{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/1643 <br>KARAR NO: 2023/1600<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 04/07/2023<br>NUMARASI: 2022/117 (E) - 2023/553 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Rücuen Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 28/11/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının maliki olduğu ... plakalı aracın 30/06/2014 tarihinde sürücünün ağır kusurlu hareketi ile meydana gelen trafik kazasında ...'a çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, söz konusu ölüm sebebiyle ... mirasçılarının müvekkil şirkete İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/944 (E) sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... (E) sayılı dosyası ile icra takibine konulduğundan icra dosyasına 99.720,48 TL tazminat ödemesi yapıldığını, 99.720,48 TL tazminatın ödenme tarihi olan 01/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, ... plaka sayılı aracın trafik kaydı üzerine üçüncü şahıslara devrinin önlenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın 30/06/2014 tarihinde meydana geldiğini, davacı tarafça iş bu davanın 22/10/2020 tarihinde ikame edildiğini, bu nedenle iki yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olan davanın zamanaşımı yönünden, müvekkil şirket yönünden ise husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu olayda davacının fahiş tazminat taleplerinin kabul edilemeyeceğini, müvekkil şirketin kiracısı ...-...Sanayi ve Ticaret AŞ'ye ihbarını talep ederek davanın reddini savunmuştur.  İlk derece mahkemesinin 03/09/2021 tarih ve 2021/248 (E) - 2021/591 (K) sayılı kararıyla, davacının davasının pasif husumet yokluğu reddine ilişkin kararına karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Dairemizin 18/01/2022 tarih ve 2021/2021 (E) - 2022/62 (K) sayılı ilamıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/4. maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.  Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; ceza dosyasında verilen kararın hukuk mahkemeleri için bağlayıcı olmadığını, aşırı hızla araç kullanarak yasak olduğu halde emniyet şeridine giren ... plakalı araç sürücüsünün ağır kusurlu olduğunu, davalı şirket lehine hükmedilen vekalet ücretinin de kanuna aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:  Dava; trafik kazasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.  Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 95/2. maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. ZMSS Poliçe Genel Şartlarının 4. maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak, istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işleteninin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir. Yasa gereği sigorta şirketi tarafından rücu talebi yalnızca kendi sigortalısına karşı ileri sürülebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesi gereği ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (YHGK 11/10/1989 gün ve E.1989/11-373, K.472 sayılı ilamı). Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli konumda bulunmasıdır. Bir ceza mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin delil oluşturur (Hukuk Genel Kurulu - 2008/4-564 Esas, 2008/536 Karar).  Ceza dava dosyası kapsamında belirlenen maddi olgular çerçevesinde; sanık ...'ın sevk ve idaresindeki otomobil ile olay mahallinde sol şeridi takiben seyri sırasında seri bir şekilde şerit değiştirme manevralarıyla sağ şeride geldiği, bu sırada önünde bulunan araç nedeniyle hızının da etkisiyle duramayarak kontrolsüzce zorunlu haller dışında kullanılmasının yasak olduğu emniyet şeridine girdiği, burada da aracının lastiğinin patlaması nedeniyle emniyet şeridinde park halinde bulunan araca çarpmamak için sağa yeşillik alana yöneldiğinde burada bulunan maktul yayaya çarptığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli derecede kusurlu olduğu; ölenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, sanığın, kaza esnasında süratli olduğu en sol şeritten en sağ şeride doğru sürekli şerit değiştirdiği ve emniyet şeridine de girdiği sabit olsa da yol dışında yeşil alanda yatmakta olan ölene çarpması nazara alındığında böyle bir neticeyi öngörebilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle bilinçli taksirin varlığından bahsedilemeyeceği belirtilmiştir. Her ne kadar eldeki dava dosyasında kusur raporu alınmamış olsa da; ceza mahkemesinde yapılan yargılama esnasında yapılan tespitler ve olayın oluş şekli göz önüne alındığında, davacı sigortacının üçüncü kişiye ödediği tazminat bakımından dosya kapsamında rücu şartlarının oluşmadığının kabulü gerektiğinden mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 2023 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13/4. maddesine göre \"Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.\" Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği halde davacı aleyhine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerindedir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Davacının davasının reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.702,98 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.523,08 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının üzerinde bırakılmasına,4-İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 9.200 TL vekâlet ücretinin, davacıdan tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalıya verilmesine,5-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>B-İstinaf İncelemesi Bakımından: 1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine, 2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 157 TL posta ve tebligat gideri ile 738 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  4-İstinaf için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e6edde66fb4d48c","SID":"d261ddb84f16d306"}}