{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2021/980<br>KARAR NO\t\t: 2023/1891<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO\t\t: 2016/1352<br>KARAR NO\t\t: 2021/97<br>DAVA TARİHİ\t: 27.10.2016<br>KARAR TARİHİ\t: 04.02.2021<br>DAVA\t\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 20.12.2023<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 20.12.2023<br><br>İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.02.2021 tarih ve 2016/1352 Esas, 2021/97 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 28.06.2021 tarih ve 2021/1004 Esas, 2021/1092 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen 27.10.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili (... Taaah ve Mühendislik) firması ile davalı firma arasında, davalının ..., ..., ... Mah. ..... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde istinat perde duvar inşaatı için 03.08.2015 tarihli bir eser sözleşmesi düzenlendiğini, ancak davalının geç yer teslimi yaparak müvekkilinin işçilik maliyetlerini keyfi bir biçimde arttırdığını, sözleşme konusu yapılacak işleri neredeyse tamamen değiştirerek imalat aşamasına gelindiğinde keyfi ve tek taraflı bir fiyat belirlemesi ile müvekkilini mağdur etmeye çalıştığını, haksız ve hukuka aykırı olarak nefaset kestiğini, sözleşme konusu işlerde yaptığı değişiklikler ile sözleşmenin mali hacmini küçülterek müvekkilinin bu işten umduğu kazancı daralttığını ve böylece müvekkilinin zarara uğratıldığını, müvekkilinin davalı firma ile bu konularda uzlaşmak istediğini, isteği ret edilince İnegöl Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/22 D.iş sayılı dosyası ile tespit yapılıp bilirkişi raporu alındığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 170.000,00 TL müvekkili alacağının tespit bilirkişi raporunun davalıya tebliğ tarihi olan 28.07.2016  tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmasının söz konusu olamayacağını, davacı tarafın tüm taleplerine dayanak tuttuğu tespitin, müvekkil şirkete hiçbir bildirim yapılmadan, şirketin yokluğunda yapıldığını, üstelik müvekkili şirket tarafından, alınan bu tespit raporuna müvekkili şirket tarafından itiraz da edildiğini, tespit raporunun delil niteliğinin bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere, yer tesliminde yaşanan gecikme nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zarar mesnetsiz olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş bulunan 03.08.2015 tarihli sözleşme uyarınca, yüklenici işe sözleşme konusu yerin, ... tarafından işe ve işin gerektirdiği şartlara uygun olarak hazırlanıp teslimi yapıldıktan sonra başladığını ve ...’ın sebep olduğu haller nedeni ile çalışılmaması durumunda, “çalışma süresine, çalışılmayan günler eklenir”. Bu maddede, gecikmeden kaynaklanan durum için süre uzatımı verileceği açıkça belirtilmiş ancak, Davacı’nın giderlerinde bir artışın müvekkil tarafından karşılanacağına dair bir düzenlemeye yer verilmediğini, davacı tarafından da imzalanmak suretiyle kabul edilmiş sözleşme kapsamında varılmış mutabakat, süre uzatımının yapılabileceği ancak, herhangi bir fiyat artışının söz konusu olmayacağını,  işin azaldığı ve bu nedenle maliyetin arttığı tespitinin doğru olmadığını,  devir yasağına rağmen işler taşerona devredildiğini, projede yapılan değişiklik, işin orijinal gayesine uygun olduğunu ve maliyet artışına sebebiyet vermeyeceğini, projedeki değişikliğin istinat perdesi yerine başka bir yapı, ‘köprü’ yapılması şeklinde olmayıp, istinat perdesinin yüksekliğinin en fazla 3 metre artırılması şeklinde olduğunu, orjinal gayesine uygun yapılması nedeni ile sözleşme bedelinde herhangi bir tadilat ‘artış ve azalış’ yapmanın gerekmediğinin sabit olduğunu, ayrıca iddianın aksine, zayii olduğu iddia edilen demir miktarı, teknik normlar kapsamındadır, kabul edilemez bir zaiyat söz konusu olmadığını, zaiyat oranının, teknik normlara göre, öngörülebilir, kabul edilebilir bir oran olduğunu, sözleşme fiyatının ve projenin içinde olan ahşap kalıp iskelesi ve vinç bedelinin ayrıca talep edilmesi ve buna dair bir hesaplama yapılmasının da  yerinde olmadığını, fazla nefaset kesildiği iddiasının yersiz olduğunu, davacı tarafın iyiniyetli olmadığını, müvekkili şirketi yanıltmak suretiyle haketmediği bedelleri tahsil etmeye çalıştığını, haksız ve hukuka aykırı bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi 04.02.2021 tarih ve 2016/1352 Esas, 2021/97 Karar sayılı kararında özetle; mahkemece aldırılan her üç bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, 04.01.2018 tarihli bilirkişi raporunun İnegöl Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/22 D.İş sayılı dosyadaki tespitler esas alınmak suretiyle düzenlendiği ve tespit dosyasında belirtilen hususlar esas alınmak suretiyle dosya üzerinden inceleme yapıldığı gözetilerek hükme esas alınmadığı, 12.