{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/452<br>KARAR NO\t: 2023/941<br><br><br>DAVA\t: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>DAVA TARİHİ\t: 22/02/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2023<br><br>Mahkememizde görülmekte olan konkordato davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş.'nin yeni nesil ... eski deneyim ve tecrübelerinin üzerine yeniden doğduğunu, döviz kurlarındaki artışlar özellikle dövize endeksli ürün ve demirbaşların, çelik hammaddeden üretilen raflar, aydınlatma ve havalandırma ürünleriyle ilgili beklenmeyen aşırı fiyat artışlarının yatırım maliyetlerine yol açtığını, şirketin likidite dengesinin bozulduğunu, ekonomik kriz ve durgunluk nedeniyle ürünlere talebin azaldığını, şirketin borca batık olmadığını, projenin vade konkordato teklifi içerdiğini, projede kararlaştırılan süre sonunda şirketin tasdik kararından itibaren üç yıl vadede ve aylık taksitlerle yapılacak ödemelerle tasfiye edileceğini, davacı ... A.Ş.'nin kardeş şirket ... A.Ş.'nin durumunun bozulması ve gelirinin düşmesi sebebiyle nakit sıkıntısına düşürdüğünü, döviz kurlarındaki artışın yatırım maliyetlerinin artmasına yol açtığını, şirketin borca batık durumda bulunmadığını, tenzilat konkordatosu teklif olunduğunu, buna göre konkordatoya tabi alacaklarla tasdik kararını takip eden üç yıl vade konusunda anlaşılarak borcun tamamını faiziyle birlikte tamamen konkordatonun tasdik tarihinden başlayarak eşit taksitlerle garameten ödeneceğini, alacakların vazgeçilecek bir tutar olmadığını, ... A.Ş.'nin mali durumunun düzelmelerine bağlı olarak bu grup şirketinden olan alacaklarını tahsil edeceklerini borçlu ...'ının ise ...A.Ş.'nin%80 pay sahibi olduğunu, ...'ın 2014/2018 yılları arasında ... A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanlığı ve profesyonel yöneticiliğini yaptığını, daha sonra 03/12/2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye arttırım kararına iştirak ederek şirketten olan şahsi alacaklarına karşılık olarak şirketin %80 ortağı durumu haline geldiğini, ...'ın borçlarını ödeyebilmek için alacaklarıyla anlaşmasını mümkün kılacak vade teklifini içeren bir konkordato talebinde bulunmaya karar verdiğini, taahhütlerine ve borçlarına sahip bir iş adamı olan ...'ın şirketinin borçları için verdiği kefalet sebebiyle ekonomik yönden mahvına engel olunabilmesinin tek yolunun şirket ile birlikte ve şirketin projesiyle koordineli bir şekilde konkordato yoluna gittiğini, davacı ...'ın borçlarının konkordato tasdik tarihinden itibaren üç yıl sonra ve tam olarak ödemeyi teklif ettiğini, konkordato teklifinin tasdik tarihinden başlamak üzere ödemesiz üç yıllık sürenin sonunda 6 ay içinde 6 eşit taksitle ödeme teklifini içeren vade konkordatosu talebinde bulunulduğunu belirterek tüm davacılar yönünden geçici mühlet kararı verilmesini diğer tüm tedbir kararlarının verilmesini, bu suretle alacaklılarla konkordato akdedilmesini sağlamak için konkordato mühleti verilmesini talep etmiştir. <br>Talep  2004 sayılı İİK'nun 7101 sayılı yasa ile değişik 285 vd. maddeleri uyarınca konkordato talebine ilişkindir. <br>Davacılar vekilinin konkordato talep etmesine engel bir dava şartı olmayıp dava görevli ve yetkili olan mahkememizde açılmış, \"itiraz eden alacaklılar\" karar başlığında davacılar ... Şirketi, ... Şirketi, ... yönünden ayrı ayrı belirtilmiş, yargılama aşamasında komiserler ve temsilci dinlenilmiştir. <br>Mahkememizce mühlet aşamasında yapılan inceleme ve araştırmalar sonucunda oluşturulan 21/06/2021 tarih ve 2019/98E  2021/467K.sayılı kararın gerekçesine göre;<br>\"Yapılan açıklamalar karşısında; ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan ... ŞİRKETİ'nin 30/11/2020 proje tarihli olup mahkememize sunulan konkordato projesinin İİK m.305 hükmü uyarınca tasdikine, bu kapsamda davacının konkordatoya tabi borçlarının İİK m.306 hükmü uyarınca  Temmuz 2021 tarihinden itibaren başlamak üzere %15'lik tutarının ilk 12 ayda (Temmuz 2021 - Mayıs 2022) 6 eşit taksitle; %25'lik tutarının ikinci 12 ayda (Temmuz 2022- Mayıs 2023) 6 eşit taksitle;  %30'luk tutarının üçüncü 12 ayda (Temmuz 2023-  Mayıs 2024) 6 eşit taksitle ve son %30'luk kısmının da dördüncü 12 ayda (Temmuz 2024- Mayıs 2025) 6 eşit taksitle ödenmesine, bu suretle konkordatoya tabi olan borçlar yönünden yukarıda belirtilen oranlarla tespit edilen 12 aylık periyotlarla yapılacak ödemelerin, alacaklının