{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1782 <br>KARAR NO: 2023/1760<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/575 <br>KARAR NO: 2022/412<br>KARAR TARİHİ:24/05/2022\t<br>DAVA:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)<br>KARAR TARİHİ: 06/12/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesi ile;  müvekkillerinin ödeme güçlüğüne düştüğünden bahisle, İİK 285 vd. maddeleri gereği müvekkilleri hakkında alacaklarıyla konkordato akdetmesini sağlamak amacı ile konkordato mühleti verilmesini ve konkordatonun tasdikini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"...Bilirkişi kurulunun hazırladığı 17/11/2021 tarihli ve 65 sayfadan ibaret raporlarında sonuç olarak ve özetle davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden ayrı ayrı incelemenin yapıldığı, her bir davacı şirketin ve yine gerçek kişinin net aktif değerinin mahkememizce belirlenen inceleme konularına uygun şekilde hesaplandığı, davacı şirketler ve davacı gerçek kişinin konkordatoya tabi borçların ödeme planın raporlarda açıklandığı, yapılan teknik inceleme sonuçlarına göre her bir şirket ve davacı ... yönünden teklif edilen tutarın konkordato talep eden borçluları ile orantılı olup olmadığının irdelendiği, davacı şirketlerin adi konkordatoda teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olduğu, davacı şirketlerin kaynaklarının mevcut olduğu, bu nedenle kaynakların konkordato teklifleriyle orantılı olduğu, davacı ... A.Ş.ve ... A.Ş.yönünden harçların yatırıldığı, davacı şirketlerin mühlet içerisinde oluşan borçlarının bulunmakla birlikte bu borçlarının ödenip ödenmediğinin tespit edilebilmesinin mümkün olmadığı, davacı  ... ise iflasa tabi tacir olmadığından İİK m.305/a hükmü çerçevesinde değerlendirmenin yapılamadığı, İİK m.305/b hükmü uyarınca ise tespit edilen kaynakların gerçek kişi yönünden borçlarını karşılamaya yeterli olmadığı, teminata karşı borcu bulunmadığı, harcın yatırılması gerektiği ifade edilmiştir. Yargılama aşamasında konkordato komiser heyetinin sunmuş olduğu ek nihai raporda kısa kararın verildiği tarih itibariyle proje tasdikinin yürürlüğe girmesinde engel hal bulunmadığı, finansal kiralamaya konu mal iadesinin bulunmadığı, konkordato teklifine muvafakat yetkisi konusunda yetkilerin tam olduğu, davacı gerçek kişiler yönünden ise şartın oluşmadığı yönünde açıklama yapmışlardır. Sonuç olarak alınan bilirkişi raporu, konkordato komiser heyeti dikkate alındığında davacı şirketler yönünden tespit edilen kaynakların borçları karşılamaya yeterli olduğu, miktar ve tutar yönünden öngörülen koşulların oluştuğu, borçlu ... konkordato projesinin ise davacı şirketler gibi kabul olunduğu, konuyla ilgili konkordato komiser heyeti raporu ile davacı şirketler yönünden belirsizliklerin giderildiği, gerekli nisap çoğunluğunun davacı şirketler yönünden gerçekleştiği, Yargıtay uygulaması doğrultusunda aylık ödemelerin asgari 10.000,00 TL olmasından vazgeçilerek eşitliğin sağlandığı, ayrıca borçlu ... A.Ş.ile  rehinli alacaklı arasındaki anlaşmaya konu borç için harçların mahkeme veznesine yatırılmış ise de rapor tarihi itibariyle ödenen rehinli borç miktarının 40.455,75 TL olduğu, fazla olan bu harcın iade edilmesi gerektiği,  bu yön itibariyle ve sonuç olarak davacı olan şirketler yönünden İİK m.305 hükmünün (a),(b),(c),(d),(e) bendlerinde öngörülen yasal koşulların ve yine davacı gerçek kişi  ... yönünden de uygulanma imkanı bulunan İİK m.305 hükmünde yer alan şartların oluştuğu bildirmiştir. Mahkememizce icra edilen tasdik yargılaması sırasında alınan ve ayrıca yukarıda anılan konkordato komiser heyeti raporu ve bilirkişi raporu dikkate alındığında harç hesaplamalarında yukarıda açıklanan ve derhal iadesi gereken harç dışında tasdike tabi olan adi konkordatoya tabi tüm borçlar için gerekli harcın alındığı, rehinli alacaklıyla anlaşma yapan davacı şirketin ise kısmen borçlarını ödediği, bu suretle fazla yatan harcın bu davacıya derhal iade edilmesi gerektiği, davacı şirketler ve gerçek kişi yönünden yapılan hesaplamalar dikkate alındığında herhangi bir değişiklik olmadığı, sonuç olarak konkordato tasdikine engel bir halin mevcut olmadığı açıklanmıştır. Alınan raporlar dahi gözetilerek yukarıda belirtilen yasal şartların her bir davacı şirket ve davacı gerçek kişi açısından  oluşup oluşmadığı somut olarak ve tek tek irdelenecektir. Nihayet haklarındaki konkordato tasdik şartları oluşmayan diğer davacı gerçek kişiler ...  ve ... yönünden dahi belirleme yapılacaktır. Öncelikle belirtilmelidir ki \"teklif edilen tutar ve iflas halinde elde edilebilecek tutar karşılaştırması, tamamen farazi ve varsayıma dayalı bir incelemedir. Özellikle iflas halinde elde edilebilecek tutarın kesin olarak belirlenmesi mümkün değildir.