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda ise taraflar arasında sözleşme kapsamında düzenlenen hakedişlerin onaylanmış olduğu gözetilerek alacak bulunmadığı tespiti yapıldığı, taraflar arasında kesin hakediş düzenlenmiş olmasının davacının yapmış olduğu fazla imalat bedellerini talep edememesi sonucunu doğurmayacağı değerlendirilmekle hükme esas alınmadığı, 25.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda projeye göre maliyet artışlarının değerlendirildiği, sözleşme eki projede sonradan yapılan revizyonların ve bunların projenin gerçekleşmesindeki maliyetlere etkisinin yeterli ölçüde açıklandığı, sonuç tespit edilen tutarın yeterli değerlendirmeleri içerdiği ve teknik yönüyle davayı aydınlattığı gözetilerek hükme esas alınabilir nitelikte görüldüğü, davacı tarafından kar mahrumiyeti nedeniyle alacak talebinde bulunmuş ise de proje revizyonları nedeniyle iş bedelinin 2.100.840,00 TL'den 1.525.85,63 TL'ye düştüğü, aradaki farkın %25'i ölçüsünde kar kaybı olduğu ve bu miktarın talep edildiği ileri sürülmüş ise de sözleşme bedelinin düzenlendiği 10.1. maddede \"işbu tutar, ortalama piyasa fiyatlarına göre hesaplanmış olup, ... açısından bağlayıcı değildir.\"  hükmünün yer aldığı gözetildiğinde projede yapılan değişiklik ve malzeme değişiklikleri, birim fiyat değişiklikleri nedeniyle proje bedelinin bağlayıcı olmayacağı düzenlendiği, bu haliyle proje bedelinin sözleşmede yer alan tutarın altında yer almasının açık sözleşme hükmü nedeniyle kar kaybı talep hakkı doğurmayacağının değerlendirildiği, yukarıda ayrıntılı gerekçeleri açıklandığı üzere, davacı ile davalı arasında imzalanan eser sözleşmesine konu projenin yapımı sırasında projede yapılan revizyonlar nedeniyle davacının maliyetlerinin arttığı, bu artışın bilirkişi incelemesi neticesinde 15.984,86 TL+KDV olduğu, KDV dahil tutarın 18.862,13 TL olduğu, davacı tarafça yer tesliminin geç yapılmasından dolayı, vinç ödemesinden dolayı, kalıp iskelesi, zayi demir bedelleri, iş iskelesi ve benzeri diğer imalat kalemleri ile kar mahrumiyeti nedeniyle alacak talebinde bulunmuş ise de dosyaya sunulan 25.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda yer alan teknik tespitler doğrultusunda talep edilebilecek imalat bedelinin KDV dahil 18.862,13 TL olduğu, kar kaybı bedelinin sözleşmede proje bedelinin davalıyı bağlayıcı olmadığı kaydı bulunduğu gözetilerek talep edilemeyeceği değerlendirilmekle davanın kısmen kabulü ile 18.862,13 TL alacağın dava tarihinden itibaren işletilecek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 07.04.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle;  mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin özellikle 25.12.2019 tarihli 3.bilirkişi raporuna karşı yaptıkları 13.01.2020 tarihli itirazları konusunda 05.11.2020 tarihli celsede “yeniden rapor aldırılmasına yer olmadığına” karar verdiğini, bilirkişilerden gerekçeli ve açık itirazları doğrultusunda ek rapor alma cihetine gitmediğini, gerekçeli ve açık itirazları doğrultusunda bilirkişilerden ek rapor alınması gerektiğini, burada mahkemenin usule aykırı karar verdiğini düşündüklerini, bu nedenlerle bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, mahkemenin gerekçeli kararının 7. sayfası 5. bendinde hangi bilirkişi raporunu esas aldığını gerekçelendirirken “04/01/2018 tarihli bilirkişi raporunun İnegöl Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/22 D.İş sayılı dosyadaki tespitler esas alınmak suretiyle düzenlendiği ve tespit dosyasında belirtilen hususlar esas alınmak suretiyle dosya üzerinden inceleme yapıldığı gözetilerek hükme esas alınmamıştır” dediğini, bu rapora kısmen itirazları olsa da bu bilirkişilerin hem İnegöl Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/22 D.İş sayılı dosyasında hem de yerel mahkemenin talimatı ile İnegöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/47 Talimat sayılı dosyalarında keşiflere katılarak, araziyi de yerinde görerek raporlarını düzenlediklerini, hükme esas alınması tercih edilecek bilirkişi raporunun bu raporların olması gerektiği düşüncesinde olduklarını, bu nedenle de bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, mahkemenin gerekçeli kararının 7. sayfası 6. bendinde “sözleşmenin 10.1’inci maddesinde işbu tutar ortalama piyasa fiyatlarına göre hesaplanmış olup ... açısından bağlayıcı değildir hükmünün yer aldığı gözetildiğinde projede yapılan değişiklik ve malzeme değişiklikleri birim fiyat değişiklikleri nedeniyle proje bedelinin bağlayıcı olmadığı düzenlendiği” diyerek kar kaybının talep hakkı doğurmayacağını değerlendirdiğini, bu değerlendirme kendilerince yanlış ve hukuka uygun olmadığını, sözleşmenin 10.1 maddesi tam olarak değerlendiğinde sözleşme rakamının %10 artış ve azalış gösterebileceğinin bağıtlandığını, (Sözleşmenin 10.1 maddesine göre işin