{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2021/1983 <br>KARAR NO\t: 2023/1040<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/423 Esas 2021/415 Karar<br><br>DAVACILAR\t: <br>VEKİLİ\t<br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 15/12/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 08/01/2024<br><br>\t\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili; 31.08.2018 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla karşıdan karşıya geçmekte olan davacıların oğlu ...’ya çarpması sonucu ...’ın kazaya bağlı olarak 10.04.2018 tarihinde vefat ettiğini, kaza tespit tutanağında desteğin asli, sürücünün tali kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, desteğin kusursuz olduğunu, davalıya 14.05.2018 tarihinde başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı anne için 500 TL, baba için 500 TL olmak üzere toplam 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 30.04.2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talebini davacı anne yönünden 79.279,61 TL’ye, baba yönünden 67.081,14 TL’ye yükseltmiştir.<br>\tDavalı vekili, dava öncesi eksik belge ile başvuru yapıldığından davanın usulden reddini, kabul anlamına gelmemek üzere ... plakalı aracın 10.10.2017 - 10.10.2018 tarihleri arasında 360.000 TL limitle davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olup tarafların kusur oranlarını belirlenmesini, TRH 2010 ve 1,8 teknik faiz uygulanarak aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>\tMahkemece davanın, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olduğu, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporu içeriği, cevabi yazı içeriklerine göre; 31.03.2018 tarihinde, davacıların müşterek oğlu olan ...'nın, davalının ZMMS sigortacısı olduğu ... plakalı aracın  çarpması neticesinde vefat ettiği, dosya içerisinde yer alan Adli Trafik bilirkişisi ve Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilen rapor içeriklerinde de belirtildiği üzere, müteveffanın kazanın gerçekleşmesinde % 65 oranında, davalı ... şirketine sigortalı bulunan ... plakalı ... marka minibüsün dava dışı sürücüsü ...'un ise % 35 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği,  aktüer bilirkişiden alınan 02.10.2020 tarihli rapor içeriğine göre; anne ...'nın talep edebileceği destek tazminatının 74.899,46 TL, baba ...'nın talep edebileceği destek tazminatının 62.701,00 TL olarak hesaplanmış olduğu, yerleşik yargısal uygulamalar dikkate alındığında, bilirkişi tarafından yapılan 1. hesaplama tarzının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla hükmün tesisinde esas alındığı, buna göre davalı ... şirketinin davacıların belirlenen zararını karşılamakla sorumlu olduğu, davacı tarafından davalıya yapılan müracaatın 14.05.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, bu tarihe 8 iş günü ilave edilmesi neticesinde 25.05.2018 tarihi tarihi itibariyle davalının temerrüde düşmüş sayıldığı, kazaya neden olan aracın ticari niteliği dikkate alındığında temerrüt faizinin avans faizi olarak belirlenmesi gerektiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne, davacı ... yönünden, 62.701,00 TL’nin, davacı ... yönünden 74.889,46 TL olmak üzere toplam 137.590,46 TL’nin 25.05.2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hükme karşı davacılar vekili ile davalı ... şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan 02.10.2020 tarihli hesap bilirkişi raporunda vefat edenin muhtemel evlenme yaşı hesap edilirken TÜİK verilerinin esas alınması gerekirken müteveffanın askerlik hizmetini yerine getirdikten 2 yıl sonra evlenmesi (25 yaşında evlenmesi) ihtimalinin kabulüne göre karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, mahkemeye sundukları TÜİK verileri doğrultusunda 28 yaşında evlenmesi ihtimaline göre 2 yönlü hesaplama yapıldığını, 1. ihtimale göre (desteğin 25 yaşında evlenmesi) halinde baba ...'nın destekten yoksun kalma sebebiyle zararının 62.701,00 TL, anne ...'nın destekten yoksun kalma sebebiyle zararının 74.899,46 TL olduğu; 2.ihtimale göre (desteğin 28 yaşında evlenmesi) halinde baba ...'nın destekten yoksun kalma sebebiyle zararının 67.081,14 TL, anne ...'nın destekten yoksun kalma sebebiyle zararının 79.279,61 TL olduğunun belirlendiğini, müteveffanın muhtemel evlenme yaşı belirlenirken bu yaşın hayatın olağan akışına ve günümüz koşullarına uygun ve bilimsel verilere dayanan bir yaş belirlenmesi gerektiğinden ve dava dilekçesi ve istinaf dilekçesi ekinde mahkemeye ibraz edilen Muhtemel Evlenme ve Boşanma İstatistikleri incelendiğinde 2017 yılı itibariyle erkeklerin ortalama ilk evlenme yaşının 27.7 olduğu görüldüğünden desteğin 28 yaşında evlenmesi ihtimaline göre hesap edilen 2. İhtimale göre dava değerinin artırıldığını, yerel mahkeme tarafından \"Yerleşik yargısal uygulamalar dikkate alındığında, bilirkişi tarafından yapılan 1.hesaplama tarzının dosya kapsamına uygun\" olduğu gerekçesiyle desteğin 25 yaşında evlenmesi ihtimaline göre yapılan hesaplamaya itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, 20 Mart 2020 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar 10. maddesinde; \"Destekten yoksun kalanların paylarının belirlenmesinde paylar, eş ve müteveffa için 2’şer pay, çocuklar ile anne ve baba için ise 1’er pay verilerek dağıtılır. Her destekten yoksun kalanın payı, toplam paya bölünerek hesaplanır. Destek kapsamından çıkan oldukça pay yapısı tekrar hesaplanır. Vefat eden kişinin olası evlenme yaşı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan evlenme ve boşanma istatistiklerindeki ülke ortalaması dikkate alınarak belirlenir.