\" (Hakan Pekcanıtez/Güray Erdönmez, 7101 sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, İstanbul, 2018, Sayfa 128-129)Bu nedenle teklif edilen tutarın iflas halinde elde edilebilecek tutardan fazla olup olmadığı muhasebesel ve işletmesel incelemeyi gerektirir. İflas halinde şirketin mal varlığının normal şartlar içinde en düşük maddi değere satılması ihtimali bu noktada gözardı edilemez. Nitekim gerek konkordato komiser heyetinin oy birliği oluşturduğu raporlar gerek bilirkişi kurulunun oy birliği ile oluşturduğu rapor, teklif edilen tutarın iflas halinde elde edilebilecek tutardan fazla olduğunu göstermektedir. \"Esasen burada nihai amaç konkordato teklifini kabul etmeyen alacaklıların mağdur edilmesini engellemeye yöneliktir\". (İbrahim Ercan, İcra ve İflas Hukukunda Mal Varlığının Terki Suretiyle Konkordato, Konya, 2008, Sayfa 237) Bu duruma göre davacı borçlu şirketler yönünden, mevcut konkordato teklifini kabul etmeyen alacaklılar dikkate alındığında mağduriyet doğmasını gerektirecek somut ve ispatlanmış bir durum yoktur. Özellikle bu noktada davacı borçlu şirketlerin tüm aktifinin borçların ödenmesine tahsisi mümkün olmadığı gibi konkordatonun talep edilmesini gerektiren amaca da uygun değildir. Zira davacı şirketlerin faaliyetine devam etme iradesi mevcuttur. O halde davacı şirketler yönünden iflas kararı verilmesi halinde ve konkordato talebinin red olunması durumunda alacaklıların alacağını tamamen tahsil etmesi imkansız gözükmekle davacı şirketlerin her birinin mevcut teklifinin alacaklılara daha uygun ve daha fazla koşullarda bir imkan sağladığı mahkememizce kabul edilmiştir. Kaldı ki \"konkordatonun tasdik edilmesine karşı çıkan bir alacaklının İİK m.305 hükmünde düzenlenen bu şartın sağlanamadığına ilişkin itirazda bulunması halinde, aksinin bu alacaklı tarafından da ispatlanması gerekir. (Selçuk Öztek/Ali Cem Budak/Müjgan Tunç Yücel/Serdar Kale/Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku Ankara 2019,Budak/Kale, Sayfa 368) Oysaki böyle bir olayda ispat yükünü yerine getirmek zorunda olan alacaklıların üzerine düşen yükü yerine getirmedikleri, bu noktada somutlaşmış bir vakıa ve delilin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacı şirketler yönünden İİK.m.305/f.2 bend (a) hükmündeki şart gerçekleşmiştir. Yeri gelmişken ifade etmek gerekir ki her bir davacı şirket ve davacı gerçek kişi ... yönünden sunulan konkordato projesinde, genel olarak her bir alacaklı açısından ödeme tarih ve miktarları yönünden eşitlik sağlanmaya çalışılmıştır. Bu noktada her bir davacı şirket ve davacı gerçek kişiden, alacaklı olanlar arasında tasdik olunan konkordato projesinde eşit ve dengeli ödeme yapılması için revize proje alınmış, bu revize proje çerçevesinde de hüküm oluşturulmuştur. Böylelikle en başta sunulan ve kısmen ve az da olsa küçük alacaklılara farklı ödeme yapılmasına dair proje revize edilmiş, Mahkememizce ise bu noktada genel olarak alacaklıların çoğunluğunun lehine olan durum takdir edilmiştir.  \"Alacaklı ve alacak miktarının nisabın çok üstünde bir kesim tarafından kabul edilen konkordato projesinde projeye olumlu oy kullanan büyük kesimin kabullerine değer vermek ve sonuca bu düşünceyi hakim kılmak gerekir. (...) Az yukarıda belirtildiği üzere katı uygulanan konkordato kuralları ne alacaklı ne de ekonomiye katılması amaçlanan borçluya fayda sağlamaz. (Yargıtay 15. HD 2021/2083E. 2021/1815K.sayılı ilamı) Bu şekilde somut olayda büyük kesimin kabullerine değer verilmek yanında teklif olunan yeni revize proje çerçevesinde hüküm oluşturulmuş bulunmaktadır.  Yukarıda atıf yapılan Yargıtay kararında işaret olunduğu üzere konkordato projesinde projede olumlu oy kullanan büyük kesimin kabullerine değer verilmesi önem arz etmektedir. Buna göre projede olumlu oy kullnan büyük kesim alacaklıların dahi kabulleri, konkordato tasdik kararının verilmesi ile sonuçlarının doğması ve ödemelerin başlaması yönündedir. Konkordato tasdik yargılamasına başlanılmasının ve hüküm aşamasına gelinmesinin 2022 yılı Ocak ayında olabileceği ihtimali çerçevesinde ilk ödemenin 2022 yılı Ocak ayında başlaması öngörülmüştür. Gerek alınan bilirkişi kurulu raporları, gerek Basın İlan Kurumu nezdinde ilan yapılması için ücret gönderildiği halde ilan yapılmamasının fark edilmesi nedeniyle yeniden ilanın yaptırılmasının sağlanması nedeniyle hüküm 24/05/2022 tarihi itibariyle verilmiştir. Ancak bu durum yukarıda atıf yapılan Yargıtay kararı çerçevesinde tasdik kararı ile birlikte ödemelerin yapılması noktasında projeye olumlu oy kullanan büyük kesim alacaklıların iradelerinin gözardı edilmesini gerektirmemektedir. Bir başka deyişle ödemelerin hükümden sonra hemen başlatılması projeye olumlu oy kullanan büyük kesim alacaklıların kabulleri ile uyumludur. Zaten bu nedenle ilk ödemenin 2012 yılı Ağustos ayında başlanmasına yönelik davacılar vekilinin beyanlarına itibar edilebilmesi mümkün olmadığı gibi konkordato kurumunun ve projenin amaç ve ruhu ile de uyumlu değildir. Kabul oyu kullanmayan alacaklıların dahi hakları bu şekilde korunarak bu alacaklılar yönünden de adil bir dengenin kurulması sağlanmış olacaktır. Bu nedenle kararın verildiği ayı takip eden ilk aydan itibaren ilk ödemenin başlatılması noktasında hüküm oluşturulmuş, alacaklı ve alacak miktarının nisabın üstünde bir kesim tarafından kabulü karşısında bu kesimin kabullerine değer verilmiş, ayrıca nisabın oluşmasında kabul oyu kullanmayanlar açısından ise daha aleyhe bir durumun oluşması engellenmiş, alacaklıların ve alacağın çoğunluğu ile kabul edilen teklif dikkate alınmıştır.Mahkememizce açıklanan çerçevede projenin tasdik edilmiş olması, konkordato projesine olumlu oy kullanan büyük kesimin kabullerine değer vermek yanında oluşan iradelerini gözardı etmemek sonucunu doğurmaktadır. Bütün ülke ekonomilerinin, Kovid-19 bulaşıcı hastalığı nedeniyle dereceleri farklı olmakla beraber kırılganlaştığı bir dönemde konkordato projesinin mevcut anlaşma çerçevesinde tasdik edilmemesi dosya kapsamına aykırı olacaktır. Kararın verildiği tarihten önce yani 2022 yılı Ocak veya Mayıs ayından itibaren ilk ödemenin başlatılmasına dair bir hüküm fıkrasının oluşturulması ise hükmün infazını imkansız kılacak niteliğinde olduğundan düzeltme yapılması kurumun amacı gereğidir. Bu haliyle