bedeli 2.100.840,00 TL iken 1.525.850,63 TL’ye düşmüştür) yine bu madde de belirtilen ilk projeye göre ortalama piyasa fiyatlarından bahsettiğini, bu sözleşme hükmünün ilk projeye göre malzeme ve fiyat değişikliklerini kapsayacağını, dava dilekçleri ekinde de sunulduğu gibi sekiz defa projenin değiştirildiğini, proje değişiklikleri ile imalatın bambaşka bir hal aldığını, geç teslim yapıldığını, son projenin uygulanmasında bu madde hükmünün, mahkemenin değerlendirdiği şekilde esas alınamayacağını, öte yandan proje bedelindeki değişikliğin %10’u aştığını, kaldı ki üst üste proje değişiklikleri ve davalı şirketin kararsızlıkları, teslimin geç olması ve kısa sürede bitecek işin kış aylarına sarkması nedeniyle dilekçelerinde de defalarca açıkladıkları üzere müvekkili firmanın tazmini gereken zararların ortaya çıktığını, bu zararların İnegöl Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/22 D.İş sayılı dosyasında hem de yerel mahkemenin talimatı ile İnegöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/47 Talimat sayılı dosyalarında keşiflere katılarak durum tespiti yapan bilirkişilerce de dosyaya konulduğunu, bu aşamada dosyadaki tüm dilekçelerinde ortaya koydukları zararlarla ilgili tüm beyanlarını tekrar ettiklerini, bu tazmini istenen zararlarının yanında yerel mahkeme tarafından KDV hariç 25.065,10 TL alacak hakklarının taraflarına ödenmesine karar verilmediğini, dava dilekçeleri ekinde (17 ve 18) tarafların elektronik posta ortamında birbirlerine gönderdiği hak ediş tablolarının yer aldığını, davalının cevap dilekçesinin 9.bendinde bunu davacı yüklenici müvekkiline gönderildiğini kabul ettiğini, buradaki davalı şirketin kabul ettiği ama müvekkilinin daha fazlasını hak ettiğini belirttiğinden bunu imzalamaktan imtina ettiği için imzalamadığı ve davalı şirketçe kendisine ödenmeyen miktarın KDV dahil 38.713,.60 TL olup KDV hariç 25.065,10 TL’den fazla bir rakam olduğunu, yani davalının, müvekkilinin bu alacağını diğer kalemlerle ayrık olmak üzere kabul ettiğini, ancak ödemediğini, \t<br>Davalının; C16 Grabeton 358,4974 m3 x 104 = 37.283,73 TL, C30 Beton 4.133,247 m3 x 124 = 512.522,63 TL, Kalıp 8.135,85 m2 x 25,50 = 207.464,29 TL, Demir 433,68 ton x 1830 = 793.645 TL ki toplam 1.550.915,73 TL’yi zaten hak edişlerle kabul ettiğini, 1.525.850,63 TL müvekkiline ödediğini, bu ödenmeyen farkın 25,065,10 TL olduğunu, ancak mahkemece bu alacaklarının dahi verilmeyerek hata yapıldığını, dava dilekçelerinin 6. sayfasında bu alacakları üzerinde uyuşmazlık olmayan yani davalı şirketin elektronik posta ile gönderdiği dökümde yazıda kabul ettiği ama ödenmeyen alacakları olduğunu, yerel mahkemenin bu yönü ile de hatalı karar verdiğini, teslimin gecikmesinin, iklim şartların ağırlaşmasına ve maliyetin artmasına sebebiyet verdiğini,\tburada davalı firmanın davranışına karşı müvekkili firmanın yukarıda dosyadaki mektup ve yazılarla ihtirazi kayıt ileri sürdüğünü ve değişen şartlara göre işi bitirmeye çalıştığını, özellikle 25.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda sözleşmenin 10/1 maddesine göre piyasa fiyatları ile inceleme yapılması gerekirken Bayındırlık İskan Genel Şartnamesi BİGŞ fiyatları ile inceleme yapıldığını, ... ve ... borunun karşılıklı fiyat oluru olmasına rağmen (dava dilekçe ekinde ek-16) bu alacakları konusundaki bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, dosyadaki tüm dava, cevap ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde zararlarını ortaya koydukları ancak eksik ve hatalı inceleme ile yanlış hüküm verildiğini, bu nedenlerle incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına \tilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Davalı vekili tarafından verilen 14.04.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; betonarme demirinde zayiat olduğu gerekçesiyle davacının alacaklı olduğunun kabulünün haksız ve hatalı olduğunu, davacının iddialarının aksine, zayi olduğu iddia edilen demir miktarının teknik normlar kapsamında olduğunu, bu nedenle kabul edilemez bir zayiat söz konusu olmadığından taleplerinin haksız olduğunu yargılama sırasında belirttiğini, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda betonarme demirinde zayiat olduğuna dair hatalı tespite itirazlarını Sayın mahkemeye sunduklarını, ancak mahkemece beyanlarının dikkate alınmadığını ve davacının alacaklı olduğuna hükmedildiğini, mahkemenin hatalı hükmünün kabulünün mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaya bakıldığında; artan demirin davacının iddia ettiği gibi 7,61 ton olarak hesap edilemeyeceğini, ancak 2,868 ton demirin \"zayi\" olduğunun belirtildiğini, ancak bu mantıkla bakılması durumunda, arttığı iddia edilen demirin de %10 zayiat sınırı içinde olduğundan bu miktarın ayrıca ödenmemesi gerektiğini, sözleşmede ilgili poz açıklamasında zayiatın birim fiyata