{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/972 <br>KARAR NO: 2023/2229<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 02/03/2021<br>NUMARASI: 2015/62 Esas - 2021/206 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>DAVA TARİHİ: 19/01/2015<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2015/1154 ESAS SAYILI DOSYASI<br>DAVA: Manevi Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 25/11/2015<br>KARAR TARİHİ: 29/11/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 22/12/2007 tarihinde  meydana gelen trafik kazasında müvekkillerinin murisi ...'un vefat ettiğini,  ATK raporunda kazaya neden olan ... plakalı aracın %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı sürücü ... trafik kazası sonrası aracı kendisinin kullandığı ortaya çıkmasın diye resmi makamlara adının ... olduğunu beyan ettiğini, işbu beyanlar doğrultusunda davalı ... hakkında da ceza davası açıldığını, ceza mahkemesinde davalı ...'ın, sürücünün müteveffa ... olduğunu söyleyerek sorumluluktan ve ceza almaktan eksik inceleme ve şüphe halinin varlığı nedeniyle beraat ettiğini, müteveffa ...'un kazada aracı kullandığı iddiasının doğru olmadığını, çünkü ...'un ehliyeti bulunmadığı gibi hayatında araç kullanmamış, araç sürmesini bilmeyen birisi olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla  davacılar için toplam 10.000,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dava dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 22/12/2007 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile manevi tazminat talep etmiştir.  Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2010 tarih, 2009/599 Esas, 2010/377 Karar sayılı kararı uyarınca kaza yapan aracın sürücüsü olmaması ve olayda herhangi bir cezai sorumluluğunun bulunmaması nedeni ile beraat ettiğini, kararın kesinleştiğini, sürücü koltuğunda kazada vefat eden dava dışı üçüncü kişi ... olduğunu, aracı da onun kullandığını ayrıca aracın maliki de olmadığını, malikin davalılardan müteveffa ... olup onun da vefat ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Asıl davada davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle;   müvekkili şirket tarafından Zorunlu Karayolu Taşıma Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalanan ... plakalı aracın 22/12/2007 tarihinde işletilmesi sırasında oluşan kazada davacıların desteğinin vefat ettiğini, müvekkili şirketin maddi tazminat talepleri açısından poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında davacının zararlarını gidermekle yükümlü olduğunu, kazayı yapan sürücü ve kazanın nedenine ilişkin herhangi bir tutanak mevcut olmadığından müvekkili şirketin kaza nedeniyle tazminata mahkum edilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Asıl davada davalı müteveffa ... mirasçıları ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı uğradığını,  kazayı yapan aracın ruhsat sahibi ...'nun vefatı üzerine geriye, mirasçıları ... ve ...'in kaldıklarını, kızı ...in vefatı üzerine de  ... ve ...'in kaldığını, kaza tarihinde ... hayatta ise de aracın fiili hakimiyetinin ve aracı işletenin davalı ... olduğunu, ...'in ehliyeti olmadığı gibi araç kullanmayı dahi bilmediğini, aracı kullananın müteveffanın kendisi olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Mahkememiz 2015/62 Esas sayılı asıl dosyasından, davacıların davasının davalı ... yönünden husumetten reddine, davacıların davasının davalı ..., davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı müteveffa ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... yönünden  reddine, birleşen İstanbul 14. ATM 2015/1154  Esas sayılı dosyasında, davacıların davasının davalı ... yönünden husumetten reddine, davacıların davasının davalı ..., davalı müteveffa ... mirasçıları ..., ..., ...,  ..., ... yönünden  reddine \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ceza Mahkemesi kararının Hukuk Mahkemesini bağlamadığını, ancak mahkemenin  ceza mahkemesi kararını adeta gerekçe gösterip sundukları delil ve tanıkların somut ifade ve olgularını görmezden geldiğini, Ceza Mahkemesinin davalı sürücü ... için beraat kararı vermiş ise de, bu kararın sanık ...’ın şoför olmadığının kanıtlanmış olmasından değil \"delil yetersizliğinden\" olduğunu, Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında; \"...’un ölümü ile sonuçlanan olayda sanığın aracı kullandığına ilişkin mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve tam bir delilin elde edilmediği gerekçesi ile beraatına hükmedilmiştir\" denildiğini, resmi makamlar önünde yalan söylediği apaçık-aşikar ve çeşitli suçlardan sabıkalı olan ...’