Mahkememizce tasdik edilen projenin, mevcut alacaklı beyanları da gözetildiğinde hukuki açıdan tasdikine engel yoktur. Konkordatonun tasdiki açısından İİK m.305/f.2 hükmü gereği projeyle teklif edilen tutarın borçlunun kaynaklarıyla orantılı olması önem arz eder. 4949 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi borçlunun teklifinin mevcudu ile orantılı olması gerekmekte iken \"mevcut\" ifadesi yerine daha geniş bir kavram olan \"kaynakları\" sözcüğü maddeye konulmuştur. (Talih Uyar, Alper Uyar, Cüneyt Uyar, İİK Şerhi, Cilt 2, 2010, Sayfa 3154) Buna göre borçlunun kaynakları ibaresini sadece mevcut olan değil ileride mevcut olması muhtemel gelirleri de kapsayabileceği mahkememizce kabul olunmuştur. Zaten yeni düzenlemede, mahkemenin beklenen hakları dahi dikkate alabileceğinin düzenlenmesi bu düşüncenin doğruluğunu ortaya koymaktadır. Gerek konkordato komiser heyetinin kök ve ek nihai raporları gerek bilirkişi kurulu raporları bir bütün olarak dikkate alındığında, davacı borçlu şirketlerin ve davacı gerçek kişinin halihazırdaki muhtemel gelirleri, halihazırda mevcut kaynakları ve borçlarının dikkate alındığı, buna göre teklif edilen tutarların davacı şirketlerin ve gerçek kişinin kaynaklarıyla orantılı olduğu, konkordato talep eden davacı şirketlerin bilançolarında ikrar veya konkordato sürecinde kabul ettikleri alacakların gerçek borçlara tekabül ettiği, bu durumun kıyasen davacı gerçek kişi ... yönünden de geçerli olduğu, davacı borçlu şirketlerin ticari defter incelemelerinde net aktif miktarla birlikte konkordatoya tabi borçların teklif edilen ve kabul edilen konkordato projesi uyarınca iflasa nazaran daha yüksek tutarda olduğu, teklif edilen tutar ile kaynakların orantılı olduğu gerekçeli ve ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Bu arada borç miktarı, tasdik edilen borç ödeme planı ve şekli karşısında beklenen hakların durumuna dair yapılan inceleme sonuçları ve raporlar karşısında, beklenen hakların dikkate alınabilmesi somut olayın özellikleri açısından mümkün değildir.  İİK m.305/f.2 bend (b) açısından da tasdik şartı bu suretle davacı şirketler ve gerçek kişi ...  yönünden oluşmuştur. Özellikle belirtmek gerekir ki davacı borçlu ... zaten iflasa tabi kişi konumunda değildir. Öte yandan yargılama aşamasında sunulan 10/01/2022 tarihli rapora göre, borçlu ...  konkordato tasdik raporunda belirtilen tutarı,  hissedar olduğu şirketlerden elde edebileceği muhtemel kar payları ile mevcut gayrimenkullerden karşılayabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle bu konuda ayrıntılı irdeleme içermeyen bilirkişi raporuna itibar edilebilmesi mümkün olmamıştır. Gerek konkordato komiser heyetinin oy birliğiyle hazırlamış olduğu kök ve ek raporların içeriği gerek bilirkişi kurulunun rapor içerikleri dikkate alındığında alacak miktarı ve alacaklı sayısı bakımından, davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden ayrı ayrı gerekli nisap çoğunluğu dikkate alındığında kabul edilmiş bir proje bulunmaktadır. Bu nitelikli oranın sağlanması esnasında oy kullanan alacaklıların kaydı, oy kullanma tarzı  ve oluşan çoğunluk kanun hükümlerine uygun olarak gerçekleşmiş olup bu açıdan şikayet konusu olabilecek ciddi bir talep ileri sürülmemiştir. Böylelikle \"oyların tanzimi ve ilgili alacaklının bizzat kendisinin mi oy kullandığı yoksa bu hususta oy kullanmaya yetkili temsilci tarafından mı oy kullanıldığı, oyun açık bir şekilde mi belirtildiği ve oyu onaylayan kişinin imzasının bulunup bulunmadığı hususlarının dikkatlice tetkik edilmesi\" noktasında da gerekli inceleme yapılmıştır. (Dr. Orhan Eroğlu, Uygulamada Konkordato, Ankara, 2020, sayfa 213) Diğer yandan itiraz eden alacaklı beyanlarında geçen vakıaların bu oranın sağlanmasına engel nitelik taşımadığı anlaşılmaktadır. Buna göre İİK m.305/f.2 bend (c) hükmünde belirtilen şart davacı şirketler ve ... yönünden oluşmuştur. Diğer iflâsa tabi olmayan gerçek kişiler yönünde ise gerekli çoğunluk sağlanamamıştır. Bu nedenle ... ve ... konkordato talepleri red olunmuştur. Konkordato komiser heyeti raporuna göre, İİK m.305/f.1 bend (d) hükmünde belirtilen alacaklılar ile ilgili olmak üzere davacı şirketler yönünden gerekli teminatların sağlanması zorunludur. Bu noktada konkordato komiser heyetinin gerek kök gerek ek gerekçeli raporları yönünden davacı ... A.Ş.yönünden imtiyazlı alacaklılar ve mühlet içinde komiser heyetinin izniyle akdedilmiş sözleşmelerden doğan borcun ifasının teminata bağlanmasını gerektiren gereklilik halinin bulunmadığı gibi davacı ... TİC. A.Ş.yönünden de aynı hukuki ve fiili durumun söz konusu olduğu, davacı gerçek kişi ...  yönünden dahi teminat gösterilmesini gerektiren hukuki ve fiili bir durumun mevcut olmadığı, bu haliyle konkordato projesi tasdik olunan davacı şirketler ve davacı gerçek kişi yönünden teminatların sağlanmasına dair bir gereklilik bulunmadığı, bu konuya ilişkin gerek bilirkişi kurulu raporunun gerek konkordato komiser heyetinin raporlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, bu itibarla İİK m.305-d hükmü kapsamında bu yöne ilişkin şartın dahi gerçekleştiği anlaşılmıştır. O halde davacı şirketler yönünden ve davacı gerçek kişi ... yönünden İİK m.305/f.1 bende (d) hükmünde belirtilen şart dahi gerçekleşmiştir.  