dahil olduğunu, ancak bu yöntemle zayiat hesap edilmesinin hatalı olduğunu, adından da anlaşılacağı üzere zayiatın imalatta kullanılamayacak ölçüde küçük boyutların, artık malzeme için tanımlandığını, bu durumun zayiat oranının %10 mertebesindeki kabulünden de anlaşılabileceğini, Bir boy demirin 12 metre olup, bu demirin %10’unun 1,20 metre uzunluğuna isabet ettiğini, zayi olduğu iddia edilen parçanın 2,80 metre olduğunu, bahse konu uzunluktaki demirin, bu ve benzeri projelerde mesnet donatısı, temel filizi olarak rahatlıkla kullanılabilecek boyutta olduğunu, dolayısıyla bu yaklaşımla zayiat hesabını kabul etmenin mümkün olmadığını, kaldı ki kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, bir an için 2,8 metre uzunluğundaki demirin mevcut projede veya başka projede kullanılamayacağı düşünüldüğünde bile; yükleniciye iletilen projeye göre böyle bir zayiatın oluştuğuna dair bir bilgi paylaşımı ve talep olması durumunda, projelerin iddia edilen bu zayiat miktarlarının düşürülmesine yönelik düzenlenmiş olacağını, bu da mümkün değilse en azından işverenin proje bitişinde böyle bir fark ödemesi gerektiğini bilmiş olacağını, bu konuya ilişkin ne bir tutanak ne de bir yazışma yapılmadığnıı, yüklenicinin bu talebini işin sonunda yapmasının dahi samimi ve iyiniyetli olmadığını gösterdiğini, tüm bu sebeplerle mahkemenin davacının 3.113,21 TL + KDV alacaklı olduğu hükmünün hakkaniyete ve somut olayın teknik şartlarına aykırı olduğunu, sözleşme fiyatının ve projenin içinde olan ahşap kalıp iskelesi bedelinin ayrıca talep edilmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, sözleşmenin 4.3. maddesi gereği; işin ifası için lüzumlu her türlü malzeme, vinç, iskele ve benzerinin müteahhit tarafından temin edilmesinin, sözleşme kapsamında olduğunun açık olduğunu, bu sebeple davacının ahşap iskele bedelini müvekkilinden talep etmesinin haksız olduğunu, bilirkişi heyetinin de taraflar arasındaki sözleşmenin 4.3 maddesini dikkate alarak makine ve ekipman gideri niteliğinde olan vinç bedelinin taraflar arasındaki sözleşme uyarınca sözleşme bedeline dahil olduğu ve davacı adına alacak kalemi oluşturmadığı kanaatine vardığını, buna ek olarak, ahşap kalıp iskelesi ve iş iskelesi bedeli talebi bakımından yapılan inceleme sonucu somut olayda iş iskelesi kullanılmasını gerektirir bir durumun ortada olmadığı ve bu nedenle davacı tarafın talebinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı şartlarına ve buna bağlı olarak sözleşmeye uygun olmadığı sonucuna varıldığı, buna karşın kalıp iskelesi bakımından 1.455,92 TL + KDV bedelinin davacıya ödenmesi hususundaki tespitin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, perde yüksekliğinin sadece Tip 8 için artmışken, hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerce diğer yedi tip için ortalama bir hesap yapılmış olmasının dosya kapsamına uygun olmadığını, çünkü diğer yedi tip için şartnamede bu ahşabın kalıp iskele bedelinin ücrete dahil olup, perde yüksekliklerinde de bir değişiklik olmadığnıı, kaldı ki kabul anlamına gelmemesi ve itirazları saklı kalmak kaydıyla, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nda her bir yükseklik aralığı için ayrı ayrı poz varken (4.59TL/m3, 5,84TL/m3, 7,10TL/m3, 8,38TL/m3) bu hesabın ortalama yapılmasının taraflar arasında akdedilen birim fiyatlı sözleşmeye aykırı olduğunu, her yükseklik aralığı için birim fiyatın münferiden değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, sözleşmede olmayan perde tipinin Tip 8 olduğunu, bu perdenin uzunluğunun da kesin hak edişte tarafların mutabık olduğu üzere 225,5 metre olduğunu, kesin hak edişteki hesap Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kabullerine göre olduğunu, bu hususta itirazları ile itirazlarına halel gelmemesi kaydıyla Ahşap Kalıp Fiyat Farkı Hesaplarının (hesap tablosu) belirttikleri doğrultuda tekrar incelenmesi ve bilirkişi raporunda yer alan uygun olmayan hesabın düzeltilmesi taleplerini mahkemeye sunmuş iseler de bu taleplerinin kabul görmediğini ve davacının 1.455,92 TL + KDV ahşap kalıp iskele farkı alacağının bulunduğuna hükmedildiğini, eksik ve hatalı inceleme sonucu hükmedilen bu tutarın kabulünün mümkün olmadığını, keşifte olmayan ve yerinde yapılması ihtiyacı doğan, “Q100 PVC ... Borusu ve Q400 ... Boru Döşenmesi” ek işine ilişkin bedel tespitinin de hatalı olduğunu, ''Q100 ... ve Q400 ... borusu döşenmesi'' işinin keşifte olmadığını, davacı tarafla ayrıca mutabakata varılarak, bir fiyat belirleme yoluna gidilmesi yönteminin seçildiğini, gelinen aşamada davacı tarafından, müvekkili şirket tarafından daha önce onaylanan birim fiyatların kesin hak ediş aşamasında değiştirildiğinin iddia edildiğini, ve bilirkişi heyet raporunda da bu yönde haksız ve yersiz bir tespitte bulunulduğunu, bu konuda önceki beyanlarını tekrarla önemine binaen kesin hak edişin hazırlanması aşamasında ve halihazırda müvekkili şirkete sunulan bu yönde bir mutabakat olmadığını; bu iki kalem imalatın birim fiyatının müvekkili şirketçe onaylandığını gösterir herhangi bir belge sunulmadığını, davacı yanca dosyaya bu konuya ilişkin iki adet belge sunulduğunu, birinci belgenin 4 no.lu hak edişe ilişkin olduğu, 4 no.lu hak ediş kontrolü aşamasında yüklenicinin ve Kontrol Mühendisi ...’