{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/1235 - Karar No:2023/1288<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1235 <br>KARAR NO\t: 2023/1288<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 23/05/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/345 Esas<br><br>İHTİYATİ HACİZ TALEP<br>EDEN/ DAVACI\t: <br>VEKİLİ<br>İHTİYATİ HACZE İTİRAZ<br>EDEN/ DAVALI<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 20/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/12/2023<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden/ davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; <br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tİhtiyati haciz talep eden/ davacı vekili; müvekkilinin muaccel alacağının bulunduğu hususunun dosya kapsamında ispatlandığını, davalı şirketin borca batık halde olduğunu ve alacaklılarından mal kaçırdığını, davalı şirketin ... parsel üzerinde bulunan fabrikasındaki tüm makinaları, ürünleri mal kaçırma kastı ile başka yere götürdüğünü, Türkiye'de başka bir taşınmazı yahut taşınır malvarlığı bulunmadığını ve şirketin hissedarlarını Türkiye'de ikametgahları bulunmayan yabancı tüzel ve gerçek kişiler oluşturduğunu, ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde, davalının tüm mallarını kaçırması ve borca batık olması nedeniyle müvekkilin alacağına kavuşmasının zorlanacağını yahut imkansız hale geleceğini belirterek, davalının ... parsel adresinde yer alan taşınmazın ve ülke genelinde davalı adına kayıtlı tüm taşınmazların satışının veya üzerinde herhangi bir hak tesis edilmesinin engellenmesi amacıyla tapu siciline ihtiyati haciz konulmasına, ayrıca diğer tüm taşınır, taşınmaz mallarına, bankalarda ve  üçüncü kişiler nezdinde doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklarına haciz konulmasına, öncelikle teminatsız aksi halde, makul bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.<br>\tMahkemece 11/04/2023 tarihli ara kararı ile; dava dosyası kapsamı nazara alındığında, bu aşamada davacının haklılığını yaklaşık ispat ölçülerinde ortaya koyabilecek nitelikte olduğu gibi muaccel olmayan alacağa ilişkin İİK'nın 257.maddesinin 2. fıkrasında öngörülen koşullarında oluştuğu, teminat karşılığında davalının, taşınır ve taşınmaz mallarına, bankalarda ve üçüncü kişiler nezdinde doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması talebinin kabulüne, İİK’nun 257/1 maddesi gereğince alacaklının (dava konusu ettiği 812.645,83 USD (812.645,83 x 8.60=6.988.75-TL) + 469.856,64-TL = 7.458.610,77 TL alacağının alınabilmesini sağlamak için borçlunun borca yeter miktardaki taşınır, taşınmaz malları ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, borçlu ile 3. kişilerin uğrayabilecekleri zararı karşılamak üzere takdiren alacağın %20’i oranında HMK'nın 87. maddesinde yazılı türden 1.491.722,15 TL teminat ödendiğinde, kararın yerine getirilmesi için karar örneğinin Ankara İcra Müdürlüğü’ne gönderilmek üzere alacaklı ya da vekiline verilmesine karar verilmiştir. <br>\tİhtiyati haciz talep eden/ davacı vekili 14/04/2023 tarihli dilekçesinde; mahkemece 13/04/2023 tarihli ara kararda “İhtiyati haciz talebin  kabulü  ile; İİK.’nun 257/1 maddesi gereğince alacaklının (dava konusu ettiği 812.645,83 USD (812.645,83 x 8.60=6.988.75 TL) + 469.856,64-TL = 7.458.610,77 TL alacağının alınabilmesini sağlamak için borçlunun borca yeter miktardaki taşınır, taşınmaz malları ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine,” karar verildiğini ancak işbu hükümde yer alan döviz kurunun hatalı olması nedeniyle tashihi gerektiğini belirterek; ara karar tarihindeki döviz kuru üzerinden “ (USD:19.3708) x 812.645,83 : 15.741.599,843764 TL + 469.856,64 TL olarak toplam 16.211.456,4837 TL alacağının”  ve “3.242.291,29 TL teminat ödendiğinde” şeklinde tashihine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tMahkemece 17/04/2023 tarihli ara kararı ile; 14/04/2023 tarihinde TCMB USD efektif