Konkordato tasdikinin gerektirmiş olduğu tüm yargılama giderleri ve özellikle konkordato tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harçların da İİK m.305/f.1 bend (e) gereği tamamlatılması gerekir. Buna göre davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden 7101 sayılı Yasanın m.51 hükmüyle değişik Harçlar Kanununa bağlı 1.sayılı tarifeye göre adi alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden binde 2,27; yapılandırma sonunda rehinli alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinde binde 1,13 oranında harcın karşılanması gerekir. Konkordato komiser heyetinin hazırlamış olduğu kök ve ek raporları ve yine bilirkişi kurulu raporları içeriği dikkate alındığında, gerek adi alacaklılar yönünden gerekse rehinli alacaklılar yönünden harçların tamamının depo edildiği, gerekli kayıtların sunulduğu, rehinli alacaklılar yönünden ön görülen 2/3 çoğunluk sağlanmış olduğundan bu konuda dahi tasdik kararı verilmesinin yasal şartlarının tamamının oluştuğu anlaşılmaktadır. Böylelikle davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden, adi alacak ve yine rehinli alacak açısından ödenmesi gereken tutar ve bu tutarlar nedeniyle ödenmesi gereken harç gerekçeli ve denetime elverişli şekilde açıklanmış, mahkememizce harç miktarları denetlenmiştir. Yapılan denetimde davacı ... A.Ş.'nin adi alacaklılar için 719.113,12 TL ile rehinli alacaklılar için 63.400,90 TL; yine ... A.Ş.'nin adi alacaklılar için 1.235.403,33 TL; ... ise 13.063,72 TL tutarında olmak üzere gerekli harç tutarlarını ödedikleri, harç makbuzlarının ayrıca 08/04/2022 tarihli rapora eklendiği anlaşılmıştır. Yine konkordato tasdiki duruşması öncesi konkordato tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri mahkememizce gerek kalem gerek miktarlar itibariyle ayrıntılı olarak hesaplanmış, karar altına alınmıştır. Davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden gerek tasdik harcı gerek yargılama giderleri kalem kalem ve tek tek davacılar vekiline bildirilmiş, davacılar vekili verilen süre içinde davacı şirketler ve  ... yönünden konkordato tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile adi alacaklılara ve rehinli alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan bedel üzerinden ödenmesi gereken harcı hüküm öncesi mahkememiz veznesine depo etmişlerdir. Hal böyle olunca davacı şirketler ve ... yönünden İİK m. 305/f.1 (e) hükmünde öngörülen yasal koşul dahi oluşmuştur.  Yargılama aşamasında itiraz eden ... Bankası T.A.O.vekili kardeş olan firmaların birbirleriyle olan yüklü alacakları karşısında toplantı nisabına katılmaları, alacaklıların itiraz etmemeleri karşısında projede aranan çoğunluğu sağladıkları gerekçesiyle aslında projenin kabul edilmediği yönünde itirazda bulunmuşlardır. Oysaki konkordato komiser heyetinin açıklamış olduğu gibi davacı şirketler farklı tüzel kişiliklere sahiptir. \"Mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre ise gerek şirketler hukuku gerek muhasebenin temel ilkeleri gözetildiğinde şirketlerin birbirlerinden farklı oldukları hukuki bir gerçekliktir. Zaten irdelendiği üzere her iki şirket var oldukları tarihten itibaren birbirlerine mal alım satım ilişkisini gerçekleştiren grup şirket konumundadırlar. Bu noktada şirketlerin ticari defter ve kayıtların fiktif olduğu yönünde raporlama olmadığı gibi muhasebe kurallarına uygun tutulduğu da açıklamaktadır. Şirket tüzel kişiliklerin gerek muhasebesel gerek işletmesel gerek hukuki anlamda birbirlerinden farklı bulunmaları karşısında diğer alacaklılardan oy kullanma açısından farklı bir statüde oldukları kabul edilemez. Kaldı ki İİK m.302/f.4 hükmü uyarınca alacak ve alacaklı çoğunluğunun hesabında dikkate alınamayacak kişiler, kanun koyucu tarafından örneklendirme yoluyla değil sınırlayıcı yani bir başka ifadeyle \"tahdidi\" olarak sayılmıştır. Kanun koyucunun sınırlı olarak zikrettikleri içinde kalmayan grubun dışlandığı ise yorum bilimi gereğidir. Buna göre bu şirketlerin toplantılarda oy kullanmasına engel hal yoktur. ... Bankası T.A.O'nun mevcut itirazları dikkate alındığında, grup firmalar arasında firma faaliyeti açısından bağlılık olması tek başına konkordatonun tasdikine engel oluşturmayacağı gibi süreç içerisinde sunulan raporlar ve alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında bu şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının fiktif olduğu yönünde herhangi bir raporlama mevcut değildir. Bilakis komiser heyeti bu konuları da kapsayacak şekilde en baştan itibaren özel olarak görevlendirildikleri halde hileli bir muhasebe işlemine rastlanamadığı yönünde ayrıntılı açıklamalar yapmışlar, kesin mühlete ise bu raporlar dikkate alınarak geçilmiştir. Bu gerçeklik karşısında davacı şirketlerin alacak ve alacaklı çoğunluğunun hesabında dikkate alınmaları kanun hükmüne uygun olduğu gibi yukarıda açıklanan gerekçelerle dahi uyumludur. O halde ... Bankası T.A.O vekilinin itiraz dilekçesindeki beyanlarının kabulü mümkün değildir. Tasdik duruşmalarına başlandıktan sonra alacaklı ... A.Ş.vekili konkordato talep edilmesinin en önemli şartının borçlunun aciz halinde bulunması olduğunu, ... Tic. A.Ş.'nin aciz halinde olmadığını, bu nedenle davanın reddolunmasını savunmuştur. Öncelikle belirtmek gerekir ki İİK m. 285 f.1 hükmü gereği \"borçlarını ... vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu ... konkordato talep edebilir\" şeklindedir. Adı geçen hüküm içeriği dikkate alındığında konkordato talep edenin borçlunun vadesinde ödeyememesi hali borca batıklık hali dışında teknik olarak aciz halinden kaynaklanabileceği gibi ödemelerin tatili nedeninden dahi kaynaklanabilir. Ancak daha önemlisi bu durumun hukuken varlığının ispatlanması zorunlu olmayıp önemli olan ödeyememe tehlikesinin varlığının ispatıdır. Şüphesiz ki bu noktada en azından yaklaşık ispat seviyesinin anlaşılması gerekir. Konkordato komiser heyetinin gerek geçici mühlet aşamasında ve gerekse kesin mühlet aşamasında sunmuş oldukları rapor içerikleri bir bütün olarak dikkate alındığında, konkordato talep edenlerin borçlarını ödeyememe tehlikesi içerisinde olduklarına dair somut veriler açıklanmıştır. Bu itibarla bu yöne ilişkin ön şart gerçekleşmiştir. Hal böyle olunca ... A.