iskontolu alacak tutarını geçmemek kaydıyla en az 15.000 TL olmasına; bu suretle her bir alacaklıya her 12 aylık periyotta toplamda en az 15.000 TL ödenmesine, alacak tutarının 15.000 TL'den az olması veya kalması halinde ise alacağının tamamının o dönemde ödenmesine, davacı borçlu şirketin rehinli alacaklılar ile ilgili İİK m.308/h bendi uyarınca yapılandırma teklifi olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, konkordato tasdik kararının kesinleşmesine gerek olmaksızın konkordato tasdikinin 21/06/2021 günü saat: 16:10 itibariyle sonuç doğurmasına, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan ... ŞİRKETİ'nin 30/11/2020 proje tarihli olup mahkememize sunulan konkordato projesinin İİK m.305 hükmü uyarınca tasdikine, bu kapsamda davacının konkordatoya tabi borçlarının İİK m.306 hükmü uyarınca  Temmuz 2021 tarihinden itibaren başlamak üzere %15'lik tutarının ilk 12 ayda (Temmuz 2021 - Mayıs 2022) 6 eşit taksitle; %25'lik tutarının ikinci 12 ayda (Temmuz 2022-  Mayıs 2023) 6 eşit taksitle;  %30'luk tutarının üçüncü 12 ayda (Temmuz 2023-  Mayıs 2024) 6 eşit taksitle ve son %30'luk kısmının da dördüncü 12 ayda (Temmuz 2024- Mayıs 2025) 6 eşit taksitle ödenmesine, bu suretle konkordatoya tabi borçlar yönünden yukarıda belirtilen oranlarla tespit edilen 12 aylık periyotlarla yapılan ödemelerin, alacaklının iskontolu alacak tutarını geçmemek kaydıyla en az 15.000 TL olmasına; bu suretle her bir alacaklıya her 12 aylık periyotta toplamda en az 15.000 TL ödenmesine ve alacak tutarının 15.000 TL'den az olması veya kalması halinde ise alacağının tamamının o dönemde ödenmesine, davacı borçlu şirketin rehinli alacaklılar ile ilgili İİK m.308/h bendi uyarınca yapılandırma teklifi olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, konkordato tasdik kararının kesinleşmesine gerek olmaksızın konkordato tasdikinin 21/06/2021 günü saat: 16:10 itibariyle sonuç doğurmasına,... T.C.kimlik numaralı ...'ın  11/12/2020 proje tarihli olup mahkememize sunulan konkordato projesinin İİK m.305 hükmü uyarınca tasdikine, bu kapsamda davacı ...'ın konkordatoya tabi borçlarının, İİK m.306 hükmü uyarınca, konkordatonun tasdik olunduğu tarihten 4 yıl sonra, %75 indirimli ve faizsiz olarak ödenmesine; mahkememizce verilen tasdik tarihinden başlamak üzere ödemesiz 4 yıl 6 ay sürenin sonunda ve akabinde 48 ay içinde olmak üzere ve yine buna göre konkordatoya tabi borçların ilk %15'lik tutarının 1.taksit olarak 811.393,44TL tutarının Aralık 2025'te, %20'lik tutarının 2.taksit olarak 1.081.857,92 TL tutarının Aralık 2026'da, %25'lik tutarının 3.taksit olarak 1.352.322,41 TL tutarının Aralık 2027'de, %40'lık tutarının 4.taksit olarak 2.163.715,85 TL tutarının Aralık 2028'de olacak şekilde ve 4 değişen taksitle ödemelerinin yapılmasına, bu suretle alacaklıların ana para alacaklarından %75 oranında vazgeçmesine; davacı ...'ın rehinli alacaklılar ile ilgili İİK m.308/h bendi uyarınca yapılandırma teklifi olmadığından bu yönde karar verilmesine yer olmadığına, konkordato tasdik kararının kesinleşmesine gerek olmaksızın konkordato tasdikinin 21/06/2021 günü saat: 16:10 itibariyle sonuç doğurmasına, davacılar ... ŞİRKETİ, ... ŞİRKETİ, ... lehine mahkememizce verilen tüm tedbir kararlarının ve tüm mühlet kararlarının tasdik karar tarihi olan 21/06/2021 günü saat: 16:10 itibariyle kaldırılmasına, konkordato komiserlerinin görevlerine 21/06/2021 günü saat: 16:10 itibariyle son verilmesine,  mevcut alacak miktarı, alacaklı sayısı ve proje içeriği karşısında İİK m.306 hükmü çerçevesinde tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini alması amacıyla aynı zamanda komiserlik tecrübesi olan SMMM-Denetçi ...'nın kayyım olarak tayin edilmesine, kayyımSMMM-Denetçi ...'nın kayyımlık görevi süresi boyunca her ay ve takdiren her bir şirket için aylık 2.500,00 TL'den toplam 5.000,00 TL, davacı gerçek kişi için 1.000,00 TL' olmak üzere toplam 6.000,00 TL kayyımlık ücretinin takdir edilmesine, kayyımlık ücretinin her ayın 1.günü, tatil zamanına tesadüf etmesi halinde ise müteakip günü itibariyle mahkememiz veznesine ödenmesine ve ücretlerin belirtilen tutarlar dahilinde olmak üzere konkordato talep eden davacılar tarafından mahkememiz veznesine depo olunmasına, bu suretle kayyıma gerekli ödemelerin yapılmasına, kayyımın görevinin 21/06/2021 günü saat: 16:10'dan itibaren başlamasına, kayyımın, davacı borçlu şirketlerin işletmesinin durumu ve proje