satış kuru (1 USD = 19,3708 TL) üzerinden 812.645,83 USD (812.645,83 x 19,3708=15.741.599,84 TL) + 469.856,64 TL = 16.211.456,48‬ TL alacağının alınabilmesi için ihtiyati haciz konulması talebinin kabulüne, İİK’nun 257/1 maddesi gereğince alacaklının (dava konusu ettiği 812.645,83 USD (812.645,83 x 19,3708=15.741.599,84 TL) + 469.856,64 TL = 16.211.456,48‬ TL alacağının alınabilmesini sağlamak için borçlunun borca yeter miktardaki taşınır, taşınmaz malları ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, borçlu ile 3. kişilerin uğrayabilecekleri zararı karşılamak üzere takdiren alacağın %20’i oranında HMK'nın 87. maddesinde yazılı türden 3.242.291,30 TL teminat ödendiğinde, kararın yerine getirilmesi için karar örneğinin Ankara İcra Müdürlüğü’ne gönderilmek üzere alacaklı ya da vekiline verilmesine karar verilmiştir. <br>\tDavalı vekili ihtiyati hacze ve bu kararın düzeltilmesine ilişkin karara karşı itiraz dilekçesinde; mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının gerekçesinin kabul edilebilir bir gerekçe olmadığını, gerek yargılama süresince dosyaya sundukları  beyan ve belgeler gerekse, ihtiyati haciz talebine karşı dosyaya sunulan beyan ve belgelerin İİK 257. Maddesindeki gerek birinci fıkra gerekse ikinci fıkrada belirtilen  şartlarının oluşmadığını açıkça gösterdiğini, davacının dava dilekçesi ile ileri sürdüğü ve ihtiyati haciz talebi dilekçesinde de bahsi geçen alacağın dayanağı olarak gösterilen, ihtiyati haciz talebinde bulunan alacaklı ile müvekkili şirket arasında imzalandığı ileri sürülen sözleşmenin hiç bir şekilde müvekkili şirket tarafından kabul olunmayan, şirket eski çalışanı ... tarafından imzalandığı düşünülen sözleşme olduğunu, bu kişinin yetkisiz olduğuna dair açıklamaların delilleri ile birlikte dosyaya sunulduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin alacaklıya borcunun bulunmadığını, mahkemece 13/04/2023 tarihli ara karar ile davacının dava konusu ettiği 812.645,83 USD (812.645,83 x 8.60=6.988.75 TL) + 469.856,64 TL = 7.458.610,77 TL miktar üzerinden ihtiyati haciz kararı verildiğini, bu talebe karşı yasal itiraz süresi henüz devam etmekte iken; ihtiyati haciz talep eden tarafça tamamen usul hükümlerini dolanmaya yönelik olarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun \"Tashih\" talepli dilekçe sunularak, ara karar tarihindeki döviz kuru üzerinden hesaplama yapılmamasının hatalı olduğu iddia edilerek, mahkeme ara kararının (USD:19.3708) x 812.645,83 : 15.741.599,843764 TL + 469.856,64 TL olarak toplam 16.211.456,4837 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesi ve ayrıca yatırması gereken teminat tutarının da 3.242.291,30 TL olarak tashihi talep edildiğini, bu talebe karşı itirazları içerir beyan dilekçenin mahkeme dosyasına sunulduğunu, tüm bunlara rağmen, mahkemece işbu itiraza konu 17/04/2023 tarihli ara karar ile; ihtiyati haciz talep eden tarafın tashih talepli dilekçesindeki talebine uygun olarak, müvekkili şirket aleyhine bu sefer, İİK'nun 257/1 maddesi gereğince 812.645,83 USD (812.645,83 x 19,3708=15.741.599,84 TL) + 469.856,64 TL =16.211.456,48 TL üzerinden, tüm itirazlar göz ardı edilmek suretiyle, usul ve yasaya aykırı biçimde ikinci kez ihtiyati haciz kararı verildiğini, ilk verilen ihtiyati haciz kararı kaldırılmadan ikinci bir haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararının tavzihi ya da tashihinin mümkün olmadığını belirterek, ihtiyati haciz kararlarına itirazların kabulü ile kaldırılmasınn ve özellikle ilk verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tMahkemece 23/05/2023 tarihli ara karar ile; dosya kapsamı ile ihtiyati  haciz kararı ile talep/ dava konusu edilen USD miktarın TL karşılığının tespitinde, çevriminde yapılan hatanın düzeltilmesine ilişkin ek kararın incelenmesinde; İİK'nun 256 ve 258. maddeleri kapsamında, ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu gibi dilekçede belirtilen sebeplerin ihtiyati haczin