{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1133 <br>KARAR NO: 2023/2018<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/12/2020<br>NUMARASI: 2018/874 Esas -  2020/710 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Kasko Sigorta Sözleşmesi Kapsamında Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/12/2023<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı aracın 28/05/2018 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası yaptığını, sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, maddi zararın davalı şirket tarafından teminat dışı olduğu gerekçesiyle ödenmediğini belirterek, fazlaya ilişin hakları saklı kalmak kaydıyla hasar bedeli olarak 3.500,00 TL ve kazanç kaybı bedeli olarak 1.500,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL'nin, kaza tarihi olan 28/05/2018 tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini 37.000,00'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; kazayı yapan sürücünün 0,13 promil oranında alkollü olmasının sürücünün güvenli sürüş yeteneğini etkilemeyeceğinin ve kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediğinin tespit edilmesi karşısında kasko poliçesi kapsamında davacının 35.500,00 araç hasarına ilişkin zararından sorumlu olduğu, davacı tarafça davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun 19.06.2018 tarihinde yapıldığı, TTK'nın 1427/2.maddesi uyarınca 45 günlük sürenin 03.08.2018 tarihinde dolduğu, araya hafta sonu girmesi nedeniyle temerrütün 06.08.2018 tarihinde oluştuğu, aracın ticari araç olması nedeniyle temerrüt tarihinden itibaren avans faizi talep edilebileceği \" gerekçesi ile; Davanın kısmen kabulü ile; 35.500,00 TL hasar bedelinin 06.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair 1.500.00 TL kazanç kaybına ilişkin istemin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvuru sebepleri; Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacak olması nedeniyle davanın; hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, mahkemenin davacının talep ettiği ticari temerrüt faizi ile alacağın müvekkili şirketten tahsiline ve davacının ıslah dilekçesine konu talebi bakımından dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar vermesinin hukuka aykırı olduğu, dava tarihinde talep edilen tutarlara dava tarihinden, ıslahla artırılan tutarlara ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar vermesi gerektiği, mahkemenin ıslahtan sonra ileri sürdükleri zamanaşımı def'ini dikkate almamasının hatalı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun kazaya konu araç üzerinde herhangi bir inceleme yapılmaksızın düzenlendiği, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun ehil bilirkişi tarafından araştırılmadığı, alanında uzman bilirkişi tarafından zararın poliçe kapsamı dışında kalıp kalmadığı, poliçe teminat limitleri ve müvekkil şirketin muafiyetlerinin raporda ve yerel mahkeme tarafından incelenmediği, denetime elverişsiz rapora göre oluşturulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının müvekkili şirketle akdettiği sigorta sözleşmesi kapsamında düzenlenen poliçenin 4.2. maddesinin 3. başlığı altında bulunan faaliyet konusu klozu kapsamında sigortalı aracın taksi, dolmuş, yolcu nakil aracı, sağlık sektöründe kullanılması halinde, müvekkili şirketin %80 oranında hasardan muafiyeti bulunduğu, hasar dosyasından, davacının dosyaya sunduğu faturalardan ve davacının ikrarından aracın sağlık sektöründe \"Hasta Nakil Aracı\" olarak kullanıldığının anlaşıldığı, müvekkili şirketin hasar miktarından muafiyet oranı dikkate alınmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu hususlarına ilişkindir.  Dava, kasko sigortalı araçta, trafik kazası sonucunda oluşan araç hasar bedelinin ve kazanç kaybının  poliçe kapsamında tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında görülen davada; davacıya ait ticari aracın (minibüs) davalı sigorta şirketi nezdinde Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalı olduğu ve kazanın poliçenin yürürlük süresi içerisinde gerçekleştiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık 28/05/2018 tarihinde meydana geldiği kabul edilen rizikonun poliçenin teminatı kapsamında olup olmadığı, trafik kazasının salt alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği ve sigorta şirketinin muafiyeti olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. (1)6100 sayılı HMK’nin belirsiz alacak davasının düzenleyen 107. maddesinde” (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı  tarafın verdiği  bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir.  Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak  miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Somut olayda; trafik kazası sonucu araçta meydana gelen hasar ve kazanç kaybının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi incelemesi sonucu hasar ve kazanç kaybı bedelinin tespit edilebileceği dikkate alındığında, davacının; belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunduğundan, davalı vekilinin bu hususla ilgili istinaf itirazı yerinde bulunmamıştır.  (2)2918 Sayılı KTK'nın madde 48 – (Değişik : 24/5/2013 - 6487/19 md.)'de; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasak olduğu belirtilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin \"Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı\" başlıklı 97/1 maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan \"b-2\" bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullanığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0,50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. 