{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.                                                                                         <br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/877 <br>KARAR NO: 2023/2283<br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/09/2020<br>NUMARASI: 2019/591 Esas, 2020/448 Karar <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ:  13/12/2023<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili;  müvekkili ile davalı şirket arasında 30/09/2014 tarihli satış vaadi sözleşmesi kapsamında İstanbul ili, Şişli ilçesi, ... ada, ... yarsel sayılı taşınmaz üzerine yapılacak olan binanın 38. katındaki 297,52 m2 brüt alanlı 686 nolu bağımsız bölüm %18 KDV dahil olarak 2.687.400,00 TL bedele satıldığını, taşınmazın net metrekaresinin 150 m2 üzerinde olduğu, 15/04/2018 tarihinde yaptığı 36.945,00 TL ödeme ile toplam 2.687.400,00 TL ödeme yaptığını, yapılan ödemelerin içinde % 18 KDV de bulunduğunu, ancak KDV oranının %8 olması gerektğini, müvekkili tarafından davalıya 227.000,00 TL fazladan KDV ödemesi yapıldığının tespit edildiğini, davalının bu bedeli iade etmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek, davalının haksız itirazının iptali ile icra takibinin devamına, % 20 oranında icra inkar tazminatı ile yargılama masrafları ile vekalet ücretininde davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili;  taraflar arasındaki sözleşmede bağımsız bölümün KDV oranının açıkça % 1 olarak belirlendiğini, davacı tarafından % 18 oranında KDV karşılığı olan 227.000,00 TL fazla tahsilat yapıldığı iddia edilmiş ise de gerçeği yansıtmadığını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ile vekalet ücretininde davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.  İlk derece mahkemesince; \"...1-Davanın KABULÜ ile takibin 227.000 TL üzerinden devamına, asıl alacak 227.000 TL'ye takip tarihinden itibaren %19,50 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, % 20 oranındaki 45.400,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..\" karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, karar vermeye elverişli olmadığını, rapora itirazlarının karşılanmadığını, sözleşmede bağımsız bölüm KDV oranının açıkça %1 olarak belirlenmiş olmasına rağmen sanki %8 ve %18 KDV oranı olmak üzere fahiş ve yasal  mevzuata aykırı KDV tahakkuk ettirilmiş gibi beyanda bulunarak, sözde 227.000,00  TL fazla KDV oranı tahsil edildiği yönünde tespitte bulunulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıdan fazladan KDV bedeli tahsil edildiğine ilişkin iddiaların doğru olmadığını, kararın  usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece icra takip talebinden önceki dönem için işleyen 63.000,00 TL faiz alacağı talebi ile ilgili herhangi bir karar verilmediğini,  sadece bu yönden kararı istinaf ettiklerini,  sözleşmenin 8.2. maddesinde KDV ile ilgili hükümleri kararlaştırıldığını, buna göre  alıcı tarafından ödenmesi gereken KDV oranının ilgili Yasa gereğince faturanın kesildiği tarihteki Bakanlar Kurulu tarafından belirlenmiş olan KDV oranı olduğu ve fatura kesimi tarihinde, KDV oranında artış olması halinde bu artış oranı kadar KDV bedelinin alıcıdan ayrıca tahsil edileceği, oranda azalma olması halinde ise tahsil edilen fazla KDV bedelinin alıcıya iade edileceğinin kabul edildiğini, görüldüğü üzere KDV'deki artış halinde aradaki farkın alıcı tarafından ödeneceği ve KDV'deki azalma halinde farkın alıcıya iade edileceği açıkça taraflarca kabul edildiğini,  08.09.2016 tarih ve 29825 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 07.09.2016 tarih 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre; 2016/9153 sayılı Karar ile 2007/13033 sayılı Karar'ın geçici 2. madde yapılan değişiklik ile konutların 31.3.2017 tarihine kadar teslimlerinde KDV oranının % 18'den %8'e indirildiğini, 31.03.2017 tarihinde sona erecek olan %8 oran uygulamasının yine Bakanlar Kurulu Kararı ile 30.09.2017 tarihine kadar uzatıldığını, davalı şirkette, Bakanlar Kurulunun kararı uyarınca 30.09.2017 tarih ve 2.687.400,00.TL bedelli faturayı %8 KDV'li olarak düzenlediğini, yani davalı şirketin müvekkilinden %18 KDV almasına rağmen Bakanlar Kurulunun kararı uyarınca % 8 KDV üzerinden fatura kestiğini ve vergi dairesine %8 oranında KDV ödediğini, taraflar arasındaki Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi'nin 8.2. maddesi uyarınca % 10  oranındaki KDV indiriminin