ın imzaladığı hak ediş (işveren ve kontrol amir ve müdür imzası yoktur) müdür düzeyinde incelenmesi aşamasında, ... ve ... birim fiyatlarına ilişkin tutanak olmaması nedeniyle bu imalatların hak edişten çıkartılarak düzenlendiğini ve bu imalatlara yönelik birim fiyatların tespitine ilişkin tutanağın iletilmesini mütakip kesin hak edişe ilave edilmek üzere 4 No’lu hak edişin onaylandığını, davacının ise taslak halindeki ve hukuki bir değeri olmayan hak ediş özeti sayfasını sunarak mahkemeyi ve bilirkişileri yanıltma yoluna başvurduğunu, çünkü onaylı 4 nolu hak ediş özetinde bu imalatların olmadığının açıkça görüldüğünü, bu belgede yüklenici dahil işveren ve kontrollüğün tüm imzalarının görülebileceğini, ödemenin de yükleniciye bu hak ediş üzerinden yapıldığını, ikinci belgenin ise davacının dava dilekçesinin ekinde sunduğu 19.11.2015 tarihli Sözleşme Dışı Yapılan İmalatların Fiyat Tespit Tutanağı olduğunu, birim fiyat tutanağında kontrollüğün imzasının olmadığının görüldüğünü, geriye dönük tarih içeren bu evrakın, davacının elinde bahsi geçen tarihte mevcut olsaydı kesin hak edişe ilişkin talep yazısında bunun belirtilmesi ve onaylı birim fiyat tutanağının kontrollüğe sunulması gerekmiş olacağını, davacı yanın kontrollüğe bu belgeyi sunamadığı için bu imalatların hem 4 nolu hak edişten çıkarıldığını, hem de kesin hesapta bu imalatlar için yeni birim fiyatlar düzenlediğini, kesin hak ediş hesaplaması sırasında söz konusu bu imalatlar için, aynı parsel üzerinde yapımı üçüncü bir firma tarafından devam eden iş için uygulanmış birim fiyatların kullanıldığını, kaldı ki, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyatları göz önüne alındığında da, bilirkişi raporunda bahsi geçen fiyatların fahiş olduğunu, aynı tesiste başka bir firma ile devam eden bir iş için alınmış birim fiyat ve Bakanlık birim fiyatları ortadayken, halka açık nitelikteki bir şirketin aynı işi, davacıya fahiş bir fiyatla yaptırmasının, ticari teamüllere ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işveren müvekkilin önceki dilekçelerinde de belirttiği şekilde gerçekçi bir yöntemle ... ve ... fiyatını hazırladığını, yükleniciye ilettiğini, yüklenicinin de aslında elektronik posta yazışmalarından anlaşılacağı üzere, bu fiyatları kabul ettiğini, ancak hak edişte metraj sayfalarında gizlendiğini, hücredeki metraj fazlalığı işverence düzeltilince hak ediş tutarının düştüğünü, tam da bu aşamada bu fiyatlara ve genel olarak bir itiraz geldiğini, yüklenicinin istediği fahiş fiyatların işveren ve kontrollükçe kabul edilmemesinin ardından, ancak mahkeme safhasında yukarıda anılan tutanağın ortaya çıkması ve mahkemeye sunulmasının kötüniyetli olduğunu, dolayısıyla mahkemece hükmedilen Q100 ... tutarı olan 7.354,93 TL + KDV ile Q400 ... Boru tutarı olan 4.060,80 TL + KDV'nin kabulünün mümkün olmadığını, itiraz ettikleri önemli bir hususunun; davacının mahkemeye sunduğu birim fiyat tutanağını kesin hak edişte işverene sunması ve hak edişinde sözde onaylanan bu fiyatın kullanılmasını istemesi gerekeceği olduğunu, davacının ise müvekkili işverene böyle bir müracatının olmadığını, böyle bir belgenin varlığından işverenin haberi olması durumunda, ödemenin bu birim fiyattan yapılacağının açık olduğunu, karşı yanın bu kötü niyetli yaklaşımı sonucunda müvekkilinden alacaklı olduğu tespitinin yapılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, sonuç olarak, yukarıda açıklanan nedenler ve önceki beyanları doğrultusunda haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının 18.862,13 TL alacaklı olduğuna hükmedilmesinin haksız ve hatalı olduğunu, davanın reddi taleplerine halel gelmemesi kaydıyla, itirazları doğrultusunda bilirkişi raporu alınması taleplerinin de mahkemece reddedildiğini, eksik ve hatalı tespitler içeren bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, tüm bu sebeplerle ilk derece mahkemesince verilen kısmen kabulü kararının kaldırılmasına, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) ise 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.<br>Eser sözleşmelerinde, sözleşme kapsamı dışında yapılan imalat bedeli, sözleşmede kararlaştırılan ve yüklenicinin üstlendiği edimlerin dışında; işin gereği olarak yüklenici tarafından kendiliğinden yapılan ya da iş sahibinin talimatı ile yaptırılan işlerdir. Sözleşmede fazla işin yapılması ön görülmüş ve bedelin nasıl hesaplanacağı da kararlaştırılmış ise, sözleşmede belirlenen bu yönteme göre hesaplanacaktır.