6847 Sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 2918 sayılı KTK.'nun 48/6.maddesinde; ”Yapılan tespit sonucunda 1.00 promil ve üstü alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” düzenlemesi ve TCK.nın 179/3 maddesinde ise “Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki madde hükmüne göre cezalandırılır.” düzenlemesi ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinde yer alan; \"Taşıtın uyuşturucu maddeler veya  Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar” düzenlemesi karşısında %100 kusurlu olup 1.00 promil ve üstü alkollü sürücülerin emniyetli araç sevk ve idare edemeyecek durumda olmaları nedeniyle meydana gelen zarar münhasırlık raporu aranmadan sigorta teminatı kapsamı dışında sayılacaktır. Kasko sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması ya da tam kusurlu olmaması durumunda, trafik kazasının oluşumuna sadece sürücünün alkollü olması değil başka sebeplerinde etken olması nedeniyle meydana gelen zarar kasko sigortası teminat kapsamı içinde sayılacaktır. Somut olayda; meydana gelen kaza sonrasında saat 05:15'te düzenlenen kaza tespit tutanağında davacının maliki olduğu, davalıya kasko poliçesi ile sigortalı araç sürücüsü ...'in KTK'nın 47/1-d maddesinde düzenlenen (dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde araç kullanmak) kuralını ihlal ettiğinden kusurlu olduğunun belirlendiği, sürücünün yaralandığı için hastanede tedavi altına alındığı Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde alkol testi yapıldığı, saat 06.28'de 0,13 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, mahkemece, araç sürücüsünün kaza anındaki alkol oranı ve kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği hususunda aralarında Nöroloji uzmanı olan bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bilirkişinin raporunda; kazanın münhasıran sürücünün güvenli sürüş yeteneğini kaybetmesi nedeniyle meydana gelmediğinin saptandığı ve oluşan hasar poliçe teminatı içinde kaldığı gözetilerek, hasar konusunda uzman bilirkişi tarafından tespit edilen hasar miktarı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, özetlenen raporların oluşa ve dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetlenebilir nitelikte olması ve bu husustaki yargısal içtihatlara da uygun düşmesi nedeniyle ilk derece mahkemesince hükme esas kabul edilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf eden vekilinin bu hususlardaki istinaf başvurusu yerinde bulunmamıştır. (3)Taraflar arasında imzalanan Ticari Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesini 4.2. maddesinin 3. başlığı altında bulunan \"faaliyet konusu klozu\" da; \"sigortalı aracın hiç bir şekilde kiralık araç (rent a car), sürücü kursu aracı, uzun / kısa süreli veya sözleşme karşılığı kiralama veya taksi dolmuş olarak kullanılamaz. İlaç  firmaları ve Ecza Depolarına ait araçlar, Kurye/ Kargo araçları, Sağlık Sektörü (Dağıtım ve Satış Faaliyeti olan firmalar), Tekel Maddeleri Depolama/Dağıtım ve Satış Faaliyeti olan firmalar, Taş ve Maden Ocaklarına ait araçlar ile taş ve maden ocaklarında kullanılan (hususi ve hafif ticari araçlar hariç) araçlar, zırhlı araçlar, Tüp taşıyan kamyon ve kamyonet kullanım tarzındaki araçlar, Hazır Beton Firmalarına ait (hususi ve hafif ticari araçlar hariç) araçlar, Karayolu, demiryolu, köprü, tünel / tüp geçit, hava limanı, baraj inşaatı ve bakım çalışmlaarı için kullanılan hafriyat araçlarına teminat verilmez. Sigortacı tarafından bu tarz bir kullanımın tespit edilmesi veya teminat kapsamında olmayan bu faaliyet kollarına teminat verildiğinin anlaşılması halinde her hasarda hasar bedeli üzerinden %80 oranında tenzili muafiyet uygulanacaktır. Herhangi bir hasar vukuunda yukarıda yazılı faaliyet konularından biri poliçenin ilk sayfasında \"Firmanın Faaliyet Konusu” veya \"Alt Kullanım Türü\" bölümünde belirtilmiş ise, sigortacı bu rizikoyu kabul etmiş, fiyat ve şartlarını bu rizikoya göre belirlemiş sayılacağından yukarıda yazılı muafiyet uygulanmayacaktır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Dosya kapsamından; aracın hasta nakil aracı olarak kullanıldığı anlaşılmış ise de; dosyada bulunan poliçe suretinin ilk sayfasında firmanın faaliyet konusu bölümü ile alt kullanım türü  bölümünün boş olduğu, aracın tescil belgesinde aracın yolcu nakli işinde kullanıldığı ve ticari araç olduğunun yazılı olduğu, davacının aracını ticari faaliyetlerde kullanabileceği, bu hususun tacir olan davalı tarafından bilinmeyeceğinin hayatın olağan akışına   aykırı olduğu, ayrıca davacı sigortalının, taraflar arasında imzalanan Ticari Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesini 4.2. maddesinin 3. başlığı altında bulunan \"faaliyet konusu klozu\"nda; belirtilen sağlık sektörü  (Dağıtım ve Satış Faaliyeti olan firmalar) kısmında belirtilen sağlık sektöründe dağıtım ve satış faaliyeti yaptığına dair bir delil  bulunmadığı gibi belirtilen faaliyette de bulunmadığından, davalı vekilinin bu hususlara ilişkin itirazlarının reddine karar verilmiştir.  Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarına gelince; Dosya içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesine dayanan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,  görülmekte olan davanın HMK'nın 107. maddesinde tanımını bulan belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu ve dava açılmakla talep konusu tüm alacak bakımından zaman aşımının kesileceği konusunda herhangi bir duraksama bulunmadığından, dava ve talep arttırım tarihinde davanın zamanaşımına uğramamış olmasına, aracın ticari araç olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesinde ve ıslah edilen kısma da temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesinde de bir yanılgı olamamasına göre, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Bilgileri karar başlığında yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf eden davalıdan alınması gereken 2.425,00-TL harçtan peşin yatırılan 606,30-TL harcın düşümü ile bakiye 1.818,70-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,  3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 08/12/2023\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"351f0c1ddae75cbe","SID":"3e2c82749c9ae696"}}