\" denildiğini, aktüerya raporunda vefat edenin muhtemel evlenme yaşı belirlenirken Türkiye İstatistik Kurumu 2017 Evlenme ve Boşanma İstatistiklerinin göz önünde bulundurulması suretiyle bir hesaplama yapılması gerekmekte iken müteveffanın 25 yaşında evlenmesi ihtimaline göre hesaplama yapılmış olması hatalı olduğundan kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, kaldı ki, kararda neye istinaden müteveffanın 25 yaşında evlenmesi ihtimaline göre hesaplama yapılması gerektiğinin dahi belirtilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda maddi tazminat hesaplamasına ilişkin olarak kullanılan yöntem, bakiye ömür tablosu, kusur oranları, gelire ilişkin veriler ve diğer veriler de hatalı olup rapora itiraz ettiklerini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğinden davanın usulden reddi gerekirken kabulünün yerinde olmadığını, hesaplamada TRH-2010 mortalite tablosu ve %1,8 teknik faizin esas alınması gerekirken %10 artırım ve %10 iskonto kullanılmasının hatalı olduğunu, davalı şirket temürrüte düşürülmediğinden faiz talebinin reddi gerektiğini, davacı yan eksik evrakla başvuru yapmış olup, davalının yükümlülüklerini yerine getirmesini imkansız kıldığını, avans faize hükmedilmesinin de kabulünün mümkün olmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme ilamının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tHMK’nun 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava ölümlü trafik kazasından kaynaklanan davacı anne-baba tarafından oğullarının ölümü nedeniyle açılan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.<br>\tDavacılar vekili 31.03.2018 tarihinde davalıya ZMMS ile sigortalı aracın, davacıların oğluna çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek, müteveffanın anne-babası için destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş, mahkemece desteğin %65, sigortalı araç sürücünün %35 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. \t\t\t\t\tDavacılar vekili desteğin evlenme yaşına, maddi tazminat hesaplamasına ilişkin olarak kullanılan yöntem, bakiye ömür tablosu, kusur oranları, gelire ilişkin verilere; davalı vekili usulüne uygun başvuru yapılmamasına, hesaplama yöntemine, temerrüt tarihi ve faize yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.<br>\tDavalı vekili, davacılar tarafından davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK.nın 97. maddesinde; “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş, bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre, davalının da kabulünde olduğu gibi, dava açılmadan önce, davacılar tarafından, davalı ... şirketine 10.05.2018 tarihinde yapılan başvurunun davalıya 14.04.2018 tarihinde tebliğ edilerek 17.05.2018 tarihinde tarihinde hasar dosyalarının açıldığı anlaşıldığından, KTK.nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. <br>\tDavacılar tarafından davalı ... şirketine yapılan başvurunun 14.05.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği dolayısıyla davalının tebliğden 8 iş günü sorası 25.05.2018 tarihinde temerrüde düştüğü ,kazaya karışan sigortalı aracın minübüs cinsi ticari araç olması nedeniyle 25.05.2018 temerrüt tarihinden itibaren avans faize hükmedilmesi doğru görüldüğünden davalı vekilinin temerrüt tarihi ve faiz türüne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>\tDosyadaki mevcut delillere göre, dava konusu kazaya ilişkin olarak, kaza tespit tutanağında ve ceza dosyasında yapılan değerlendirme ile mahkemece alınan 07.12.2018 tarihli bilirkişi raporu ve ATK’nun 18.07.2019 tarihli kusur raporunun aynı yönde olduğu ve kazanın 31.03.2018 günü saat 11:45 sıralarında sürücü ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı minibüsü ile Mithatpaşa Caddesini takiben Kazak Gölü istikametine doğru seyri sırasında kaza mahalli adalı kavşak noktasına geldiği esnada idaresindeki aracın ön kısımları ile seyir istikametine göre yolun sağ tarafından kaplamaya girerek orta adaya doğru karşıdan karşıya geçmek isteyen ve belirli mesafe kateden yaya ...'ya çarpması sonucu meydan geldiği, sürücü ...’un sevk ve idaresindeki minibüs ile meskun mahalde gündüz vakti seyri sırasında gerekli dikkat ve özeni yola verip, bahse konu kaza mahalli kavşak noktasına geldiği anda hızını yeterince azaltıp, görüş alanını kontrol altında bulundurması, taşıt yoluna girerek karşıdan karşıya geçmek isteyen ve belirli mesafe kateden yayaya nedeniyle zamanında etkili tedbir alması ve seyrine müteyakkız şekilde devam etmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip kontrolsüzce girmiş olduğu kavşak bölümünde idaresindeki aracın ön kısımları ile yolun sağ tarafından kaplamaya girerek orta adaya doğru karşıdan karşıya geçmek isteyen yayaya çarpması sonucu gerçekleşen kazada tali kusurlu (%35 oranında), yaya ...’nın meskun mahalde gündüz vakti gerekli dikkat ve özeni yola verip, bahse konu kaza mahalli kavşak