{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/2005 <br>KARAR NO: 2023/1411<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/10/2023<br>NUMARASI: 2023/636 Esas (Derdest)<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ : 12/12/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağı talebine ilişkin olup; mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında 04/03/2016 tarihinde  müvekkilinin davalıdan mal alımı yaptığı şekilde TPE nezdinde tescil ettirdiği \"...\" markası ile private label üretim yaptırmak amacıyla \"Siparişe İstinaden Ürün Alım Sözleşmesi\" başlıklı  fason üretim sözleşmesi imzalandığını, 2016 tarihli sözleşmenin 2022-2023 yılı için de geçerli olduğunu,  müvekkilinin 2023 yılında 4 çeşit ürün tedariği için davalı ile sözleşme çerçevesinde  anlaştığını,  siparişin  konusunun 4 kalem mal için toplamda  850 ton ve 80 milyon değerinde “hurma”  olduğunu, sözleşmeye istinaden verilen siparişin mailler ve telefonda sözlü olarak onaylamasına rağmen davalı yanın taahhütlerini yerine getirmediğini, müvekkili tarafından davalıya gönderilen ve cevap verilmeyen  mailler dikkate alındığında, davalı şirket tarafından söz konusu ürünlerin haksız ve mesnetsiz bir şekilde taahhtit edilen tarihlerde (01-14 Şubat) tedarik edilemeyeceğinin anlaşıldığını, bunun üzerine taraflarınca İstanbul ... Noterliği'nin 14/12/2022 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin  davalıya gönderilerek sözleşmeye vaki aykırılıkların tamamı ile sona erdirilmesi, ihtar tarihine kadar verilmiş siparişlerin sözleşmeye uygun şekilde karşılanması, müvekkilinin zarar görmesine sebebiyet verecek fiillere son verilmesi ile karşılıklı güven ve iyi niyete gölge düşürecek hareketlerden kaçmılması hususu ve aykırılığa kısmen ya da tamamı ile son verilmemesi, sözleşmede yer alan taahhütlerin yerine getirilmemesi ve benzeri aykırılıkların devamı halinde, ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın; sözleşme ve yasal mevzuattan kaynaklı tüm yasal hakların kullanılacağını, zararların giderimi yoluna gidileceğinin ihtaren bildirildiğini, bu ihtarnameye davalı yanca olumsuz cevap verilmesi üzerine İstanbul ...Noterliği'nin 03/01/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözleşmenin feshedildiğinin davalı yana bildirildiğini, davalı tarafın  basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, miktarı, çeşidi, fiyatı, teslim tarihi, ürün ambajı dahi anlaşılan özel koşullar yanında genel ürün alım sözleşmesine aykırı davrandığını, bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğinden davalının 2016 tarihli sözleşme çerçevesinde cezai şartlardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 100.000,00 TL cezai tazminat alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca kötü niyetli davalının mal kaçırma tehlikesi bulunduğundan, alacağa yeter miktarda davalının 3. şahıslardaki her türlü hak ve alacaklarına, taşınır ve taşınmaz malları üzerine ihtiyati haciz/tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. Mahkemece 05/10/2023 tarihli ara karar ile, davacı vekilinin iddialarının yargılamayı gerektirdiği, talebin haklılığı konusunda taraflarca bildirilecek delillerin toplanmasının ve bilirkişi incelemesi yapılmasının ardından değerlendirme yapılabileceği, bu aşamada yaklaşık ispat ve  İİK'nın 257. ve HMK 389. maddeleri şartları oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, taraflar arasındaki mail yazışmaları ve sözleşme maddelerinin davalarını destekler nitelikte olup, kötü niyetli davalının mal kaçırma tehlikesi bulunduğunu, davanın bu aşamasında ihtiyati haciz kararının verilmemesinin daha sonrasında  telafi edilmeyecek zararlara yol açacağını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında  04/03/2016 tarihinde  \"Siparişe İstinaden Ürün Alım Sözleşmesi\" başlıklı sözleşme imzalanmış olup, bu sözleşme ile davalı yüklenici sıfatıyla davacıya \"...\" marka hurma üretimi işini üstlenmiştir. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın  doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.  İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. Maddesinde de; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan kanun maddeleri kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; davacı yanca üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilen taşınır ve taşınmaz mallar dava konusu olmadığı gibi,  dava dosyası henüz layihalar aşamasında olup, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak deliller tam olarak toplanmamış, yaklaşık ispat şartı gerçeklememiştir. Bu itibarla mahkemece, bu gerekçelerle   davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmesi dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun olmuştur.  Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/10/2023 tarih ve 2023/636 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince  KESİN olmak üzere 12/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"073976181473247e","SID":"a9c9006dcb32d0b1"}}