Ş.vekilinin ... Tic. A.Ş.'nin aciz halinde olmaması nedeniyle konkordato talebinin reddi gerektiği yöndeki beyanına itibar edilemez. Bir başka deyişle bir kişi aciz halinde olmamakla birlikte aciz haline düşme tehlikesi altında ise bu durum dahi konkordato talep edebilmek için yeterli bir koşuldur. Kanun koyucunun herhangi bir ayrım gözetmeksizin herhangi bir borçluya tanımış olduğu bu imkanı içtihat yoluyla kapatmak veya yok saymak kanun koyucunun lafzına aykırı olduğu gibi amacına dahi aykırıdır. Hemen belirtmek gerekir ki bu noktada ... A.Ş.vekilinin dayanmış olduğu Yargıtay 12. HD'nin 27/01/1983 tarihli kararı 7101 sayılı Kanunun getirmiş olduğu düzenleme öncesidir. Bu nedenle adı geçen karar 7101 sayılı Kanun öncesi yürürlükte olan 2004 sayılı İİK kapsamında oluşturulmuş içtihat olup mevcut kanun değişikliği karşısında somut davada emsal olabilme niteliği bulunmamaktadır.  Bu nedenle ... A.Ş.vekilinin, ... Tic. A.Ş.yönünden konkordato talep edilmesi şartının ileri sürülen nedenle gerçekleşmediği yönündeki beyana dahi itibar edilebilmesi mümkün değildir. Tasdik yargılamasına başlandıktan sonra ... Tic. A.Ş.vekili ise  müvekkilinin davacı şirketlerden alacaklı olmakla birlikte kötü niyetli bir şekilde alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla bu davanın açıldığını, alacaklının fazlasıyla mağdur olunmasına yol açıldığını, bu nedenle konkordato talebinin bu gerekçelerle reddolunmasını talep etmiştir. İtiraz eden bu alacaklı yönünden hemen belirtmek gerekir ki kanun koyucu İİK m.285 ve devamı hükümlerinde konkordato talebinde bulunulabilmesi için davacıların borçlulara borç ödenmesi veya borcun yapılandırılması noktasında başvuruda bulunmasına dair koşul vakıa öngörmediği gibi konkordato kurumunun amacı ve sürecin işleme tarzı karşısında, böyle bir talepte bulunmasına gerek de bulunmamaktadır. Konkordato talebine başvurulması, talep çerçevesinde mühlet taleplerinin kabulü kural olarak alacaklıların takip hukukundan kaynaklanan hakları başta olmak üzere bazı haklarının kanun gereği sınırlanmasına yol açar. Ancak bu durum, davacıların kanundan kaynaklanan bir hakkını kanun hükümleri çerçevesinde kullanması nedeniyle davacıların haksız olarak konkordato talep ettiğini ve bu konuda kötü niyetli bir şekilde alacaklılarından mal kaçırma amacıyla hareket ettiklerini göstermemektedir. Bu itibarla konkordato talebinin haksız olduğu yönündeki bu itirazlara dahi itibar edilmemiştir. İtiraz edenler, projeleri kabul edilen davacı şirketler ve davacı gerçek kişinin yeterli mali güçlerinin olmadığına ilişkin somut veri sunmamışlardır. Esasen bu noktada komiser heyetinin de aksine sunduğu bir beyan ve bilgi yoktur. Yine itiraz eden alacaklının bu alacağının tamamının borçlu tarafından bir bankaya yatırılması noktasında talep etme hakkı mevcut ise de bu konudaki takdir mahkemeye aittir. Somut olay yönünden alacağın bankaya depo edilmesini gerektirir acil ve zorunlu bir durum tespit edilememiştir. Nitekim ve bu nedenle kanunun tanımış olduğu takdir yetkisi çerçevesinde itiraz eden alacaklılar ile ilgili payın bir bankaya yatırılması ile ilgili herhangi bir hüküm oluşturulmamıştır. Bu yönden tüm itiraz eden alacaklılar yönünden dahi aynı kanaat oluşmuştur. Yine konkordato komiser heyeti raporundan ve bilirkişi heyeti raporundan da bu konuya ilişkin farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirir somut bir hal mevcut değildir. Tasdik yargılamasına başlandıktan sonra davacı borçlulardan alacaklı olanların kayıt dilekçelerinde yer alan miktar esas olmak üzere bilirkişi incelemesi yapılması, İİK m.302/f.6 hükmü çerçevesinde çekişmeli alacaklara ilişkin ayrıntılı olarak araştırma yapılmış olması karşısında mahkememizce kesin olmak üzere karar verilmiştir. Gerek konkordato komiser heyeti raporu ve gerek açıklanan yönteme göre yapılan bilirkişi incelemesi sonrasında hazırlanan raporları, incelemeler tarafların dinlenilme hakları kısıtlanmaksızın, konkordato prosedürüne uygun olarak gerçekleştirilmiş olduğundan oylamanın ve çoğunluğun davacı şirketler ve gerçek kişi ... yönünden konkordato tasdikine engel bir niteliği bulunmamaktadır. İtiraz eden alacaklılar beyanlarıyla konkordato tasdikine yönelik itirazda bulunmuş iseler de tasdik yargılamasına başlandıktan sonra konkordato komiser heyetinden alınan ek raporlar ve özellikle tasdik şartlarına ilişkin olmak üzere bilirkişi kurulunun sunmuş olduğu raporlar karşısında, davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden gerekli şartların oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu suretle İİK m.305 hükmünde belirtilen şartlar yönünden gerek konkordato komiser heyetinin ek raporları gerek bilirkişi kurulunun ayrıntılı raporu Mahkememizce açıklanan gerekçe karşısında uyum içinde olmakla bu raporlara itibar etmeye engel bir durumun varlığı ispatlanamamıştır. Öte yandan konkordato komiser heyeti ve bilirkişi raporları dikkate alındığında sunulan belge ve kayıtlara göre nisap çoğunluğunun sağlandığı tereddütsüz olup mevcut kaynaklara göre projenin başarıya ulaşacağı