alıcı-müvekkiline iade edilmesi gerekir iken bu bedelin satış değeri olarak gösterildiğini  ve davalı şirketin uhdesinde tutulduğunu, bu nedenle mahkemece davanın kabul edilen kısmı için verilen kararın doğru olduğunu, ancak faiz talepleri ile ilgili hüküm kurulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf taleplerinin kabulü ile bu açıdan kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili davalının istinafına karşı sunduğu  istinafa cevap dilekçesinde özetle; önceki beyanlarını aynen tekrar ederek, davalının istinaf istemlerinin haksız olduğunu belirterek, davalının istinaf istemlerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, yanlar arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi kapsamında satışa konu olan konut için ödenen KDV bedelinin %18 oranından %8'e indirilmesi sebebi ile aradaki farkın davalıdan tahsiline yönelik itirazın iptali davasıdır. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklısının dosyamız davacısı, borçlusunun dosyamız davalısı olduğu, takip miktarının 227.000,00 TL asıl alacak, 63.000,00 TL fer'isi olmak üzere 290.000,00 TL olarak gösterildiği, borçlunun itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu anlaşılmıştır.  28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un (TKHK) amaç başlıklı 1. maddesinde, \"Bu Kanunun amacı kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. Tanımlar başlıklı 3. maddesi (1) sağlayıcı; Kamu Tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan yada hizmet sunanın adına yada hesabına hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi, (k) Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi (1) Tüketici İşlemi; mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi\" düzenlemeleri bulunmaktadır.28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un (TKHK) amaç başlıklı 1. maddesinde, \"Bu Kanunun amacı kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. Tanımlar başlıklı 3. maddesi (1) sağlayıcı; Kamu Tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan yada hizmet sunanın adına yada hesabına hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi, (k) Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi (1) Tüketici İşlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi\" düzenlemeleri bulunmaktadır. 6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut olayda, satışa konu taşınmaz konut niteliğinde olup, davacı tüketici olup davalı ise ticari amaçla hareket eden şirket tüzel kişiliğine sahip tacirdir 6502  sayılı TKHK nun 3. maddesi kapsamında yanlar arasında tüketici işlemi bulunmaktadır. Aynı Yasa nın 73. maddesi uyarınca davaya bakmakla görevli mahkemeler tüketici mahkemeleridir. İlk derece mahkemesi tarafından göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esasına ilişkin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Davalı vekilinin istinaf isteminin belirtilen gerekçelerle kabulüne, kararın kaldırılarak davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Bu yasal düzenlemeler ve gerekçe kapsamına göre; tarafların istinaf taleplerinin usulen  kabulüne, HMK m.353/1-a-3 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine,  dosyanın görevli Tüketici Mahkemesine gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Tarafların istinaf başvurularının usulen kabulüne, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/09/2020 tarih, 2019/591 Esas, 2020/448 Karar   sayılı kararının KALDIRILMASINA,2.Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, 3.Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren, taraflarca 6100 s.HMK'nın 20.maddesine göre 2 haftalık kesin süre içinde ilk derece mahkemesine DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ İÇİN müracaat edilmesi halinde, davanın esastan görülmesi için dosyanın GÖREVLİ TÜKETİCİ  MAHKEMESİ'ne gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine İADESİNE, Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflarca DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, ilk derece mahkemesince dosya esasa kaydedilerek 6100 s.HMK'nın 20.m. gereğince işlem yapılmasına ve karar verilmesine,4.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,  5.Tarafların yatırmış olduğu istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran taraflara iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 13/12/2023 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2e0995702faffed0","SID":"7f745f1752af9510"}}