uyarınca tüm davacıların borçlarını ödeme kabiliyetinin muhafaza edip etmediği konusunda iki ayda bir tasdik kararını veren mahkememize gerekçeli raporunu sunmasına, davacı borçlu şirketlerin ve gerçek kişinin İİK m.307 hükmü uyarınca rehinli malların muhafaza ve satışıyla finansal kiralama konusu malların iadesinin ertelenmesine dair talebi olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacı şirketler ve gerçek kişi yönünden telafisi imkansız bir durumun bulunmadığı, çekişmeli alacaklılar için herhangi bir pay ayrılmadığı anlaşılmakla ve takdiren İİK m.308/b hükmü uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payların bir banka hesabına yatırılmasına dair karar verilmesine yer olmadığına, İİK m.308/b hükmü uyarınca, tasdik kararının ilan olunduğu tarihten itibaren alacakları  itiraza uğrayan tüm alacaklıların  bir ay içinde dava açabileceklerinin ayrıca ihtarına, davacı şirketler ve gerçek kişi yönünden, İİK m.308/c hükmü uyarınca bağlayıcı hale gelen konkordatonun, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburi olduğuna, 206'ncı maddesinin birinci fırkasında yazılı imtiyazlı alacaklar, rehinli alacaklıların rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları ve 6183 Kanun kapsamındaki amme alacakları hakkında adı geçen İİK m.308/c-f.2 hükmünün uygulanmamasına\"<br>dair karar verilmiştir. <br>Mahkememizce verilen bu karara yönelik istinaf talepleri BAM tarafından reddolunmuştur.  Ancak akabinde temyiz talebi üzerine yapılan incelemede Yargıtay 6.HD'nin 14/04/2022 tarih ve 2022/1481E. 2022/2121K.sayılı kararında;<br>\"(...)<br>Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, alacaklı vekilinin istinaf itirazları yönünden verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddine, alacaklı SGK vekilinin temyiz itirazları yönünden ise İİK’nın 308/c maddesinin 3. fıkrası gereğince temyiz etmekte hukuki yararı olmadığından  temyiz itirazlarının reddine  karar vermek gerekmiştir.  <br>Konkordato borçlarının vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçluya alacaklılarla yaptıkları anlaşma çerçevesinde ödeme imkanı tanıyan bu haliyle borçluyu haciz baskısından kurtararak malvarlığını korumaya amaçladığı için borçlunun menfaatine olan, aynı zamanda borçlunun iflasına göre daha fazla tatmin edilmesi nedeniyle alacaklıların da lehine olduğu kabul edilen bir kurumdur. Ancak bu dengenin korunması halinde alacaklı konkordatodan yararlanabilecektir. Konkordato projesinin kabule değer olup olmadığının değerlendirilmesinde borçlunun proje kapsamında borçlarını öngördüğü plan çerçevesinde ödeyebilme imkanının olup olmadığı mahkemece değerlendirilecektir. <br>Konkordato talepleri yargılama sırasında değişen ekonomik parametrelere göre değerlendirilebileceğinden bu haliyle dava teorisinden ayrılır. Komiser raporları ve atanmış kayyım raporları çerçevesinde konkordato tasdiki sonrası gelişmeler de dahil olmak üzere borçlunun davranışları verilecek karar üzerinde etkili olacaktır.<br>Projede kaynak olarak gösterilen bir işletmenin elden çıkarılması, yapılarak borçların ödeneceği işin terkedilmesi, somut olayda olduğu gibi internet alışverişlerinin hiç rağbet görmemesi tasdik edilen konkordato projesinin daha faaliyete geçmeden sonuç doğurmayacağının anlaşılması  manasına gelir ki böyle bir konkordatonun tasdikinin mümkün olmadığına karar vermek gerekir.<br>Somut olayda yargılama sonrası dosyaya ibra edilen 12.01.2022 tarihli kayyum raporuna göre konkordatosu tasdik edilen ...A.Ş.'nin en büyük 2 mağazasının kapatıldığı internet satış biletlerine erişim bulunmadığı rapor edilmiştir. Asıl şirketin faaliyetine devam etmemesi nedeniyle tedarikçi şirket olan ... A.Ş.'nin de herhangi bir faaliyette bulunması mümkün görünmemektedir.<br>Ayrıca konkordato talebinde bulunmalarına rağmen gerek ... A.Ş.'nin gerekse ...'ın ayrı bir projeleri bulunmamaktadır. Bu durumda başarıya ulaşma şansı bulunmayan konkordato talebinin her üç davacı açısından reddine karar verilmekle birlikte iflasa tabi olan davacılar açısından şartları bulunması halinde iflasa karar verilmelidir.<br>Bu hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ve alacaklı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte  açıklanan nedenlerle, temyiz eden diğer alacaklı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz eden bu alacaklılar  yönünden İstanbul 17. Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin, 20.01.2022 tarih ve 2021/1573 E., 2022/467 K. sayılı kararının kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA,\"<br>dair bozma gerekçesi oluşturulmuştur.<br>Adı geçen bozma kararına Mahkememizce uyulduktan sonra ise bu çerçevede yargılamaya devam olunmuştur. Yargıtay HGK'nin 2018/10(21)-94E. 2021/111K.sayılı kararında da belirtildiği üzere: (..) \"bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 1960/21E., 1960/9 K. sayılı YİBK). Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve  1959/13 E., 1959/ K. sayılı YİBK).\"<br>Mahkememizce bozma kararına uyulmuş olmakla kesinleşen kısımlar hakkında, bir başka deyişle konkordato talebinin reddedilmesi hususunda ayrıca araştırma ve inceleme yapılmasına gerek yoktur. <br>Ne var ki ilgili Yargıtay bozma ilamında da işaret olunduğu üzere \"başarıya ulaşma şansı bulunmayan konkordato talebinin her üç davacı açısından reddine karar verilecek olmakla birlikte iflasa tabi olan davacılar açısından iflas kararı verilmesinin şartlarının oluşup oluşmadığı\" noktasında araştırma ve inceleme yapılması gerekmektedir. <br>Mahkememizce oluşturulan 11/11/2022 tarihli duruşmada;<br>\"Konkordato yargılamasında şirketler yönünden borca batıklık incelemesine katılan ve rapor sunan bilirkişilerin 05/08/2020 - 07/07/2020 - 29/07/2020 tarihli rapor içeriklerinin gözetilmesi, <br>Şirketlerin halihazırda borç, hak ve alacaklarına ilişkin olmak üzere resmi ve özel kurumlardan gelen cevaplarının tek tek dikkate alınması, <br>Bu çerçevede muhtemel raporun 2023 tarihi itibariyle sunulacak olması karşısında en son raporun sunulacağı tarih itibariyle davacı şirketlerin güncel olarak borca batık olup olmadığının tespiti, <br>Yargıtay 23. HD 2016/3302E. 2017/717K.sayılı ilamı ve mevcut uygulaması çerçevesinde \"grup şirketler açısından borcun asıl borçlu şirketin pasifinde gösterilmesi ve ayrıca borca kefil olan grup şirketin pasifinde kefil olunan bu borca yer verilmeden borca batıklığın hesaplanması gerekip gerekmediğinin\" dahi hesaplama yönteminde dikkate alınması, <br>Her iki şirketin borca batıklığına esas olan hesabın yapılabilmesi açısından duran ve dönen varlık kalemleri ve borca batıklığın tespitine esas olan tüm kayıtların dikkate alınmak suretiyle aktif ve pasiflerin tereddüde yer vermeyecek şekilde araştırılması, <br>Bu suretle hazırlanacak bilirkişi kurulu raporunda şirket aktiflerinin rayiç değerlere göre tespit olunması, kaydi değerlere göre tespit edilmemesi, Yargıtay 23.HD'nin 28/04/2016 tarih 482/2745K.sayılı ilamında belirtildiği üzere \"şirket ortaklarına borç var ise pasifte gösterilmesi ve borçta ve borca batıklıkta dikkate alınmasının doğru olmadığı şeklindeki uygulamanın hesaplamada dikkate alınması,<br>Bu suretle her iki şirketin güncel olarak borca batık olup olmadığı noktasında açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor hazırlanması için bilirkişi incelemesi yapılmasına\"<br>dair ara karar oluşturulmuştur. <br>Bu arada batıklık incelemesi öncesi ve Yargıtay kararına uyulması açısından, borca batıklığın güncel ve fiili olarak araştırılmasına dönük olacak şekilde resmi ve özel kurumlardan davacı şirketlerin malvarlığı ayrıntılı olarak araştırılmış, gerekli belgeler celbedilmiştir.<br>İçinde tekstil mühendisi, makine mühendisi, market işletmesi konusunda ehil teknik bilirkişiler  ile muhasebe ve finans konusunda ehil bilirkişilerin yer aldığı beş kişilik bilirkişi kurulu raporunda \"borca batıklık, sermaye şirketlerinin veya kooperatifin mevcut ve alacaklarının borçlarını karşılayamaması şeklinde tanımlandığı, TTK m.324/II’de “şirketin aktifleri şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmemesi”; TTK md. 546 ve md. 446/II’de “şirket borçları mevcudundan fazla tutması”, KK md. 63/I’de “mevcudun borçları karşılamaması”, İİK md. 179’da “sermaye şirketleri ile kooperatifin borçlarının aktifinden fazla olması”, şeklinde ifade edildiği, 6102 sayılı TTK‘nın 376.maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar hakkında tebliğde ise; borca batık olma durumu, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaması hali olarak tanımlandığı, 26/12/2020 tarihli 31346 sayılı Resmi Gazete ile 6102 sayılı TTK ‘nın 376.maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar hakkında tebliğde değişiklik yapılarak 14/9/2018 tarihli ve 30536 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 6 ncı maddesinin başlığı “Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde genel kurul” olarak değiştirildiği, TTK 376.maddesi hükümleri ve  ara kararda vurgulanan hususların borca batıklık hesaplamasında dikkate alındığı, Yargıtay 23.HD 2016/3302 E 2017/717 K sayılı ilamı ve mevcut uygulaması çerçevesinde “grup şirketler açısından borcun  asıl borçlu şirketin pasifinde gösterilmesi ve ayrıca borca kefil olan grup şirketin pasifinde kefil olunan bu borca yer verilmeden borca batıklığın hesaplanması gerekip gerekmediğinin” dahi hesaplama yönteminde dikkate alınması, Yargıtay 23.HD’nin 28/04/2016 tarih 482/2745 K sayılı ilamında belirtildiği üzere “şirket ortaklarına borç var ise pasifte gösterilmesi ve borçta ve borca batıklıkla dikkate alınmasının doğru olmadığı şeklindeki uygulamanın hesaplamada dikkate alınması hususları da dikkate alınarak oluşturulan rayiç değer bilançoları ve rayiç değerbilançolarındaki hesap kalemlerine ilişkin davacıya ait yasal defterlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64 üncü maddesin 3. fıkrası hükmünce belirtilen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin kanunda belirtilen süreler içerisinde yaptırıldığı ve delil olma vasfı taşıdığı, davacının ibraz edilen ticari defterlerinin delil olarak değerlendirilmesinin Mahkemenin takdirinde olduğu, davacı gerçek kişinin VUK 176 ve 177.maddelerinde belirtilen birinci sınıf tacir <br>olmadığı, davacı şirketlerin herhangi bir kefaleti olmadığı,  ... Markasının Rayiç Değerinin ... tarafından düzenlenen rapor ile 83.419.641,17 TL olduğu\" şeklinde görüş bildirmişlerdir. <br>Adı geçen rapora yönelik itirazlar üzerine ise bu defa Mahkememizce oluşturulan 10/07/2023 tarihli ara kararda;<br>\"Borca batıklık yönünden inceleme yapan bilirkişi kurulunun 17 sayfadan ibaret kök rapor içeriğine göre değerleme yapan bilirkişilerin raporlamaya ilişkin gerekçeli ve denetime elverişli tespitlerinin yer almaması karşısında, tekstil ve makine mühendislerinin ve markaya ilişkin değer tespitine ilişkin analiz ve değerlemelerin ve ne şekilde tespit yapıldığının raporda ayrıntılı olarak belirtilmesi, bu şekilde değerleme yapan bilirkişilerin tüm tespitlerinin kök rapor içinde yer almasının temin edilmesi, <br>Yine daha önce belirtilen Yargıtay 23.HD'nin 28/04/2016 tarih 482E. 2745K.sayılı kararındaki irdelemenin muhasebesel açıdan bilanço ilkeleri gözetilerek dahi üzerinde durulması, bu kararın muhasebe ve bilanço ile ilgili genel ilkeler dikkate alınarak irdelemesinin yapılması, sonuç itibariyle karardaki uygulamaya iştirak edilip edilmediği, iştirak edilmediği takdirde davacı şirketler yönünden batıklığa yol açan durumun olup olmadığı hususu üzerinde dahi durulması,<br>Ayrıca,<br>Mahkemece tasdik olunan konkordato projesinde kaynak olarak gösterilen işletmelerden Mahkememizin karar verdiği 21/06/2021 tarihi ile İstanbul BAM 17.HD'nin karar verdiği 20/01/2022 tarihi arasında, yine 20/01/2022 tarihinden şuana kadar herhangi bir şekilde elden çıkardığı kaynak olup olmadığı, <br>Bu noktada dosyaya ibraz olunan 12/01/2022 tarihli ve kayyım ... tarafından hazırlanan rapor dikkate alındığında ve Yargıtay kararında da belirtildiği üzere davacı ... A.Ş.nin iki mağazasının kapatıldığı, internet satışına erişim bulunmadığına dair raporlamalar karşısında halihazırda adı geçen şirketin faaliyetine fiilen devam edip etmediği, <br>İşletmesel ve sektörel açıdan faaliyetin hangi çerçevede devam ettiği, Mahkememizce tasdik olunan proje dikkate alındığında ve ayrıca kayyım ...'ın rapor içerikleri karşısında mevcut durum itibariyle davacı olan ... A.Ş.'nin faaliyette bulunmaması durumunda tedarikçi şirket olan ... A.Ş.'nin herhangi bir faaliyette bulunmasının mümkün olmadığı yönündeki Yargıtay kararındaki kabul dikkate alındığında, Yargıtay tarafından her üç davacının konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağı yönündeki tespitler karşısında davacı şirketlerin mal varlığının korunması için \"iflasın açılmasında işletmesel, muhasebesel, sektörel, finansal açıdan gereklilik olup olmadığı,\" <br>Yargıtay bozma ilamı dikkate alındığında, kayyım ... tarafından hazırlanan raporlara göre tasdik olunan projeye rağmen 14/04/2022 tarihine kadar, alacağı ödenmeyen alacaklı olup olmadığı, bu tarihe kadar bu alacaklıların kim olduğu dikkate alındığında yine davacı şirketin iflasın açılmasında yine muhasebesel, işletmesel, finansal ve sektörel açıdan gereklilik olup olmadığı, Hususlarını dahi içerek şekilde ek rapor