<br> Birim fiyat, sözleşme ile yapılması kararlaştırılan her bir imalat kaleminde işin metresi, metrekaresi, metreküpü, kilosu, tonu gibi ölçülere göre her bir birim için kararlaştırılan toplam fiyattır. Birim bedel esasında yapılacak işler birimler olarak gösterilmekte ve her bir birime (imalat kalemine) ödenecek bedel ayrı ayrı belirtilmektedir. (Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi, Muammer Öztürk, Zeki Gözütok, 4.Baskı,2023,sayfa 315) <br>Somut olayda; Taraflar arasında, davalının, inşaat sahasındaki istinat perde duvarlarının yapımına ilişkin 03.08.2015 tarihli eser sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Sözleşme gereğince, davacı yüklenicinin edimlerini yerine getirdiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. <br>Davacı vekilince, dava dilekçesinde; sözleşme konusu projelerin revize edilmesi , yer tesliminin geç ve kısım kısım yapılması, iş bedelinden fazla nefaset kesintisi yapılması, proje tadilleriyle sözleşme ile belirlenen bedelin azalması ve davacı yüklenici yönünden kar mahrumiyeti doğması, hak ediş alacağının eksik ödenmesi nedeniyle alacak talebinde bulunulmaktadır.<br>Davalı vekilince;  yer tesliminde gecikme yaşandığı gerekçesiyle uğranıldığı iddia edilen zararın mesnetsiz olduğu, işin azaldığı ve bu nedenle maliyetin arttığı iddiasının doğru olmadığı, davacının, devir yasağına rağmen sözleşmeyi taşerona devrettiği, projede yapılan değişikliğin işin orjinal gayesine uygun olduğu ve maliyet artışına sebebiyet vermediği, sözleşme fiyatının ve projenin içinde olan ahşap kalıp iskelesi ve vinç bedelinin ayrıca talep edilemeyeceği, bilahare yapılması konusunda mutabık kalınan ... ve ... boru döşenmesine ilişkin talebin ve fazla nefaset kesildiği iddiasının yersiz olduğu, sözleşme gereği davacının kar mahrumiyeti talep edemeyeceği, davacının, müvekkilini yanıltmak suretiyle hak etmediği bedelleri tahsil etmeye çalıştığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>Davacının, yer tesliminin, geç ve kısım kısım yapılmasına ilişkin zararının tazmini talebi yönünden değerlendirme yapıldığında; Taraflar arasında imzalana 03.08.2015 tarihli sözleşmenin 5.5. Maddesinde; \"Sözleşme konusu maddesinde belirtilen yerin, ... tarafından işe ve işin gerektirdiği şartlara uygun olarak hazırlanıp yükleniciye teslimi yapıldıktan sonra başlayacaktır.\" düzenlemesine yer verilmiştir. <br>Dava konusu duvar imalatının yapılacağı yerin, yer tesliminin, davalı tarafından 11.09.2015 tarihinden itibaren kısım kısım yapıldığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin 5.5 maddesinde, işin yapılacağı yerin, işveren tarafından işe ve işin gerektirdiği şartlara uygun olarak hazırlanıp yükleniciye teslimi yapıldıktan sonra işe başlanacağı düzenlenmiş olup, yargılama kapsamında alınan bilirkişi raporlarına göre de, işin tekniği gereği temelden 10 metre yükseklikteki perdelerin yapılacağı bir istinat duvarı imalatında , tüm kazı çalışmasının yapılarak bir bütün halinde teslimi mümkün olmadığı gibi, bu durumun zemin mekaniği açısından uygun olmadığı, bu bağlamda davacı yanın kısım kısım ve geç teslimden kaynaklı alacak talebinin haklı olmadığı kanaatine varılmıştır.<br>Diğer yandan, taraflar arasındaki sözleşmenin devir ve temlik yasağı başlıklı 13. maddesinde; \"Yüklenici sözleşmeyi veya herhangi bir kısmını veya sözleşme dolayısı ile temin edeceği alacak hak ve menfaatlerini, istihkak ve teminatlarını ...'ın yazılı izni olmaksızın devir ve temlik edemez. ... tarafından yazılı izin verilse dahi yüklenici üçüncü kişilerin yaptığı işten direkt sorumlu olacaktır.\" düzenlemesi mevcuttur. Davacının geç ve kısmi yer tesliminden kaynaklı alacak talepleri yönünden sözleşmede devir yasağı söz konusu olduğu gibi, davacının kendi akidi olan dava dışı alt taşerona yaptığı ödemeler yönünden değerlendirme yapıldığında, davacının daha uygun alt taşeronluk sözleşmesi yapma imkanından da  mahrum kalmadığı anlaşılmıştır.<br>Sözleşme kapsamında yazılı olan imalat miktarlarının, sözleşme eki projeye uygun olmadığı yargılama kapsamında alınan bilirkişi raporlarıyla saptanmıştır. İmalatın sözleşmeye göre yapılması gerekmektedir. Buna göre revize proje ile imalat miktarlarında azalma olmadığı, aksine ilk projeye kıyasla %60 - 65 oranında iş artışı olduğu tespit edilmiştir.<br>Sözleşme eki ilk projeye göre yapılması planlanan istinat duvarlarının, revize projeler ile kesit ve yüksekliklerinde artış olduğu, geçici kabul tutanağına göre işin nihai revize projeye göre tamamlandığı anlaşılmıştır.