kaldırılmasını gerektirmediği, itirazların yargılama sonucunda belli olabilecek hallerden olduğu, bu hali ile itiraz eden/ borçlunun İİK'nun 265/1. maddesinde sayılı hallerden herhangi birisine yönelik olarak haklılığını ortaya koyamadığı  ayrıca dosyada verilen tashih öncesi ihtiyati haciz kararın  infazı için gereken  sürenin geçtiği, bu nedenle  hükümsüz kaldığı gibi tashih edilmiş kararın teminatı yatırılarak alındığı ve infaz edildiği, bu haliyle de  dosyada iki adet ihtiyati haciz kararının varlığından da söz edilemeyeceği belirtilerek ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmiştir. <br>\tİhtiyati hacze itiraz eden/ davalı vekili istinaf başvurusunda; davacının 13.04.2023 tarihli ara kararın tashih edilmesine ilişkin talebi yerinde olmadığı gibi mahkemenin tashih talebine karşılık yeni bir ara karar kurarak ikinci bir ihtiyati haciz kararı vermesinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece ikinci verilen ihtiyati haciz ara kararında ilk kararın kaldırılmasına ilişkin bir karar veya açıklamada bulunulmadığını, mahkemece, bu şekilde ve bu usulde ikinci bir ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği gibi verilen kararın müvekkili için geri dönülmez zararlar oluşmasına sebep olacak nitelikte olduğunu, mahkemece verilen ilk ihtiyati haciz kararına (13.04.2023 tarihli) ilave olarak yeni karar (17.04.2023 tarihli) da bir araya gelince müvekkilinin karşı kaldığı ihtiyati haciz miktarı itibariyle dayanak icra dosyasındaki dosya borcunu aşkın nitelikte olup, telafisi imkansız zararların doğmasına neden olacağını, bu nedenle verilen kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki mahkemenin davacı tarafın, tashih talebinin kabulü yönünde bir karar vermesinin de usulen mümkün olmadığını, zira usul hukukunda \"Tashih\" kurumunu düzenleyen HMK'nın 304. maddesinde \"Hükmün tashihi\" başlığı altında; \"Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir.\" denilerek, tashih kurumunun hukuken işlemesi için ortada usul hukuku anlamında bir \"hüküm\" bulunması gerektiğinin açıkça düzenlendiğini, \"hüküm\" niteliğine haiz olmayan, müvekkili şirketin malvarlığı ve üçüncü kişilerdeki alacakları üzerindeki ihtiyati haciz uygulanmasına ilişkin mahkemenin 13/04/2023 tarihli ara kararının tashihinin her şeyden önce teknik anlamda mümkün olmadığını, davacının tashih yönündeki talebinin de açıkça HMK hükümleri gereği yoklukla malül olup, bu taleplere dayanarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, buna rağmen mahkemece itirazlarının yerinde görülmeyerek ret kararı verildiğini, davacının talebinin de  HMK'nun 304.maddesi gereğince tashih şartlarına uygun olmadığını, hiçbir şekilde müvekkili hakkındaki ihtiyati haciz kararını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın tashih talebine konu 13.04.2023 tarihli ihtiyati haciz kararında hükmün tashihini gerektirecek maddi hata niteliğinde bir hesap veya yazım hatası bulunmadığını, mahkemenin kur hesabını farklı tarihli kur üzerinden yapmasının bir hesap hatası olmadığını, bu karar ile rakamın tamamen değiştirildiğini, tashih dilekçesi incelendiğinde itiraza konu edilen hususun ihtiyati haciz kararının içeriğine  ilişkin olduğu ve aslında itiraza konu edilebileceğinin anlaşılacağını, bu nedenle mahkemece talebin tashih olarak kabul edilerek düzeltilmesinin doğru olmadığını, tashih ara kararında istinaf yolunun açık tutulduğunu, davacı tarafın taleplerine yapılan itirazın ise dikkate alınmadan yeni bir karar kurulduğunu, bu ara karara yapılan itirazların da mahkemece reddedildiğini, tashih kararı ile müvekkili aleyhine yükümlülük yüklendiğini, ihtiyati haciz kararının  7.458.610,77 TL'den 16.211.456,48 TL'ye çıkartılmasının usulsüz olup, müvekkili aleyhine olması nedeniyle HMK'nun 305.maddesinde belirtilen taraflara tanınan hakların ve yüklenilen borçların tashih veya tavzih yolu ile sınırlandırılması, genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına aykırı olduğunu, Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğunu, yine HMK'nun 304.maddesinde düzenlenen duruşma açılması ilkesine aykırı karar verildiğini, taraflar dinlenmeden tashih kararı verilmesinin mümkün olmadığını, tashih talebinin yasanın açık hükmü ve hukuki dinlenilme hakkı ve eşitlik ilkesi göz önünde bulundurularak, duruşmalı olarak değerlendirilmesi gerekirken, dosya üzerinden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin tashih dilekçesini bir ihtiyati haciz kararına karşı itiraz dilekçesi olarak kabul etmesi halinde itirazın da duruşmalı olarak yapılması gerektiğini, oysa mahkemece dosya üzerinden karar verilmesi nedeniyle usule aykırı davranıldığını belirterek, usule aykırı olarak verilen kararların kaldırılması gerektiğini, esas yönünden ise, yargılama süresince dosyaya sunulan beyan ve belgelerden İİK'nın 257.maddesindeki ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığının kanıtlandığını, dava konusu edilen ve ihtiyati haciz talebine konu edilen sözleşmenin müvekkili  şirket tarafından kabul olunmayan, şirketin eski çalışanı ... tarafından imzalandığı düşünülen sözleşme olup, bu kişinin yetkisiz olduğuna dair açıklamaların delilleri ile dosyaya sunulduğunu ve bu nedenle müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, müvekkilinin borcu bulunmadığı nedeniyle takibe itiraz edildiğini, itirazın iptali davasında alınan bilirkişi raporunun eksik ve çelişkili olup, henüz bilirkişi incelemesi aşamasının tamamlanmadığını, istinaf dilekçesinin hazırlandığı aşamada dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişilerde bulunduğunu ve bu nedenle tamamlanmış bir rapordan bahsedilemeyeceğinden alacağın yaklaşık olarak ispat edildiği söylenemeyeceği gibi alacağın muaccel hale geldiğinin düşünülmesinin de yerinde olmadığını, İİK'nun 257/2'deki şartların da bulunmadığını, ticaret sicildeki adresinden taşınmadığını ve şirketin faal olduğunu, buna ilişkin delillerin dosyada bulunduğunu, buna rağmen mahkemenin İİK'nun 257/2 maddesindeki şartların oluştuğunu düşünerek, 13/04/2023 tarihli ara kararını dayanak alarak 17/04/2023 tarihinde ihtiyati haciz kararı vermesinin adeta yargılamanın neticesine ilişkin yapılmış bir kanaat açıklaması niteliğinde olduğunu, alınan teminat miktarının düşük olduğunu, itirazlarının mahkemece neden reddedildiğinin kararda belirtilmediğini, mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini, aksi halde hak arama hürriyetinin ihlali anlamına geleceğini belirterek, 13/04/2023 ve 17/04/2023 tarihli ihtiyati haciz kararlarının kaldırılması taleplerinin reddine dair verilen 23/05/2023 tarihli ara kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tTalep, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen 23/05/2023 tarihli ara karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemenin 11/04/2023 tarihli ihtiyati haciz talebinin kabulüne ilişkin ara kararı sonrası davacı vekilince verilen 14/04/2023 günlü dilekçenin hukuki nitelendirmenin mahkemeye ait olduğu ilkesi gözetildiğinde, mahkemenin kabulünde olduğu üzere yeni bir ihtiyati haciz talebine ilişkin olup, 17/04/2023 tarihli ihtiyati hacze itiraz üzerine verilen 23/05/2023 tarihi itibariyle infaz edilecek ihtiyati haciz kararının 17/04/2023 tarihli ara kararı olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati hacze itiraz eden/ davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince ihtiyati hacze itiraz eden/ davalıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati hacze itiraz eden/ davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1.f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 20/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br> \t \t<br><br>Başkan<br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Katip <br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br> <br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b0707caf27d2c7ba","SID":"b74c12b9c26b906e"}}