alınmasına\"dair ara karar oluşturulmuştur. <br>Bu defa bilirkişi kurulu hazırlamış olduğu 07/11/2023 tarihli ve 74 sayfadan ibaret ek raporda \"davacı şirketlerin mevcut enflasyonist ekonomik dönem karşısında mal varlıklarının korunmasında gereklilik olduğu, zira şirket faaliyetinin mevcut olduğu, buna göre ve ek rapor alınmasına esas hususlar çerçevesinde muhasebesel, işletmesel ve finansal açıdan yapılan ek incelemelere göre \"Yargıtay 23 Hukuk Dairesinin 28.Nisan.2016 tarih 482 E. 2745K. sayılı kararındaki uygulamaya iştirak edildiği, davacı şirketler yönünden borca batıklığa yol açan durumun olmadığı, Yargıtay 23.HD’nin 28/04/2016 tarih 482/2745 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere “şirket ortaklarına borç var ise pasifte gösterilmesi ve borçta ve borca batıklıkla dikkate alınmasının doğru olmadığı şeklindeki uygulamanın hesaplamada dikkate alınarak rayiç değer bilançoları oluşturulduğu, ... A.Ş. 31.03.2023 tarihli kaydi ve rayiç değer bilançolarına göre borca batık olmadığı, <br>... A.Ş.nin 31.03.2023 tarihli kaydi ve rayiç değer bilançolarına göre borca batık olmadığı, davacılardan ... ve ...’in, mağaza satış geliri üretecek mağazasının bulunmadığı, ...’nın online satışlardan gelir elde edemediği, var olan satışların toptan satış ve demirbaş satışı olduğu, yurt içi franchaiselerdan 150 adet olarak planlanan gelirin elde edilemediği, yurt dışı franchasie’lardan ise satışının yapıldığı anlaşılan bir franchaise’a ait verilerin iletilmediği, demirbaş satışlarına ait çok sayıda fatura bulunduğu davacılardan ...’ın konkordato projesinin başarısını sağlayacak kaynağı hisselerini satarak elde ettiğinin anlaşıldığını, ancak bu satıştan alınan senetlerin tahsil edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması <br>gerektiği, davacı şirketlerin hazır değerlerinin, konkordatonun enflasyonist bir döneme denk gelmesinden ötürü faizsiz ve iskontolu borç yapılandırmadan ötürü, ödeme kabiliyetinin enflasyonla orantılı olarak arttığı, faaliyetleri sonucunda şirketin her yıl özkaynaklarında kaydi olarak artış sağladığı Mart 2023 tarihi itibariyle özkaynak tutarının 23.541.741,00 TL’ye ulaştığı, şirketin 30.03.2023 itibariyle rayiç özkaynak tutarının 103.807.720,94 TL olduğu, yine şirketin bu süreçte toplam 83.250.834,18 TL borç ödemesi yaptığı, davacı şirketlerin mal varlığının korunması için iflasın açılmasında işletmesel, muhasebesel ve finansal açıdan gereklilik olmadığı, ... Markasının rayiç değerinin ...tarafından düzenlenen rapor ile 83.419.641,17 TL olduğu\" şeklinde görüş bildirmişlerdir. <br>Esasen bir icra hukuku kurumu olan konkordatodaki hükümlerin uygulanmasında alacaklı ve borçlular arasında mutlak bir dengenin gözetilmesi icra hukuku disiplinin ana amacıdır. Somut olayın özellikleri ve konkordato talep eden davacıların borca batık olmama durumu dikkate alındığında muhasebesel, işletmesel ve finansal yönden iflas kararı verilmesinin gerekip gerekmediği irdelenmiştir. <br>Mahkememizce uyulan Yargıtay bozma ilamı dikkate alındığında, davacılar hakkındaki konkordato talebinin İİK m.292/f.1-(b) hükmü nedeniyle ve konkordatonun başarıya ulaşamayacağı gerekçesi ile reddolunacağı açıktır. Esasen Mahkememizce, bozma ilamına uyulmuş olması karşısında da davacıların konkordato taleplerinin reddi gerektiği açıklanmıştır. Burada sorun, Yargıtay bozma ilamında da belirtilmiş olduğu gibi iflasa tabi olan davacılar açısından \"şartlarının bulunması halinde iflas kararı verilmesi\"nin gerekip gerekmediğidir. <br>Konusunda ehil bilirkişiler yardımıyla davacılar açısından iflas kararı verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında gerekli şartlar Yargıtay bozma ilamına uygun şekilde araştırılmıştır. Bu araştırmanın inceleme konuları dikkate alındığında bilirkişiler yardımıyla yapılması ise zorunluluk arz etmektedir. <br>Belirtmek gerekir ki \"bilirkişi, özel ve teknik bilgiyi oluşturan tecrübe prensipleri hakkında hâkimde eksik olan bilgiyi veren ve bu tecrübe prensiplerine dayanarak, sabit olan bir olaydan sonuçlar çıkaran veya kendi özel bilgisine dayanarak uyuşmazlık konusu olayları tespit eden üçüncü kişi veya kişilerdir. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. III, 6. Baskı, İstanbul 2001, s. 2621-2622; Atalay, Pekcanıtez; Usûl Medenî Usûl Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2017, s. 1914-1915). <br>Bilirkişi, incelemesi sonunda aydınlatılması istenen husus hakkında, kendisine yöneltilmiş olan sorulara cevap verir. Bilirkişi kendisinden istenen sorulara hasren  bir  inceleme  gerçekleştirir. (Süha Tanrıver, Hukukumuzda Bilirkişilik, Ankara 2017, s. 110) Bilirkişi raporlarının gerekçeli olması gerekir. Gerekçe sayesinde hâkim ve taraflar, bilirkişi raporundaki sonucun doğru olup olmadığını denetleme olanağına sahip olurlar. (Ejder Yılmaz, Uygulamada Bilirkişilik ve Bilirkişi Raporları, Makaleler (1973-2013), 1.Cilt, Ankara 2014, s.823). <br>Yapılan açıklamalar ışığında, davacı gerçek kişinin iflasa tabi konumda olmadığı, davacı şirketlerin ise borca batık bulunmadığı, yine İİK m.292 hükmü çerçevesinde muhasebesel, işletmesel ve finansal açıdan konkordato talepleri reddedilecek olan davacı şirketlerin iflaslarının açılmasını gerektirir veri bulunmadığı, yine borçluların komiser talimatlarına uymamak ve alacaklıları zarara uğratmak noktasında ise somutlaştırılmış vakıa ve delillerin ortaya konulamadığı, yine bu konuda mahkememizce tespit edilen halin dahi olmadığı değerlendirilmiştir.<br>Hal böyle olunca bir kısım alacaklıların sadece davacı şirketler açısından iflas kararı verilmesi noktasında beyanda bulunmaları davacı şirketler hakkında iflas kararı verilmesini gerektirmemektedir. \"İspat hukuku şekli hukukun içinde yer alsa da, ispat yükü maddi hukuk tarafından belirlenir... Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıalarının, iddialarının doğru olduğu veya karşı tarafın iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlamak amacı ile çekişmeli vakıalar ile ilgili deliller sunarak gerçekleştirdikleri bir hukuki faaliyettir. Delil ikame yükü ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde hakimin aleyhte karar verme tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile tarafların delil ikamesi faaliyeti ile kendi vakıa iddialarının doğruluğu veya karşı taraf iddialarının yerinde olmadığı yolunda hakimde kanaat oluşturmasıdır. (Bilge Umar, İspat Yükü Kavramı ve Bununla İlgili Bazı Kavramlar, İÜHFM, 1962, Cilt: 3, Sayfa 792) Buna göre, iflasa artık \"son çare\" olarak başvurulması gerektiği yönünde kanaate ulaşılamamıştır. Ayrıca bilirkişi kurulunun kök ve ek raporlarında açıklandığı üzere, iflasın verilmesini gerektiren teknik şartların oluşmadığı yönündeki görüşlerini ortadan kaldırabilecek vakıa ve delil somutlaştırılamamıştır. <br>İİK m.292 hükmünde belirtilen şekilde davacı şirketlerin konkordato talebinin başarısızlığı halinin ortaya çıkması karşısında mahkememizce konkordato talebinin reddedilmesi gerekir. Bir başka deyişle uyulan Yargıtay bozma ilamı dahi dikkate alındığında konkordato talebinin reddedilmesi usulen zorunluluk arz etmektedir. Ancak davacı şirketlerin halihazırda batık olup olmadığı, güncel ve fiili değerlere göre konusunda ehil bilirkişi kurulu marifetiyle araştırılmıştır. Davacı şirketlerin güncel ve fiilen batık olmadığı, hatta çalışma kabiliyetini kaybetmediği, faaliyetine belli ölçüde devam ettiği, yine raporda açıklandığı üzere iflasların açılmasında gereklilik bulunmadığı, finansal, muhasebesel ve işletmesel yönden açıklanmıştır. <br>Davacı olan şirketler yönünden, İİK m.292 hükmü uyarınca konkordato taleplerinin reddi gerekse de bu şartlarda iflas kararı verilmesinin yasal şartı oluşmamıştır. Zira doktrinde de kabul olunduğu üzere, kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebi ret olunsa da borçlunun iflasına karar verilmesi \"son çare\" olarak kabul edilen bir durumdur. Davacı olan şirketlerin fiilen borca batık olmayan, belli ölçüde çalışan, en önemlisi iflaslarının açılması gerekmeyen şirketler olması karşısında, davacı şirketleri hakkında \"son çare\" olarak iflas kararı verilebilmesi mümkün bulunmamaktadır. Zaten Mahkememizce uyulan Yargıtay bozma ilamında dahi \"iflasa tabi olan davacılar açısından şartları bulunması halinde\" iflas kararı verilebileceği belirtilmiştir. Bir başka deyişle BAM kararı öncesi gelişen durum nedeniyle, BAM kararının kaldırılması ve Mahkeme kararının bozulması sonrası ise sadece ve münhasıran \"konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması\" bir iflas sebebi olarak görülmemiştir. Esasen Yargıtay'ın bu uygulaması doktrin görüşleri ile dahi tam uyumludur. <br>Nitekim Yargıtay'ın son yıllardaki emsal kararlarında da \"iflasa tabi davacı şirketin ödeme süresinin uzunluğu nedeniyle alacaklılar aleyhine olacak şekilde menfaat dengesini bozan, bu çerçevede ise