<br>Davacı tarafça ... boru birim fiyatından ve ... boru birim fiyat ve ölçü biriminden, nefaset kesintisinden, Tip8 istinat duvarı demir zayiatından, vinç kullanılmasından, beton antifiriz katkı bedelinden, ahşap kalıp iskelesinden, iş iskelesinden, kar mahrumiyetinden kaynaklanan alacak taleplerinde bulunulmaktadır. <br><br>Sözleşmenin yer teslimi tarihinden itibaren süresinin 90 gün olduğu, yer tesliminin 11.09.2015 tarihinde yapıldığı, işin yapıldığı, yerin konumu, yüksekliği ve 90 günlük süredeki iklim şartlarına göre, işin bir kısmının ifası sırasında olumsuz hava koşullarına maruz kalınacağının davacı tarafça öngörülmesi, bu bağlamda antfiriz bedelinin de sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, diğer yandan sözleşme eki birim fiyat tarifelerine göre su geçirimsizlik ve yüzey sertleştirici hariç tüm katkı malzemelerinin fiyata dahil olduğu anlaşılmakla, davacının betonun soğuktan ya da diğer dış tesirlerden korunması giderlerine ilişkin ayrıca talepte bulunamayacağı,  antifiriz bedelinin sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacı lehine ayrı bir alacak kalemi oluşturmayacağı kanaatine varılmıştır. <br>Davacının duvar yüksekliğinin artması sebebiyle demir imalatında kullanılan vinç bedeli talebi yönünden; Dosya kapsamına göre, vinç çalışması için puantaj tutulmadığı, vincin hangi tarihlerde, ne süreyle çalıştığının da belli olmadığı anlaşılmaktadır. Vinç çalışmasının, yüksekliği artan duvarlar nedeniyle yapılıp yapılmadığı belirlenememektedir. Diğer yandan, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.3 maddesinde yüklenici tarafından sözleşme ve eklerinde taahhüt edilen iş için lüzumlu her türlü makine, ekipman vinç bedelinin iş kapsamında olduğu, sözleşme eki birim fiyatlarda ise demir imalatının yerine konulması için gerekli her türlü araç gereç yatay ve düşey taşımanın fiyata dahil olduğu kararlaştırılmıştır. Bu bağlamda davacı tarafça iddia edilen vinç bedeli için alacak oluşmadığı kanaatine varılmıştır.<br>Davacının fazla kesildiği iddia edilen nefaset bedeli talebi yönünden değerlendirme yapıldığında, geçici kabul belgesine göre betonarme perde istinat duvarının güney cephesinde perde üzerinde dalgalanma ve düşey yönde şakülden kaçma tespit edildiği, bu eksikliğin sıva ve boya ile giderilebileceği sıva ve boya yapılan kısma belli periyotlarla bakım yapılması gerekeceği nazarı dikkate alındığında, yapılan kesintinin hakkaniyete uygun olduğu, ayrıca nefaset bedelinin geçici kabul belgesi altında hesaplandığı ve taraflarca ihtirazi kayıt olmadan imzalandığı anlaşılmaktadır. <br>Davacı vekili sözleşmenin 10.1 maddesine göre işin bedelinin 2.100.840,00 TL olarak belirlendiğini, proje tadilatları ile işin bedelinin 1.525.850,63 TL'ye düştüğünü belirterek kar mahrumiyeti talebinde bulunmakta olup, sözleşmede de işin yaklaşık toplam bedeli 2.100.840,00 TL olarak belirlenmiş ise de; aynı maddede bu tutarın davalı açısından bağlayıcı olmadığı açıkça belirtilmiştir. Diğer yandan sözleşme bedeli yaklaşık 2.100.840,00 TL olarak yazılmış olsa da, işin birim fiyat teklif bedel olması nedeniyle sözleşmenin eki projeye göre yapılması gerektiği, projenin ilk haline göre projeye uygun yapılabilir imalat bedelinin, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda saptandığı üzere 935.000,00 TL, yapılan proje revizyonları ile de kesin hak ediş bedelinin 1.573.000,00 TL olduğu, davacının kar mahrumiyetinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.<br>Davacının bakiye hak ediş alacağı talebi yönünden; yargılama kapsamında taraflara ait ticari defter ve belgeler incelenmiş olup, davacının ticari defter ve belgelerine göre, dava konusu iş için davacının davalı firma adına düzenlediği 4 adet fatura toplamının 1.745.573,12 TL olduğu, davalının ticari defterlerinde de, aynı miktarda faturanın kayıtlı olduğu ve 2015 yılında banka havalesi yoluyla davacıya fatura bedeli olan 1.745.573,12 TL tutarında ödeme yapıldığı, davalının ticari defterlerine göre, davacıya hak ediş nedeniyle herhangi bir borcunun kalmadığı, davalı tarafından, davacıya yapılan banka havalelerine ilişkin dekontlardaki toplam tutarın da 1.745.573,12 TL olduğu anlaşılmış olup, davacının davalıdan bakiye hak edişe ilişkin herhangi bir alacağının kalmadığı anlaşılmaktadır. <br><br>Davacı tarafça proje revizyonu sebebiyle ahşap kalıp iskelesi ve iş iskelesi bedeli talep edilmekte olup, proje revizyonu sebebiyle duvar yükseklikleri arttığından, kullanılması ön görülen ahşap kalıp iskelesinin de artacağı, sözleşmeye göre betonarme kalıp yapılması için kullanılacak iskelenin birim fiyata dahil olduğu, ancak sözleşme eki proje revize edilerek ahşap kalıp iskelesinin yüksekliği arttırıldığından, yüksekliğe bağlı olarak birim fiyatları belirlenen ahşap kalıp iskelesinin bedelinin de artacağı, yani   her ne kadar kalıp yapılması birim fiyata dahil olsa da, yükseklik arttığı için, davacının,  artış oranında birim fiyat farkı talep edebileceği, yargılama kapsamında alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 25.12.