{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1950 Esas<br>KARAR NO\t: 2023/1594<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/02/2019<br>NUMARASI\t: 2018/93 E. - 2019/77 K.<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tesbiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...Tic. A. Ş. ve ... A.Ş. ile davalı arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında davalı yazar ... meydana getireceği eserler üzerindeki  mali haklar bu şirketlere ait iken şirketlere TMSF tarafından el konulduğunu, bu şirketlere bağlı tüm mecraların davacı şirket tarafından  arşivleri ile birtikte satın alındığını, Davalıların, mali ve manevi hakları kullanım yetkisi davacıya  ait olan dava konusu eseri, izinsiz kullanmak ve yayınlamak suretiyle telif hakkına tecavüz ve haksız rekabet yaratıldığını, bu nedenle Davalıların, davaya konu ... Gazetesinde ve sahibi olduğu İnternet sitesi de dahil olmak üzere, sair gazete ve benzeri yazılı ya da görsel basın unsurları üzerinde, davalı ...'in  şirkette çalışmış  olduğu süreçte yazmış olduğu yazılar ile davacıya ait diğer eserleri sözleşme kapsamında sayılacak şekilde kullanmasının ve yayınlamasının önlenmesine, kaldırılmasına, www.....com.tr internet sitesinde halen yayında olan dava konusu yazının içeriğinin yayından kaldırılmasına, telif ve haksız rekabet eylemlerinin önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, Fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000-TL maddi tazminatın, FSEK Madde 70/3 uyarınca temin edilen karın davacıya ödenmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava ettikleri anlaşılmıştır.  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığını, davalı yazarın 14 yıl önce dava dışı gazete ile bir sözleşme imzaladığını, bu sözleşme kapsamında, yıllar önce  yazılan  bir yazı sebebiyle, sözleşmenin tarafı olmayan bir şirket tarafından sorumlu tutulmaya çalışıldığını, TMSF ve davacı arasında yapılan sözleşmede, hak ve yükümlülüklerin devrine ilişkin bir hüküm bulunsa da, davalı ile  Merkez Gazete arasında yapılan sözleşmede, gazetenin devri sonrası hak ve yükümlülüklerin devam edeceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından davacının huzurdaki davayı açma hakkı bulunmadığını, basın sektörü gibi, el değiştirdikçe yayın politikasının da değiştiği bir sektörde, hak ve yükümlülüklerin, şirketin devri sonrası da devam ettiği halde, gazeteciler istemedikleri durumlarla ve hak ihlalleriyle karşılaşabileceklerinden,  sözleşmelerinde böyle bir düzenlemeye yer vermediklerini, dolayısıyla sözleşmenin davalı ... yönünden bağlayıcılığı bulunmadığını, kaldiki köşe yazısının, başlı başına davalı ...’in zihninin ürünü ve kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olarak yalnızca...’e ait olduğunu, dolayısıyla esasa girilmeden davanın usul yönünden reddi gerektiğini, esas yönünden de davalının  2006 yılında ... Gazetesi’nde yazdığı yazıda, ücretsiz hasta baktığı için haklarında dava açılan doktorları kaleme aldığını ve  herkesin ücretsiz sağlık hizmetinden yararlanabilme hakkına değinerek, bu konuyu eleştirdiğini, yazının ücretsiz sağlık hizmeti verilmesi ve bunun sonucunda doktorlar hakkında dava açılması hakkında olduğunu, 2018 yılında ...Gazetesi’nde yazdığı yazıda ise, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü seçimlerinde, Türkiye Tabipler Birliği Başkanı’nın en yüksek oyu olmasına karşın rektör seçilmemesini, alanında uzman olmayan kişilerin belirli görevlerde bulunmasını eleştirdiğini,her iki köşe yazısında da o döneme ait güncelliği bulunan bir konunun kaleme alındığını ve onu eleştirildiğini,  konunun içeriği ve köşe yazısının ana fikri tamamen farklı olduğunu, köşe yazıların FSEK kapsamında aynı eser olduğunun  iddia edilemeyeceğini, davacının iddiasındaki  benzerlik içerdiği iddia edilen cümlelerin , genel geçer, alenileşmiş, herhangi bir fikir ürünü olmayan, ortalama zeka düzeyine sahip her vatandaş tarafından kurulabilecek cümlelerden olduğunu,Türk basınında doktorlarla ilgili herhangi bir köşe yazısında da bu ve benzeri cümlelerin sıkça kullanıldığını, bir köşe yazısına sahip olduğu değeri veren şeyin, yazarın kendine ait güncel siyasi konu ile ilgili yorumu, eleştirisi olduğunu, Hatta yazarının kim