İİK m.292 hükmü uyarınca başarıya ulaşamayacağı anlaşılan ve konkordato talebi reddolunan davacı şirket yönünden ancak ve sadece \"doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin mevcut olması halinde\" şirketin iflasına karar verilebileceği benimsenmiştir. (Yargıtay 6.HD 2022/4736E. 2022/5597K.sayılı Yargıtay 6.HD 2023/303E. 2023/464K.sayılı kararlarından hareket edilmiştir)<br>Bu şartlarda sonuç olarak iflasa tabi olan davacı şirketler ve iflasa tabi olmayan gerçek kişi yönünden iflas kararı verilebilmesi mümkün değildir. Esasen iflasa tabi olan davacı şirketler yönünden yapılan tüm araştırmalara ve özellikle bozma ilamı sonrası alınan bilirkişi kurulunun kök ve ek raporlarına rağmen iflas kararı verilmesini gerektiren bir durum Mahkememizce tespit edilmemiştir. Ayrıca bu noktada davacı şirketler aleyhine olmak üzere iflas kararı verilmesini gerektirir somutlaştırılmış vakıa ve delillerin dahi alacaklılar tarafından ortaya konulamadığı, bu noktada Yargıtay uygulamasında aranan ispatın gerçekleştirilemediği sonucuna varılmıştır.    <br>Yapılan açıklamalar karşısında davacı olan ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan ... ŞİRKETİ, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün... sicil numarasına kayıtlı olan ... ŞİRKETİ, ... T.C.kimlik numaralı ... tarafından ileri sürülen konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine, adı geçen  tüm davacılar hakkında verilen tüm mühlet ve tedbir kararları ... itibarıyla kalkmış olduğu daha önce bildirildiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, adı geçen tüm davacılar hakkında daha önce atanan konkordato komiserlerinin görevine 21/06/2021 itibarıyla önce son verilmiş olması ve yeniden görevlerine başlatılmamış olması nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, konkordato komiserlerinin görevine daha önce son verildiği verildiği ... Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirildiğinden yeniden bildirim yapılmasına yer olmadığına, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan ... ŞİRKETİ, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasına kayıtlı olan ... ŞİRKETİ, ... T.C.kimlik numaralı ... hakkında iflas kararı verilme şartları oluşmadığından her bir davacı yönünden ayrı ayrı iflas kararı verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.     <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı olan ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan ... ŞİRKETİ, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün... sicil numarasına kayıtlı olan ... ŞİRKETİ, ... T.C.kimlik numaralı ... tarafından ileri sürülen konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine, <br>Adı geçen  tüm davacılar hakkında verilen tüm mühlet ve tedbir kararları 21/06/2021 itibarıyla kalkmış olduğu daha önce bildirildiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, <br>Adı geçen tüm davacılar hakkında daha önce atanan konkordato komiserlerinin görevine 21/06/2021 itibarıyla önce son verilmiş olması ve yeniden görevlerine başlatılmamış olması nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, <br>Konkordato komiserlerinin görevine daha önce son verildiği verildiği ... Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirildiğinden yeniden bildirim yapılmasına yer olmadığına, <br>... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan ... ŞİRKETİ, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan ... ŞİRKETİ, ... T.C.kimlik numaralı ... hakkında iflas kararı verilme şartları oluşmadığından her bir davacı yönünden ayrı ayrı iflas kararı verilmesine yer olmadığına,   <br>2-Bu dava nedeniyle alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından davacının peşin olarak yatırdığı 44,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 225,45‬ TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>3-Davacılar tarafından harcanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan tüm avansların iadesine,<br>Davacılar vekili ile huzurda bulunan alacaklılar vekillerinin yüzlerine karşı diğer alacaklıların ise yokluğunda olmak üzere davacılar vekili yönünden kararın tebliği tarihinden itibaren, alacaklılar yönünden ilân tarihinden itibaren on gün içinde ve Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.<br><br>Başkan <br> <br>Üye <br> <br>Üye <br> <br>Katip <br> <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ea511a745d99485a","SID":"0101dfd2ae052227"}}