gerekçeli olarak açıklanmıştır. Somut olayda konkordato kurumunun şartları ve amaçları karşısında davacı olan şirketlerin ve davacı gerçek kişi ..., alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiği noktasında da açık, inandırıcı, somutlaştırılmış bir delil ise yoktur.Doktrinde \"konkordato neticesinde ellerine geçecek tutarın iflas tasfiyesi sonucunda ellerine geçecek tutardan fazla olacağının her hangi bir alacaklı tarafından iddia edilmesi halinde bu iddiayı ileri süren alacaklının iflasın alacaklılar bakımından konkordatoya nazaran daha avantajlı olduğunun ispat etmesi gerektiği\" vurgulanmıştır. (Selçuk Öztek/Ali Cem Budak/Müjgan Tunç Yücel/Serdar Kale/Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku Ankara 2019,Budak/Kale, Sayfa 527) Somut davada itiraz eden alacaklılarca ortaya konulmuş böyle bir ispat durumu da bulunmamaktadır.  Davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... konkordato talebi yönünden, itiraz eden tüm alacaklıların ileri sürdükleri vakıalar var ise de sonuç olarak konkordato tasdikine engel olabilecek somutlaştırdıkları bir delil ve deliller zincirinin olmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir. \"İspat hukuku şekli hukukun içinde yer alsa da, ispat yükü maddi hukuk tarafından belirlenir(...) Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıalarının, iddialarının doğru olduğu veya karşı tarafın iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlamak amacı ile çekişmeli vakıalar ile ilgili deliller sunarak gerçekleştirdikleri bir hukuki faaliyettir. Delil ikame yükü ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde hakimin aleyhte karar verme tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile tarafların delil ikamesi faaliyeti ile kendi vakıa iddialarının doğruluğu veya karşı taraf iddialarının yerinde olmadığı yolunda hakimde kanaat oluşturmasıdır. (Bilge Umar, İspat Yükü Kavramı ve Bununla İlgili Bazı Kavramlar, İÜHFM, 1962, Cilt: 3, Sayfa: 792).\" Sonuç olarak itiraz eden alacaklıların davacı şirketler ve davacı ... yönünden tasdikin şartlarının oluşmadığı noktasında ispatlayabildikleri bir hal yoktur. Bu şartlarda konkordato tasdik şartlarını yerine getiren davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ... yönünden yapılan incelemede, itiraz eden alacaklıların itirazlarının mahkememizce kabul olunmasını gerektirecek bir ispat durumu olmadığı gibi kanuni çoğunluk tarafından kabul edilen teklifin içeriği, özellikle borçların ödeme süresi, ödenecek miktarlar ile ilgili ayrıntı olması karşısında İİK m.305 hükmünde belirtilen yasal koşulların oluşması nedeniyle konkordato projesinin mahkememizce tasdik olunması pandemi nedeniyle gerçekleşen ve bütün dünya ekonomisini çok olumsuz etkileyen ekonomik süreç karşısında hakkaniyet icabıdır. Ayrıca davacı ... A.Ş.yönünden rehinli alacaklılar ile ilgili İİK m.308/h bendi uyarınca yapılandırma teklifinin mevcut olduğu ve gerekli çoğunluğun sağlandığı yukarıda irdelenmiştir. Buna göre davacı borçlu şirket ile rehinli alacaklılar arasında yapılan, rehinli alacaklıların yeniden yapılandırılmasına dair anlaşma içerikleri ve ödeme planları mahkememizce yapılan görevlendirme çerçevesinde konkordato komiser heyetinin  hazırladığı rapor ve eklerinde açıklanmıştır. Bu çerçevede ise İİK m.308/h uyarınca 17/08/2020 tarihli protokole ilişkin ödeme planı çerçevesinde proje tasdik edilmiştir. Zaten ödemeler dahi yargılama süresi içinde önemli tutarda gerçekleştirilmiştir.  \" gerekçesiyle;İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan ... ANONİM ŞİRKETİ, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan ...  ANONİM ŞİRKETİ ve  ... T.C.kimlik numaralı ... konkordato projesinin İİK m.305 hükmü uyarınca ayrı ayrı tasdikine, tüm davacı şirketler ve davacı gerçek kişi ...  yönünden İİK m.306 hükmü uyarınca ve 23/03/2022 tarihli revize proje gereği konkordatoya tabi adi borçlarının tamamının, herhangi bir faiz işletilmeksizin ve herhangi bir indirim yapılmaksızın 48 aylık vadede, her yıl borçların %25'i ödenmek ve ilk ödeme 2022 yılı Haziran ayından başlamak ve aylık taksitler halinde ve 48 aylık dönemde olmak ödenmek üzere aylık  taksit ödemelerinin, konkordatoya tabi tüm adi alacaklılara ödenmesine, Davacı borçlu ... ANONİM ŞİRKETİ'nin rehinli alacaklısı olan ... A.Ş.'ye olan borçlarının İİK m.308/h uyarınca yapılandırılması karşısında, 17/08/2020 tarihli protokole ilişkin ödeme planı çerçevesinde projenin tasdikine, bu suretle rehinli alacaklı ... A.Ş. ile davacı borçlu ...ANONİM ŞİRKETİ arasındaki projenin tasdik olunmasına,  Davacı ... ANONİM ŞİRKETİ ve davacı gerçek kişi  ...'ın rehinli alacaklısı olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davacı borçlu ... ANONİM ŞİRKETİ, ... ANONİM ŞİRKETİ, davacı gerçek kişi ... , İİK m.307 hükmü uyarınca rehinli malların muhafaza ve satışıyla finansal kiralama konusu malların iadesinin ertelenmesine dair talebinin projede bulunmaması ve yasal koşulların oluşmaması nedeniyle reddine,Davacı borçlular ... T.C. kimlik numaralı ...,  ... T.C. kimlik numaralı ...  konkordato tasdik talebinin, şartlar oluşmadığından reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Müdahil alacaklı ... A.Ş vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davacı ..., gerçekte borçlu olmadığı halde kendisini grup şirketi olan diğer davacı ... borçlu göstererek fiktif borç oluşturduğunu ve dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini, 08.04.2022 tarihli komiser raporunda ...'un grup şirketi olan ... 