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre, iskele için ödenmesi gereken fiyat farkının 13.858,42 TL olarak hesaplandığı, davalı tarafça hak edişe yansıtılan bedelin 12.402,50 TL olduğu nazarı dikkate alındığında , davacının, davalıdan,  (13.858,42 TL-12.402,50 TL=) 1.455,92 TL + KDV   kalıp iskelesi farkı talep edebileceği anlaşılmaktadır. <br>Sözleşmenin 7/1. maddesinde; \"Yüklenici işi sözleşmeye yasal mevzuata Bayındırlık İşleri Genel Şartnamelerine ve işin gereklerine uygun olarak teslim edecektir.\" düzenlemesi mevcuttur. Anılan düzenlemeye göre, iş iskelesi bedeli; yapılarda dış kaplama, derz, dış sıva ve benzeri işler için yapılan sabit ya da gezgin ayaklı iskele ya da asma iş iskelesi gibi geçici tesisler ve servis için kullanılmak üzere iş iskelesi yapılması halinde ödenecektir. Kalıp imalatında yapılacak olan ödeme ise, kalıp iskelesi bedelidir. İstinat duvarlarının yüksekliğinin artması sebebiyle iş iskelesi kullanılmasını gerektirir bir durum ortaya çıkmayacağından iş bedeli ödenmesi talebi  haklı görülmemiştir. <br>Davacının demir zayiatı bedeli talebi yönünden; davacının revize projeye daha fazla demir kullanmak durumunda kaldığı anlaşılmış ise de, bu imalattan artan demirlerin imalatın farklı noktalarında değerlendirmesi ile oluşan kabul edilebilir zayiat miktarı düşüldüğünde , davacının 2868 ton demirinin zayi olduğu hükme esas alınan bilirkişi raporuyla belirlenmiş olup,  hurda değeri düşülerek yapılan hesaplamada davacının demir zayiatından kaynaklanan alacağı 3.113,21 TL+KDV olarak tespit edilmiştir. <br>Davacının ... ve drenaj borusu bedeli talebi yönünden; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ... borusu temini, yerine konulması ve drenaj borusu temini, kazısı ve yerine konulması işlerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşme dışı yapılan imalatların fiyat tespiti konulu, 19.11.2015 tarihli tutanakta, ilave iş olarak ihtiyaç duyulan ... borusu temini, nakliyesi, yerine konulması ve drenaj borusu temini, kazısı ve yerine konulması için birim fiyatlar kararlaştırılmıştır. 19.11.2015 tarihli tutanağa konu işin sözleşmeye ilave iş olması ve tutanakla ilave iş kalemlerinin birim fiyatlarının belirlenmiş olması karşısında, davacının anılan tutanakta belirlenen birim fiyatlar üzerinden alacağını istemekte haklı olduğu, ... borusu temini, nakliyesi ve yerine konulması için 12.870,00 TL imalat bedeli hesaplanması gerekirken, kesin hak edişte  5.515,07 TL hesaplandığı , ... boru yönünden, kesin hak edişteki 5.515,07 TL'nin  bedelin düşümü ile davacının, davalıdan 7.354,93 TL+KDV alacaklı olduğu, ... borudan drenaj borusu temini, kazısı, yerine konulması için 9.000,00 TL imalat bedeli hesaplanması gerekirken, kesin hak edişte 4.939,20 TL hesaplandığı, drenaj borusu yönünden, kesin hak edişte hesaplanan        4.939,20 TL bedelin düşümü ile davacının, davalıdan  4.060,80 TL+KDV alacaklı olduğu anlaşılmıştır. <br>Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, kalıp iskelesi farkı  ve demir zayiat bedelinin  sözleşme hükümleri ve sözleşmenin  7 numaralı eki olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Birim Fiyat cetvelleri, birim fiyat tarifeleri, inşaat genel teknik şartnamesi, yapı malzemeleri teknik şartnamesi, genel şartname ve birim fiyat analizlerine göre , sözleşme kapsamı dışında yapılan boru imalatları yönünden ise taraflar arasında imzalanan sözleşme dışı yapılan imalatların fiyat tespiti konulu, 19.11.2015 tarihli tutanak ile kararlaştırılan birim fiyatlara göre hesaplama yapılmasında dairemizce isabetsizlik görülmemiştir. Buna göre davacının talep edebileceği toplam alacak miktarının 15.984,86 TL+ KDV olduğu, %18 KDV dahil edildiğinde davacının, davalıdan 18.862,13 TL alacaklı bulunduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, taraf vekillerinin istinaf itirazlarının isabetli olmadığı kanaatine varılmıştır.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.02.2021 tarih ve 2016/1352 Esas, 2021/97 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, taraf vekillerinin bu karara karşı yapmış oldukları istinaf kanun yoluna başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 269,85 TL istinaf  karar ve ilam harcı, peşin alınan 2.903,18 TL harçtan mahsubu ile kalan 2.633,33 TL harç bedelinin karar kesinleştiğinde ve talebi halinde yatıran davacıya ilk derece mahkemesince geri verilmesine,<br>3-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 1.288,48 TL istinaf  karar ve ilam harcından, peşin alınan 322,12 TL harcın mahsubu ile kalan 966,37 TL harç bedelinin davalıdan  alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-Kararın, dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/(1) maddesi gereğince, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere 20.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ef5655203936040","SID":"5ad3e76771fb0089"}}