ın kendisini kurtarmak için  bu kadar somut delil ve tanık ifadeleri varken ölmüş birine sırf öldüğü ve kendisini savunamaz yaklaşımı ile iftira atıp söylediklerine itibar edilmesini sağladığını belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmü hukuk hakimini bağlamaktadır ( Yargıtay H.G.K.nın 16/09/1981 gün 1979/1-131 E., 1981/587 K. sayılı ilamı; M. Çenberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s.22 vd.; H.G.K.nın 27/04/2011 gün ve 2011/17-50 E., 2011/231 K. sayılı ilamı). Bu şekilde kabulün nedeninin de, hukuk usulünün bir şekil hukuku olması, davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesinin belirli süre koşullarına bağlı kılınması, tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesiyle yargılamaya belirli kısıtlamalar getirilmesi ve bunun sonucunda da hukuk hakiminin şekli gerçeği araması, maddi gerçeğin öncelikli hedefi olmaması gösterilmektedir. Ceza hakimi ise bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmayı hedeflemektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/24504   E. ve  2022/9135 K. sayılı kararı) Somut uyuşmazlıkta; Davalı ...’ın sanık olarak yargılandığı, Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/03/2020 tarih, 2008/290 Esas ve 2009/376 Karar sayılı dosyasında, ''Her ne kadar sanık ... hakkında taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan cezalandırılması talebi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de olay tarihinde müteveffanın yanında sanığın bulunmadığı, tanık olarak dinlenen ...’ın bulunduğu anlaşılmakla suçla sanığın ilgisi olmadığından beraatine\" karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Davalı ...’ın kazaya ilişkin olayla ilgili olarak sanık olarak yargılandığı, Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2010 tarih, 2009/599 Esas ve 2010/377 Karar sayılı  dosyasında, \"...Her ne kadar sanık ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan dolayı cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de müteveffanın ölümü ile sonuçlanan kazada sanığın ... plaka sayılı araçta yolcu olduğu, aracı maktül ...’un kullandığını beyan ettiği, maktulün  ölümü ile sonuçlanan kazada aracı sanık ...’ın kullandığına ilişkin, mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden, uzak kesin ve tam bir delilin elde edilemediği görülmekle, suçun şüpheli kaldığı anlaşılmakta olup, sanığın beraatine..” karar verilmiş  ve bu karar da kesinleşmiştir. Bu halde ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı dolayısıyla  ceza mahkemelerinin davalı ... bakımından \"olay tarihinde müteveffanın yanında bulunmadığı\" , davalı  ...  bakımından  \"maktulün  ölümü ile sonuçlanan kazada aracı sanık ...’ın kullandığına ilişkin, mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden, uzak kesin ve tam bir delilin elde edilememesi\" maddi olgularına dayanan beraat kararlarının hukuk hakimini bağlayıcı olduğu açıktır. Bu nedenle ceza dosyasında kesinleşen maddi olgu ile kazanın gerçekleşmesinde davalılar ... ve ...’ın kaza anında sürücü olmadığına yönelik beraat kararı doğrultusunda davanın husumet bulunmadığından usulden reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir. Davalı sigorta şirketi tarafından ... plakalı araç için düzenlenen, sigorta poliçesinin başlama tarihinin 09/03/2007, bitiş tarihinin 09/03/2008 olduğu ve sigortalısının 09/02/2003 tarihinde vefat eden müteveffa ... olduğu anlaşılmıştır. Davaya konu olayda, kazaya neden olan aracın poliçe lehtarı olan müteveffa ...'nun 09/02/2003 tarihinde ölümü ile kişilik hakları son bulduğundan ve dolayısıyla sigorta poliçesinin düzenlenme-başlama tarihi olan 09/03/2007  tarihinde karşılıklı olarak açıklanan bir irade beyanından söz edilemeyeceğinden başka bir ifadeyle geçerli bir sigorta sözleşmesinin bulunmadığı anlaşıldığından davalı sigorta şirketi ile müteveffa ... mirasçıları  yönünden de davanın reddine karar verilmesinde  isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle;  davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2- Asıl dava yönünden alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 184,94 TL harcın mahsubu ile bakiye 84,91 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, Birleşen dava yönünden alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c82cfbfbce0f47e8","SID":"f156bfff6bb87081"}}