294.724.828,00 TL borcu bulunduğu belirtildiğini, ...'un grup şirketine toplam borç tutarının yarısı oranında borçlu olması gerçekçi olmadığını, ... ödeme güçlüğü çektiği iddiasını desteklemeye yönelik olarak kendisini grup şirketi olan ...'ye borçlu göstererek  fiktif borç oluşturduğunu, davacı ..., ... ye mühlet sonrasında yüklü ödemeler yapmak suretiyle mal kaçırmakta ve alacaklılar arasında eşitsizlik yarattığını, Konkordato talep edilebilmesinin en temel şartı aciz halinde bulunma olup, ... Telekominikasyon aciz halinde olmadığından davanın reddi gerektiğini, komiser ve bilirkişi raporlarında ... Telekominikasyon aciz halinde olmadığı tespit edildiğini, nitekim bizzat davacı tarafından sunulan ön proje ve güvence raporunda da davacının borca batık olmadığı  belirtildiğini,  davacının kaynakları toplamının pasiflerinin/borçlarının çok üstünde olduğu ve  iflas halinde dahi alacaklarına kavuşma oranının %83,15 gibi çok yüksek bir oran olduğu gözetildiğinde, davacının konkordato talebinde iyiniyetli olmadığı, alacaklıları zarara uğratmak ve borçlarının ödeme vadesini geciktirmeye yönelik konkordato talep ettiğini,Davacının konkordato projesini kabul etmemekle birlikte, ödeme planına esas alınan komiser raporunda müvekkil şirketin USD cinsinden olan alacağının tasdik tarihindeki kur yerine, geçici mühlet tarihindeki kura göre belirlenmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, ...'un davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, İİK'nun 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkin olup uyuşmazlık konkordatonun tasdiki şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.Kanun yolları başlıklı 308/a maddesi: \"(Ek: 28/2/2018-7101/37 md.)  Konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilânından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabilir...\" hükmünü içermektedir.Konkordatonun mahkemede incelenmesi başlıklı 304/1. maddesi: \"(Değişik: 28/2/2018-7101/32 md.) Komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkeme, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlar. Mahkeme, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorundadır. Karar vermek için tayin olunan duruşma günü, 288 inci madde uyarınca ilân edilir. İtiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri de ilâna yazılır.\"  hükmüne yer verilmiştir. Bu sayede \"alacaklılar itirazlarıyla ya konkordatonun  tasdikine engel olmayı ya da konkordato şartlarının kendileri açısından düzeltilmesini isteyebileceklerdir. İİK m. 308/a hükmü alacaklıların itirazına önemli bir sonuç bağlamıştır. Madde gereğince konkordato hakkında verilen hükme karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurmak isteyen alacaklının daha önce konkordatoya itiraz etmiş olması gerekir.\" (Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 522)Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 25/02/2021 tarihli, 2021/1393 E. 2021/511 K. sayılı ilamı; \"...Konkordato hakkında verilen karara karşı İİK 308 a maddesi uyarınca itiraz edenler kanun yoluna başvurabilir. İtiraz edenler kavramı İİK 304. maddesinde belirlenen şekliyle dar yorumlandığı takdirde sadece duruşma öncesi itiraz edenlerin kararı kanun yoluna taşıyabileceklerini kabul etmek gerekir. Ancak böyle bir yorum hak arama özgürlüğü ile bağdaşmaz. Bu nedenle kanun koyucunun itiraz edenlerden kastının konkordato toplantılarında veya iltihak süresi içinde olumsuz  oy kullananlar olduğunun kabulü gerekir. Bu bağlamda kanundaki  \"itiraz edenler\" ifadesinin konkordatoya red oyu verenlere teşmil edilmesi hukuk usulünün genel hükümlerine uygun düşer. Nitekim Prof  Dr. Selçuk Öztek, Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel Yeni Konkordato hukuku kitabının 308/a maddesini açıkladıkları 569. sayfada ret oyu kullananların tasdik kararını istinaf edebileceklerini kabul etmişlerlerdir. Kanunun 302/7 maddesinde \"toplantının bitimini takip eden 7 gün içinde gerçekleşen iltihaklar da kabul olunur\" ifadesi bulunmaktadır. Bu ifadeden toplantıya katılmadığı halde 7 günlük iltihak süresi içinde alacaklılarının konkordatoya karşı oy kullanma hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda toplantıya katılıp ret oyu kullanan veya toplantıya katılmadığı halde iltihak süresi içinde oyunu belli eden alacaklının nisapta nazara alınması ve nihai tutanağın ve komiser raporunun buna göre hazırlanması Kanun'nun 302/son maddesi gereğidir. Az yukarıda yazılı doktrin görüşünde de iltihak süresi içinde itiraz edenlerin istinaf yoluna başvurabileceği de belirlenmiştir...\" şeklindedir.Dosya kapsamına göre; davanın, İİK.nun 285/3 ve 154/1.maddesinde öngörülen yetkili mahkemede açıldığı, mahkemece, borçlular hakkında  21/10/2019 günü itibariyle üç ay süreyle geçici mühlet kararının verildiği, akabinde yeniden geçici mühletin iki ay süreyle ve 21/01/2020 tarihi itibariyle uzatıldığı, 21/03/2020 tarihinden itibaren bir yıllık kesin mühlet verildiği, akabinde kovid-19 hastalığı nedeniyle yapılan düzenlemeler karşısında 86 günlük kanundan kaynaklanan ek sürenin ilave edilmesi ile birlikte  15/06/2021 tarihinde son erecek kesin mühletin İİK 289/5 maddesi uyarınca  altı ay süreyle uzatıldığı, İİK 304 maddesi uyarınca  tasdik yargılamasında kesin mühletin 15/12/2021 gününden başlamak üzere altı ay (6) ay süre ile uzatılmasına, mevcut altı (6) aylık tasdik yargılaması için ek süre uzatım kararının ve tasdik duruşma gününün İİK'nun 288.maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesinde ve Basın İlan Kurumu Resmi Portalda ilanına karar verildiği, itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az 3 gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri ihtar edildiği, 24/05/2022 tarihinde icra edilen tasdik duruşmasında istinaf eden müdahil alacaklının konkordatonun tasdikine yönelik itirazını sunduğu,  konkordato tasdik kararı Ticaret Sicili Gazetesi'nde 29/06/2022, Basın-İlan Kurumunun resmî ilân portalında  30/02/2022 tarihinde yayınlandığı, verilen karar  alacaklı ... A.