{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/1927 <br>KARAR NO: 2023/1401<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/04/2023<br>NUMARASI: 2023/284 Esas (Derdest)<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ : 07/12/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davacı müvekkili ... ile davalı arsa maliki ... San.ve Tic.Ltd.Şti arasında 01.03.2022 tarihli İstanbul İli, Kartal İlçesi, ... Cad. ... Mevkii, ... Ada, ... Parsel numarası ile tapuya kayıtlı taşınmaza ilişkin olarak adi yazılı Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesine İlişkin ön protokol imzalandığını, ön sözleşme  uyarınca  ifaya hazırlık fiili niteliğindeki tüm edimlerini eksiksiz ifa etmesine rağmen davalı ... İnşaat'ın  noterde Düzenleme Şeklinde Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'ni  imzalamaktan imtina ettiğini, sözleşmenin 9.maddesi gereğince davalıya 950.000,00 TL ödeme yapıldığını, davalı şirket tarafından önceki yükleniciye devredilen 9/16 payın da 2.700.000,00 TL ödenerek müvekkili tarafından satın alındığını, davacı ile davalı şirketin paydaş olduğunu, davalının kat karşılığı inşaat sözleşmesini imzalamaktan imtina ettiğini, taraflar arasındaki ön sözleşme gereğince arsa üzerinde 8 adet villa yapılması, arsa sahibine 3 villa, yükleniciye 5 villa verileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin geçerli olduğunu belirterek,  01.03.2022 tarihli “Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesine İlişkin Ön Protokol” ün geçerli bir sözleşme olduğunun tespitine, müvekkilinin yüklenici sıfatı ile inşaata başlayabilmesi için aynen ifa talebi doğrultusunda inşaata başlamak üzere taşınmazın zilyetliğinin davacılara devredilmesine, davacı müvekkillerine inşaat faaliyetlerini yerine getirmek üzere davalı arsa maliki ... İnşaat tarafından gerekli olan temsil yetkisinin (TBK m.40 vd.; vekaletnamenin) mahkeme kararı ile düzenlenmesine, temerrüde düşen arsa malikinin inşaata başlanmasını kusuru ile geciktirmesine dayalı olarak /HMK m.107 hükmü uyarınca belirsiz alacak davası niteliği ile şimdilik 10.000,00 TL gecikme tazminatının 08.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsil edilmesine, karar verilene ve kesinleşinceye kadar davalı arsa malikinin dava konusu İstanbul İli, Kartal İlçesi, Yakacık ... Cad. ... Mevkii, ... Ada, ... Parsel numarası ile kayıtlı Taşınmazdaki payının üzerine tasarruf yetkisini kaldırmak üzere ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili,  davayı kabul etmediklerini, davacının 9/16 arsa hissesinin yanılma yoluyla tapusunu kendi üzerine almasını kabul etmediklerini, ... İnşaat temsilcisi olarak  ... %97 görme özürlü olduğunu, ön protokol ve başka bir anlaşmanın %97 görme özürlü kişinin hukuki şartlarına uygun olarak yapılmasının gerektiğini, bu şartlara uygun bir anlaşmanın ve kanuna uygun bir sözleşmenin olmadığını, davacının aldığı 9/16 arsa hissesinin bedelinin verilmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 28/04/2023 tarihli ara kararı ile, HMK'nın 389/1 maddesinde yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir  kararı verilebileceğinin belirtildiği, davanın alacak istemine ilişkin olduğu, ancak ihtiyati tedbir isteminin  davalı arsa malikinin dava konusu İstanbul İli, Kartal İlçesi,  ... Cad. ...  Mevkii, ... Ada, ... Parsel numarası ile kayıtlı taşınmazına tedbir konulması yönünde olduğu anlaşılmakla, ihtiyati tedbire konu taşınmazın mülkiyeti ihtilaf konusu olmadığından tedbir kararı  verilemeyeceğinden davacılar vekilinin ihtiyati tedbir istemlerinin koşulları bulunmadığından reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, davalı arsa malikinin davacı yüklenici müvekkillerine eser edimlerinin karşılığı olmak üzere sözleşmede kararlaştırılan oran dahilinde önden taşınmazın 9/16 kısmını devrettiğini, önceki yükleniciye ve  davalı arsa malikine sözleşmede kararlaştırdıkları tüm edimleri ifa ettiğini, HMK 389/I.maddesinde ihtiyati tedbirin amacının açıklandığını, dava konusu taşınmazı sözleşme uyarınca  devraldığını ve paydaş