{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1896 <br>KARAR NO: 2023/2113<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/01/2023<br>NUMARASI: 2022/634 Esas - 2023/89 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi özetle;05/12/2020 tarihinde, davalının ZMM sigortacısı olduğu ... plakalı aracın, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu  araca kusurlu olarak çarpması sonucunda meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, ... Sigorta A.Ş.'ye 14/10/2021  tarihinde maddi tazminat alacağı talebi ile başvurulduğunu, 2918 sayılı  KTK'nın  97. maddesinde yapılan değişiklik gereği başvuruya 15 gün içinde cevap verilmediğini, bunun üzerine arabuluculuk kanun yoluna başvurulduğunu, anlaşma sağlanamaması üzerine  iş bu davayı açmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla  geçici ve sürekli  iş göremezlik, tedavi masrafları, bakıcı gideri ve  kaza neticesinde oluşan bedeni zarardan dolayı şimdilik 1.000-TL tazminatın (belirsiz alacağın) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili, başvurunun eksik evrakla yapılması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini,  kusur ve maluliyet durumunun tespiti gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''..tazminat istemli davanın 21/07/2022 tarihinde, 7153 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 01/01/2019 tarihinden sonra açıldığı, dava dilekçesi ile arabuluculuk anlaşamama tutanak aslının sunulmadığı, dava dilekçesinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğuna dair beyan ve taranmış tutanak örneği gözetilerek tutanak aslının veya arabulucu tarafından aslı gibidir yapılmış örneğinin sunulması için yasa gereği verilen bir haftalık kesin sürede de tutanak aslı veya arabulucu tarafından aslı gibidir yapılmış örneğinin sunulmadığı anlaşılmakla, davanın HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerektiği\" gerekçesiyle,  Davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve HMK 115/2 maddeleri gereği dava şartı yokluğundan  davanın usulden reddine,  karar verilmiş; davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri: Davacı vekili;davanın uyap üzerinden ( avukat portal) açıldığını, arabuluculuğa ilişkin her türlü belgeye herkese açık olan uyap üzerinden ulaşılabilmesinin mümkün olduğunu, yargılamaya devamla davanın esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, trafik kazasında bağlı  cismani zarar  nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır.( Bkz. Yargıtay 17. HD'nin 2020/3187 Esas, 2021/762 Karar sayılı ilamı) Somut olayda, davanın açıldığı tarihte arabuluculuğun zorunlu olduğu, davacı tarafça dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğu, buna ilişkin başvuru tutanağı ile son tutanağın fotokopisinin dava dilekçesine eklendiği, yerel mahkemece  02/08/2022 tarihli tensip zaptının 13 numaralı ara kararı ile,''... anlaşamaya varıamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin ya da E-İmza verili dijital kopyasının mahkeme dosysına sunulmadığı anlaşılmakla, söz konusu tutanaklarrın tensip zaptının tebliğimdem itibaren 1 haftalık kesin süre içersinde dosyasına sunulması, aksi halde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verileceği hususunun ihtarına'' karar verildiği, tensip zaptı ekli ihtaratlı tebligatın davacı vekiline 14.08.2022 tarihinde tebliğ edildiği, ancak verilen kesin süreye rağmen istenilen tutanakların sunulmaması nedeniyle, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, davacı tarafın, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin dosyaya ibraz edilmemesi  sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin  kanuna uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle;  dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğuna ve anlaşma sağlanamadığına ilişkin son tutanağın fotokopisinin dava dilekçesi ekinde  dosyaya sunulduğu halde,  son tutanağın aslı ya da arabulucu tarafından onaylı örneğinin sunulmamış olmasına,  tensip zaptında bu hususta gerekli ihtaratın  yapılmış ve  tensip zaptı ekli ihtaratlı tebligatın davacı vekiline tebliğ edilmiş olmasına, buna rağmen davacı vekilince kesin sürede istenilen tutanak aslı yada onaylı örneğinin dosyaya sunulmamış olmasına ve  Uyap sisteminden arabuluculuk son tutanağı aslı yada onaylı örneğine  ulaşılamadığının anlaşılmasına göre, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 114 ve 115. Maddeleri gereğince, yerel mahkemece, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik tespit edilmediğinden( Bkz. Yargıtay 9. HD,  2022/9306 Esas,  2022/11601 Karar sayılı ilamı), davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü uyarınca esastan reddine, 2/İstinaf eden davacıdan alınması gereken  269,85TL harçtan peşin yatırılan 80,70-TL harcın düşümü ile  189,15-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa7d6fec54e349f2","SID":"1787ee4a0cdf7b64"}}