{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1841 <br>KARAR NO: 2023/2213<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/06/2020<br>NUMARASI: 2017/590 Esas -  2020/229 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... isimli şahsın, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile vekil edenlerinin eşi ve babası bulunan ...'in sürücüsü bulunduğu ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen, 23/06/2010 günlü trafik kazasında ağır bir biçimde yaralanarak felç geçiren ...'in bir süre sonra hayatını kaybettiğini, her ne kadar kazanın oluşumunda müteveffanın 8/8 oranında kusurlu olduğu Akhisar Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan olaya ilişkin soruşturma sırasında temin edilen bilirkişi raporuyla belirlenmiş ise de, ... plaka sayılı aracın ZMM sigortacısı bulunan davalı sigorta şirketinin yerleşik yargısal içtihatlardan da anlaşılacağı üzere oluşan zararın giderilmesinden yükümlü bulunduğunu, zira müteveffaya ait kusurun 3.kişi olan müvekkillerine yansıtılamayacağını ve davalı sigorta şirketine yapılan başvurudan da sonuç alınmadığını beyanla, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (belirsiz alacak), her bir davacı için ayrı ayrı 500,00-TL olmak üzere toplam 1.500,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş; 04/01/2019 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de davacı eş için istek miktarını 149.725,24-TL'ye, davacı çocuk ... için istek miktarını 17.749,19-TL'ye ve davacı çocuk ... için olan istek miktarını 7.525,59-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın vekil edeni sigorta şirketi nezdinde 17/02/2010-17/02/2011 tarihleri arasını kapsar biçimde ZMM sigortalı ise de, davacıların miras bırakanı ...'in ölümü ile talep konusu trafik kazası arasında illiyet bağı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca eldeki dava açılmadan önce tüm belgelerin ibrazı suretiyle bir başvuru yapılmadığından temerrüt halinin oluşmayacağını, bu nedenle davacı tarafın ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edebileceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; talep konusu 23/06/2010 günlü trafik kazasının oluşumunda, müteveffa ...'in %100 oranında tam kusurlu olduğu, kazaya karışan karşı araç sürücüsü ...'a yükletilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, 23/06/2010 günlü trafik kazasında ağır biçimde yaralanan müteveffanın bu kazaya bağlı olarak, 03/08/2015 tarihinde hayatını kaybettiği, bu durumda ...'in ölümüyle desteğinden yoksun kalan ve 3.kişi konumunda bulunan davacıların uğradıkları destekten yoksun kalma zararının poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla davalı sigorta şirketi  tarafından karşılanması gerektiği benimsenerek, 07/02/2020 günlü aktüer bilirkişi ek  raporu doğrultusunda; Davanın kısmen kabulü ile, davacı ... yönünden, 142.276,42 TL, davacı ... yönünden 13.880,96 TL, davacı ... yönünden 4.961,65 TL olmak üzere toplam 161.119,03 TL destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminatın 15/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,  fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; hatalı pay dağılımı neticesinde düzenlenen 07/02/2020 günlü aktüer bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazlar üzerinde durulmaksızın karar verilmesinin isabetsiz olduğu, ayrıca  müteveffanın babası dava dışı ...'in bakiye yaşam süresinin rapor tarihi itibariyle belirlenmesi ve hesaplamanın da buna göre yapılması gerekirken, bakiye ömür süresinin vefat tarihi itibariyle belirlenmesi suretiyle davacıların alacakları tazminat miktarının arttırılmış olmasının da hatalı bulunduğu hususlarına yöneliktir. Dava, trafik kazası neticesinde meydana gelen, ölüm olayına dayanılarak açılmış, destekten yoksun kalma tazminatı isteğine ilişkindir. Dosya kapsamından davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı araç ile dava dışı ... plaka sayılı aracın karıştığı 23/06/2010 günlü trafik kazası neticesinde, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in yaralandığı ve daha sonra 03/08/2015 tarihinde hayatını kaybettiği, ...'in ölümü ile kaza arasında illiyet bağı bulunduğunun 16/05/2018 günlü ATK raporuyla belirlendiği, ölüm  tarihinde müteveffanın eş ve çocukları olan davacılar dışında babasının da hayatta bulunduğu ve söz konusu trafik kazasının oluşumunda müteveffanın tam kusurlu olduğu anlaşılmakta olup, bu hususlarda taraflar arasında da herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İstinaf sebeplerine göre, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık 23/06/2010 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde ölen ...'in eş ve çocukları olan davacılar tarafından açılan bir davada destek tazminatı hesabı yapılırken, desteğin gelirin nasıl paylaştırılacağı ve destek tazminatı talepte bulunan eş ve çocuklar ile dava dışı babanın bakiye yaşam sürelerinin hangi tarihe göre belirlenmesi gerektiğine yöneliktir. 