olduğunu bilmeden, sadece yazı okunarak yazarını tahmin etme imkanı veren bir durumun köşe yazarlığı için söz konusu olduğunu, davanın reddi gerektiğini beyan etmişlerdir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... davalı yazar tarafından doktorlarla ilgili yazılar da sıkça kulanılan  ifadeler  üzerinde yani toplumdaki ortak kullanılan ifadeler , cümleler üzerinde telif hakkı ihlalinden söz edilemeyecektir. Öte yandan bir köşe yazısına sahip olduğu değeri veren ön önemli husus yazarın kendine ait güncel siyasi konu ile ilgili yorum ve  eleştirisidir. Hatta yazarı takip eden okurlar, yazarın  kim olduğunu bilmeden, sadece yazı okunarak yazarın uslubundan, hayata bakış açısından savunduğu ilke, görüş ve hayat felsefesinden dahi yazarı tahmin edebilmektedir. Dolayısıyla  yazarın çok farklı konularda yeni yazılarında aynı uslubu ve topluma mal olmuş cümleleri kullanması kadar doğal bir durum olamaz.Aksinin düşünülmesi yazarın uslubünü değiştirmeye zorlanması anlamına gelmektedir.  Davacı ise  benzerlik içeren cümleler sebebiyle, telif haklarının ihlal edildiğini ve haksız rekabet teşkil eden eylem sebebiyle  maddi zararı oluştuğunu iddia etmektedir. Ancak hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu ile köşe yazılarının içerikleri ve içinde kullanılan genel ifadeler dikkate alındığında subut bulmayan davanın esastan reddine\" şekilde karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -... ile 01.10.2004 tarihli ve 07.04.2006 tarihli İşçi-İşveren Sözleşmeleri ile davalı yazarın meydana getirdiği tüm eserler üzerindeki hakların işveren olarak Müvekkiline geçtiğini ve bununla da yetinmeyerek meydana getirilen eserlerin başka yerde yayınlanmayacağı taahhüdünün de alındığını, Müvekkilinin söz konusu yazı sebebi ile sözleşmesel hakkı kapsamında davalılardan ...’e bedel ödediğini ve söz konusu yazının mali haklarını ve manevi haklarının kullanılma yetkisine sahip olduğunu,  söz konusu yazının müvekkil’den izin alınmaksızın ve bedel ödenmeksizin kullanılmasının haksız kazanç sağlanmasına, müvekkili şirket’in eser üzerindeki mali haklarını ihlale ve mağduriyetine sebep olduğunu, davalı şirket’in söz konusu kullanımının müvekkilinin telif haklarını ağır surette ihlal ettiğini ve müvekkili aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı ...’in ise müvekkili ile arasında akdedilen iş sözleşmesi ve eser sözleşmesi uyarınca müvekkilinin söz konusu eser üzerindeki mali hakları ve manevi hakların kullanılma yetkisini alenen ihlal ettiğini,  -Dava konusu yazıların içeriğinin, telif hakkına sebebiyet verecek şekilde aynı olduğunu, Davalı mecralarında yayınlanan yazıda benzer ifadeler değil, birebir aynı cümleler kullanıldığını,  başlangıç bölümlerinin hem şekli olarak, hem içerik olarak hem de ana fikir olarak tamamen aynı olduğunu, bilirkişi raporunda tamamen aynı olan cümlelerin \"sıradan yazarlar tarafından bile kullanılabileceği, doktorlara ilişkin sıradan özdeyişlerden ibaret olduğu\" şeklindeki tespitin tamamen hatalı olduğunu, yazıların 1. paragrafından 25. paragrafına kadar olan kısmın aynı cümlelerden oluştuğunu, -Yazıda toplumda ortak kullanılan ifadeler ya da özdeyişlerin yer almadığını,-Yazarın 'uslubü' ile müvekkili mecrada yayınlanan yazı ile 'birebir aynı cümlelerin yer alması' arasında bağlantı bulunmadığını, yazarın; 12 yıl arayla kaleme aldığı söz konusu yazıların, 25 paragraf boyunca tesadüfen birebir aynı cümleler ile kaleme alıyor olmasının imkanı olmadığını, yazılarda yer alan ifadelerin benzer ifadeler değil, tamamen birebir aynı ifadeler olduğunu, kopyala yapıştır mantığı ile hareket edildiğini, her iki eserin de \"benzer olmadığı\", \"bazı bölümlerin örtüştüğü ancak örtüşen bölümlerin eser vasfı veren kısımlar olmadığı\", \"her iki eserde de konunun farklı olduğu\" şeklindeki bilirkişi raporunda yer alan hatalı tespitlere dayanılarak verilen kararın uygun olmadığını, her iki eserin konusunun çok farklı olduğunun tespiti için okuyucunun öncelikle 25. paragrafa kadar okuması ve 25. paragraftan sonra okumaya devam etmeye karar vermesi gerektiğini, söz konusu yazının müvekkil’den izin alınmaksızın ve bedel ödenmeksizin kullanılması haksız kazanç sağlanmasına, müvekkil şirketin eser üzerindeki mali haklarını