noktasında, taşıt yoluna girerek karşıdan karşıya geçmeden önce, kaplama üzerinde bulunan araçların seyir durumlarını dikkate alması, geçiş eylemini uygun bir anda kontrollü bir şekilde tamamlaması gerekirken bu hususlara riayet etmeyip tedbirsizce girmiş olduğu yol bölümünde sol tarafından gelen aracın sadmesine maruz kaldığı olayda asli kusurlu (%65 oranında) olduğu anlaşılmış olup uzman bilirkişi tarafından yapılan kusur tespitinin bu oluşa, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, Yerel Mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir. <br>\tDavacıların zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas, -2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Danıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir .Ancak TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hakim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar miktarının, desteğin ve hak sahiplerinin olay tarihindeki bakiye ömürleri, destek alacakları süre, destek payları esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Yargıtay 4 Hukuk Dairesi (Kapanan 17 Hukuk Dairesi) tarafından tazminat hesaplanmasında esas alınacak yaşam tablosu ile ilgili görüş değişikliğine gidilmiş, (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 Esas. – 2020/8874 Karar. sayılı ilamı, 14/01/2021 tarih 2020/2598 Esas. - 2021/34 Karar. sayılı ilamı) “destek ve hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda 1931 tarihli “PMF yaşam tablosuna göre belirlenmekte iken Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına” karar verilmiştir. Bu itibarla, tazminat hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin esas alınması gerekir. <br>\tDestekten yoksun kalanların destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş ve çocukları ile anne ve babasına ayıracağı varsayılmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir. <br>\tDestekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş ve çocuklar ile anne - babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, anne ve babaya 1’er pay ayrılarak, böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır.<br>\tYargıtay uygulamaları ile desteğin vefat ettiği tarihte  18 yaşında ve bekar olduğu anlaşıldığından  desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki eşe iki anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16 şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14 er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5 er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek  destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması kabul edilmiştir.<br>\tSomut olayda hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda, asgari ücret üzerinden TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi,Yargıtayca kabul edilen pay oranları, kaza tarihinde 18 yaşında işsiz ve ortaokul mezunu olan desteğin 25 yaşında evleneceğinin kabul edilmesi halinde sigortalı araç sürüsünün %35 kusur oranına göre davacı annenin isteyebileceği tazminat miktarının 74.899,46 TL, babanın 62.701 TL; TÜİK verilerine göre evlenme yaşı 28 olarak kabul edildiğinde davacı annenin isteyebileceği tazminat miktarının 79.279,46 TL, babanın 67.081,14 TL olduğu belirlenmiş mahkemece desteğin evlenme yaşının 25 olacağı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle 02.10.2020 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki desteğin evlenme yaşı, maddi tazminat hesaplamasına ilişkin olarak kullanılan yöntem, bakiye ömür tablosu, gelir ve pay oranları doğru olmakla hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmediğinden (emsal Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin 18.03.2019 Tarih 2016/8772 Esas 2019/3108 Karar sayılı ilamı ) davacılar vekili ile davalı vekilinin anılan yönlere ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. <br>\tAçıklanan nedenlerle dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, hükme esas alınan kusur raporu ile aktüer bilirkişi raporunda asgari ücret üzerinden   makul evlenme yaşına göre TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yönteminin uygulanmasında, dava öncesi başvuru şartının davacılar tarafından yerine getirilmiş olması nedeniyle davalının temerrüt tarihinden itibaren avans faizle sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekili ile davalı ... şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1.maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacılar vekili ile davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... AŞ’den alınması gereken 9.398,80 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.350,00 TL’nin mahsubu ile bakiye 7.048,80 TL harcın davalı ... AŞ’den; davacılardan alınması gerekli 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL’nin mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine, <br>\t3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Davacılar ve davalı tarafından yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırdıkları oranda davacılar ve davalıya iadesine, <br>\t5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 15.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br><br>          * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86dfe08634b4f7ef","SID":"a8a41ce2071c5056"}}