1-29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesin olup, ilk derece mahkemesi hüküm tarihi itibariyle kesinlik sınırı 5.390,00-TL'ye çıkartılmıştır. Görülmekte olan davada, davacılar zorunlu dava arkadaşı değil, ihtiyari dava arkadaşı konumunda bulunduklarından kesinlik sınırı her bir davacı için ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu durumda davacı ... lehine hüküm altına alınan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin karar, istinaf edenin sıfatına göre miktar itibariyle (-davacı yönünden davalı aleyhine hüküm altına alınan ve davalının istinaf başvurusuna konu alacak miktarı 4.961,65 TL dir-) kesin nitelikte olduğundan, yasa yolu kapalı bulunmaktadır. HMK.m.346/1 hükmü uyarınca, miktar itibariyle ret kararının mahkemesince verilmesi gerekli ise de; temyiz merciine de aynı yetkinin tanındığı 01/06/1990 gün ve 1989/03-1990/04 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı da gözetilmek suretiyle, davacı ... yararına hüküm altına alınan maddi tazminatlara ilişkin hüküm bölümüne yönelik davalı sigorta şirketi vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun kararın kesin olması nedeniyle  reddine  karar verilmesi gerekmiştir. 2-Davalı sigorta şirketinin diğer davacılar hakkında verilen karara yönelik istinaf itirazlarına gelince; Yerleşmiş yargısal uygulamalarla getirilen kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine çok uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun  96/1. maddesinde  \"zarar  görenlerin  tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur\" düzenlemesine; aynı maddenin 2. fıkrasında ise \"başka tazminat taleplerinin bulunduğunu bilmeksizin zarar görenlerin birine veya birkaçına kendilerine düşecek olandan daha fazla ödemede bulunan iyiniyetli sigortacı, yaptığı ödeme çerçevesinde, diğer zarar görenlere karşı da borcundan kurtulmuş sayılır\" düzenlemesine yer verilmiştir. KTK'nın anılan maddesindeki hükme göre, garameten ödeme ilkesi; bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını ifade etmektedir. Burada amaç, zarar görenlerin birden fazla olması halinde, sigortacının poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağı da dikkate alınarak, zarar görenler arasında eşitliği sağlayıcı ve poliçe limitini de aşmayacak şekilde eşit paylaştırmanın sağlanmasıdır. Somut olayda, müteveffanın eş ve çocukları tarafından dava açılmış ise de, ölüm tarihinde müteveffanın babasının hayatta olduğu ve halen daha hayatta bulunduğu, buna karşılık annesinin kazadan çok önce ölmüş bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmakta olup, kaza tarihinde poliçe limitinin 175.000,00-TL olduğu da sabittir. Hal böyle olunca; müteveffanın annesi ölüm tarihinde hayatta olmadığı için pay hesabına dahil edilmesi mümkün olmayıp, dava dışı babaya ayrılması gereken paya anneye ait olmayan bir payın eklenmesi de olanaklı değildir. Bundan ayrı, destek tazminatı talep hakkı bulunanların, bakiye yaşam süresinin belirlenmesininde de ölüm olayı kaza tarihinde meydana gelmiş ise kaza tarihinin, ölüm olayı daha sonra meydana gelmiş ise ölüm tarihinin esas alınması gerektiği konusunda da herhangi bir duraksama mevcut değildir. Somut olayda hak sahibi bulunan tümünün halen hayatta olduğu da belirgindir. Bu durumda dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde; istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenleri göre usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle 07/02/2020 teslim tarihli aktüer bilirkişi raporundaki müteveffa gelirinin nasıl paylaştırılması gerektiğine ilişkin belirlemelerin ve diğer hesap yönteminin dosyaya oluşa ve yerleşmiş uygulamalara uygun, denetimin elverir gerekçeler içermesi ve  bilirkişi raporunda dava dışı babanın duruma da gözetilerek gerekli garameten paylaşımında yapılmış bulunması karşısında hükme esas alınmış olmasında da herhangi bir yanılgı tespit edilememesine göre; davalı vekilinin yerinde olmadığına sonucuna varılan istinaf itirazlarının esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Bilgileri karar başlığında yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun; yukarıda 1 nolu maddede açıklanan nedenlerle HMK'nın 346/1 ve 352.madde hükümleri uyarınca usulden reddine, 2 nolu maddede açıklanan nedenlerle HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine, 2/İstinaf eden davalıdan  alınması gereken 10.667,10-TL harçtan peşin yatırılan 2.751,51-TL harcın düşümü ile bakiye 7.915,59-TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan  tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4df5b86f05c4fd71","SID":"740be1b07f92b288"}}