ihlale ve mağduriyetine sebep olduğunu, -ihtiyat-i tedbir taleplerinin davanın hiçbir aşamasında değerlendirilmediğini ve bu konuda bir karar verilmediğini, davalı şirketin internet sitesinden Müvekkiline ait olan yazının kaldırılmasına ve davalı ...’in müvekkili şirkette çalıştığı süreçte yazmış olduğu yazılarını kullanmasının yasaklanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, Davalı şirket’in söz konusu kullanımının müvekkilinin telif haklarını ağır surette ihlal ettiği ve müvekkili aleyhine haksız rekabet teşkil ettiği, davalı ...’in ise müvekkili ile arasında akdedilen iş sözleşmesi ve eser sözleşmesi uyarınca müvekkilinin söz konusu eser üzerindeki mali hakları ve manevi hakların kullanılma yetkisini alenen ihlal ettiğinin sabit olması nedeniyle davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; söz konusu yazıların tamamen birbirinden bağımsız yazılar olduğunu, ancak müvekkilinin benzer olarak, dile yerleşmiş, deyim şeklinde ifadeler kullandığını, davanın kabulü durumunda bu deyimlerin müvekkili dahil hiçbir köşe yazarı ve vatandaş tarafından kullanılmaması gerekeceğini, istinaf incelemesinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı vekili, davacı yana ait köşe yazıları ve eser niteliğindeki benzer içeriklerin, davalı yanca izinsiz olarak www....com.tr alan adlı internet sitesinde ve sair basın mecralarında umuma iletilmesi ve yeniden yayınlanması sebebiyle oluşan tecavüzün refi meni ve telif ve haksız rekabet eylemlerinin önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000-TL maddi tazminatın,FSEK Madde 70/3 uyarınca temin edilen karın davacıya ödenmesini talep etmiş, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı Şirket, davalının sahibi olduğu ... Gazetesi'nde ve internet sitesinde,  davalı ... tarafından kaleme alınan 15 Mart 2006 tarihinde “...” başlığı ile yayınlanan ... Gazetesi’nde yazdığı yazının, 1 Şubat 2018 tarihinde \"TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ\" başlığı altında yayınlanan yazı ile aynı olduğunu ileri sürmüştür. Dosya arasında bulunan bilirkişi raporunda,  Dava konusu uyuşmazlıktaki köşe yazılarının yazarın kişisel görüşlerini, üslubunu taşıması, belli bir sistem ve anlam ve mantık bütünlüğü ile belli bir olayı gazetecilik bakış açısıyla biçimlendirmesi nedeniyle FSEK m.2 çerçevesinde dil ve yazı ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olduğunu, Tasaruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen Merkez Medya bünyesindeki Sabah gazetesi ile ilgili olarak davacı ile TMSF arasında yapılan 24.4.2008 tarihli devir sözleşmesinin 8.3. maddesinde arşivde bulunan eserler ile ilgili olarak FSEK hükümlerinin uygulanacağı şeklindeki hüküm ile davalı yazarın imzaladığı sözleşmeler ve FSEK 18 hükmü birlikte değerlendirildiğinde davaya konu 15 Mart 2006 tarihli Doktor başlıklı köşe yazısının mali hak sahibinin davacı şirket olduğu ve bu nedenle aktif dava ehliyetinin bulunduğu, her iki yazının ilk bölümü karşılaştırıldığında, yazı olduğu gibi alıntılanmadığı, konusu doktor olan davaya konu bir yazıda sıradan yazarların bile bu sözcükleri kullanabileceğini hele halkın dilini çok iyi kullahıp işleyen ve önceden de bu konuda yazı yazmış bir köşe yazarının ikinci ve üçüncü defa ayın konuları işlerken benzer ifadeleri kullanabileceği, örtüşen bölümlerin her iki köşe yazısına eser vasfı veren kışımları da olmadığı, günlük olarak sıkça dile getirilen doktorlara ilişkin özdeyişler olduğu, yazı başlıklarının farklı olması, davaya konu benzer sözcüklerin ve söz gruplarının kalıplaşmış olup herkes tarafından benimsenip kullanılıyor olması, kullanılan benzer/aynı sözcüklerin aynı yazarın başkaca yazılarında çıkmış olmasının doğal olması, önceki yazısından hafızasında kalan izlerin/sözcüklerin daha sonraki yazılarında kullanmasının doğal olması, her iki yazının da içeriğinin çok farklı olması nedeniyle tecavüz oluşmadığı görüşü belirtilmiştir.5846 sayılı FSEK 8/1 maddesinde, bir eserin sahibi onu meydana getiren kişidir, hükmü düzenlenmiştir.5846 sayılı FSEK 48/1 maddesinde; eser sahibinden veya mirasçılarından mali hakkın devralınması, \"asli iktisap\" olarak adlandırılmıştır.5846 sayılı FSEK 48/2 maddesinde ise; mali hakların kullanma yetkisinin başkasına bırakılması yani Ruhsat-Lisans verme düzenlenmiştir.5846 sayılı FSEK 49/1 maddesinde; \"Eser sahibi veya mirasçılarından mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap etmiş olan bir kimse, ancak bunların yazılı muvaffakatı ile bu hakkı veya kullanma ruhsatını diğer birine devredebilir.