Ş vekilince, yasal süresi içerisinde  istinaf edildiği anlaşılmıştır.Talep eden borçlulardan ... A.Ş ve ... hakkında verilen konkordatonun tasdiki kararından sonra konkordato talebinden feragat edilmesi nedeniyle mahkemece verilen ek karar ile bu borçlular yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, müdahil alacaklı ... A.Ş vekilince borçlu ... Tic. A.Ş yönünden verilen tasdik kararı istinaf edilmiştir. Dosya kapsamına göre; konkordato komiseri nihai raporu ve mahkemenin gerekçesinde ayrıntılı açıklandığı üzere borçlu ... şirketi yönünden konkordatonun tasdiki için İİK 305. Maddesindeki   gerekli şartların sağlandığı  görülmüştür.Müdahil alacaklı vekili istinaf nedenleri olarak; Davacı ...'un gerçekte borçlu olmadığı halde grup şirketi olan diğer davacı ... borçlu göstererek fiktif borç oluşturarak dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiği, ...'ye  mühlet sonrasında yüklü ödemeler yapmak suretiyle mal kaçırarak  alacıklılar arasında eşitsizlik yarattığını ileri sürmüş ise de dosya kapsamına ve sunulan komiser heyeti raporlarına göre ... Anonim Şirketi'nin  294.724,828 TL diğer  ... Anonim Şirketi'ne borçlu değil alacaklı olduğu, ... Anonim Şirketi'nin 544.230.540,18 TL borcunun içerisinde diğer  ... Anonim Şirketi'nin alacağı olmadığı görülmüştür.  Öte yandan  grup şirketlerin ticari defter ve kayıtların fiktif olduğu yönünde bir kısım alacaklılar vekilince itiraz edilmesi üzereni bu hususta konkordato komiser heyetinden denetime açık ayrıntılı rapor alınmış olup bu şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının fiktif olduğu yönünde herhangi tespit yahut  hileli bir muhasebe işlemine rastlanamadığı anlaşılmakla alacaklı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Alacaklı vekili, borçlu şirketin borca batık durumda olmadığı ve aciz halinde bulunmadığından  konkordatonun tasdikinin mümkün olmadığını ileri sürmüş ise de borçlu şirketin  konkordato talep edebilmesi için mutlak aciz halinde olması şart değildir. Nitekim  İİK m. 285 f.1 hükmü gereği \"borçlarını ... vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu ... konkordato talep edebilir\" hükmünden anlaşıldığı üzere aciz halinde olmamakla birlikte aciz haline düşme tehlikesinin bulunması durumunda dahi konkordato talep edebilmek için yeterli görülmüştür. Mahkeme gerekçesinde ifade edildiği gibi komiser heyetinin sunmuş oldukları rapor içerikleri bir bütün olarak dikkate alındığında, konkordato talep eden borçlu şirketin, borçlarını ödeyememe tehlikesi içerisinde olduklarına dair somut verilerle  açıklanmış olmakla alacaklı vekilinin, borçlu şirketin   aciz halinde olmaması nedeniyle konkordato talebinin reddi gerektiği yöndeki beyanına itibar edilmemiştir. Alacaklı vekilinin diğer bir istinaf nedeni olarak; ödeme planına esas alınan komiser raporunda müvekkil şirketin USD cinsinden olan alacağının tasdik tarihindeki kur yerine, geçici mühlet tarihindeki kura göre belirlenmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Uygulamada  Türk Lirasına çeviri tarihi hakkında tartışmalar yaşanmakta olup bazı yazarlar alacağı dövize bağlanmış olan alacaklara konkordatoda ayrıcalık tanınması gerektiren yasal bir dayanak bulunmadığını, konkordatoya tabi alacaklar arasında eşitlik ilkesi gereğince TBK  m.99’un konkordatoda uygulanmasının mümkün olmadığını,  yabancı para alacağının konkordato kayıt tarihindeki Türk Lirası karşılığının esas alınması gerektiğini, diğer bazı yazarlar ise konkordatonun tasdiki tarihinin çeviri zamanı olarak esas alınması gerektiği görüşündedir. Bir diğer görüş ise yabancı para alacağının konkordato mühletinin verildiği tarihteki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çeviri yapılarak konkordatoya yazdırılması gerektiği kanaatindedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2009 tarih 2008/11846 E. 2009/9012 K. Sayılı ilamında, yabancı para alacaklarının Türk Lirasına  çevrilme tarihinin  konkordato  mühletinin  verildiği tarih  olarak kabul  edilmesi gerektiği, zira mühletin  verildiği  tarih  özellikle çoğunluk hesabı yönünden tüm alacaklar için ortak bir zaman  kesiti olduğu ifade edilmiştir. Dairemizce de yabancı para alacağının  mühletin verildiği  tarihinedeki Türk Lirası  karşılığının esas alınması gerektiği görüşü benimsendiğinden alacaklı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca müdahil alacaklı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-HMK' nın  353/1.b.1 Maddesi gereğince müdahil alacaklı vekilin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden müdahil alacaklı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından, müdahil alacaklı tarafından yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın müdahil alacaklıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-Müdahil alacaklı yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, İİK'nın 308/a maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/12/2023 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5f8cb7f2fe750c5d","SID":"52e93509e50ec80e"}}