapılan inceleme sonucunda kazazedenin kazaya bağlı maluliyetinin oluşmadığının tespit edildiğini, kişi hakkında düzenlenmiş Gaziantep Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalının 14.08.2020 tarih ve 2020/1259 nolu Adli Kurul Raporunun tıbben uygun bulunduğunu, davacının anatomik eksiklik veya yan fonksiyonel bir bozukluk bırakmadan iyileşmiş olduğu saptanmakla maluliyet tayinine gerek olmadığının tespit edildiğini, ayrıca, hükme mesnet alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'nden alınan maluliyet raporu hem yönetmeliğe aykırı şekilde hem de yalnızca dosya üzerinden inceleme yapılarak tanzim edildiğini, davacının kalıcı maluliyetinin oluşmadığını, davanın reddini talep ettiklerini, gerek Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında gerekse Adli Tıp Kurumu Kanununda açıkça belirttiği üzere maluliyetin tespitine yönelik kazazedenin muayenelerinin de yapılması şartı ile değerlendirilmek üzere Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatları, tedavi ve bakıcı giderlerinden davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, 13.02.2011 tarih ve 6111 sayılı Kanun ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 98.maddesi ve 6111 sayılı Kanun 59. maddesi ile 6111 Sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesi ile trafik kazalarından kaynaklanan sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağının düzenlendiğini, bu bağlamda, sigorta şirketlerinin zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinin tedavi teminatı kalmamış olması hasebiyle işbu teminattan ödenen geçici iş göremezlik bakımından sorumluluğunun kalmadığını, dosya kapsamında alınan maluliyet raporunda davacının geçici iş göremezlik süresinin olduğu tespit edildiğini, mahkemece bu rapora göre karar verildiğini, ancak, kişinin geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanabilmesi için öncelikle geçici süre ile çalışamayacağının sağlık kurulu raporu ile tespiti, ardından kişinin bu süre zarfında izinli olup, çalışmadığını belgelemesi, ilgili hastanelere müzekkere yazılarak davacının kazanın ardından 3 ay boyunca çalışamayacağını gösterir heyet raporu ile SGK'ya yazı yazılarak bu dönemleri kapsayan hizmet dökümünün dosyaya gönderilmesi gerekirken, bu şekilde yeterli inceleme yapılmadan, davacının geçici iş göremezlik süresinin olabileceğini öngören maluliyet raporuna dayanılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, müterafik kusur araştırması yapılması gerektiğini, davacı ...'ın kaza anında kask ve koruyucu tertibat takıp takmadığının belirsiz olduğunun dikkate alınmasını kazazedenin gerekli güvenlik tedbirlerini almadan ve kontrolsüzce yola çıkarak trafiği tehlikeye düşürmesi, kazanın meydana gelmesine sebep olması nedeniyle müterafik kusur durumunun mevcudiyetinin kabul edilmesini ve belirlenen tazminattan indirim yapılmasını, dava tarihinden itibaren faiz talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>Davacı vekili ve davalı vekilinin HMK.nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>Davacı vekili davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın, davacının idaresindeki motosiklet ile çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek maddi tazminat talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>1-Davacı vekili Ege Üniversitesi Hastanesi'nden alınan 10.05.2016 tarihli sağlık kurulu raporu ile mahkemece hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 10.06.2019 tarihli raporu arasında çelişki olduğunu, davalı vekili de maluliyet raporunun ATK.3. İhtisas Dairesinden alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de;<br>Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. \t<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında  Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Mahkemece İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan maluliyet raporunda her ne kadar olay tarihi 09.01.2015 ise de, 03/08/2013 tarih, 28727 sayılı resmi gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı resmi gazetede yayımlanan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin sadece ek-1 bölümünde yapılan değişiklikler içerdiği, ek-3 ve diğer cetvelleri, meslek grupları bölümünü içermediği, dolayısıyla  03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı resmi gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile  sadece beden  çalışma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğine (hangi hastalık ve arızaların malulen emeklilik kriterlerine uyduğu) ilişkin değerlendirme yapılabileceği, bu nedenle söz konusu  yönetmeliğe göre meslekte  kazanma gücü kaybı belirlenemeyeceği belirtilerek  Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre 04.06.2018 tarihinde muayene edilerek son durum raporları incelenerek sağ el bileği hareket kısıtlılığı nedeniyle %2,1 oranında maluliyetinin bulunduğu, 3 ayda iyileşeceği belirlenmiş olup Yargıtay uygulamalarına göre düzenlenen raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Kaldı ki davacı vekili, 26.11.2019 tarihli duruşmada maluliyet raporuna yaptıkları itirazın dikkate alınmamasını, dosyanın mevcut haliyle kusur ve aktüer bilirkişisine gönderilmesini talep etmiştir.<br>2-Davalı vekili, davacının dava açılmadan önce 2918 Sayılı Kanunun 97. ve 99. maddeleri gereğince kanuna uygun olarak başvuru yapılmadığını ileri sürmüş ise de;<br>2918 sayılı KTK'nın 97.maddesi 26.04.2016 tarih 29695 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 14.04.2016 tarih 6704 sayılı kanunun 5.maddesi ile değiştirilmiş \"Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir\" hükmü getirilmiştir. Somut olayda dava tarihi 16.07.2015 olup, bu tarih itibariyle dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru zorunluluğu olmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.<br>3-Davalı vekili geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını iddia etmiş ise de; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun İşletenin Hukuki Sorumluluğu başlıklı 85.maddesinde işletenin sorumlu olduğu zararlar belirlenmiş, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar1 denilmiştir, aynı kanunun 91. Maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”şeklinde belirtilmiştir.<br>6111 sayılı yasa ile değiştirilen 2918 sayılı 98. maddenin başlığı Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi: olarak düzenlenmiş ve trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, tüm tedavi giderlerinden değil, söz konusu madde kapsamında kalan belgeli ve resmi yada özel sağlık kuruluşlarından alınan tedavi giderlerinden sorumludur.<br>Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere geçici iş göremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar olup 2918 sayılı KTK.nın 98. maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK.nın 54. maddesinde de sayılan bu zarardan zarar sorumluları KTK.nın 85. Maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK’nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici iş göremezlik zararı bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik zararından sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediğinden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>4-Davalı vekili, müterafik kusurun araştırılmasını, davacının kaza esnasında kask takıp takmadığının belirsiz olduğunu, gerekli güvenlik önlemlerini almadığını, müterafik kusur indirimi yapılmasını ileri sürmüştür.<br>Borçlar Yasasının, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir. <br>Davacının kazada sağ el bileğinden yaralandığı, davaya konu iş göremezlik zararının davacının elinin kırılmasına dayandığı anlaşılmakla davacının kask, dizlik kullanmamasının davacının zararın artmasına neden olduğu iddiasının ispat edilemediği anlaşıldığından davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>5- Davalı vekili aktüer hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini ve dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de; olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda  zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlar ile belirlenen hesaplama yönteminin uygulanacağına dair atıf bulunmaması, hesaplamanın Yargıtay uygulamalarına göre yapılmasının gerekmesi, ancak yargılama aşamasında davacı tarafın aktüer raporunda esas alınan yaşam tablosuna itirazının bulunmaması,  kullanılan yaşam tablosu ve hesaplama yönteminin  davalı taraf lehine olması ve dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle dosyadaki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına nedeniyle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 269,85 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 1.819,53 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 455,00 TL harcın mahsubu ile kalan 1.364,53 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>3- Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde  Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 15/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ef85947a989fd45","SID":"902a933448e01c41"}}