\" hükmü düzenlenmiştir. Davalı ile dava dışı ... Şirketi ile arasında yapılan 01/05/2005 tarihli \"Eser Sahipliğinden Doğan Hakların Devir ve Tahhütü ve Devrine ilişkin Çerçeve Sözleşmesi\" II-4 maddesinde; \"ESER SAHİBİNİN eserler üzerinde sahip olduğu ve işbu sözleşme ile şirkete kullanma yetkisi verdiği işleme, çoğaltma, yayma, temsil, işaret ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim, pay ve takip hakkı (kısaca) \"mali haklar\" umuma arz yetkisi ve eserde değişiklik yapılması, manevi haklar olarak anılacaktır. Sözleşmenin III. Maddesinde; \"İşbu sözleşme ESER SAHİBİNİN \"eserler üzerindeki manevi ve mali hakların kullanılma yetkisini, \"süre, yer, sayı, ve muhteva ile sınırlı olmaksızın ŞİRKETE devrini taahhüt etmesine ve alenileşen eserleri yönünden de devrine ilişkindir\" hükmü düzenlenmiştir.Davalı ile ... Gazetesi arasındaki Ruhsat Devrinde, sözleşmenin 4. Maddesinde mali hakların kullanma yetkisinin devredildiği, sözleşmenin 6. Maddesinde ise, eser sahibinin bu haklardan sadece başka yayınlarda yayımlatma hakkının sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Davalı ile daha önce çalıştığı dava dışı ... Şirketi ile arasında yapılan 2004-2005 ve 2006 yıllarına ait sözleşmelerle, uzmanlık alanı ile ilgili makale yazmayı kabul ettiği, makalelerinin kullanılma yetkisini devrettiği anlaşılmaktadır.  Tasaruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen Merkez Medya bünyesindeki ... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün, 21/08/2008 tarihinde ihale ile davacı şirkete devredildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça, ihale ile TMSF'den devralınan, Merkez Medya bünyesindeki gazetede yayınlanan eserlerin mali hak sahibi olduğu ve davalı tarafça daha önce ...Gazetesinde yayınlanan köşe yazısının davalı tarafça değiştirilerek ... Gazetesinde ve internet sitesinde yayınlanmasının eserden kaynaklanan mali haklarını ihlal ettiği ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince intihal bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de;  5846 sayılı FSEK 49/1 maddesinde; \"Eser sahibi veya mirasçılarından mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap etmiş olan bir kimse, ancak bunların yazılı muvaffakatı ile bu hakkı veya kullanma ruhsatını diğer birine devredebilir.\" hükmü düzenlenmekle, mali hakları kullanma yetkisine sahip olan  ... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün sözleşmede mali hak devir yetkisinin bulunmadığı gibi, FSEK 8/1 maddesi gereğince eser sahibi olan davalı ...'den de devir yönünden yazılı muvafakat alınmadığından, gazetenin ihale ile devralınmasının tüm mali hakların otomatik olarak davalıya devrini gerektirmeyeceğinden, davacının mali hak sahibi bulunmadığından davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, intihal olmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, resen gözetilen sebeplerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, düzeltilmiş gerekçe ile, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/02/2019 tarih, 2018/93 E., 2019/77 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından HMK 114. Ve HMK 115. Madde gereğince dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu  ile 215,45 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 35,90 peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 204,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.281‬,00 TL'nin, davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre tecavüzün meni, refi talebi yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, <br>4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(2).  maddesine göre maddi tazminat talebi yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 103,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 251,60 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/12/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"22561a75375c26db","SID":"e6cb40bdeaa33f96"}}