olan müvekkili yüklenicinin, bu taşınmaz üzerinde inşaata başlamak ve bağımsız bölümleri (villa nitelikli) inşa etmeyi arzu ettiğini, davalı arsa maliki ile bu sözleşmeyi imzalayabilmek ve taşınmazı eser edimleri karşılığında devralabilmek için imzaladıkları sözleşme uyarınca ödenmesi gereken bedelleri ifa amacı ile Şile'de bulunan iki villa nitelikli bağımsız bölümünü sattığını ve davalı arsa malikine ödemeler yaptığını belirterek, davalının dava konusu İstanbul İli, Kartal İlçesi, ... Cad. ... Mevkii, ... Ada, ... Parsel numarası ile kayıtlı taşınmazdaki payının üzerine tasarruf yetkisini kaldırmak üzere ihtiyati tedbir  kararı verilmesini ve yerel mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.  İhtiyati tedbir talebi para dışındaki münazaalı hakların muhafazasına , teminine hizmet eden geçici korumadır. HMK'da tanzim edilen ihtiyati tedbir müessesesi , dava konusu müddeabih'in davanın devamı süresince değişmeksizin kalmasına hizmet etmek yanında ayrıca tehirinde tehlike olan veya mühim bir zarar olacağı anlaşılan hallerde de tehlike veya zararı bertaraf etmek için Hakim icap eden tedbirlerin icrasına da karar verebilecektir. HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın  doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre Mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır. HMK'nın 389. Maddesinde ihtiyati tedbirin ancak \"dava konusu\" üzerine konulabileceği belirtilmiştir. Taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmaktadır. Bu tür sözleşmelerde yükleniciye devredilen bağımsız bölümler avans niteliğinde olduğundan, yüklenici ancak sözleşmeyle üstlendiği edimlerini yerine getirdiği oranda bu bağımsız bölümler üzerinde hak sahibi olmaktadır. Yüklenicinin eksik ve ayıplı imalatları, gecikme tazminatı borcu ve diğer borç ve yükümlülükleri yönünden arsa sahibi tarafından avans olarak verilen bağımsız bölümlerin bu borç ve yükümlülüklere isabet eden kısımlarının yüklenici tarafından hak kazanıldığından bahsedilemez. Bu nedenlerle, sözleşme tüm hükümleriyle bir bütün olduğundan, yüklenicilere devredilmiş olsa bile avans olarak verilen bağımsız bölümler de halen sözleşmenin bir parçası ve tabii olarak \"davanın konusu\" olmaya devam ederler. Tazminat ve alacak davalarında para borcu söz konusu olmasına rağmen, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin anılan bu özelliği nedeniyle avans mahiyetindeki bağımsız bölümler de ihtiyati tedbir değerlendirmesinde \"davanın konusu\" sayılacaktır. Bu durum, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan tazminat davalarında her halükârda ihtiyati tedbir kararı verileceği anlamına gelmeyip, HMK'nın 389. Maddesinde düzenlenip yukarıda kısaca değinilen yaklaşık ispat ve ihtiyati tedbirin genel şartlarının varlığının da mahkemece ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda, davacı yüklenici olup, davalı arsa malikidir. Davacı taraf önceki yüklenici ile sulh ve devir protokolü yapmıştır. Adi yazılı 28/02/2022 tarihli taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı ve ona dayalı olarak davada gecikme cezası vekalet yetkisi ve sözleşmenin geçerliliğinin tespitinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın alacak davası olması, taşınmazın dava konusu olmaması sebebiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu taşınmazın davanın konusu olduğu kabul edilmekle birlikte dosya kapsamı itibariyle HMK'nin 389 ve devamı maddelerine göre ihtiyati tedbir talep eden tarafın yaklaşık ispatı sağlamakla yükümlü olup, yaklaşık ispat sağlanamadığından, yerel mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2023 tarih ve 2023/284 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin  istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-Alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye  89,95 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı  tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince  KESİN olmak üzere 07/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"44b62040db252a24","SID":"ec8c2de027c8d029"}}